Game of Thrones

KÜLTÜR: Game of Thrones’daki ilişki bilmecesi

Game of Thrones’daki ilişkiler ve olaylardan kafanız mı karıştı? Her şey bu yazıda açıklığa kavuşuyor... Sezon finalinin ardından sezonlar boyu beklediğimiz gerçek ortaya çıktı. Jon Snow’un gerçek kimliğini ve anne babasını öğrendik. Peki bu bizi nereye götürüyor? Jon’un yeni kimliğinin önemi ne ve ne anlama geliyor? Kral Robert’ın isyanı neden bir yalan üzerine kurulmuştu? Ned Stark’ın sözü ne anlama geliyordu? Dizide izlediğimiz olayların öncesinde neler yaşanmıştı?

Şöyle bir toplanın, hepsini ama hepsi tek tek anlatacağız. Çayınızı kahvenizi de alın, dizinin öncesindeki hikayelere dair uzun ve keyifli bir yazı olacak bu.

Başlayalım. Dany’nin babası, Kral Robert’tan önce tahtta oturuyordu. Hani şu herkesin Deli Kral dediği hükümdar, işte o. II. Aerys Targaryen.

Targaryen’ler biraz garip bir aile ve binlerce yıl Westeros’un yerlisi olagelen Andallar ya da İlk İnsanlar’ın aksine, kökenleri artık bir harabe olan Valyria’ya dayanıyor.

Valyria’yı 5. sezonda kısa da olsa görmüştük. Targaryenler, soylarının arı kalmasını sağlamak amacıyla sık sık enseste başvuruyorlar. Dorne hariç tüm Westeros’u üç ejderha ve küçük sayılabilecek bir orduyla fetheden Fatih Aegon da iki zevcesi vardı ve ikisi de öz kardeşiydi.

İşte Dany’nin babası II. Aerys de aynı şekilde kardeşi Rhaella ile evliydi.

Yani bu garabetin bir çeşit aile geleneği olduğunu söylemek mümkün.

Toparlayalım, Aerys ve evlendiği kardeşi Rhaella’nın üç çocuğu oldu. Sırayla Rhaegar, Viserys ve Daenerys. Daenerys ve Viserys’i zaten biliyoruz. Ama Rhaegar’ı dizide (7. sezon finalindeki ufak sahne hariç) görmedik. Rhaegar diğer iki kardeşinden çok daha büyüktü. Hatta öldüğü zaman Dany doğmamıştı bile.

Rhaegar, Elia Martell ile evliydi.

Elia Martell de diziden tanıdığımız yiğit Oberyn Martell’in kardeşi oluyor.

Elia, Rhaegar’a çok düşkün olsa da, Rhaegar Elia’yı eh işte kıvamında seviyordu diyebiliriz. İki çocukları oldu. Rhaenys ve Aegon. Aegon doğarken Elia ölümden döndü ve bir daha çocuk sahibi olamadı.

Bu esnada Kuzey’e dönelim. Ned Stark’ın ablası Lyanna Stark, henüz kral olmamış Robert Baratheon ile nişanlandırılmıştı ama bundan pek memnun değildi.

Robert’a karşı bir ilgisi olmadığı gibi, keyfine fazlasıyla düşkün, çoktan piç sahibi olmuş Robert’la evlenmek istemiyordu.

O vakitler Harrenhal’da bir turnuva düzenlendi ve şu ana kadar bahsedilen tüm önemli figürler bir araya geldi. O gecelerden birinde, aynı zamanda yetenekli bir müzisyen olan Rhaegar salonda hüzünlü bir şarkı çalıp söyledi.

Şarkının sonunda Lyanna gözyaşlarına boğuldu ve ona karşı içindeki ilk kıvılcım böylece çakılmış oldu.

Meera ve Jojen’i hatırlarsınız, onların babası olan Howland Reed o sıralar gariban bir çocuktu ve turnuva esnasında bir grup şövalye yaverinden dayak yedi.

Onun imdadına Lyanna Stark yetişti ve yaverlere haddini bildirdi.

Bunun üzerine kimliği belirsiz bir şövalye turnuvaya katıldı. Gülen Ağacın Şövalyesi lakaplı (Knight of the Laughing Tree) bu şövalye, Howland Reed’i sıkıştıran yaverlerin şövalyelerini tek tek turnuva dışına attı.

Bizim mekanımızda bize gizli kapaklı racon kesen bu adam kim diye deliye dönen Deli Kral, oğlu Rhaegar’dan bu şövalyeyi bulup kimliğini ortaya çıkarmasını istedi.

Yaygın teoriye göre Rhaegar şövalyeyi buldu ve onun Lyanna Stark olduğunu öğrendi. Fakat güvenliği için onun kimliğini gizli tuttu ve muhtemelen bu esnada aralarındaki ilişki ilerledi.

Turnuvayı Rhaegar kazandı ve devamında işleri karıştıran ilk olay patlak verdi. Rhaegar, kazanan olarak tacını karısı Elia yerine Lyanna’ya verdi ve ortalığı birden ölüm sessizliği kapladı.

Unutmayın, bu esnada Lyanna Robert ile nişanlı, Rhaegar da Elia’yla evli.

Bir süre sonra Rhaegar ve Lyanna ortalıktan kayboldu. Tam olarak nereye gittikleri bilinmese de Dorne civarında olduğuna inanılıyordu.

Stark’lara göre Lyanna kaçırılmıştı. Bu sebeple en büyük Stark kardeşi olan Brandon Stark Kralın Şehri’ni bastı ve Deli Kral’dan oğlu Rhaegar’ın kellesini istedi.

Tabii Deli Kral şaşırtmayarak delirdi ve Brandon’ı zincirlere vurdu.

Ardından babası Rickard Stark’ı Kralın Şehri’ne çağırttı ve ikisini de herkesin gözü önünde Deli ateşle yakarak öldürttü. Deli Kral hızını alamayıp Ned Stark’ı ve Robert Baratheon’ı da ortadan kaldırmak isteyince, Robert’ın isyanı başladı.

Stark’lar Tully hanedanını isyanda saflarına çekmek istedikleri için, Ned Stark normalde Brandon Stark’la evlenmesi planlanan Catelyn Tully ile evlendi.

Yani bu aslında politik ve mecburi bir evlilikti.

İsyanın en önemli anlarından biri Trident muharebesiydi. Rhaegar ve Robert karşı karşıya gelmişti.

Olayı bir an Robert’ın gözünden görmeye çalışın: Nişanlınızı kaçıran adam savaşta karşı safta yer alıyor!

Robert dev tokmağıyla (Oğlu Gendry’yi bir benzerini kullanırken görmüştük) Rhaegar’a öyle bir gömdü ki, Rhaegar can verdi.

Bu esnada Tywin Lannister, Lannister ordusuyla birlikte Kralın Şehri’ne dayandı ve Deli Kral’a yardıma geldiklerini bildirdi.

O sırada Kral muhafızı olan genç Jaime de, krala babasına güvenmemesini ve kesinlikle kapıyı açtırmamasını söyledi. Fakat kral onun yerine Pycelle’i dinledi ve kapıları açtırdı.

Kapıların açılmasıyla birlikte Lannister’lar şehri yağmalamaya başladı. Bunun üzerine deliye dönen Deli Kral, bütün şehri yer altına stoklanmış Deliateşle yakarak ortadan kaldırmaya karar verdi. Hiç durmadan haykırıyordu: Her şeyi yakın! Her şeyi yakın!

Bunun üzerine Jaime, binlerce insanın hayatını kurtarmak için, az önce kendi sözünü dinlemeyen ve iyice deliye dönen kralın sırtına kılıcını sapladı.

Şehre giren Tywin Lannister’ın emriyle Elia Martell ve iki çocuğu Rhaenys ve Aegon hunharca öldürüldü.

İsyan esnasında Deli Kral’ın o sıralar hamile olan karısı Rhaelle ve küçük bir çocuk olan Viserys, Targanyen’lerin kalesi olan Dragonstone’a gönderilmişti.

Fırtınalı bir gecede Rhaella doğum yaptı ve Daenerys dünyaya geldi. Daenerys’in Fırtınadoğan (Stormborn) lakabı buradan geliyor. Bu arada anne Rhaella doğum esnasında öldü. Viserys ve Daenerys, Robert’ın güçleri tarafından katledilmeden gizlice Essos’a kaçırıldı.

İsyan sona ermişti…

Kralın Şehri’ne varan Ned Stark’ın karşılaştığı manzara şuydu: Jaime Lannister korumaya yemin ettiği kralını sırtından bıçaklamış, Elia Martell ve çocukları katledilmişti. Targaryen’lerden tiksinen Robert için sıkıntı yoktu ama Ned, bütün bunların bir parçası olmayacağını bildirerek Kralın Şehri’nden ayrıldı.

Fakat Winterfell’e dönmeden önce Dorne’a, bütün isyan boyunca Lyanna’nın bulunduğu Tower of Joy’a gitti. Bu sahneyi izlemiştik hatırlarsanız.

Arthur Dayne’i nahoş bir şekilde mağlup etmeyi başaran Ned Stark, kardeşi Lyanna’yı henüz doğum yapmış ve aşırı kan kaybetmiş olarak buldu.

Bebek Rhaegar’la Lyanna’nın evladıydı. Üstelik Rhaegar, yine son bölümlerden öğrendiğimiz kadarıyla önceki evliliğini feshetmiş ve Lyanna ile evlenmişti. Yani çocuk tamamen meşruydu. Lyanna Ned’den onu koruması için bir söz vermesini istedi.

Zaten Aegon adında bir çocuğu olan Rhaegar’ın yeni doğmuş evladına da Aegon ismini vermesi garip gelebilir. Bu noktada Vadedilen Prens kehaneti devreye giriyor. Bu kehanete fazlasıyla takıntılı olan Rhaegar, evladının insanlığın kurtarıcısı olacak olan Vadedilen Prens olacağına inanıyordu.

Eline yeni doğmuş yeğenini alan Ned, önüne gelen her Targaryen’i öldürmeye ant içmiş ve artık Kral olmuş Robert’tan korumak için onu kendi himayesine aldı.

Aegon’un can güvenliği için hiç işlemediği bir günahı üstlendi ve herkese çocuğun isyan esnasında Wylla adındaki bir kadından peydahladığı bir piç olduğunu söyledi. Çocuğa Jon adını verdi. Kuzeyli olduğu için de soyadı Snow’du.


Jon Snow

Sırrını mezara kadar taşıyan ve ne olursa olsun Jon’u güvende tutan Ned Stark’ın, ölmeden önce sarf ettiği, hiç duyamadığımız son sözünün “I kept my promise” yani “Sözümü tuttum” olduğuna inanılıyor.

İşte her şeyin hikayesi bu şekilde.

ONEDİO

Sadece paylaşmak için...Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+

Yorum yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*