19. Avrasya Ekonomi Zirvesi’

EKONOMİ:19. Avrasya Ekonomi Zirvesi İstanbul’da yapıldı.

19. AVRASYA EKONOMİ ZİRVESİ DİYALOGLA İPEKYOLU EKONOMİ, ENERJİ, İSTEMSİZ GÖÇ VE TERÖRİZM KONULARI İLE 5-7 NİSAN 2016 GÜNLERİ İSTANBULDA GERÇEKLEŞTİ

MARMARA GRUBU VAKFI’NIN BÜYÜK BAŞARISI AVRASYA EKONOMİ ZİRVELERİNİN ONDOKUZUNCUSU BAŞARIYLA TAMAMLANDI

“Dr. Akkan Suver 19. Avrasya Ekonomi Zirvesi’ni değerlendirdi”

1998 yılında altı ülkenin katılımıyla gerçekleşen Birinci Avrasya Ekonomi Zirvesi, 2016 yılında Cumhurbaşkanları ile Başbakanlarla, Meclis Başkanlarıyla, bakanlarla, parlamenterlerle, iş adamlarıyla, akademisyenlerle zenginleşen bir katılımla ondokuzuncu yaşını idrak etti.

Avrasya ekonomi zirvelerini bir gelenek olarak nitelendiren Marmara Grubu Vakfı Genel Başkanı Dr.Akkan Suver, sivil bir kuruluşun on dokuz yıl içinde oluşan itibarını bir başarı hikayesi olarak değerlendirmemekte aksine sürdürülebilir kılınmasını bir sorumluluk projesi olarak adlandırmaktadır

19 yıl, uzun bir zaman periyodu…

Dr. Akkan Suver diyor ki;

“-Uzun bir yol kat ettik. Kimi arkadaşımız yoruldu, bizden ayrıldı.

Kimi arkadaşımız, beklediğini bulamadı, çekti gitti.

Bazıları idraki almadığından, yaptığımızı anlayamadı, kayıplara karıştı.

Ama biz bir avuç inanmış arkadaşla yolumuza devam ettik. Bugünlere geldik.

Ondokuz yılda büyük şereflere nail olduk. Fahri profesörlük, fahri doktoralar aldık. Hem gazeteci, hem de diplomat olabilme şansına eriştik. Karadağ “Montenegro” Devleti beni 2008 yılında İstanbul’a Fahri Başkonsolos olarak atadı. Azerbaycan Devleti iki büyük madalya ile onurlandırdı. Moğolistan Devleti üç ayrı madalya verdi. Gagavuzya üç nişan ile en büyük Özerk Bölge madalyası ile taltif etti. Vatikan’ın önceki Papa’sı tarafından Benedictus Madalyası ile şereflendirildim. Nice onur ve değer ödülü aldım.

En son olarak, 19. Avrasya Ekonomi Zirvesi’nde Azerbaycan Enerji Bakanlığı tarafından Fahri Enerji İşçisi Madalyası aldım

Balkan Barış Derneği “Merkezi Üsküp” Barış Kahramanı verdi.

Merkezi Slovenya’da bulunan Enstitüsü tarafında “Anlayış Büyükelçisi” ödülüne layık görüldüm.

Bütün bunları anlatıyorum, zira bizden sonra gelenler bilsinler ki, ülkesi için karşılıksız çalışanlar, insanları olduğu gibi kabul edip sevenler, barışa itinayla hizmet edenler bunlara her zaman ulaşabilirler. Bunları her zaman elde edebilirler. İşte ben arkadaşlarım yirminci Avrasya Ekonomi Zirvesi’nin arifesinde birlik ve beraberlik içinde ilk günden beri bizimle beraber olan ve yeni katılan arkadaşlarımızla çalışmalarımıza devam ediyoruz.”

19 AVRASYA EKONOMİ ZİRVESİ’NDE DEVLET ADAMLARI, DİN ADAMLARI, AKADEMİSYENLER, İŞ KADIN VE ADAMLARİ BİRARAYA GELDİLER

19. Avrasya Ekonomi Zirvesi Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’in mesajıyla açıldı. Aliyev’in mesajı Azerbaycan Devlet Bakanı Nazım İbrahimov tarafından okundu. Mesajda Azerbaycan’ın aldığı yükümlülükleri sorumlulukla yerine getirerek ekonomik işbirliğinin derinleştirilmesi ve Avrupa’nın enerji güvenliğinin sağlanması işine büyük katkı verdiğine işaret eden Aliyev, şunları söyledi: “Ülkemiz, Güney Gaz Koridoru çerçevesinde Şahdeniz 2, Trans Anadolu Boru Hattı Projesi (TANAP) ve Trans Adriyatik Boru Hattı Projesi (TAP) gibi uluslararası projelerin gerçekleştirilmesi, tarihi İpekyolu’nun onarılması konusunda çabalarını önemli ölçüde artırmıştır. Asya ile Avrupa’yı birleştiren Bakü-Tiflis-Kars demiryolunun inşasında artık en son aşamaya gelinmesi takdir edilmeli. Ermenistan’ın gayrı barışçıl tutumu sonucunda şimdiye kadar çözüme ulaşmamış Yukarı Karabağ sorunu, bölge devletleri ve halkları arasında işbirliğinin genişlemesine en büyük engel olarak kalmaktadır. Yurtdışı destekçilerinin yardımına güvenen Ermenistan, işgal altında tuttuğu Azerbaycan topraklarından çekilmek istememekte; statükosunu uzatmaya, sorunun barışçıl yolla çözülmesinden çeşitli bahanelerle uzaklaşmaya çalışmaktadır. Kuşkusuz bölgede gelişimin ve istikrarın güvenli biçimde sağlanması, yalnız bu türden sorunların uluslararası hukuk çerçevesinde adaletli çözümünden sonra mümkün olabilir.”

Papa I. Francis 19. Avrasya Ekonomi Zirvesi dolayısıyla yolladığı mesajda: “Çözüm için entegre yaklaşım gerekmektedir” dedi.

Zirve’nin açılış seremonisinde Türkiye Süryaniler Katolik Patrik Vekili Mgr Yusuf Sağ, Papa I. Francis’in mesajını okudu. Papa, mesajında şunları dile getirdi: “Birisi çevresel, diğeri sosyal olmak üzere 2 ayrı kriz ile değil; aksine sosyal ve çevresel boyutları olan tek ve karmaşık bir kriz ile karşı karşıya bulunmaktayız. Yoksullukla mücadele, dışlananların iade-i itibarı ve aynı zamanda tabiatı korumaya dair bir çözüm için oluşturulacak stratejiler entegre bir yaklaşım gerektirmektedir. Ekoloji ve ekonomi, sürdürülebilir bir ekonomi için çok önemli konular haline gelmeye başlamıştır. Ancak yaşayan organizmalar ile geliştikleri çevre arasında derin karşılıklı bağlantı ve ilişkileri sebebiyle bu hususların bütünleyici bir çerçeve içerisinde insani ve sosyal boyutlarının beraber ele alınması ve bu şekilde üstesinden gelinmesi zaruridir.”

Başbakan Yardımcısı Tuğrul Türkeş Zirve’de yaptığı konuşmada; kaynakları bakımından önemli bir rekabet alanı haline gelen, Türkiye’nin ve dünya siyasetini yakından ilgilendiren Avrasya’daki gelişmelere, bölge halklarıyla tarihi, kültürel ve coğrafi yakınlık ve derin bağlar nedeniyle kayıtsız kalmanın mümkün olmadığını aktardı: “Bölgede istikrarın, ekonomik gelişme ve kalkınmanın sağlanması, enerji ve ulaşım koridorlarıyla Avrasya ve Asya’nın sıkı bir işbirliği ve karşılıklı kazanca yönelik olumlu bir gündemle birbirine bağlanması ülkemizin temel hedefidir. Enerji sahasında ülkemiz, üretim ve tüketim bölgeleri arasında önemli bir koridor olmanın sağladığı potansiyelini kararlı bir şekilde geliştirmekte, geleceğe yönelik yatırım ve öngörülerle insani ve çevresel boyutları da gözeten projeler üretmektedir.” Türkeş, Azerbaycan ile Türkiye’nin kardeş ülke ve halklar olduğunu anımsattı: “Bu ülkeler ve halklarla, ortak dil, tarih; sosyal ve kültürel etkileşimin yanısıra yeri geldiğinde karşılıklı ticareti geliştirecek adımlar atılmakta, insan ve malların rahat dolaşımı açısından vizesiz dolaşım anlaşmaları imzalanmaktadır. Azerbaycan’ın kadim toprağı olan Dağlık Karabağ’da yaşanmakta olan çatışmalarda şehit olan Azerbaycanlı gardaşlarımıza Allah’tan rahmet, yaralılara da acil şifalar diliyorum. Türkiye, Azerbaycanlı gardaşlarımızın haklı mücadelelerini her türlü uluslararası platformda savunmaktadır ve savunmaya devam edecektir.”
Ekonomiden Sorumlu Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek ise düşünceleri şöyle aktardı: Türkiye’nin son 10-15 yıl içinde önemli yapısal dönüşümler gerçekleştirdiğini, bu dönüşümler sayesinde orta alt gelir grubundan orta üstü gelir grubuna yükseldiğini söyledi. Türkiye’de bugün mutlak yoksulluğun yok olacak noktaya geldiğine dikkati çeken Şimşek, bunun sayesinde birçok alanda ilerlemeler sağlandığından bahsetti. Şimşek, son dönemlerde ekonomik yavaşlamanın arka planında yüksek borçluluğun yattığını Türkiye’nin ise kamu borç stokunun brüt olarak milli gelire oranın yüzde 70-80’lerden yüzde 30’lara kadar düştüğünü ifade etti: “Geçen sene Avrupa tanımlı genel devlette sıfır açık verdik. Yani bütçemiz geçen sene dengelendi.” Şimşek enflasyonun da tek haneye düşürülse de halen daha yüzde 7.5’lik oranın yüksek olduğunu aktardı.

Mehmet Şimşek, yatırım ortamını iyileştirmek için çaba gösterdiklerini, bu konuyla ilgili reform çalışmasının yakında Meclis’e geleceğini açıkladı. Şimşek, Türkiye’nin dünyada sermaye ve yatırım için rekabet etmesi gerektiğini anlattı: “Aslında dünyada para ve sermaye bol, yatırım yapılacak yer aranıyor.” Türkiye’de uluslararası sermayeli şirket sayısının 5 binden 47 binin üzerine çıktığını hatırlatan Şimşek, “Ama neden 200-300 bin küresel sermayeli şirket Türkiye’de faaliyet göstermesin?” dedi. Yabancı yatırım çekmede hukuk ve şeffaf yapılanmanın önemli olduğunu aktaran Şimşek, dünyada ilk 10’a girme iddiasında olan Türkiye’de kurumsal kapasite ve kaliteyi daha da iyileştirmek zorunda olduklarını dile getirdi. Yüksek gelir grubuna çıkmak isteyen Türkiye’nin ikinci ve üçüncü nesil reformlar yapması gerektiğini ifade eden Şimşek, bu nedenle reformlara ağırlık verdiklerini kaydetti.
“Rant olacaksa devlet almalı”: Reform yapmanın zor ancak imkansız olmadığını, çıkar gruplarının reformları hep engellediğini aktaran Şimşek, eğitimde performansın ölçülmesi ve kalitenin artırılması gerektiğini anlattı. Şimşek, gelecek 30-40 yıl içerisinde Türkiye’nin önünde büyük bir fırsat olduğunu ve ülkenin yeni sanayi devrimine hazırlandığını ifade etti: “Eğitim bizim en büyük önceliğimiz. Bütçeden vergilerin yüzde 24’ünü eğitime harcıyoruz. Türkiye önceliklerini doğru saptamıştır.” Yerel düzeyde imar uygulamalarının kurala bağlanmasının önemine değinen Şimşek, en çok sorunun bu alanda yaşandığını bildirdi: “Belediye meclisleri aldıkları kararlarla önemli rantlara imza atabiliyor. Bu kabul edilebilir bir durum değil. Eğer rant olacaksa rantın devlete gelmesi lazım. İşte bunu sağlayacak çok önemli bir reformu yakında Meclis’e göndereceğiz. Her şey şeffaf olacak, rantlar doğrudan doğruya milletin hazinesine gelecek ve millet kazanacak. Türkiye’de daha çok hizmet ve yatırım olacak. Bizim amacımız budur.”

İstanbul Hazır Giyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği (İHKİB) Başkanı Hikmet Tanrıverdi ise; Türk moda endüstrisinin hazır giyimden moda üretimine geçişin sürdüğünü kaydetti. Türk ekonomisine yılda 15 milyar dolar katmadeğer yarattıklarını vurgulayan Tanrıverdi, Türkiye’nin 81 vilayetinde üretip 217 ülkeye ihracat yaptıklarını anlattı: “Herhangi bir olumsuzluk olmazsa 18 milyar dolarlık ihracat bekliyoruz. 2023’te 60 milyar dolar ihracatı hedefliyoruz.”

Karadeniz Ekonomik İşbirliği Parlamenter Asamblesi (KEİPA) Genel Sekreteri Asaf Hajiyev, eğitim konusuna dikkat çekti: “Eğitim önemlidir. Eğitim her yerde, evde, işte, yaşamda olmalıdır. Dünya için en tehlikeli kavramlarla mücadelede eğitimin önem kazanması gerekiyor. Dünya nüfusunun 3 milyarı 30 yaşında altında. Yani gelecek gençlerin elinde. Parlamenterler olarak sorumluluğumuz var. Ya genç nesiller için gelecek inşa edeceğiz ya da genç nesilleri geleceğe hazırlayacağız.”

Çin Halkı Barış ve Silahsızlanma Örgütü Başkan Yardımcısı Yu Hongjun, tarihi İpekyolu’nun yeniden inşaa edilme sürecine değindi: “İpekyolu geçtiği güzergah boyunca tüm ülkelerin gelişimine katkıda bulunacak. Bu hepimizin çıkarına olacaktır. Tüm ülkelerin katılacağı bir strateji ile İpekyolu’nun yani ortak kalkınma projemizin hayata geçirilmesini istiyoruz. Türkiye’nin İpekyolu Projesi’nde oynayacağı rol önemlidir.”

İstanbul Ticaret Odası Başkanı İbrahim Çağlar, Avrasya’nın dünyanın can damarı olduğunu söyledi: “Tüm dünyada barış ve huzurun tesisi, küresel entegrasyonun güçlenmesi, uluslararası ekonomik işbirliğinin sağlanması için Avrasya’daki dengeleri ve çatışma alanlarını hesaba katmak zorundayız. Avrasya’daki zenginliğin, bölgesel refaha hizmet etmesini istiyorsak elimizdeki en önemli enstrüman ekonomidir, ticarettir.” Çağlar, İpekyolu’nun küresel ekonomik büyümede önemli bir role sahip olduğunu aktardı: “Üzerinde 65 ülke, milyarlarca insan, milyarlarca dolarlık iş hacmi ve 21 trilyon dolarlık ekonomik güç bulunan İpekyolu gibi ticaret ve medeniyet yollarını ihya ettikçe, ekonomik gelişmeyi de sağlarız.”

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı adına Prof. Dr. Erman Tuncer ise ekonomik krizlerin sosyal krizlere dönüştüğünü, dolayısıyla bölgesel işbirliğini daha da geliştirmeye ihtiyaç duyulduğunu anlattı: “Avrasya büyük bir fırsattır. Ancak avantajların dezavantaja dönüşmesi de mümkündür. Avrasya’nın can damarı İpekyolu’dur. Bunu tekrar canlandırmak bizim en önemli hedefimizdir. Çünkü bu yol küresel barışa ve refaha giden yoldur.”

İstanbul Vali Yardımcısı Cemalettin Özdemir, Türkiye’nin en önemli kenti olan İstanbul’un uluslararası yatırımlar için cazip bir kent olduğunu belirterek, artık dünyada ülkelerin değil şehirlerin yarıştığını dile getirdi.

Zirve’de yabancı konukların selamlama konuşmasında ilk sözü alan Bosna Hersek Federasyonu Başkanı Marinko Cavara, sivil toplumun savaş ve zorunlu göç konusunda el ele vermesi gerektiğine işaret etti: “Sorunlara ortak cevap vermeliyiz. Zorunlu göç, mülteci dalgaları tüm Avrupa’yı yakından etkiliyor. Ancak sadece mültecilerin yani zorunlu göçe zorlananlara bakarak sorunu çözemeyiz. Burada önemli olan çeşitli modeller geliştirmek ve ülkeler arası işbirliğini sağlamaktır.” Cavara, ekonomik istikrarın her şeyden önce politik istikrara bağlı olduğunun altını çizdi: “Önemli olan kazan-kazan durumunun uluslararası değer yaratmada hakim olmasıdır.”

KKTC Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, ülkesinde kalıcı federal bir çözüme ulaşıldığı takdirde iki toplumun barış içinde geleceğe kavuşmasının yanısıra bölgesel işbirliğinin de kapısını açacağını anlattı. Akıncı, Doğu Akdeniz’in doğalgaz enerji kaynaklarının gerginlik yerine refah sağlayacağını savundu.

Bosna Hersek Eş Cumhurbaşkanı Mladen Ivanic, güvenliğin ekonomik kalkınmanın, reel yatırımın ve aynı zamanda insanlar arası iletişimin ön koşulu olduğunu kaydetti: “Güvenlik meselesini çözmek için birarada ve omuz omuza çalışmamız gerekiyor. 1960’ların sonunda 15 milyon kişi Avrupa’ya gitti sorun olmadı. Ama geçen yıl 1 milyon insanın göçü güvenlik korkusu nedeniyle büyük sorun oldu.”

Makedonya Cumhurbaşkanı Gjorge Ivanov, ekonomik, teknik ve kültürel problemlerle dolu bir çağda yaşandığını belirtti: “Devletlerarasında güç birliği olmaz ise kötü taraflar arasında işbirliği yükselir. İnsan kaçakçılığı artar. Şunu unutmayalım mülteci veya göçmenler birer rakamdan ibaret değildir. İnsandır ve insan onuruna sahiptir. Bu insanlara insanca yaklaşmak bizim için zorunluluktur.”

Zirve’nin ilk gün öğle yemeğinin şeref konuğu Türkiye Cumhuriyeti 11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Avrasya’nın ekonomik, ticari kapasitesiyle zengin fırsat ve işbirliğinin odak noktasında olduğuna işaret etti: “Son yıllarda bunlardan tam kapasiteyle yararlanmadığımız bir gerçektir. Çünkü bu defa fırsatlardan çok risk ve tehditlerin tartışıldığını, bunlara odaklandığımızı biliyoruz. Bugün karşılaştığımız engeller bölgemizin çok uzak noktalarından çıkan yapılar olarak karşımızda duruyor. Bu engeller bölgenin siyasi aktörlerinin bazı ihmalleri ve siyasi öngörüsüzlükleri veya bencillikleri, gizli emellerinden kaynaklanmaktadır.”
Gül, Ermenistan ve Azerbaycan arasında süren krizi şöyle değerlendirdi: “BM tarafından Azerbaycan toprak bütünlüğü tanınmıştır. Dolayısıyla Karabağ sorununun BM Konseyi’nin de ilgili kararlarını gözönüne alarak sulh yoluyla barışçı bir şekilde halledilmesi, işgalin sona ermesi ve Azerbaycan topraklarının bütünlüğünün sağlanması sadece Kafkaslar’da değil bütün bölgede barışa çok büyük etki yapacaktır.”
Gül, Türkiye ile Rusya arasında 5’inci ayını dolduran krizin de bir an önce çözüme kavuşturulması gerektiğini vurguladı: “Bunun sadece iki ülke için değil bölge için ve bölgedeki başka sorunların hallinin kolaylaştırılması ve yeni sorunlar çıkmaması için önemli olduğunu düşünüyorum.”

Diyalogla İpekyolu; Ekonomi, Enerji ve İklim Değişikliği Oturumu

Oturum’un açılış konuşmasını yapan Türkiye Cumhuriyeti Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Binali Yıldırım, Avrasya’nın bir kavram olduğunu belirterek, bu önemli bölgede enerji, ekonomi ve ulaşımın işin özünü oluşturduğunu söyledi. İpekyolu kapsamı içinde durum değerlendirmesi yapan Yıldırım, 2018’de hizmete alacakları 3. Havalimanı’na ilişkin şunları açıkladı: “Dünyanın en büyük havalimanını İstanbul’da yapıyoruz. Kamu hiçbir yük almadan dünyanın en büyük havalimanına sahip olacak ve üstüne 1 milyar 100 bin avro yıllık kira parası alacak.” Yıldırım, yeni havalimanının 150 milyon yolcu kapasiteli, 200’ü aşkın uçağın aynı anda yolcu alabileceği, 1.5 milyon metrekare arazide, 6 piste sahip 11 milyar avroluk bir yatırım olduğunu anlattı. Binali Yıldırım, Bakü-Tiflis-Kars Demiryolu Projesi’ni 2009 yılında Azerbaycan ile başlattıklarını, bu yıl sonunda bu hattı da işletmeye alacaklarını anlattı: “Böylece Çin’in doğusundan kalkıp Avrupa’nın batısına kadar mal ve hizmet götürmenin önünde engel kalmayacak.”
Yıldırım, Ankara, Konya, İstanbul, Eskişehir ve Bilecik gibi şehirleri birbirine bağlayan, gerçeğe dönüştürdükleri hızlı tren hayali ve bölünmüş yolları anlattı: “Bölünmüş yollarda 1 yılda zaman ve yakıt tasarrufundan elde ettiğimiz gelir 5 milyar doların üzerinde. Ayrıca 3 milyon 250 bin ton daha az egzoz gazı havaya veriyoruz. Yollarda ortalama hız arttı, dur-kalk azaldı, aynı zamanda ölümlü kazalar da son 10 yılda yüzde 62 azaldı.”

Azerbaycan Milli Meclis Başkan Yardımcısı Valeh Aleskerov, Azerbaycan ve Türkiye arasındaki iyi ilişkilerin Bakü-Tiflis-Ceyhan Boru Hattı gibi büyük projelerin yürütülmesini sağladığını anlattı. Hazar Bölgesi’nde üretilen doğalgazın Türkiye’ye, oradan Balkanlar’a, İtalya’ya ve Avrupa ülkelerine iletilmesini sağlayacak TANAP ve TAP Projeleri’nin bugün Bakü-Tiflis-Ceyhan Boru Hattı projesinden de önemli hale geldiğini aktardı.

Polonya eski Başbakan Yardımcısı eski Maliye Bakanı Grzegorz Kolodko, yeni kitabında sözettiği yeni pragmatizm kavramını anlattı: “Yeni bir paradigma; ben, heteredoks ekonomiyi öneriyorum.” Kolodko, rekabette yurtiçi hasılanın büyümesi için gelenekselin önüne geçmek, sosyal psikoloji ve tarih kullanarak incelemeler yapmak gerektiğini ifade etti. Yeni pragmatizmi dikkate almak gerektiğini savunan Kolodko, geleceğe bakmayı önerdi: “Güvenlik nedeniyle belirsizliklerle dolu bir bölge görüyoruz. Daima geleceğe spesifik, sürdürülebilir kalkınma üzerinden bakmalıyız. Bunun için üç sacayağı var; değerler, kurumlar, siyaset.”

Azerbaycan İletişim ve Yüksek Teknolojiler Bakan Yardımcısı Elmir Velizade, bilgi teknolojileri altyapısının tam olarak gelişmediğini, bu yüzden bölgeler ve ülkeler arasında farklılıklar bulunduğunu söyledi. Sofistike biçimde Azerbaycan’ın bu konuda gerekli altyapı projelerini gerçekleştirme yoluna gittiğini aktaran Velizade, 2017’de yörüngeye uydu fırlatmayı planladıklarını açıkladı.

Türkmenistan Ekonomi ve Kalkınma Bakan Yardımcısı Beyjan Kakajanov, yüzde 3,6 rakamıyla büyüyen Türkmenistan’da son yıllarda istikrarlı bir büyüme olduğundan, KOBİ’lerin ve maliye sistemlerinin geliştirilmesi gibi hedefleri bulunduğundan sözetti. Kakajanov, yeni hidrokarbon projelerinin hayata geçirildiğini, 2015’te doğu-batı doğalgaz hattını işletmeye açıldığını, Türkmenistan-Afganistan-Hindistan-Pakistan doğalgaz hattının tamamlandığını, yeni teknolojilerin yerleşmesi konusunda çalışmalar yürüttüklerini anlattı. Kazakistan, Türkmenistan, İran demiryolu inşaatının sürdüğünü belirten Kakajanov, bu projenin önemini vurguladı. Kakajanov, ayrıca Türkmenistan’da 562 Türk şirketinin faaliyet gösterdiği bilgisini verdi.

Makedonya Dış Yatırımlar Bakanı Jerry Naumoff, Makedonya’ya yatırım yapılması halinde 650 milyon müşteriyle buluşma imkanı olduğunu, yüksek vasıflı işgücü, düşük enflasyonu, güvenli, istikrarlı, dünyadaki resesyona rağmen büyüyen yapısıyla yatırımcılar için cazibe merkezi olduğunu kaydetti. Türkiye ile yatırım koruma anlaşması bulunan Makedonya’nın Avrupa’da bir firma kurmak isteyen yatırımcılar için ilk sırada yeraldığını belirten Naumoff, “Biz Makedonya’da, 10 yıl vergisiz yatırım gelir garanti edebiliriz. Yüzde 4 ile Avrupa’daki en büyük büyüme rakamlarına sahibiz” dedi.

Kosova Sağlık Bakanı Yardımcısı Kadir Hüseyin, Birleşmiş Milletler (BM) üyesi olmayan Kosova’nın AB yasalarına uyum çalışmalarına başladıklarını, iklim değişikliği konusunda çok sayıda AB direktifine uygun çalışmalar yürüttüklerini ve sera gazı envanteri hazırladıklarını ifade etti.

Türk Keneşi Genel Sekreter Yardımcısı Abzal Saparbekuly, Çin’in geleneksel enerjisinin yüzde 45’ini gelecekte yenilebilir enerjiden elde edeceğini, aynı şekilde Avrupa ülkelerinin yenilenebilir enerji stratejilerini desteklediğini vurguladı. Son bir yıldaki gelişmelerin ufuk açıcı olduğunu kaydeden Saparbekuly, Azerbeycan, Türkmenistan, Kazakistan tarafından büyük işler yapıldığını, gümrük geçişlerinin 1 güne kadar indirildiğini ve gümrük geçişlerinde yüzde 60-70 indirim sağlandığını anlattı.

Biopolitik Uluslararası Teşkilat Başkanı Agni Vlavianos Arvanitis, milyonlarca insanın yerinden yurdundan edildiğinin görüldüğünü, insanlığın önünde yepyeni bir düşman bulunduğunu ifade etti. Arvanitis, toprağın, suyun, havanın kirlenmesinin önlenmesi için teknolojide metot bulunabileceğini söyledi.

Slavyani Vakfı Başkanı Zahari Zahariyev, “Avrasya’nın yeni bir yol haritasını Bir Yol, Bir Kuşak Projesi ile çizebiliriz” dedi. Projenin uygulanmasının küresel güvenlik sistemine katkısının yanısıra mevcut ilişkilere de katkı sağlayacağını belirtti. ABD (Kuzey Atlantik Ticaret ve Transpasifik Projesi) ile Çin Projesi arasında fark bulunduğundan sözeden Zahariyev, Çin Projesi’nin aksine ABD’nin iki projesinden ulusal ülkelerin etkileneceğini, bu çerçevede yeni bölümlemelere yol açılacağını, ABD’nin statükosunu korumasının yanısıra tekelleşmenin sürdürüleceğini ve çevre üzerinde de son derece olumsuz etkileri olacağını söyledi.

Türk Barter Yönetim Kurulu Başkanı Sırrı Şimşek, Avrupa Birliği’nin (AB) Türkiye’ye ihtiyacı yoksa Türkiye’nin de AB’ye ihtiyacı olmadığını söyledi. Ülkelerarası özel barter anlaşmaları yapılması gerektiğini belirten Şimşek, bu noktada barter ortak pazarının ülkeler arasında ticaretin artırılmasında önemini vurguladı.

Romanya Prensi Radu, kendi ülkesinde 4 gençten birinin üniversiteye gittiğini belirterek, birçok gencin Avrupa’ya seyahat ettiği farklı bir dönem yaşandığına dikkat çekti. Genç nüfusun iyi bir eğitim ve mesleki eğitim kazanmasının önemine değinen Prens Radu, gençlerin tekrar kendi ülkelerine dönmesini sağlayacak projeler oluşturmayı ve bu insanların tekrar kendilerini evde hissetmelerini sağlamayı hedeflediklerini anlattı.

Moğolistan Barış ve Dostluk Örgütü Temsilcisi G. Tenger, Moğolistan’ın ekonomik kalkınmasının 2 puan düştüğünü belirtti. Tenger, İpekyolu’nun yeniden canlandırılmasının, Orta Asya ekonomilerini canlandırmasının yanısıra Avrupalı partnerlerle işbirliğini de canlandıracağını dile getirdi.

Slovenya eski Başbakanı Alenka Bratusek, enerji güvenliğini sağlamak ve sürdürülebilir yeşil büyümeyi karşılamanın en zor işlerden birisi olduğunu aktardı: “Benim ülkem AB üyesidir. AB enerjisinin yüzde 53’ünü ithal ediyor. Toplam ithalatımızın 5’te 1’ini enerji oluşturuyor. Enerji kaynaklarını çeşitlendirmek enerji güvenliğini sağlayabilir. Türkiye, Orta Doğu ile Avrupa pazarları arasında ortada duruyor. Slovenya ve Türkiye’nin stratejik ortaklık anlaşması imzaladı, enerji kooperasyonu konusunda adım atmış olduk.”

Romanya eski Başbakanı Victor Ponta, bundan sonra gerçekleştirilecek tüm Avrasya Ekonomi Zirveleri’ne katılarak, 10 yıl sonra kendisinin de on yılını idrak eden üyelere verilen Onur Madalyası’nı alacağını dile getirdi.

Slovenya Life Learning Akademisi Başkanı Marjetka Kastner, küresel büyüme olduğunu, gelişmekte olan pazar ekonomilerinden çekinildiğini söyledi. Büyümeyle birlikte sosyal ve siyasi riskler yansısa da Kastner, ekonomik büyümenin olumlu etkilerini de insanların izlediğini kaydetti.

Gagavuzya Özerk Bölgesi Başkan Yardımcısı Vadim Cheban, “İklim değişikliğine ilişkin önlemleri almak zorundayız” diyerek yenilenebilir enerji alanındaki politika taahhüdlerini güçlendirmeleri ve yeni politikaların uygulanmasına ilişkin yenilenebilir enerji hedeflerinin oluşturulması gerektiğini ifade etti. İkinci önemli eylem alanını; küresel ısınmanın azaltılması olarak gösteren ve kalkınmada yenilenebilir enerjinin önemine değinen Cheban, bu konuda tamamlayıcı düzenlemelerin yapılmasının önemini hatırlattı. Yenilenebilir enerjinin oluşturulmasında uluslararası işbirliğinin önemine de dikkat çeken Cheban, Gagavuzya’nın güneş enerjisinde önemli projesi bulunduğunu söyledi.

Oturum’un ardından Marmara Grubu Vakfı Başkanı Dr. Akkan Suver ile Moğolistan Barış ve Dostluk Organizasyonu Başkanı Deleg Zagdjav ile Başbakan Yardımcısı Tuğrul Türkeş’in de katıldığı bir törenle stratejik işbirliği anlaşması imzaladı.

Değişim Önderleri “Toplumsal Cinsiyet Eşitliğini Destekliyorum”
Oturum’un açılış konuşmacısı ve moderatörü Marmara Grubu Vakfı AB ve İnsan Hakları Platformu Başkanı Müjgan Suver, sürdürülebilir kalkınmanın yolunun cinsiyet eşitliğinden geçtiğini belirtti: “Cinsiyet eşitliği sorunu sadece kadınların sorunu değil tüm toplumun sorunu olarak görüyoruz. Ve sorunun üstünden gelme süreci kadın erkek birlikteliğinden geçmektedir.” Suver, toplumdaki bireylerin belirli bir oranın kabul görmesi halinde mesafelerin önemli olmadan yenileşmenin zihinden zihine aktarılabileceğini anlattı. Bunu 100. maymun örneğiyle açıklayan Suver, niceliğin niteliğe dönüşümün temel noktası olduğunu aktardı.

Açılış konuşmacılarından KKTC First Lady’si Meral Akıncı, dünyanın dönüşüm sürecinde toplumsal cinsiyet eşitliğinin her coğrafyada ve her platformda gündeme gelmesinin evrende barış kültürüne güçlü bir ışık tutacağını söyledi. İki bölgeli iki toplumlu Kıbrıs’ta kadın erkek eşitliğini güvence altına alacak federal yasalar olduğunu anlatan Akıncı, “Hangi coğrafyada olursa olsun dili ve kültürü ne olursa olsun tüm kadınlara özgürlük, eşitlik ve güvenlik sağlanmalıdır” dedi.

Sadece paylaşmak için...Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+

Yorum yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*