Türkler ile Rumlar 60. Yunan’ın Güzelhisar(Aydın’a) girişi

Kim bu Rumlar?..

Kristopulos’dan ayrılan genç sevgililer, atlarına binerek, Arpaz’da Beyler konağına uğradılar. Bu konak, Osmanlı’nın Arpaz’da Nazilli dolayının vergilerini toplayan derebeyinin dışa karşı, beslediği erlerle korunan, çok işlevli evi ya da kendi küçük kalesi. Bunlara voyvoda deniliyor. Vergi toplama işini, üstermeyle alan derebeyi, bu işten kazanç sağlamak için yöre yerleşiklerini inim inim inletiyor. İlk Arpaz voyvodasının da Horasan’dan gelen bir oymak beyi olduğu söylenir. Şatoya bitişik olan Bey ya da Beyler Konağı, simgesel bir Osmanlı öreği-mimarisi. Konağın duvarları çivit mavisine boyalı. Toplumu inim inim inleten derebey sevilmediğinden, konağı da birkaç kez yakılıp, yıkılmış.
“Beyler konağı” oymalı ağaç işçiliği, işlemeleri, tavanlarındaki çarkıfelek süsleriyle 19. yüzyıl oymacılık özelliklerini yansıtan bir taşra yapısı. Evin güneydoğu odasında, kapının karşısındaki bir dolap, çatı arasına götüren gizli bir basmığı var. Taş duvarlar, kestane ağacından yapılmış payandalar üzerine yapılmış. Yaz ile kış odaları ile hayat alanı denilen verandaları da var. Kule, ahırlar, kalemsi çevre duvarları ile Arpaz Beyler Konağı bir bütün. Bu bütünlük, Osmanlı Padişahı II. Beyazit’ce Arpaz Tımarı Gedik Ahmet Paşa’nın oğluna verilmiş. Gedik Ahmet Paşa’nın burada atlı er yetiştirip savaşlara katıldığı bilinir.
-Beyler konağının çevresindeki otlar da ne Hakkı?
-Dalgan-ısırgan otu, turpotu, gerdeme, gelincik, ekşimcik yaban pazısı, yaban pırasası, kenker, eniş, sarmaşık ile ebe gümeci, biz onları yeriz. İşte o otlar biraz önce Anastasiaa teyzenin çörek otları.
-Buradaki 5 katlı-kule şatoyu da derebeyi kendini korumak için Rodoslu 20 ustaya Gotik öreğine uygun olarak yaptırmış. Yapan da II. Mahmut döneminde Rodos’a ıslahat için gönderilen, Hacı Hasan Beyin getirdiği ustalar. Ustalar, şatoyu Rodos’ta bulunan Saint Jean şövelyelerinin kalesinin Naillac kulesi gibi biçimlendirmişler. En alt katında içinde birkaç yıllık yiyeceğin saklanabileceği bir mahzen var. Burası Meşrutiyet dönemine dek zindan olarak kullanılmış. Birinci katın dört bir yanında gözetleme göznekleri, ikinci katta korunma amaçlı mazgal delikleri ile bölme kemerleri, üçüncü katta geniş bir oda olarak yapılmış. Dördüncü katın göznekleri çok büyük tutulduğundan içeriye bol ışık alırmış. Bu kattaki diğer bölmede, bir halvet yeri, kurna ile külhanıyla görkemli bir yunağı-hamamı var. Kulenin duvarları çok kalın yapılmış. Kulenin kapısı çelik olarak 15 metre yüksekliğe asılmış. Birer çıkrıkla açılıyor, sonra kapanıyor. Ayrıca yandaki beyin evine de bir açılır kapanır köprüyle geçilebiliyor.
-Eşsiz bir örek-mimari. Bey içerde mi?
-Olabilir. Bu konak II. Mahmut döneminde ki zeybek ayaklanması, Atçalı Kel Mehmet ola¬yıyla yakın ilgilidir. Atçalı Kel Memet, 1828–1829 yılında voyvoda ile alt yöneticilerinden yaka silken toplumun desteğini de alarak yanındaki kızanlarla Nazilli, Aydın, Manisa, Burdur, Denizli, Kütahya, Uşak’ın kaza, köylerine bir süre egemenlik sürmüş. Kel Memet; Nazilli Bölgesinde Sultanhisar ilçesine bağlı Atça’da 1780’de doğmuş, 1830’da ölmüş. Atçalı Kel Mehmet Efe çağında yoksul bir evgilin oğlu imiş, anası Arpaz Ağalarının yanında çamaşır yıkarmış. Anasının Arpaz Beyinden gördüğü baskıya çok içerlermiş. Yoksul oğlu her gün uramdaki (mahalledeki) çocuklardan dayak yer gelir, anası oğlunun üstünü başını yıkarken,
-N’apalım oğul bizim yazgımız böyleymiş, gün gelir Tanrı bizi de görür dermiş.
-Yoksulluğa dayanamayan Atça’lı 16-17 yaşlarına geldiğinde bir gün çözümü kendi aramak üzere efe olmayı kafasına koyar. Yanına 2 kızan alıp dağa çıkmış. Sonra da 1829-1830 Aydın Başkaldırısı olarak anılan başkaldırıya önderlik etmiş. 1829’da Nazilli-Kuyucak’ta başlayan Kel Memet’in önderliğindeki Aydın ayaklanması, Osmanlı baskısına karşı, bir toplum başkaldırısı özelliklerini taşımış. Kel Memet, Osmanlı İmparatorluğu’nun girdiği savaşların vergi yükünden bunalan halka bu vergiyi kaldırdığını duyurmuş, yerel görevlilerin, subayların kendi isteklerine göre topladıkları vergileri kaldırmış. Bunlarla da yetinmeyerek, ‘vali-i vilayet, hademe-i devlet, Atçalı Kel Memet’ biçiminde imzaladığı yazısıyla Osmanlıdan özgür tecim, tarımın korunmasını, yasaların değiştirilmesini, daha eşit yasalar yapılmasını, ordu görevinin yeni koşullara bağlanmasını istemiş.
Atçalı ezilmişleri korumuş. Yanında sürekli köpeği ile dolaşırmış.
-Aa..Neden köpekle dolaşıyormuş ki?
-Ha ha ha. O köpekte şudur; bir gün Memet üç köpeğin bir küçük köpeğe saldırdığını, küçük köpeğin kendini baturca savunduğunu görür, sonra o köpeği onurlu duruşu nedeniyle yanına almış, bir daha hiç yanından ayırmamış. Memet nereye köpek oraya.
-Duygu yüklü bir efeymiş.
-Atça’lı Kel Mehmet, yanında yetiştiği Arpaz Beylerinin bu çiftliğini Haziran 1830’da kuşatarak, geçmişte anasına yaptıkları kötü davranışın öcünü almak üzere yakmış.
-Ay bu güzel ev sonradan yapılmış öyle mi?
-Yandıktan sonra bey yeniden yaptırmış. Artık Atçalı bölgede tek egemen olmuş. Nazillili ile Aydınlıların yanı sıra, Kütahya, Manisa, Burdur, Denizli’nin bazı ilçeleri, onun ileri sürdüğü düşünceleri sevinçle karşılamış, ona kapılarını açmış, kendilerine önder yapmışlar. İlk ayaklanmasında Aydın vergi toplayıcıları yanındaki adamlarıyla girdiği çatışmalar dışında, diğer kasabalarının hiç birisinde ona karşı kurşun sıkılmamış. Tersine, kızanlarıyla birlikte bu yerleşimlere birer kurtarıcı gibi girmiş. Yönetimi altında bulunan yerlerde halkının malına, canına, ırzına saygı göstermiş. Gezme özgürlüğüne engel olmamış. Baskıyı, eşitsizliği ortadan kaldırmak, yeni bir düzen kurmak için çalışmış. Savunduğu düşünceler, II. Mahmut ‘un yenilikleri, sonrasındaki Tanzimat ilana yansımış.
-Bölgede egemenliği pekişen Atçalı Kel Memet, bir gün anasına ne demiş biliyor musun?
-Ne demiş?
-Ana ana Aydın ağasının kızını iste bana
Anası;
-Onu hiç bize verirler mi ey oğul? dese de oğluna söz anlatamamış.
Anası Aydın’a gidip, utana sıkıla Aydın ağasının kızını oğluna istemiş. Ağanın karısı annesine ne demiş biliyor musun,
-Ne demiş?
-Senin oğlan biraz beklesin, yakında bizim Sarı inek doğuracak. Eneğini ona verelim… diye alay etmiş.
Atça’lı bu sözü duyunca,
-Günah benden gitti gari.
diyerek kızanları ile birlikte Aydın’ı basmış. Sonra ağayı ayağına çağırtmış. Ağa,
-Kusura bakma Atçalı, bizim hatun bir bilmezlik etmiş. Kızım senden daha iyisini mi bulacak, istediğin gibi olsun demiş.
-Atça’lı bunun üzerine 40 gün 40 gece düğün yaparak evlenmiş. Köylerde davul zurna çaldırmış.
-Osmanlı çağında tirkişleri (kervanları) soyup soğana çeviren Atça’lı Kel Mehmet en sonunda yakalanarak 1830’da asılmış.
-Atçalı Kel Memet asılınca sömürü düzeni değişmiş mi?
-Değişmemiş.

Sadece paylaşmak için...Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+

Yorum yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*