BEŞİKTAŞ

23 Mayıs 2019, Perşembe

Beşiktaş Medya Grup / Beşiktaş Gazetesi / Beşiktaş Radyosu

Biraz daha beklersek…

ABD Suriye’den çekileceğiz söylemi ile Türkiye’yi oyalayarak zaman kazanmaya ve harekete geçme irademizi sulandırmaya çalıştı. Emperyal devletler, üzerinde yıllarca çalıştıkları büyük projelerden kolayca vazgeçmezler. ABD Başkan Yardımcısı Pence de ülkesinin Suriye’den çekilme durumunun taktik bir değişiklik olduğunu ve buradaki stratejilerinin değişmediğini açıklamıştı ve bu aslında oyun kurucu Pentagon’un sesiydi.

Batılı olmak demek her an ve her dakika güç analizleri yaparak, neyi ne için ve nereye kadar bastırabileceğinin hesabı içinde olmaktır. Türkiye, Suriye topraklarında kendisini tehdit eden kukla devlet yapılanmasına izin vermeyeceğini dünyaya defaatle deklare etti ama müdahalede gecikerek bazı avantajlarını da kaybetti. ABD ise bu durumdan yararlanarak ilk başta ‘’çekileceğiz’’ derken, şimdi ‘’bir miktar askerimiz kalacak’’ noktasına geldi ve son gelen haberler de Tampon bölgeye Türkiye yerine NATO’nun yerleşmesinin planlandığı yönünde! Ama NATO’nun konumlanması PYD/PKK yapılanmasının orada devletçik olması demek.

Sorunu yaratanlardan yarattıkları sorunu çözmelerini bekleme sabrı giderek elimizi kolumuzu bağlamaktadır. Ama biz beklerken o topraklar NATO veya BM Barış Gücü tarafından işgal edilirse, Sayın Bahçeli’nin ifade ettiği gibi bugüne kadar yaptıklarımızın üzeri bir kalemde çizilecektir. Astana ortaklarımızla yeniden bir durum değerlendirmesi yaparak harekete geçmek gerekmektedir.

MERKEZİN HAMLESİ BİZE NE ANLATTI?

TCMB geçen ay zorunlu karşılık oranlarını bir miktar indirdi. Merkez bu genişlemeci hamleyi bankalara ve dolayısıyla nakit sıkıntısından kuruyan piyasalara likidite sağlamak için yaptı. Ancak ekonomideki bozulmanın en başında, reel sektör yerine finansal piyasaların arkasına mevzilenmenin ne kadar yanlış olduğu da bu şekilde bir kez daha ortaya çıktı. Kredi mekanizması yükselen faizler sebebiyle aniden durmasaydı, bugün çok daha olumlu bir tablo görmek mümkün olurdu. Enflasyon yine yükselirdi ama çalışan, dar gelirli ve emekli kesimi enflasyona ezdirmemenin maliyeti, aldığı hesapsız riskler yüzünden batması gerekenleri kurtarmak için dağıtılan kaynakların maliyetinden az olurdu. Tüketici güveni azalmaz, çarklar da bu denli yavaşlamazdı.

Ancak bu son hamleye bakarak Merkez Bankası’nın bu ayki toplantıda faizlerde az da olsa bir indirime gideceğini düşünmek bence hatalı olur. Kritik olarak nitelendirilen bir seçim öncesinde finansal göstergelerin bozulma riskini almayı kimse istemez.

Yaşanan ekonomik daralmaya neoliberal gözlükle bakarsanız, çözüm önceliğini de doğal olarak finansal piyasalarda görürsünüz. Halbuki öncelik her zaman tarımı ve sanayisiyle üretimde olmalıdır. Üretimin önünü tıkayan, yavaşlatan engelleri kaldırmak olmalıdır. Ama en başta yanlış kulvara girince, serbest piyasa kuralları hilafına yapılan bu gibi taktik hamleler istenilen sonucu vermeye yetmez. Çünkü riskler belirginleşmiş, insanlar ayağını yorganına göre uzatmanın gerekliliğini anlamıştır. Ekonomideki toparlanmanın uzamasının nedeni, çıkarları gereği değişen şartları görmek istemeyen baskın bir kesimin etkisiyle işin başında yapılan bu yanlış tercih olacaktır.

Yazarın Diğer Yazıları

Makale Yorumları

Makaleye Ait Yorum Bulunmamaktadır.

Yorum Yazın

CAPTCHA security code
Yorum Gönder

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

yukarı çık