yemek

SAĞLIK: Zihniniz boğazınızdan üstün gelsin!

Herkes yemek yemeyi sever ama sorun, bazı insanların durmayı bir türlü başaramadığı noktada başlıyor. Peki neden böyle oluyor? MH beslenme danışmanı Dr. Michael Roussell’e göre, yemek yerken neden aşırıya kaçtığınızı tespit ederek, formunuzu korumanızı zorlaştıran faktörleri açığa çıkarabilirsiniz. Gelin, birlikte tespit edelim.

1/ Yemeği ödül olarak kullanıyorsunuz. Dr. Roussell’e göre yemek, bazılarımız için ödül anlamı taşıyor. Ama özel durumlarda kendini şımartmak yerine, bu ödüllendirme işini bir alışkanlığa dönüştürdüğünüzde sorun oluyor. Yorucu bir günün sonunda buz gibi bir birayı hak ettiğinizi düşündüğünüz oluyor mu? Ve böyle günlerin sayısı haftada birden fazla mı? Dr. Roussell, sıklıkla ödül olarak tükettiğiniz şeylerin kalori olarak karşılığını kendinize daima hatırlatmanızı öneriyor. ”Hak ediyorum” diyerek yüksek kalorili yemekler ve içecekler tükettiğiniz yerleri not edin. Her gün veya iki-üç günde bir oluyorsa, bunu değiştirmeniz gerekiyor.

2/ Sık sık ”Bir şey olmaz!” diyorsunuz. Bakalım bu hikâye size tanıdık gelecek mi: Bir dilim pizza yedikten sonra yeni bir tanesi için elinizi uzatıyorsunuz. Tereddüt ediyorsunuz ama sonra ”Zaten perhizi bozdum, olan oldu, devam” diyorsunuz. Daha mantıklı olun. Birkaç pizza dilimi diyetinizi sabote edecek kadar büyük bir sorun yaratmaz. Sonrasında daha az yiyerek veya ertesi gün alacağınız toplam kaloriyi azaltarak dengeleyebilirsiniz. Fazladan 300 kalorilik pizza yemekle, 1000 kalorilik yemek arasında büyük bir fark olduğunu unutmayın.

3/ Kendinize fazla yükleniyorsunuz. Dayanamadınız ve abur cubur yediniz. Kendinize kızıp, moralinizi bozar mısınız? Yanıtınız evetse, Dr. Roussell’e kulak verin: ”Sağlıksız şeyler yediğinizde veya tartıya çıktığınızda ibrenin hâlâ aynı yerde durduğunu gördüğünüzde, yapabileceğiniz en kötü şey kendinize yüklenmektir.” Toronto Üniversitesi’nde yapılan bir araştırmada, kilo vermiş olan katılımcıların çıktığı tartıyla oynandı ve 2,5 kg aldıklarını düşünmeleri sağlandı. Çalışmanın sonunda bundan utanç duyan grubun, fazla önemsemeyenlere kıyasla daha fazla dondurma yediği gözlendi. Yapacağınız tek şey, bu hatayı tekrar etmemek için kendinize söz vermek olmalı.

4/ Sık sık dışarıda yemek yiyorsunuz. Restoranlar müşteri çekmek için büyük porsiyonlar vadediyor ve çoğumuz ”Tabağında yemek bırakırsan arkandan ağlar” uyarısıyla büyüdüğümüz için, vücudumuzu dinlemek yerine tabağı bitirmeye odaklanıyoruz. Siz de bu gruba giriyorsanız, bir restorana gitmeden önce internetten menüsüne bakıp sağlıklı seçimler yapın. Ayrıca çoğu mekânda ”yarım posiyon” isteme şansınız olduğunu da unutmayın.

5/ Yemek yerken dikkatinizi dağıtıyorsunuz. Yemek yerken bir yandan dizi izlemeyi, Facebook’ta gezinmeyi veya e-postalarını kontrol etmeyi sevenlerden misiniz? Kötü haber: Dr. Roussell, aynı anda birden fazla iş yapmanın, vücudunuza giren yemek miktarını algılama becerinizi azalttığını, bu yüzden doyduğunuzu fark etmeyebileceğinizi söylüyor. Tavsiyemiz,
yemek yemeyi başlı başına bir aktivite olarak görmeniz ve ağzınıza attığınız her lokmanın farkında olmanız. İngiliz araştırmacılar, öğle yemeğinde ne yediğini hatırlayanların, hatırlamayanlara göre yüzde 30 daha az yediğini gözlemledi.

6/ Çok yorgunsunuz. Uykusuzluğun ve buna bağlı gelişen yorgunluğun iştah kontrolü üzerinde büyük bir etkisi var. Çünkü yorgunken iradeniz de zayıflar. Proceedings of the National Academy of Sciences’da yer alan bir araştırmaya göre, yeterince
uyumayan kişiler gün içinde yüzde 5 daha fazla kalori tüketebiliyor, özellikle de akşam yemeğinden sonra. Ayrıca yorgunluk stres seviyesini de artırdığından, iradeniz bir darbe daha yiyor. O yüzden beslenmenize dikkat ettiğiniz dönemlerde, günde 7 ila 9 saat uyumaya özen gösterin. Daha iyi sonuç almak için uyku düzeninizi korumaya bakın. Avustralya’da yapılan bir çalışmaya göre, hafta sonu normalden fazla uyuyan kişilerin pazartesi ve salı günlerindeki yorgunluk seviyesi, düzenli uyku çekenlere kıyasla daha fazla oluyor.

MEN’S HEALTH TÜRKİYE

Sadece paylaşmak için...Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+

Yorum yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*