"Biz işçi dostuyuz"

SİYASET: “Biz işçi dostuyuz”

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu partisinin grup toplantısında konuştu. Kılıçdaroğlu: “Ben referandum süresince nasıl bütün vatandaşlarıma düşünerek sandığa gidin diyorsam bugün de aynı şeyi bütün işçi kardeşlerime söylüyorum. Kim sizin haklarınızı savunuyor. Biz işçi dostuyuz. Ne oldu da işçiler kendi haklarını savunan partilere oy vermekten vazgeçtiler?”
Kılıçdaroğlu’nun konuşmasından satır başları şöyle: 81 değil 83 ilimiz olsun demiştik. Hakkari de, Şırnak da, Cizre de, Yüksekova da il olsun. Terör nedeniyle diyorlar. Sen teröre teslim oluyorsun demektir bu.
Sayın Başbakan’a çağrı yapacağım ama onun konumunu siz daha iyi biliyorsunuz. Yetkisiz birisi. En iyisi İçişleri Bakanına çağrı yapalım: Hakkari ve Şırnak il olarak kalsın. Siz istiyorsanız Cizre ve Yüksekova’yı da il yaparsınız. Buna hiçbir itirazımız yok. Bir olayı herkesin memnun olacağı bir şekilde sonuçlandırmak siyasetin hedefi olmalıdır. Umarım CHP’nin bu çağrısı bölgeden de destek bulur.
Dün kıdem tazminatı için çok güzel bir toplantı yaptık. Üç sendika başkanı da teşekkür ediyorum. Üç önemli sendikanın da aynı noktada buluşmuş olması önemlidir. Sosyal demokrat partilerin işçiler lehine çalışanlar lehine getirdiği bütün düzenlemeler 1980 darbesiyle yok edilmiştir büyük ölçüde. Dün bunu Hak İş’in sayın genel başkanı ifade etti.
Ben de konuşmamda şunu söyledim. Darbeler kötüdür evet. Vatandaşın haklarını elinden alır evet. Peki darbeden sonra iktidar olanlar işçilerin elinden alınan haklarını neden iade etmediler ama sizler gidip onlara oy verdiniz. Ve şunu söyledi: ben referandum süresince nasıl bütün vatandaşlarıma düşünerek sandığa gidin diyorsam bugün de aynı şeyi bütün işçi kardeşlerime söylüyorum.
Kim sizin haklarınızı savunuyor. Biz işçi dostuyuz. Ne oldu da işçiler kendi haklarını savunan partilere oy vermekten vazgeçtiler? 1980 sonrası Türkiye farklı bir kulvara sokuldu. Yapılan siyaset etnik köken dini hassasiyetler üzerinden yapıldı. Ben inancıma yaşam tarzıma göre oy veriyorum dediler. Böylece siyasetin tuzağına düştüler. İşçi, kimliği inancı yaşam tarzı ne olursa olsun onun haklarını savunmak hepimizin ortak görevi olmalıdır. Biz bunu yapacağız.
Bütün işçi kardeşlerime söylüyorum. Şimdi oturup düşünme zamanı. Kendi durumunu düşünme zamanı. Asgari ücret net 1500 lira olmalıdır diye bunu Türkiye gündemine getiren parti CHP. Siz insanca yaşamak alın terinizi karşılığını almak istiyorsanız sadece ve sadece gelip oy verebileceğiniz sadece bir parti vardır. O partinin adı da CHP’dir.
Ve o toplantıda 7 milyon işsizden bahsettim. Bugün Binali Bey diyor ki 7 milyon işsiz yok. Sayın başbakan ben değil siz bilmiyorsunuz. Siz iş aramaktan umudunu keseneleri işsiz saymıyorsunuz çünkü. Bana laf yetiştireceğinize oturup biraz kitap oku sayın Binali Yıldırım. Şimdi sıra geldi “kıdem tazminatını nasıl budarız.” Ben işçi arkadaşlarıma söz verdim. Nasıl isterseniz o şekliyle uzlaştığınız sürece hiçbir itirazımız olmaz. Ama eğer uzlaşma olmaz da bir dayatmayla kıdem tazminatı TBMM’ye gelirse yine sizin sözcünüz olur her türlü demokratik hakkımızı kullanır ve engellemeyi yaparız.
Kıdem tazminatı 1936’dan beri var. “Efendim bu yük oluyor” diyorlar. Bu yük değildir. Bu, işçinin alın terinin karşılığıdır.
Bir de şimdi zeytin ağacının katliamına sıra geldi. Doymuyorlar. Yiyorlar doymuyorlar. Ranta doymuyorlar. Ya siz zeytin ağacından zeytinden ne istiyorsunuz. Zeytin Kuran-ı Kerim’de de adı geçen nurlu bir ağaçtır. Yağı anne sütünden sonra en besleyici bir besindir. Gazi Mustafa Kemal zeytinle ilgili yasa çıkartıyor. Neden zeytinle ilgili bir karar geliyor TBMM’ye? Bir üretici, “Birazcık Allah korkusu olan zeytin ağacına dokunmaz” diyor. 2002’den bu yana 6 kez zeytin ağaçlarının katliamıyla ilgili kanun teklifi getirdiler. Şimdi 7. Kez getiriyorlar. Neden? Maden arayacaklar. Maden yerin üzerinde yerin altına neden bakıyorsun Bizler zeytinle ilgili her türlü mücadeleyi vereceğiz. Sizler de bizi destekleyin.
Suudi Arabistan dahil 7 ülke Katar’ı teröre destek vermekle suçladılar. İslam dünyasının geldiği noktaya bakın. Barış ayında İslam dünyasının düştüğü duruma bakın. Hepimizin bunlardan ders çıkarması lazım. Karışlan Ortadoğu’da akan kanlardan hepimizin ders çıkarması lazım. Eğer siz siyaseti etnik ve dini siyaset üzerinden yaparsanız acıyı önleyemezsin. Bizim bu konuda hükümete önerilerimiz var. Birinci öneri: Katar İhvan’a desteğini kesmeli, bu konuda İhvan’ı destekleyecek siyasetten AKP uzak durmalı.
Müslüman kardeşleri destekliyor başta AKP’nin genel başkanı. Bu çok tehlikedir. Aynı şekilde Rabia simgesinden de vazgeçmelidir. Siz gitmişsiniz Müslüman dünyanın terör örgütü olarak gördüğü ihvanın simgesini AKP’nin işareti olarak yapıyorsunuz. Hani bunun yerlisi, hani bunun millisi.
Bir terör örgütünün dört parmağını kendinize simge yaptınız. Akıl alır gibi değil. İkincisi yemendeki kirli, savaş hızla sonlandırılmalı. Üçüncüsü, Türkiye Suudi Arabistan ve katar arasında tarafsız olmalıdır taraf olmak soruna taraf olmaktır. Ama tarafsızlığınızı korursanız çözümün parçası olursunuz.
Bizim hayatımız Fetullah Gülen örgütüyle mücadeleyle geçmiştir. Şimdi darbeyle ilgili kafamızda büyük sorular var. O konuda komisyondaki arkadaşlarımız bizim tarihime geçecek çok önemli bir rapor hazırlıyorlar. Aklımızda sorular var. Bu soruların cevabını şu ana kadar almış değiliz.
Sorduk: Ya arkadaş komisyon kurduk neden gereğini yapmıyorsunuz. Neden kapatıyorsunuz. Kaçtılar. Kim kaçtı? Siyasal iktidar kaçtı. Biz bunu eleştirmeyeceğiz mi? Bunu eleştirince FETÖ’cü mü olunuyor. Hayır bunu eleştirince şehit olan 249 kişinin kanına sahip çıkıyorsunuz? Adil Öksüz olayı? İlk biz dile getirdik. Kapatıyorlardı. En son MİT bir açıklama yapıyor. Efendim bizim açıklamalarımız milli güvenliğimize zarar vermektedir.
Adil Öksüz milli güvenliğe zarar veriyorsa Adil öksüz çok önemli bir adam demek. Nasıl olur da Adil Öksüz milli güvenliğe zarar veriyor.
Ben bunu sormak zorundayım 249 şehidin kanı yerde kalmasın diye. O.K diye birisi MİT’e gidiyor. İfadeler alınıyor. Askerlerin darbe yapacağını söyleyen O.K’nın bu ifadesi kamuoyundan neden gizlendi. Bunu sormak zorundayım. Öyle anlaşılıyor ki Genelkurmaya da bu söylenmedi. Daha sonra O.K’nın MİT elemanı olarak istihdam edilmeye başlandığı sonraya çıktı. Neden? Daha sonra hiçbir savcı O.K’nın ifadesini almasın diye.
OHAL ile Türkiye’de yeni bir darbe süreci başladı. Bütün muhalifleri FETÖ’cü diye suçladılar. Ben hiç bir zaman ne istediniz de vermedik demedim. Ben hiçbir zaman Pensilvanyaya gitmedim. Ali Bardakoğlu’nu hepinizi bilirsiniz eski diyanet başkanlarımızdan birisidir. “Fetöcülük bir maymuncuk gibi herkesin kendi konumunu güçlendirmek için başkasına doğrulttuğu bir silah oldu” diyor. Bir darbe süreciyle OHAL ile yönetilen bir Türkiye ile karşı karşıyayız.
Ya bizim söylediklerimizi yapacaksın ya da sana hayat hakkını tanımayacağız diyorlar. Ne söylerseniz söyleyin. Hayat hakkını düşünce hakkını herkese tanıyacağız. Bu ülkede birlik içinde dostça yaşayacağız.
Şimdi de FETÖ’nün damatlar kolu çıktı. Damatlar içeride ama aynı menzile yürüneler dışarıda, damatlar içeride. Ne istediniz de vermedik diyenler dışarıda, damatlar içeride. Ülkeyi parsel parsel satanlar dışarıda, damatla içeride. Dön artık bitsin bu hasret diyenler dışarıda, damatla içeride. Fetö elebaşının kardeşinin cenazesine koşarak gidenler dışarıda, damatla içeride. Katar katar Pensilvanya’ya gidenler dışarıda, damatla içeride.

Sadece paylaşmak için...Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+

Yorum yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*