"Musul'u DEAŞ'tan kurtaracağız"

GÜNDEM: “Musul’u DEAŞ’tan kurtaracağız”

Başbakan Yardımcısı Kurtulmuş, ‘Musul’u DEAŞ’tan kurtaracağız’ diye siz oraya PYD’yi, YPG’yi çağırırsanız, başka bir terör grubunu, başka bir silahlı grubu oraya çağırırsanız ve o şehrin asli unsurlarından olmayan unsurları getirip o şehre yeni bir, tabiri caizse, ‘ur’ gibi sokmaya çalışırsanız bu Irak’ta barışı sağlamaz, Musul sorununu da çözmez” dedi. Kurtulmuş, Irak Başbakanı İbadi’nin de başkalarının tesiri altında konuştuğunu vurguladı. Irak Başbakanı İbadi’ye sert yanıt veren Başbakan Yardımcısı Kurtulmuş, “Uluslararası camia ve Irak Merkezi Hükümeti gerçekten DEAŞ ile bir savaş veriyorsa, en acil gündem maddelerinden birisi, senelerdir Musul’un kurtarılması olmalıydı.Türkiye zaten bu amaçla oradadır, Musul’un halkına destek vermek için oradadır. Ama sanki bunlar hiç yokmuş gibi şimdi bunun gündeme getirilmesi ‘söyleyene değil, söyletene bak’ sözünü gündeme getiriyor. Herhalde başka tesirler altında, başkalarının tesiri altında, siyaseten başka bir şey söyleyemediği için Irak Başbakan’ı bunu söylüyor” ifadesini kullandı.

PKK’nın AK Partili siyasetçilere saldırısına da değinen ve “Örgütün aslında sivil siyaseti ortadan kaldırmak için yaptığı bir plandır.Buna da seyirci kalınmayacak. Terör örgütünün bu saldırıları bir cinnet halidir” diyen Kurtulmuş’un açıklamalarının satır başları şöyle:

Musul’u DEAŞ’tan kurtaracağız’ diye siz oraya PYD’yi, YPG’yi çağırırsanız, başka bir terör grubunu, başka bir silahlı grubu oraya çağırırsanız ve o şehrin asli unsurlarından olmayan unsurları getirip o şehre yeni bir, tabiri caizse, ‘ur’ gibi sokmaya çalışırsanız bu Irak’ta barışı sağlamaz, Musul sorununu da çözmez.

ABD’DE SIKINTILAR VAR

Amerika’da toplumsal birtakım sıkıntılar var. Mesela, İslamofobiya maalesef tekrar 11 Eylül olayları sonrasında canlı bir şekilde ortaya konulduğu gibi karanlık bir odak tarafından ciddi şekilde yeniden pişirildi ve Amerikan toplumunun önüne konuldu.

SURİYE’DE VEKALET SAVAŞLARI VAR…

Vekalet savaşıyla kimin ilgisi varsa, hangi tarafın ilgisi varsa herkes gördü ki bu sürdürülebilir, maliyetine katlanılabilir bir savaş değildir. Orada Suriye rejiminin ben vekalet savaşlarındaki piyonlardan birisi olduğu kanaatindeyim. Asli bir unsur değil ama onu da bu vekalet savaşlarının aracı örgütlerinden birisi olarak görmek lazım. Onun da artık bunu gördüğü, kendisini destekleyen güçlerin de bu vekalet savaşını uzun süre devam ettirmelerinin mümkün olmadığını, bunu sağlamanın yolunun barış masasını ortaya koymak, barış masasında görüşmelerin açılması olduğunu gördüğü kanaatindeyim.

“AMERİKA VE RUSYA SAVAŞACAK NOKTAYA GELDİ”

Vekalet savaşlarının bir sonu vardır. Suriye’deki vekalet savaşlarının limitleri çoktan dolmuştur. Bu vekalet savaşları devam ederse, bundan sonra, daha net söyleyeyim, artık Amerika ile Rusya savaşacak noktaya gelmiştir. Bir büyük bölgesel ya da bir büyük küresel savaşın başlangıcının eşiğine gelinmiştir.

AK PARTİLİ SİYASETÇİLERE SUİKAST

Örgütü desteklemeyen ama örgüte yakın olan partiye geçmişte oy vermiş bir kitle var. Bir kere örgüt bunu görüyor. Dolayısıyla örgütün AK Partili kardeşlerimize saldırması, aslında sivil siyaseti ortadan kaldırmak için yaptığı bir plandır.Buna da seyirci kalınmayacak Terör örgütünün bu saldırıları bir cinnet halidir.

Tabiri caizse terör örgütü açtığı çukurlarda boğulmuştur. Orada bitmedi kırsalda da terör örgütüne çok büyük zayiat verilmiştir. Orada da bitmedi, terör örgütüne müzahir olduğu varsayılan kitle terör örgütüyle irtibatını kopardı. İşte en büyük sıkıntı buradadır. Yüzde 80-90, terör örgütüne yakın olan partinin, terör örgütünün gölgesinde siyaset yapan partinin oy aldığı, belediye başkanlıklarını kazandığı yerler var. Orada basın açıklaması yapmak için ilan ediliyor, halk sokağa çıksın diye ilan ediliyor, 50-100 kişi bilemediniz 200 kişi geliyor. Hangi eylem çağrısında bulunursa bulunsun örgütü desteklemeyen ama örgüte yakın olan partiye geçmişte oy vermiş olan bir kitle var. Bir kere örgüt bunu görüyor. Dolayısıyla örgütün AK Parti’li kardeşlerimize saldırması aslında sivil siyaseti ortadan kaldırmak için yaptığı bir plandır. ‘Nasılsa bizim siyasi kanadımız çöktü’ öyle bakıyorlar bölgede, dolayısıyla başka hiçbir siyasi kanat olmasın, çünkü nihayetinde bölge halkı oy verecek, son derece politize bir halktır. Önümüzde, birkaç sene sonra olacak seçimde bölge halkı oy verecek. ‘Madem bunlar bizden desteği çekiyorlar dolayısıyla gidip AK Parti’ye destek, o bölgenin en güçlü diğer partisi AK Parti’, AK Parti’ye destek olmasın diye şimdiden korkutma, yıldırma, sindirme politikaları yapıyor.

Bu bölgede AK Parti her köyde, mezrada var olmaya devam edecek, siyaset yapmaya devam edecek. Arkadaşlarımız kelle koltukta ama büyük bir cesaretle, yurtseverlikle bu milletin sorunlarına sahip çıkmaya devam edecek. Kürtlerin sesi soluğu olmaya devam edecek bölgede AK Parti. Terör örgütü de zaten kaybetmekte olduğu toplumsal desteği, onun siyasi partisinin de kaybetmekte olduğu toplumsal desteği eriyerek inşallah bölgede o parti tamamıyla etkisiz hale gelecek. Bunu gördükleri için bu saldırıları yapıyorlar. Biz de yılmadan, korkmadan, çekinmeden bu mücadeleyi sürdüreceğiz.

AŞİRETLER DEVLETİN YANINDA

Hala Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da en etkin toplumsal gerçeklerden birisi aşiretlerin varlığıdır. Bu aşiretlerin çok büyük bir kısmı geçtiğimiz günlerde Van’da bir araya gelerek, 185 aşiret, terörün, PKK’nın karşısında olduklarını ortaya koymuşlardır, milletin birliğinden, dirliğinden yana olduklarını, Türkiye’de devletten yana olduklarını ortaya koyan bir anlayışı ortaya koydular. Bu tabii yüz binlerce Kürt’ün taraf seçmesi demektir. Bu da terör örgütünü son derece rahatsız ediyor, ürkütüyor. Geçtiğimiz aylarda Van’da, Batman’da, Siirt’te, birçok yerde Türk bayraklarını açarak binlerce Kürt kardeşimiz ‘Evet, biz bu toprakların insanlarıyız, biz bu bayrağa da vatana da ülkeye de sahip çıkıyoruz’ demişler, teröre lanet okumuşlardır. Bütün bunlara baktığımız zaman bu kadar yıl silahlı mücadele veren bir örgüt bu kadar çok dışarıdan arkasına, hele son zamanlarda muazzam bir siyasi destek almış olan bir örgüt ama bakıyorsunuz kendisine oy veren kitlenin desteğini kaybediyor. Dolayısıyla bu örgüt bakımından tahammül edilebilir bir şey değildir, bunun için zıvanadan çıkmış bir şekilde sivillere, sivil siyaset alanına saldırıyorlar ve maalesef sivil siyasetçileri öldürüyorlar, şehit ediyorlar. Bundan hiçbir şekilde korkmayacağız, yılmayacağız. Bu, örgütün aslında toplumsal hayatlarının yok olmaya başladığını gösteriyor ve bu anlamda da sonuna kadar mücadeleye devam edeceğiz.

“MEZHEP SAVAŞININ FAYDASI OLMAZ”

Bölgede ortaya çıkacak bir mezhep savaşının ne Sünnilere ne Şiilere zerre miktarı faydası olmayacak. Mezhep savaşları üzerinden bu bölgeyi bölüp parçalamaya çalışanlarsa Ortadoğu üzerinde emperyal hedefleri olan ülkelerdir. Bir kere bu olgunun farkına varmamız lazım.

ESAD REJİMİNİN DE UZLAŞMA NOKTASINA GELDİGİ KANAATİNDEYİM

Tek tek bütün Suriyelileri öldüremeyeceğine göre bir yerde uzlaşma noktasına gelmek mecburiyetindeydi. Ben, Esad rejiminin de uzlaşma noktasına geldiği kanaatindeyim. Ama sorun şu; Suriye halkı bu kadar eli kanlı bir diktatörle, eli kanlı bir rejimle uzlaşır mı uzlaşmaz mı?

FETÖ’DEN İHRAÇLARA İTİRAZLAR

Mahiyeti itibarıyla tek tip olan çok sayıda dilekçe var. Bu da gösteriyor ki bu dilekçeyi verenlerin de zaten belli bir networkün içerisinde hareket ettikleri anlaşılıyor. Ama bunları da bir ön yargı haline getirmeden, evet doğru bu da bir algının parçası olabilir, ama bunları da ön yargılı şekilde davranmadan tek tek, titizlikle inceleyeceğiz. Kaynak: Milliyet

Sadece paylaşmak için...Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+

Yorum yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*