Reklamı Geç
5 saniye kaldı
SANİYELİ REKLAM SOSYAL MEDYA TAKİP ET
QR KODU site sol kule
sağ dik reklam tweter takip et
bmg başlık üstü yayınlar 1000

02 Mart 2024, Cumartesi

Uluslararası Basın Yayın Platformu - Dünyanın her yerinde

Spor yazarları Beşiktaş'ı değerlendirdi!

Spor yazarları Beşiktaş'ı değerlendirdi!

Spor yazarları Beşiktaş'taki son gelişmeleri değerlendirdi. İşte sizler için derlediklerimiz:

Serdar Sarıdağ, "Bu çok başka bir şeydi" (SKORER)

"Beşiktaş'ı ve emeği geçen herkesi kutluyorum. Tüm dünyanın takip ettiği bir olay oldu. Uluslararası basında da paylaşıldı. Dünya futbol tarihinde çok az görülebilecek bir tribün performansı gördük. Çok maça gittim, neler gördük ama bu çok başka bir şeydi...

Bu işin içinde çocuklar varsa çok daha anlamlı hale geliyor. Tribünde depremle ilgili slogan atıldığında herkesin gözleri doluyor. Bu nedenle acılar ne olursa olsun ciddi kenetlenmeler getiriyor bu topraklarda.

Oyuna bakacak olursak transfersiz Beşiktaş'ı seyrettik. Beşiktaş'ın rakibi Antalyaspor da transfersiz şekilde sahaya çıktı. Beşiktaş kazanır, kaybeder veya berabere kalabilir ama oyun olarak bu kadar kötü performans sergilememeli.

Kadrodaki isimler kötü değil. Bazıları bu maç bitse de eve gitsem şeklinde oynadı. Şenol hocanın da geldiği günden beri dokunuşları oldu. Mert Günok ve Cenk Tosun, hocanın doğru tercihleri arasında yer alıyor ama eleştiri oklarının hocaya döndüğü dönemdeyiz.

Hocanın bundan sonraki maçlarda yeni transferlerle ne oynatacağını görmemiz lazım. Gerçekten değiştirebildi mi Beşiktaş'ı bunu göreceğiz. Bunu bekliyoruz.

Muleka, kumaşı iyi bir oyuncu. Şenol hoca yeni transferleri oynattığında o zaman bakacağım Muleka'ya... Muleka'nın yerini doldurman lazım. Sayısal olarak 3 santrfor olması lazım. Takım kötü oynuyor. Orada günah keçisi Muleka olmaz.

Pjanic için de kötü diyorlardı ama takım kötüydü. Galatasaray'a baktığın zaman herkes iyi görünüyor çünkü takım iyi. Rosier, Sergen Yalçın dönemindeki Rosier mi? Beşiktaş'ın yeniden takım olması gerekiyor.

Dünkü maçtan önce Ghezzal'ın son dakika sakatlığı sonrası Dele Alli oynadı. Böyle bir oyuncunun olmaması da olumsuz etkiledi Beşiktaş'ı."

Beşiktaş bu sene Dele Alli'ye verdiği şansı Pascal Nouma'ya verse 4-5 golü vardı. Bu kadar durum vahim. Kafada bitirmiş ama kafada futbolu bıraktığının farkında değil. Dele Alli'nin daha önce tercih edilme sebebi de Ghezzal'ın olmayışıydı.

Semih mecburiyetten oynadı. Genç oyuncuları oynatma cesareti gerekiyor. Hiç kimse Sergen Yalçın kadar cesaretli olamadı. Genç oyuncu oynatmak şampiyonluk yarışı için belki risk taşıyabilir ama iyi kadronun içinde çok yararlı olabilir.

Hesap kitap belli. Beşiktaş 14 maçı kazanması lazım gibi bir durum var ortada. Galatasaray 8-9 maç kazansa zaten şampiyon olacak. Mümkün olabildiği kadar çok ciddi yüklenmesi gerekiyor Beşiktaş'ın... Üreten futbola geçilmesi gerekiyor.

Ghezzal'ın son sakatlığı kasığından. Maçtan önceki ısınmada oldu. Zorlama olduğu için kadrodan çıkarıldı. 2 hafta daha sakat olması demek Ghezzal'dan hiçbir katkı alınmayacak demek.

Galatasaray'ın teklif ettiği dönemde bir yönetici, "Bu kadar para vermeyelim. Her sene sakatlık riski daha da artacak. Bırakın gitsin" demiş o dönem. Bir sene gitti ve bir sonraki sezon bir yaş daha artacak. Geçmiş dönemdeki sakatlıkları şimdi çıkıyor."

Sinan Vardar, "Biz tribündekiler ve ekran başındakilerin gözyaşlarını tutamamasına ne yazılır bilemiyorum" (FOTOMAÇ)

"Maçın en güzel hareketi; mücadelenin 04:17 dakikasında Beşiktaşlı taraftarların sahayı oyuncak diyarına çevirmesiydi. O kadar güzel atmosferde sahadaki oyuncular, biz tribündekiler ve ekran başındakilerin gözyaşlarını tutamamasına ne yazılır bilemiyorum. Beşiktaş mücadeleye baskılı başladı ama bunu uzun süreye yayamadı. Siyah-Beyazlılar yürüyerek kazanmak istedi.

Çok eksikli Antalyaspor da Beşiktaş kalesine gitmeyi aklından geçirmeyince tadı tuzu olmayan, tek kale bir 90 dakika izledik. Ama Beşiktaş ne oynadı ben bir şey anlayamadım! Hele hele son dakikalarda şişirme topların dışında bir oyun planının olmaması üzüntü vericiydi. Beşiktaş'ın en iyisi harika bir kurtarış yapan kaleci Mert Günok'tu. Redmond da dün gayretiyle takımını ayakta tutmaya çalışırken yaklaşık 40 dakika forma giyen genç Semih de gösterdiği başarılı performansla kalitesini gösterdi.

Tribünleri tıklım tıklım dolduran Beşiktaşlı taraftarlar dün 90+13 dakikasının sonuna kadar takımlarını harika desteklerken başta Muleka olmak üzere bazı oyuncuları protesto etmeleri sabrın sonuna geldiklerini gösteriyordu. Antalyaspor kalecisi Ataberk genç ve yetenekli bir eldiven. Çok iyi bir maç çıkardı, kurtardığı penaltıyla da maça damga vurdu Ama maçın başından sonuna kadar vakit geçirmesine hiç de doğru değildi.

Düşme potasına girmek istemeyen Antalyaspor'a 1 puan ilaç gibi geldi. Hakemler aynı... Palabıyık, Bitigen... İsimler ayrı ama aslında her şeyleriyle aynılar... Bunlar sistemin adamı... Geçen sezon Nihat Özdemir başkanlığındaki TFF'nin hakem kurulu sistemin adamlarını temizlemişti. Ama yine kabus gibi yeniden ortaya çıktılar. Bitigen trafik polisi gibi Beşiktaş her atağa çıktığında düdüğünü gereksiz yere çalarak görevini iyi yaptı."

Cem Dizdar, "Sarılamaz yarayı sarabilme umudu..." (FANATİK)

"Sarılamaz yarayı sarabilme umuduyla herkes, her yerde bir şeyler yapmaya çalışıyor. Hayatta kalanların yarına tutunabilmesi için küçük küçük ışıklar yakılıyor. Dün akşam oyuncak yağdı tribünden dünyamıza. Yara sarmaz ama belki yalnız olmadıklarını hissettirebilir çocuklarımıza... Ancak daha mühimi, bu duyarlığı gelecek için toplumsal sorumluluğa evirebilmekte. Her alanda yurttaş denetimini yükseltecek uygulamaları hayata geçirme ısrarı bu duyarlığı gerçek anlamına ulaştıracaktır. Evet, insanlar elinden geleni yapmaya çalışıyor ama bu futbola yansıyor mu, konumuzla ilgili soru işareti tam da burada. İşleyiş, eski tas eski hamam! Transfer politika ve uygulamaları aynı... Olan bitene göz yummalar aynı... Peki sahadaki futbol? Ne yazık ki o da aynı! Onca insan tribüne yığılmış ama vasata dahi yaklaşamayan bir ilk yarı izliyorlar. Oysa yapılması gereken sadece maç kazanmak değil acılı, kaygılı, kederli insanlara gayret ve marifetle bezeli bir zaman dilimi sunmak! Ama nerede? Öylesine başlayan maç öylesine devam edip gitti.

Penaltıyı kurtarışı...

Beşiktaş Gedson Fernandes ile hücum eder gibi yaptı ama hücum edemedi. Antalya fırsat kolladı, bulamadı. Neredeyse futbol adına hiçbir şey olmadı. İyi olan yok muydu? İlk maçını oynayan Antalya kalecisi Ataberk Dadakdeniz’in (23) maçı süslemiş olmasıydı... Son dakikadaki penaltıyı kurtarışı ise zirvesi. Peki, Beşiktaş’ın bu mecalsiz oyununu yükseltmesi beklenen Rachid Ghezzal’ın ısınırken sakatlanması nasıl okunmalı?.. Şu soruyla olabilir belki; "Onca yatırım ne oldu?" Daha iyisini daha fazla paraya bulana kadar buharlaştı! Sorumlusu bulunabilir mi? Bu gidişe olur veren kim varsa, hepsi... Bu haliyle Beşiktaş yönetim, teknik ekip, futbolcularıyla daha çok slogan atar gibi duruyor!"

Sil baştan kurmak gerek!

"Beşiktaş’ta ortada bir değişim yok. Bu bağlamda da ortada ‘’normal’’ sayılabilecek bir durum da yok. Ülkede yıllardır yapılan yanlışların benzerini Beşiktaş’ta da görüyoruz, hepsi bu. Transferci yaklaşımlar yerine öğretici/yetiştirici süreçleri inşa etmedikçe bu ve benzeri durumlar da kaçınılmaz kabul ediliyor. Yani tipik, ‘’kaderci’’ yaklaşım. Sanılıyor ki, bir kulübü yönetmenin futbol denen bu oyunu oynamanın başka yolu. Bırakın gideceği konuşulan isimleri, örneğin Rachid Ghezzal ya da Josef de Souza’dan geleceğe dair ne tür fayda sağladı Beşiktaş? Sergen Yalçın dönemindeki şampiyonluk mu? Peki ya o sezon da dahil oluşan kayıplar? Hangisi daha büyük acaba? Beşiktaş da dahil bu ülkede bu oyunu hem takımlar hem de makro düzeyde sil baştan yeniden kurmak gerek. Anlayış, dil ve davranış değişikliğine taşıyacak politikalar oluşturulmaz ve biz bunlara sahip çıkmaz isek bunca yıldır tekrarlananların daha kötü kopyalarını izlemeye mahkum kalırız.

Fazlası mümkün değil denebilir

Şenol Güneş ve Beşiktaş’ın performansını değerlendirebilmek için ligin genel halini göz önüne almak gerek. Lig çok cılız. Haliyle bireysel performanslara dayalı oyunlarla alınan sonuçlar analizi yanlış verilerle yapmaya da neden oluyor. Güneş’in etkisinden çok takım kurgusu ve bu sezon yönetim tercihleri belirledi Beşiktaş’ın rotasını. Birkaç maça bakarak teknik adam değişikliğine gittiler ancak manzara umulduğu gibi değişmedi. Yine, yenebileceklerini yendiler ama belirgin bir oyun gücünden söz edilemez. ‘’Bu kadroyla bundan fazlası mümkün değil’’ denebilir belki lakin yine de bu bir türlü oynanamayan oyunu açıklamaya yetmez...

Avrupa’da başarı hayal...

Kulübün hedefi, elbette ligi bitirebileceği en üst sırada bitirmek. Bu hedef de üçüncülük gibi duruyor ki, bu zaten Beşiktaş için olağan bir seviye. Daha önemlisi gelecek sezonlar için her alandaki yapılanmaya odaklanıp gelecekteki beklentinin yolunu kısaltmak olmalı. Örneğin, ‘’Avrupa’da başarı’’ türü beklentiler doğru yapılanma olmadan ham hayali aşamaz...

Başarısız değiller ama...

Şu an ligin üçüncüsü durumundaki takımın yönetimine ‘’başarısız’’ denilemez fakat şu var ki, Beşiktaş geleceği belirlenmiş bir takım gibi de durmuyor. Oysa ki ‘’iyi yönetim’’, skordan ve ligdeki yerinden bağımsız olarak gelecek planı olan, buna uygun hareket eden tarzlar için kullanılan bir tanımdır. Yapamadıklarını bahane bulmaksızın öz eleştiriye tabi tutan yönetim tarzıyla karşı karşıya değiliz. Skor açısından ‘’başarısız’’ değil belki ama ‘’başarılı’’ da hiç değil Beşiktaş Yönetimi!.."

Bilal Meşe, "Yıkıldık ama ayağa kalkacağız, hep birlikte." (MİLLİYET)

"Binlerce canımızı kaybettik, hadi siz gelin de yeniden start alan maçlara konsantre olun! Üzülmek ne kelime kahrolduk, günlerdir gözümüze uyku girmiyor. Ülke olarak acımız çok büyük. Maçın 4. dakikasında sahaya çocuklar için atılan oyuncakları izledikçe gözyaşımı tutamadım, o sırada ‘bir başkadır benim memleketim’ şarkısı çalıyordu, tribünler, futbolcular adeta duygu patlaması yaşadılar, ben de onlara eşlik ettim. Yıkıldık ama ayağa kalkacağız, hep birlikte.
Ara transferde kadrosunu 4 oyuncu ile güçlendiren Beşiktaş’ta statü gereği yeniler tribüne çıktı. Kartal’ın en önemli kozlarından Ghezzal, açıklanan 11’de vardı, sonra ısınırken adalesinden sakatlandı!
Kartal maça arzulu, tempolu ve baskılı başladı, ne var ki her geçen dakika anlaşılmaz bir şekilde vites küçülttü! Diyeceksiniz ki pozisyonu yok muydu, elbette vardı, gelin görün ki sık sık ofsayta takılı kaldılar!
Aboubakar’ın yokluğunu Muleka’nın dolduramayacağını dün bir kez daha gördük, ya ayağı kaydı, ya da rakip savunmanın arasında kayboldu! Cenk Tosun gibi bir golcünün kanata çekilmesine de doğrusu pek anlam veremedim. Ha sıkışırsınız, alternatifiniz olmaz, çekersin kanata, gıkımız çıkmaz. Muleka mı, Cenk mi, sabaha kadar Cenk kardeşim!
Maç öncesinde tribüne çıkan oyuncuların mazeretleri vardı, açıklaması da... Peki, Nkoudou nerede? Ne tribünde ne yedek, ne de sakat olduğuna dair bir emare yok. Sanırım ‘aforoz’ yedi. Bence yanlış, çünkü Kartal’ın çilingiridir!
Konuk takım her ne kadar kabuğuna da çekilse, Beşiktaş’ın pas hatalarından kazandığı toplarla ofansa çıktı, nitekim ilk yarının en net pozisyonunu 30’da kaptan Veysel’le kazandı. Tecrübeli oyuncu yükseldi kafayı çaktı, doksana giden topu Mert müthiş çıkardı.

Şenol Güneş’in Semih ve Kerem gibi genç oyuncuları sahaya sürmesinden sonra Kartal, özellikle son yirmi dakikada baskı ve tempoyu artırdı. Gelin görün ki bu iki faktör öyle aman aman pozisyon üretimine yansıma yapmadı. Penaltı dışında Redmond ve Cenk Tosun’un pozisyonları var, kaleci Ataberk bunlara geçit vermedi.
Gelelim 90+7’de Cenk’in düşürülmesinden kazanılan penaltıya... Valla, bence tartışılır, gri bir pozisyon, demem o ki Cenk kaleciye takılıyor, ancak Ataberk’in bir teması söz konusu, sanırım hakem bunun için beyaz noktayı gösterdi. Cenk ligde ilk kez bir penaltıyı gole çeviremedi, ama kalecinin hakkını da yemeyelim. Evet, erteleme maçında sürekli savunmada kalan Antalya, istediğini alıp, evine dönerken, Beşiktaş zirve yarışında avantajını bol keseden harcamaya devam ediyor!"

Ali Ece, "Yaralar sarılmadan ne bahar gelir ne de yaz" (FANATİK)

"Zamanında ilk kim dediyse çok doğru demiş: Futbol, hayattaki önemsiz şeylerin en önemlisidir. Bu maç önce terör saldırısında hayatını kaybeden insanlarımıza saygı duyduğumuz için ertelenmişti. Maç oynanmasa da olurdu ama depremzede çocuklara yardım elini uzatmadan olmazdı. Maçı anlatan spiker kardeşimiz Özkan’ın altını çizdiği gibi yaralar sarılmadan ne bahar gelir ne de yaz. Bu çok saygıdeğer oyuncak organizasyonunu organize edenlerin astığı pankarttaki gibi: “Siz üşürken, biz de üşüyoruz. Birlikte iyileşeceğiz.” Deprem felaketi yaşanır yaşanmaz futbolcular da her şeyden önce bu ülkenin insanları oldukları için doğal olarak biz ülkenin diğer insanları kadar yaşanan acıdan etkilendiler. O yüzden herhangi bir oyuncuyu normal zamandaki, normal performansını sergileyemediği için ekstra eleştirmek hiç içimden gelmiyor. Sadece genç kaleci Ataberk’i ekstra tebrik ediyorum. Boffin’den sonra Leite de iyi bir kaleci takviyesi, arkasınının da yetenekli Ataberk ile sağlam olması Antalyaspor için büyük şans.

Yarı yarıya düştü!

Beşiktaş’ta zaten statü gereği yeni transferler forma giyemedi. Ghezzal’ın ısınırken sakatlanması ise her Ghezzal’sız Beşiktaş kadrosunda olduğu gibi Beşiktaş’ın gücünü yarı yarıya düşürdü. Bu maçtan geriye birçok Beşiktaşlı, sadece depremzede çocuklar için düzenlenen insanlık şampiyonu organizasyonu hatırlayacak. Onlarla aynı takımı tuttuğum için gurur duyuyorum. Bu tabii ki diğer takımları tutup depremzede kardeşlerimiz için çabalayan her insanla paylaştığım bir gurur: İyi ki varsınız, siz olmasaydınız futbol ne oynanmaya ne de izlenmeye değer olurdu."

Turgay Demir, "Duygu yüklüydüm, ben maçın havasına giremedim" (FOTOMAÇ)

"Deprem bölgesinde kaç çocuk izleyebildi bilmiyorum, keşke şu maç, o illerimizde şifresiz yayımlansaydı. Çocuklar o muhteşem görüntüleri izleseler çok daha güzel olurdu. Her neyse, yüreğine sağlık bu görüntüyü oluşturan herkesin; çocuklar geleceğimizdir..! Duygu yüklüydüm, ben maçın havasına giremedim, sanırım futbolcular da aynı şeyi yaşadılar.

Kötü bir maç oldu. Oyun çok geniş alana yayıldı, kimse, kimseye baskı uygulamadı, tesadüfler dışında gol beklemiyordum açıkçası. Bununla birlikte kaleciyi yatırdıktan sonra topu kucağına atmasını da Tosun Paşa'dan beklemiyordum. Canı sağ olsun. Penaltı demişken kaleci topa vurulmadan çizgiyi terk etti sanki, belki de yanılıyorumdur bilem ama VAR kontrolü neden yapılmadı ki!?

Beşiktaş'ta bugüne kadar pek beğenmediğimiz Redmond sahanın en iyisiydi, varın gerisini siz düşünün. Biraz da Sais ayakta durdu, sonradan giren Kerem, genç Semih de gayretliydi. Diğerleri benim gibiydi, maçın havasına bir türlü giremediler. Ghezzal'ı izleyecektim asıl niyetim buydu, o da nasip olmadı, ısınırken sakatlandı. Vardır bunda da bir hayır… Sonucu çok önemli değildi bu maçın, en azından benim açımdan. Yaralı yüreklere merhem olmak, "Siz orada üşürseniz, biz burada donarız" demek, yalnız olmadıklarını bir kez daha hatırlatmak çok güzeldi. Beşiktaş için bu sezon bana göre zaten bitmişti, şimdi daha fazla bitmiş olmadı! Karagümrük ve Gaziantep maçlarındaki kayıplarla havlu atılmıştı zaten. Artık yeni oyuncularla, yeni sezona hazırlanmak gerek. Bunu yaparken Semih gibi gençleri de unutmamak şart."

Fatih Doğan, "Tek yürek olacağız, birlikte mücadele edeceğiz." (SABAH)

"Asrın felaketini yaşadık, yaşıyoruz. 10 ilimiz neredeyse dağıldı, ülkemiz sarsıldı... Maddi manevi, sosyolojik psikolojik ağır travmalarımız var. Bu ağır yükü kaldırmanın da bir yolu var. Tek yürek olacağız, birlikte mücadele edeceğiz. Sen ben davasına girmeden devlet millet birlikteliğiyle ancak o zaman en az hasarla atlatabiliriz. Spor kulüpleri, futbol camiası ülkemin diğer güzel insanları gibi bu milli refleksi gösteren organizmalar. Acının rengi olmaz diyerek milli seferberliğe koştular, koşuyorlar.

Beşiktaş ve taraftarı da ilk günden beri verdiği desteği dün de Antalya maçında gösterdi. Binlerce pelüş oyuncak "Çocuklar Hep Gülsün" diyerek maçın 4.17'nci dakikasında sahaya atıldı. Depremzede çocuklara gidecek oyuncakların içinde bir ulusun sevgisi, şefkati var. Geleceğimiz çocuklar için önemli bir hediye ve toplum için önemli bir farkındalık. Bu acıları aşmanın yolu cenaze evinde huzursuzluk çıkarmak değil yaraların sarılması sürecinde yakışanı yapmaktır.

Bu duygusal ortamda futbol konuşmak da zor. Ama normalleşme süreci için gerekli. Beşiktaş da Antalyaspor da ciddi eksiklerle çıktı. Ghezzal'ın ısınırken sakatlanması Beşiktaş'ın sinirlerini iyice gerdi. Muleka, Dele Alli, Redmond, Umut gibi kendilerini gösterme fırsatı bulan oyuncuların kendi vasat performanslarını aşamadıkları görüldü. VAR'ın ince işçilikle Tayyip Talha'nın golünü iptal edip, kaptan Cenk'in de kendi kazandırdığı penaltıyı kaçırması maçın kaderini yansıtan anlardı."

Ergin Aslan, "Avrupa kupalarına katılmamayı kaldırmaz" (YENİ ŞAFAK)

"Beşiktaş, Sergen Yalçın ile şampiyon olduktan sonra bir imza krizi yaşadı. Sergen Yalçın “Çok yorgunum, çalışmayı düşünmüyorum” dedi. O Haziran ayını hatırlayalım. Neredeyse 1 ay süren kriz oluştu. İşte o dönemden beri Beşiktaş’ta futbol kötü yönetiliyor. Sergen Yalçın’ın ikinci dönemi dahil teknik direktörler konusunda yapılan hatalar, kurulan kadrolar ve sportif başarısızlıklar... Beşiktaş geçen sene sıralamadan dolayı Avrupa kupalarına katılamadı. Bu sene de bu risk kenarda duruyor. Öyle olmaz. Beşiktaş gibi büyük bir cüsse, sıralamadan dolayı iki sene üst üste Avrupa kupalarına katılmamayı kaldırmaz. Bunu kimse kimseye anlatamaz. Öyle bir durumda Beşiktaş’ta ciddi değişimler de kaçınılmaz olur.

Yazıya neden böyle keskin girdim; çünkü büyük takımların hedefsiz kalması, geriye kalan haftaları çekilmez hale getirir. Öyle ki iç sahada, taraftarınız önünde futbol oynayamaz hale gelirsiniz. Ligdeki görüntü (büyük sürprizler yaşanmazsa) yarışın artık ikiliye döneceği şeklinde. Beşiktaş ile Galatasaray arasındaki fark 14 puan. Şampiyonluktan söz etmek bu şartlarda gerçekçi değil. Bu haldeyken ara transferde takımda köklü değişiklikler yapmışsınız. Bu oyuncuları havaya sokmak, bir hedef göstermek zorundasınız ki motive olsunlar. Bir takımın iyi bir görüntü vermesi için hem kalitesinin hem de motivasyonunun yüksek olması lazım. Beşiktaş, sezon başında kalitesiz bir kadro kurdu. Zaten sonuçlar da ortada. Takviyelerle bu kaliteyi yukarı çekmeye çalışıyor ancak hedefi gerçekçi belirlemezse yeni takım da birkaç hafta sonra ununu eler, eleğini asar...

Türkiye Kupası’nın önemini dahi anlamayan bir oyuncu grubundan bahsediyoruz. Avrupa’ya gitmenin en kısa ve garanti yolu... Futbol laubalilik kaldırmaz. Elbette bir ordu nizamından bahsetmiyoruz ama takım olmak ciddiyet ister. Keyifleri gelirse, aralarında anlaşırlarsa iki depar fazla atarlar. Yok, keyifleri yoksa insanın seyir zevkini yerle bir ederler. Eskilerden Rosier’i, N’Koudou’su, yenilerden Masuaku’su buna dahil... Şenol Güneş’in bunların farkında olduğunu düşünüyorum. Takviyeleri de ona göre istedi. En geç Haziran ayında, Beşiktaş’ın bunlardan hızlıca kurtulması; işine, hocasına, taraftarına saygılı, oyun disiplinini önemseyen bir yapıya bürünmesi gerekiyor.

Muleka ve Redmond’un çabası var ancak onların da oyun zekaları, son vuruşları, kısacası kaliteleri yetmiyor. Dele Alli zaten jübile yapalı 4 sene oluyor... Yerli takviyelerin birkaçı hariç, orta sıra takımların seviyesindeki oyuncular... Hal böyle olunca, bu tabela da kaçınılmaz oluyor. Neyse, biz Avrupa kupaları başlığına geri dönelim. Şenol Güneş ve Beşiktaş futbol takımı için artık tek hedef kaldı. Kendisini bir şekilde Avrupa kupalarına atmak. Bu önemli bir hedef. Ya şampiyonluk ya hiçbir şey gibi bakılmaz futbola. Her sene şampiyon olamazsınız ancak her sene Avrupa kupalarında olmak zorundasınız. Bu, gerek marka değeri gerekse maddi olarak Beşiktaş’ın olmazsa olmazıdır. Haftada tek maç, tek hedef... Beşiktaş yönetiminin ve teknik direktörünün bu hafta itibariyle bundan daha önemli bir önceliği yoktur."

Güntekin Onay, "Siyah-beyazlılar kupadan elendi, ligde yarıştan koptu." (HÜRRİYET)

"Beşiktaş’ın bu kadar eksik bir rakip önünde kötü futbol sergilemesi düşündürücü.

Beşiktaş, derli toplu istekli başladığı maçta güneşi gören kar gibi yavaş yavaş eridi. Tempo yapamadı, nitelikli baskı kuramadı. Pas bağlantılarında ciddi sorunlar yaşayan siyah beyazlılar hiç bir alanda beklentileri karşılayamadı. Antalyaspor’un durumu Beşiktaş’tan daha vahimdi. Konuk ekip ilk yarıda Beşiktaş ceza sahasında sadece 1 kez topla buluştu. İki takımın oyuncuları da görünen o ki deprem felaketinden etkilenmiş. Maçta kalite yoktu. Mücadele yoğunluğu da son derece düşüktü.

TAKIM GELiŞMiYOR

Öyle ki futbolun içindeki ofansif aksiyonların hemen hemen hiç birini göremedik. Ne şık bir hareket, ne klas bir şut, ne de futbolseverleri heyecanlandıracak bir enstantane. Beşiktaş’ın bu kadar eksik bir Antalyaspor karşısında evinde böylesine kötü futbolla olumsuz bir görüntüler ortaya koyması düşündürücü. Şenol Güneş’in takımı gelişmiyor hatta her geçen gün geriye gidiyor. Siyah-beyazlılar kupadan elendi, ligde yarıştan koptu.

MERT GÜNOK OLMASA...

Şunu kabul etmek gerekir ki kalede Mert Günok olmasa topladığı puanlar da bu kadar olmazdı. Hem bireysel hem de ekip olarak bu düşüş Beşiktaş’a kesinlikle yakışmıyor. Bir not da Muleka için. Bir türlü beklentiyi karşılamıyor. Kiraya verilip yerine 17 yaşındaki Semih Kılıçsoy süre alsa çok daha verimli olacaktır.

YETERSiZ FUTBOL VARDI

Dün futbol adına fazla bir şey bulamadığımız bir maç izledik. Şenol Güneş’in takımları kazansa da kaybetse de ofansif ve pozitif futbol oynardı. Ama bu Beşiktaş’ın oyunu hangi açıdan bakarsak bakalım yetersiz.

Bakalım yeni transferlerin katılımı derbide Beşiktaş’ın oyununu yukarıya çıkartabilecek mi?"

Editör: Spor Servisi

Beğendim 0 Muhteşem 0 Haha 0 İnanılmaz 0 Üzgün 0 Kızgın 0

Haber Yorumları

Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır.

Yorum Yazın

CAPTCHA security code

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

yükleniyor
yukarı çık