19 Ağustos 2018, Pazar

Beşiktaş'ın İlk ve Tek Haber Sitesi

Teslimiyet kurtuluş olamaz

İlan edilmemiş bir Türk-Amerikan savaşı yaşıyoruz. ABD son olarak iki bakanımıza yönelik yaptırım kararı aldı ama İran’a yönelik ambargoya katılmadığımız takdirde bu tür yaptırımları genişleteceğini de açıkladı. Amerikan Kongresi de projesine yatırım yaptığımız F-35’lerin teslimatını durdurabilecek ve Türkiye’nin ulaşabileceği kredileri engelleyebilecek kararları almış bulunmaktadır. Dolayısıyla, ABD’nin ülkemizi Suriye, Kıbrıs ve Doğu Akdeniz üzerinden olduğu kadar ekonomik olarak da kıskaca alma faaliyetleri giderek yoğunlaşmaktadır.

Bu gelişmelere rağmen ABD ile yaşananların hala tiyatro olduğunu düşünenler var. Erdoğan düşmanlığı nedeniyle budalaca bir körlüğe düşüp bundan kurtulamayan zavallıları Allah ıslah etsin. Ancak genel bir uyanış açısından bugün düne nazaran çok daha sevindirici bir noktadayız. Türkiye, iktidarı ve HDP hariç bütün muhalefeti ile birlik içinde ABD’ye tepki göstermiş, toplumun tüm kesimleri iktidarın arkasına geçmiştir.  

Gerçi Dışişleri Bakanı Mevlut Çavuşoğlu ile Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak’ın kafa karıştıran açıklamaları olmuşsa da bunlar gerçeği değiştirmiyor. Gerçek; 1945 yılından bu yana içimize yerleşerek iktidarları yönlendiren ve onu devirebilen ABD’nin artık Türkiye’de istediği gibi at oynatamadığıdır. Ancak bu da onu günden güne hırçınlaştırmakta ve daha tehlikeli bir hale getirmektedir.

Fakat dünya konjonktürü şimdiye kadar hiç olmadığı kadar bizden yanadır. Rusya, Çin ve İran ile ilişkilerimiz giderek güçlenmektedir. ABD’ye taviz vererek ondan kurtulma şansı ise hiç yoktur. Bakanların kamuoyu önünde yaptığı açıklamaların ortalığı sakinleştirmek adına yapıldığı bellidir. Çünkü bu ilişkilerde elle tutulur bir ilerleme sağlanamadığı ve sağlanmasının da mümkün olmadığını çok açıktır. ABD, 105’lik ağır topların, tankların ve uçaksavar sistemlerinin de bulunduğu 5000 TIR silah ve malzemeyi PKK/YPG’ye verip ona ‘’kara ordum’’ diyerek tercihini çoktan yapmış, niyetini belli etmiştir. Bundan sonraki diyalog atakları belli ki zaman kazanmak ve Türkiye’yi gittiği yoldan çevirerek kendi hedeflerine ulaşmak içindir. 

Ancak Asya merkezli yeni bir dünya kuruluyor ve Türkiye bekasını sürdürebilmek adına yavaş yavaş bu dünyadaki yerini alıyor. Bu bir tercih değil zorunluluk. Ancak bu süreçte karşımızda duran bir de gerçek var: Suriye Devleti yıkılmayacaktır ve onunla doğrudan temas kurmak kaçınılmazdır. Komşumuza bir an önce elimizi uzatırsak hem işimiz kolaylaşacak hem de bu savaşta başarısız olma ihtimalimiz sıfırlanacaktır. Üstelik bu adım Türkiye’nin atabileceği en kolay ama getirisi en yüksek, en rasyonel adım olacaktır.

Yazarın Diğer Yazıları

Makale Yorumları

Makaleye Ait Yorum Bulunmamaktadır.

Yorum Yazın

CAPTCHA security code
Yorum Gönder

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Site en altı FİRMA REHBERİ 975-90
yukarı çık