Google'dan Dünya Günü'ne özel doodle!

Arama motoru Google, 22 Nisan Dünya Günü'nde iklim değişikliğine farkındalık yaratmak isteyerek arama motoru ana sayfasına özel doodle hazırladı.

Beşiktaş Medya Grup

Google bugün iklim değişikliğine yönelik doodle hazırladı. Google kullanıcıları ana sayfada karşılaştığı doodle görseliyle meraklandı. Görselin üstüne gelince Dünya Günü 2022 yazıyor olması vatandaşları arayışa geçirdi. Peki Dünya Günü 2022 nedir? İklim değişikliğinin sebepleri ve sonuçları ne demek, nasıl önlenir?

İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ NEDİR, NEDEN OLUR, ETKİLERİ NELERDİR?

Edinilen bilgilere göre; Google iklim değişikliği doodle'ı ve iklim değişikliği ile ilgili genel bilgiler şu şekilde;

İklim değişikliği ya da Küresel ısınma, karbondioksit gibi ısıyı tutan gazların atmosferde artmasıyla oluşan ve atmosfere salınan sera gazlarının neden olduğu düşünülen sera etkisinin sonucunda, Dünya üzerinde yıl boyunca kara, deniz ve havada ölçülen ortalama sıcaklıkların artması nedeniyle Dünyanın ikliminin değişmesidir. Günümüzde iklim bilimciler (klimatolog) küresel ısınma konusunda hemfikirdirler.

Küresel İklim Değişikliği insani fosil yakıtlar tüketimi, endüstriyel ve tarımsal gibi faaliyetlerinin sonucu olarak atmosferdeki miktarı ve yoğunluğu artan sera gazlarının neden olduğu küresel ısınmanın neden olduğu iklim değişiklikleridir.

Bu iklim değişiklikleri kuraklık, çölleşme, yağışlardaki dengesizlik ve sapmalar, su baskınları, tayfun, fırtına, hortum vb. meteorolojik olaylarda artışlar gibi belirtilerle kendini gösterir.

Paris Anlaşmasına göre, Dünya'nın ortalama sıcaklığı en fazla 2 °C olmalıdır. Bu hedeflere ulaşmak için birçok faaliyet şart. En önemlilerin arasında fosil yakıt kullanımının bırakılması ve az et tüketilmelidir.

KÜRESEL ISINMA

Atmosferdeki CO2 (Karbon dioksit), CH4 (Metan), N2O (Nitröz oksit) gibi sera gazları ile atmosferdeki ısının çıkamamasıdır. Bu yüzden ısı enerjisi, madde partiküllerinden ya çok fazla kalıp ısının artışına neden olur; ya maddeden çabuk ayrılıp ısı kaybına neden olur; ya da periyotlu olarak değişir. Bu da Dünya, Mars, Venüs ya da söz konusu herhangi bir gezegenin iklimindeki sürekli değişimlere yol açar. Günümüzde örnek olarak, kışın havaların fazla sıcak ve nemli olması ya da yazın yüksek sıcakların geç gelmesi olabilir.

Küresel ısınma kimyasal etkilidir. Canlıların solunum ve boşaltım yaptıktan ve çeşitli aktivitelerinden sonra çıkan sera gazları ile gerçekleşir. İnsanların yaptığı fabrika gibi çeşitli etkenler de kirlenmeye neden olur.

Küresel Isınma, atmosferdeki ısının orada kalmasını sağlayarak iklimlerin normalin üzerinde sıcak olmasını sağlar. Bu sayede örneğin kış mevsimi her zamankinden sıcak olabilir ya da yaz mevsimi çok sıcak olabilir. Ayrıca buzulların sıcaklık nedeniyle erimesi, Dünya'nın büyük bir kısmının su altında kalması en sonunda ise Dünya'daki suların buharlaşarak büyük bir su problemi yaşanması olanaklar içindedir.

KÜRESEL SOĞUMA

Dünya bir gezegen ve sönmüş bir yıldızdır. Milyarlarca yıl önce üç adet jeolojik zamandan geçerek soğudu. Bunun sonucunda buz devirleri oluştu. 2008'de yayınlanan yazarları John Lloyd ve John Mitchinson olan Cahillikler Kitabı adlı kitapta şu an son buzul çağında olduğumuzu belirtmiştir. Bu da hâlen 3.Jeolojik Zaman'ın etkisinde olduğumuzu gösterir.

GÜNEŞ LEKELERİNDE GÖRÜLEN DEĞİŞİMLER

Dünya’ya ulaşan enerji miktarı, sunspot cycle olarak adlandırılan güneş lekesi döngülerine paralel bir biçimde değişmektedir. Çevresine göre görece daha soğuk olan alanlar olan güneş lekeleri manyetik açıdan aktif alanlardır. Sayıları arttığı dönemlerde solar radyasyon seviyesi artmaktayken sayıları azaldığında solar radyasyon seviyesi azalmaktadır. Güneş lekelerinin sayısındaki değişimler ise 11 yıllık döngüler halinde yaşanmakta olup solar maksimum olarak adlandırılan ve güneş lekeleri ile güneş patlamalarının sayısının en yüksek seviyeye ulaştığı dönemde etki en yüksek boyuta ulaşmaktadır. Atmosfere giren yüksek boyuttaki radyasyonun sıcaklığa olan etkilerine ek olarak basınç kuşakları üstünde etki olmak suretiyle iklim üzerinde etkili olduğu görülmektedir. 300 yıl önce yaşanan küçük buzul çağı olarak adlandırılan soğuk dönemin Güneş lekelerinde görülen değişimlerle ilgili olduğu düşünülmektedir.

MİLANKOVİÇ DÖNGÜSÜ

Milankoviç döngüsü olarak bilinen Dünya’nın eksen eğikliğindeki değişimler (Rotasyon), Güneş etrafındaki yörüngenin şeklinde meydana gelen değişiklikler (Eksantriklik) ve eksenindeki yalpalanma (Presesyon) gibi hareketler de iklim değişikliğinin belirli döngülerle değişmesine neden olmaktadır. Milankoviç döngüsü olarak adlandırılan bu değişiklikler, Dünya'ya düşen Güneş ışığı miktarını etkiledikleri için iklim üzerinde etkide bulunurlar. Ancak günümüzde yaşanan küresel iklim değişikliğinin on veya yüz binlerce yıl süren bu döngülerle bir bağlantısı yoktur.

LEVHA TEKTONİĞİ

Levha tektoniğinin jeolojik devirler içerisindeki hareketleri, kıtaların konumları başta olmak üzere fiziki yapıdaki farklılaşma da iklim değişikliklerine neden olabilmektedir. Kıtaların yer değiştirmesi sonucu buzulların oluşumunda değişiklikler yaşanır, zira buzulların sadece karalarda oluşabilmesinden dolayı, kara kütlelerinin kutuplara yakınlaşmasıyla iklimde bir soğuma görülür. İklimde gözlenen bu değişimler çok uzun yıllar almakta olup günümüzdeki iklim değişikliği uzunca dönemler boyunca süregelen bu değişimlere bağlı olarak yaşanmamaktadır.

KARBON YAKALAMA VE DEPOLAMA TEKNOLOJİSİ NEDİR?

Karbon yakalama ve depolama, elektrik santralleri ve endüstriyel tesisler tarafından salınan CO2 emisyonlarını yakalama, taşıma ve depolamaya odaklanan bir teknolojiler paketi olarak tanımlanmaktadır. Böylece CO2'yi bu teknolojiye müsait yeraltı jeolojik oluşumlarında depolayarak atmosfere ulaşmasını engellemek amaçlanmaktadır. CO2 emisyonlarını doğrudan kaynakta ele alan bu araç kullanılarak karbon emisyonlarının güvenli bir şekilde depolanması ve tutulması yoluyla ulusal ve uluslararası azaltım hedeflerine ulaşılmasında önemli yol kat edilmesi planlanmaktadır.

İklim değişikliğiyle mücadelede ihtiyaç duyulan aracın karbon yakalama ve depolama olup olmadığına ilişkin farklı görüşler bulunmaktadır. Nitekim bu teknolojinin savunucuları küresel iklim hedeflerine, özellikle de net sıfır emisyon hedefine ulaşılmak isteniyorsa karbon yakalama ve depolamaya mutlaka başvurulması gerektiğini savunurken akademisyenler ile çevre gönüllülerinin de aralarında yer aldığı karşıt grup ise bu teknolojinin iklim krizine bir çözüm getirmediğini, aksine fosil yakıt temelli endüstrilerin dönüşümünü yavaşlattığını savunmaktadır.

Bu tartışmalar bir kenarda dursun, karbon yakalama teknolojisi giderek daha fazla ülkenin iklim planında ve net sıfır emisyon stratejilerinde kendisine yer bulmaktadır. Bununla birlikte Uluslararası Enerji Ajansı (UEA) ve Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli (IPCC) tarafından paylaşılan çalışmalarda da karbon yakalamanın küresel emisyonların azaltılmasında ve uluslararası iklim hedeflerinin karşılanmasında büyük öneme sahip olmaya devam ettiği ortaya koyulmaktadır.

Hesaplamalara göre bu teknolojinin 2050 yılında ulaşılması arzulanan net sıfır emisyon hedefi çerçevesinde kümülatif emisyon azaltımlarının yüzde 15 kadarına yardımcı olabileceği beklenmektedir. Bir diğer deyişle 2050 yılına kadar yılda yaklaşık 5,6 gigaton CO2'nin yakalanacağı ve depolanacağı tahmin edilmektedir. Ancak iklim krizinin aciliyetine rağmen karbon yakalamanın yaygınlaşması beklenenden daha yavaş kalmaktadır.

Karbon yakalama ve depolamanın kritik rolünün hükümetler tarafından artan bir şekilde kabul görmesi söz konusudur. Ülkeler Paris Anlaşması kapsamındaki azaltım taahhütlerini nasıl yerine getireceklerine karar verirken hali hazırda duyurulmuş olan 291 Uzun Vadeli Düşük Emisyon ve Kalkınma Stratejisinin 24'ünde yakalama ve depolama yöntemleri kendilerine yer bulmaktadır. UEA ve benzer kuruluşların çalışmalarının yanı sıra pek çok akademik çalışma ile bu teknolojinin diğer azaltım seçenekleriyle birlikte kullanılması gerektiği belirtilmektedir. Üstelik bu çalışmalarda karbon yakalama teknolojilerini politika bileşimlerinin dışında bırakmanın emisyon azaltım maliyetlerini artıracağı bulgusuna erişilmektedir.

Diğer taraftan karbon yakalama teknolojileri ekonomilerin yeşil büyümeye geçiş süreçlerinde de yardımcı olmalarıyla öne çıkmaktadır. Emisyon yoğun endüstrilerin faaliyetlerinin geçiş süreci olmaksızın sonlandırılması ciddi ekonomik ve sosyal problemlere sebep olabilecektir. Karbon yakalama ve depolama teknolojileri tam bu noktada devreye girerek yüksek emisyon yoğunluklu endüstrileri sıfıra yakın emisyonlu endüstrilere dönüştürmeye yardımcı olmalarıyla da tanınmaktadır.