beşiktaş medya grup yayınlarımız

15 Kasım 2019, Cuma

Beşiktaş Medya Grup / Beşiktaş Gazetesi / Beşiktaş Radyosu

Tiyatro Pera'da sezon Yeni Çağdaş ve Klasik Oyunlarla başlıyor

Tiyatro Pera'da sezon Yeni Çağdaş ve Klasik Oyunlarla başlıyor

Tiyatro Pera, yeni sezona, Ekim ayında, iki yeni oyunla başlıyor. Georg Büchner’in eserlerinden yeniden düzenlenen “Barakalar ve Saraylar (Leonce ile Lena Üzerine Bir Çalışma)” 4 Ekim’de;  Pulitzer ödüllü Amerikalı yazar Lynn Nottage’ın “Ter” adlı oyunu ise 18 Ekim’de prömiyer yapacak. Biletler biletix ve gişemizde satışta!

Geçen sezonlardan Christopher Durang'in “Vanya, Sonya, Masa ve Spike” Hans Fallada’nın romanından Nesrin Kazankaya’nın uyarladığı “Herkes Tek Başına Ölür”, Nesrin Kazankaya’nın yazdığı “Onların Hikayesi” “Ben Senim”, "Kazaen (Beyoğlu'nda Çarpışmalar)" adlı oyunlarımız da repertuvarda devam eden oyunlar arasında. Okuma tiyatrosu, konserler ve disiplinler arası sahne gösterileri, sanat etkinlikleri kapsamında bu sezon da izleyicilerle buluşmaya devam edecek.

“Barakalar ve Saraylar (Leonce İle Lena Üzerine Bir Çalışma)”

“Barakalar ve Saraylar (Leonce İle Lena Üzerine Bir Çalışma)”, Georg Büchner'in 1834 yılında Fransız Devrimi’nden etkilenerek kaleme aldığı, "Hessenli Köy Postacısı" adlı, düzen eleştirisi içeren bir bildiriyle; 1835 yılında yazdığı "Leonce ile Lena" adlı oyunun iç içe geçmesinden oluşmuş özgün bir düzenlemedir. Oyunun ve bildirinin çevirisi, tasarım ve reji Yücel Erten’e aittir. Kostüm tasarımını Fatma Öztürk’ün, ışık tasarımını Zeynep Özden’in, müzik tasarımını Nesrin Kazankaya’nın, dekor uygulamasını Pınar Demir’in yaptığı oyunda görev alan oyuncular: Aydın Sigalı, Alican Yılmaz, Melih Düzenli, Selin Sevdar, Gökçe Burcu Zümrüt, Nurşin Durmaz, Doruk Akçiçek, Nazmi Karaman, Vakur Pehlivan, Ege Gritcu.

Sömürü düzenine, mutlak monarşiye ağır bir eleştiri getiren, politik bir manifesto karakterini taşıyan, üst başlığı “Barakalara Barış! Saraylara Savaş!” olan bildiri, Büchner’in yayımcı arkadaşı Weidig tarafından Temmuz 1834’te 150 adet basılır. Ancak Büchner’in arkadaşları bildirileri dağıtamadan tutuklanırlar, hapse girip, işkenceden geçerler. Büchner ülkesini terk eder. Eğer bildiriler dağıtılabilseydi ve bir yıl sonra yazılan “Leonce ile Lena” oyunundaki insanlarla buluşabilseydi acaba neler olurdu?  

Popo ülkesinin kralı, oğlu Leonce’yi komşu Pipi ülkesinin prensesi Lena ile siyaset gereği evlendirmek ister. Kral mutlak güç ve yetkisini evlilikle birlikte oğluna bırakacaktır. Varoluşunu sorgulayıp canı sıkılan, yaşam amacını bulamadığı için Nihilizm kıyılarına vuran Leonce, çareyi yardımcısı ve akıl hocası Valerio ile kaçmakta bulur. Leonce ile evlendirilmek istenen prenses Lena da zorla evlendirileceği için mutsuzdur ve o da çareyi dadısıyla kaçmakta bulur. Leonce ve Lena rastlantı sonucu karşılaşırlar ve kim olduklarını bilmeksizin birbirlerine aşık olurlar. Düzenin istediği evlilik bir yazgı gibi gerçeğe dönüşür. Öte yandan ülkenin her yerinde bir bildiri elden ele dolaşmaktadır. Kralların ağır vergi yüküyle halkı nasıl açlık ve yoksulluğa mahkum ettiğini; soyluların refah içinde yaşayabilmeleri için köylülerin nasıl sömürüldüğünü anlatan, haksız vergileri ve devlet israfını somut sayılarla açıklayan bildiri, sosyal devrim özlemini dile getirir. Bu yazılar, yoksul insanlardan saray erkanına hatta krala dek ulaşmakta ve herkesi bir biçimde kuşatıp etkisi altına almaktadır. Devletin önlemi açık ve kesindir: Bildiri her kimin üzerinde bulunursa idam edilecektir. Mutlu evlilikle sonlanan oyun, mutlak monarşinin gölgesinde herkes için bir mutlu son olabilecek midir?   

Büchner,  “Leonce ile Lena” oyunuyla çağının önünde giden modern ve cesur bir dramaturgi sergilemekte, hatta oyunun bazı bölümleriyle 100 yılı aşan bir süre öncesinden absürd tiyatro akımına öncülük etmektedir. Oyun, siyasal vurgularını komedi ve masalımsı bir atmosfer içinde aktarmakla birlikte, modern traji-komik oyunların yapısal özelliğini taşımaktadır.

Yücel Erten’in sahnelemesi, absürd sınırlarda dolaşan bir komedi yaklaşımıyla, izleyiciyi canlı müzik eşliğinde bir yol hikayesinin yolcularından biri yapıyor.

Ter

Amerikalı yazar Lynn Nottage’ın Pulitzer ödüllü oyunu TER’i Zeynep Özden çevirip yönetti. Dekor-video tasarımını Can Apa’nın, kostümünü Oxana Cozlova’nın, ışığını Muhammet Saki’nin yaptığı oyunda görev alan oyuncular:  Nesrin Kazankaya, Başak Meşe, Alican Yılmaz, Doruk Akçiçek, Bahar Karaoğlu, Ömer İvedi, Nazmi Karaman, Alican Öztürk.

Oyunda olaylar zaman zıplamalarıyla 2000 - 2008 yıllarında gelişir. 2000’li yıllarda ABD’de yaşanan büyük ekonomik kriz gerçeğinden yola çıkan yazar, Reading kentine gidip halkla yaptığı röportajlarla Ter oyununun temelini oluşturmuştur. Gerçek olaylardan yola çıkarak yazılmış olan oyun, kapitalist sistemin sömürgen vahşi tutumunu, işçi sınıfı dünyasından aktarır. 

Ter,  2000’li yıllarda, ABD’nin en yoksul kentlerinden biri olan Reading’te, çelik fabrikasında çalışan, zenci ve beyaz Amerikalı bir grup işçinin yaşamını konu alır. İş çıkışı toplandıkları, dertleştikleri, birbirlerini sevip kıskandıkları, dans ettikleri, bol içkili, cinsel göndermeli sohbetlerle eğlendikleri bar, oyunun asal mekanıdır. Barmen de aynı fabrikadan sakatlanarak ayrılmış eski bir işçidir. Barda Kolombiyalı genç bir göçmen çalışmaktadır ve o da fabrikada çalışmayı hayal etmektedir. Dedeleri bile aynı yerde çalışmış, doğdukları kentten neredeyse hiç çıkmamış bu insanlar, fabrikanın küçülme kararıyla bir anda işlerini kaybetme tehlikesiyle karşı karşıya kalırlar. O güne dek, miras gibi devraldıkları fabrika işçiliği dışında hiç bir şey yapmamış, çocuklarıyla aynı yerde çalışan bu yakın arkadaş grubunu, işlerini kaybetmeleri durumunda, yoksulluk ve açlık bekleyecektir. Umutları ve beklentileri küçük olan işçilerin bar ve fabrika arasına sıkışmış dünyası artık yerini dayanışma,  ihanet, uyuşturucu, göçmen karşıtlığı, ırkçılık, şiddet gibi sınavlarla yüzleşmeye bırakacaktır.

Bol ödüllü zenci kadın yazar Nottage’ın gözünden, Amerikan işçi sınıfına keskin ve duyarlı bir bakış.

Türkiye’de ilk kez Tiyatro Pera’da sahnelenen oyun, video görselliği eşliğinde izlenecek ve değişik bir sahne düzenlemesi içinde izleyenler de oyunun bir parçası olacak. 

Vanya, Sonya, Maşa ve Spike

Geçen sezonlardan yönetmenliğini Yücel Erten’in yaptığı, Çağdaş Amerikan tiyatrosunun önde gelen yazarlarından Christopher Durang’in yazdığı, Nesrin Kazankaya'nın çevirdiği “Vanya, Sonya, Maşa ve Spike”, izleyicisiyle buluşmaya devam ediyor. Oyunda görev alan sanatçılar: Şerif Erol, Tilbe Saran, Nesrin Kazankaya, Doğan Akdoğan, Başak Meşe ve Gamze İpek.

Yazar, Çehov oyunlarına göndermeler yaparak günümüzde, ABD’de küçük bir kasabada geçen, özgün bir öykü oluşturur. Taşra yaşamının umutsuzluğu, modern insanın yalnızlığı ana temadır. Zeki bir komedinin hüzünle buluştuğu bir yorum.

Herkes Tek Başına Ölür

Hans Fallada’nın aynı adlı romanından Nesrin Kazankaya’nın uyarlayıp yönettiği oyun da devam eden oyunlar arasında. Yıl 1940.  Berlin’de, sıradan bir işçi karı kocanın, Nazi yönetimine karşı yürüttükleri olağandışı ve alışılmadık direnişleri anlatılıyor. Karı koca, tek oğullarını savaşa kurban verir. Yaşam artık eskisi gibi değildir. 200’den fazla, el yazısıyla yazılmış, Nazi karşıtı kartpostal ve mektupları, 1940-42 arasında Berlin’in dört bir yanına dağıtırlar. Kısa sürede polisiye bir takibin içinde bulurlar kendilerini.

Onların Hikayesi

Nesrin Kazankaya’nın yazıp yönettiği oyun, 2. Dünya Savaşı yılları İstanbul’unda yaşanan olaylarla, günümüz Türkiye’si arasında gidip gelerek zorunlu göç, sürgün, yurtsuzluk konularını ele alıyor. Azınlıklar ekseninde ilerleyen oyunda, Şapkacı Eidel’den saatçi Mihran’a, tiyatro oyuncusu Kirkor’dan Lusin’e, Drezel’den şair İshak’a ve günümüz akademisyeni Yasemin’e uzanan renkli figürlerin, aşkla, eğlenceyle ve yaşam coşkusuyla dolu, komik ve hüzünlü “hikayelerine” tanık oluruz. 

Ben Senim

Nesrin Kazankaya’nın yazıp yönettiği oyunda, otuzlu yaşlarda ’80 kuşağından beş arkadaş, bir akşam yemeğinde bir araya gelirler. Beş arkadaşın buluşması mutlu ve eğlenceli başlar.  Gece ilerledikçe, geçmişin bilinmeyen sırları ve çatışkılar ortaya çıkar. Buluşma büyük bir hesaplaşmaya dönüşür. İtiraflar, suçlamalar, geçmişin ağır yükleri, seks ve şiddetin gölgesinde dile gelir. Dostlar meclisi, eğlenceden hüzne, kahkahadan gözyaşına, sabahı karşılar.

Kazaen (Beyoğlu’nda Çarpışmalar)

Nesrin Kazankaya’nın yazıp yönettiği oyunda, Beyoğlu’nun çeşitli mekanlarında kazaen karşılaşan insanların, birbirlerini yaşamlarını etkilemeleri ve yeni başlangıçlara evrilmeleri traji-komik bir bakışla sergilenir.

Tiyatro Pera 2019 Ekim Ayı Oyun Programı

4 Ekim Cuma Saat 20.30 “Barakalar ve Saraylar(Leonce ile Lena Üzerine Bir Çalışma)”Prömiyer

5 Ekim Cumartesi Saat 20.30 “Barakalar ve Saraylar(Leonce ile Lena Üzerine Bir Çalışma)”

6 Ekim Pazar Saat 18.30 “Barakalar ve Saraylar(Leonce ile Lena Üzerine Bir Çalışma)”

9 Ekim Çarşamba Saat 20.30 “Barakalar ve Saraylar(Leonce ile Lena Üzerine Bir Çalışma)”

12 Ekim Cumartesi Saat 20.30 “Barakalar ve Saraylar(Leonce ile Lena Üzerine Bir Çalışma)”

13 Ekim Pazar Saat 18.30 “Barakalar ve Saraylar(Leonce ile Lena Üzerine Bir Çalışma)”

18 Ekim Cuma Saat 20.30 “Ter”Prömiyer

19 Ekim Cumartesi Saat 20.30 “Ter”

20 Ekim Pazar Saat 18.30 “Ter”

23 Ekim Çarşamba Saat 20.30 “Ter”

25 Ekim Cuma Saat 20.30 “Ter”

26 Ekim Cumartesi Saat 20.30 “Ter”

27 Ekim Pazar Saat 18.30 “Ter”

 

Gişe Tel: 0 554 539 70 27

Tam Bilet: 50 TL İndirimli: 30 TL

Adres: Abide-i Hürriyet Caddesi No: 211 C Blok Tiyatro Pera BlackOut Şişli

Oyun süresince seyircilere ücretsiz otopark hizmeti verilmektedir.

Editör: Buğurcan Baştuğ

Beğendim 0 Muhteşem 0 Haha 0 İnanılmaz 0 Üzgün 0 Kızgın 0

Haber Yorumları

Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır.

Yorum Yazın

CAPTCHA security code

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

yükleniyor
yukarı çık