Reklamı Geç
5 saniye kaldı
SANİYELİ REKLAM SOSYAL MEDYA TAKİP ET
QR KODU site sol kule
sağ dik reklam tweter takip et

20 Temmuz 2024, Cumartesi

BEŞİKTAŞ MEDYA GRUP - Uluslararası Basın Yayın Platformu

Çarpık kentleşmeye çadır kentte de devam! Taşkın ve sel riski var

Çarpık kentleşmeye çadır kentte de devam! Taşkın ve sel riski var

Türkiye'yi derinden sarsan depremler sonrası arama kurtarma çalışmaları dün itibariyle neredeyse bitti, artık depremzedelerin barınma ihtiyaçları daha fazla ön plana çıktı. Sözcü'den edinilen bilgilere göre; Bölgede onlarca çadır kent kurulurken Kırgızistan ve Azerbaycan ile Türk Silahlı Kuvvetleri ve Kızılay'ın kurduğu çadırlar ile AFAD'ın kurduğu çadırlar arasındaki fark tartışma konusu oldu. AFAD'ın kurduğu çadırların gelişi güzel ve sistemsiz olmasının özellikle yangın riski açısından tehdit oluşturduğu dile getirildi. Sosyal medyada yer alan eleştirilerden bazıları şöyle:

ÇARPIK KENTLEŞME GİBİ

"Ülkemizdeki deprem bölgesinde Kırgız Türklerinin, Azerbaycan'ın ve bizim çadır kurma şeklimiz. Çadırlarımız bile yapılan çarpık kentleşmeler gibi plansız, rastgele."

"Daha çadır kenti nizami kuramıyoruz, kaldı ki şehri kuracağız."

 

AFAD'DAN AÇIKLAMA

AFAD'ın deprem bölgesine gelişi güzel kurduğu çadırlar sosyal medyada büyük tepki çekti. AFAD gelen tepkiler üzerine şu açıklamayı yaptı:

– Afet bölgelerinde uygun alanlarda oluşturulan tüm çadır kentlerimiz sağlık, hijyen ve güvenlik koşulları da göz önüne alınarak, 2 çadır arası 2 metre mesafede olacak şekilde kurulmaktadır.

– Bu doğrultuda, depremden etkilenen bölgelerde bugüne kadar, 300 bine yakın çadırın kurulumu gerçekleştirilmiştir. Hedef; bu sayının en kısa sürede 350 bine çıkarılmasıdır.

– Ayrıca ilgili kurum ve kuruluşların da görüşleri doğrultusunda yoğun olduğu düşünülen çadır kentlerimizde zaman zaman gerekli seyreltmeler yapılmaktadır. Depremin ilk anlarında acil ihtiyaçtan dolayı gerçekleştirilen bölgesel çadır kurulumları üzerinden, 11 ilin tümünde plansız çadır kentler oluşturulduğuna yönelik değerlendirmeler ise hakkaniyetli yaklaşımlar değildir.

– Milletimizin de desteği ile afetzedelerimizin yaralarının bir an önce sarılması, konteyner kentler ve geçici barınma merkezleri başta olmak üzere ihtiyaçların karşılanabilmesi için tüm imkanlar seferber edilmiştir. Birlik ve beraberlik içerisinde bu zorlu günleri en kısa sürece atlatacağız.

"TAŞKIN VE SEL RİSKİ VAR"

Kahramanmaraş merkezli yaşanan depremden en çok etkilenen kentlerden biri olan Diyarbakır’da, AFAD ve Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi koordinasyonunda Silvan yolu üzerinde Dicle Nehri kenarında çadır kent kuruldu.

Dicle nehri kıyısında 190 bin metrekare alan üzerinde kurulan geçici barınma merkezinde 4 bin 200 çadır kurulacağı duyuruldu. Yaklaşık 15 bin kişinin barınacağı çadır kentte, Dicle Nehri’nde olası taşkın ve sel olayları nedeniyle sivil toplum örgütleri karşı çıkıyor.

Sputnik'ten Sertaç Kaya'nın haberine göre, TMMOB Diyarbakır İl Koordinasyon Kurulu, konu ile ilgili açıklama yaparak, Dicle Nehri’nde çadır kent kurmanın riskli olduğuna dikkat çekti.

TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası Yönetim Kurulu Üyesi Özgür Haktan Bozan, alanın riskli olduğunu belirterek “İnsanların hayatlarını veya sağlık durumlarını tehdit eden bölgelerden uzak, güvenli bölgelere yerleşmeleri sağlanmalıdır. Söz konusu alan gibi riskli bir alanda yurttaşların barınma ihtiyaçlarının giderilmeye çalışılması gibi çabalar aslında direkt insan haklarının ihlalidir. Çünkü yaşanan doğa olaylarından deprem sonucu büyük yıkım yaşamış yurttaşlarımızın bu alana yerleştirilmesi aslında yine insanları ölüme mahkûm etmektir. Çünkü söz konusu alan taşkına ve sel olaylarına müsait bir alandır” dedi.

Geçtiğimiz yıllarda Dicle Barajı kapağının patlaması sonucu Dicle Nehri’nde yaşanan su taşkınına dikkat çeken Bozan “Yine benzer bir durumun yaşanması veya mevsimsel yağışlardan ötürü nehrin debisinde oluşabilecek akış düzensizliği gibi sebepler taşkını beraberinde getirecektir. Öte yandan bu alanda çadır kentin kurulması ve bu çadır kentin atık yönetimi de ciddi riskler oluşturacaktır. Kaynaklanacak olan atık suların Dicle Nehri’ne verilmesi ekosistemin çökmesine sebep olacaktır. Nehir boyunca kirliliğin oluşacağı, su canlılarının yaşam hakkının gasp edileceği ve salgın hastalıkların görüleceği aşikârdır. UNESCO Dünya Mirası olan Hevsel Bahçelerinin de bile bile kirliliğine sebep olacaktır” şeklinde konuştu.

Salgın hastalık riskine de dikkat çeken Bozan şunları söyledi:

Sıcaklıkların artmasıyla birlikte ciddi haşere yoğunluğu ile koku problemine sebep olabileceği gibi yine salgın hastalıkların oluşumuna ve haşereler vasıtasıyla bu hastalıkların yaygınlaşmasına da sebep olacaktır. Kentte yaşayan insanları kentten uzak izole edilmiş kent yaşamı ile ilişkisi koparılmış bir bölgede tutmak deprem mağdurlarının yaşama tutunma noktasında psikolojik olarak etkileyecektir. Bilimi, tekniği, sosyolojik yaklaşımdan uzak bir yöntemin uygulanıyor olmasına razı değiliz. En kısa sürede kalıcı çözüm için afetzedelerin, jeolojik açıdan uygun olan, yaşamla ilişkisi kopmamış, sağlık kurum ve kuruluşlara yakın ve kalıcı konutlara taşınması sağlanmalıdır.

Editör: Araştırma Servisi

Beğendim 0 Muhteşem 0 Haha 0 İnanılmaz 0 Üzgün 0 Kızgın 0

Haber Yorumları

Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır.

Yorum Yazın

CAPTCHA security code

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

yükleniyor
yukarı çık