Cem ÖZER'in Gazeteci Neşe Berber'e verdiği röportaj

MAGAZİN: “Gecelik şeyler affedilebilir”

“Cem Özer’le kendi programındaki tanıtım deyimiyle olgunluk döneminde buluştum ve Türkiye gündeminden Laf Lafı Açıyor programına kadar, medyada vefasızlık görüp görmediğine kadar, kadın erkek ilişkilerine bakışı, nasıl bir baba olduğu, şu an yaptığı yeni programı nasıl gidiyor, gündemdeki gazeteciler hakkında neler düşünüyor? diye merak ettim ve sordum. Cem Özer de Türkiye ve medyada güncel konuları kendisine özgü üslubuyla değerlendirip bana anlattı.

RÖPORTAJ NEŞE BERBER

Gündemde şu anda en çok konuşulan konuları birlikte konuşalım mesela Osmanlıca?

Osmanlıca dilinin seçmeli ders olacağı söylendi benim merak ettiğim nelerin içinden seçeceğimiz. Madem kadim dillerden söz ediliyor, Latince, Yunanca, Göktürkçe ve Uygurca da bizim dillerimiz, bunların içinden seçmeliyiz. Zorunlu olacaksa önce Türkçe’nin zorunlu olmasını isterim. Çünkü zorunlu olarak öğretilen Türkçe ise insanların konuştukları dil ne? Pek fazla Türkçe konuşulduğuna şahit olmuyorum. Türkçe’yi bir öğrenelim yani.

”Her kuşu öptük, bir leylek mi kaldı?”

Hakikaten dile el atılıyorsa tamam yani İtalya’da da vardır, Latince öğrenirsin dünyanın çeşitli yerlerinde ama Latin alfabesinden vazgeçmeye yönelik gizli bir gündemse bu, tabii ki karşı çıkmak lazım.
“Atatürk de deli değil yani”
Durup dururken yapmamış yani Osmanlı alfabesinden vazgeçip Latin alfabesine dönmesi, o sırada pek çok alfabe var oturmuşlar bakmışlar en pratiği hangisi ve buna karar vermişler.

Peki Osmanlıca’yı gündeme getiren ne sizce?
Her iktidar böyle şeyler yapar. Esas meseleyi saklamak için başka bir şey atar ortaya. Bunu her iktidar sağı solu farketmez hepsi yapar. Orada sanıyorum Milli Eğitim Şurası’nda gündeme asıl eğitimin kız ve erkek olarak ayrışması tavsiyesi konu olarak daha önemli bence.

Siz erkek lisesinde okumuş biri olarak buna nasıl bakıyorsunuz?
Ben bunun sıkıntısını çok çekmiş biriyim hayatımda. Biz o devirde kimseyle ‘aşkadaş’ olamadık. Aşk’adaşlık’tan zarar gelmez. Biz karşı cinsi üniversitede tanıdık ve çok geçti artık.

Bunun zararını ilişkilerinizde gördünüz mü?
E olmaz mı oldu tabi. Bakın yeni nesiller nasıl rahat arkadaşlık kurabiliyorlar.
Biz bir süre ‘karşı cinsle arkadaş olunmaz’ diye yaşadık.

“Kadın erkek bir araya geldi miydi (sevişmeli)”
Bilemedik ki alışamadık ki ortaokulda lisede tam cinsiyetin geliştiği dönemde kızla arkadaş olmanın nasıl bir duygu olduğunu anlayamadık. Erkek lisesi, kız lisesinde okumak tam da bu iktidarın düşüncesine muhafazakar düşüncesine aykırı bir durum yaratıyor. Kadınla arkadaşlık, kadın mesai arkadaşınla arkadaş olunabileceği duygusundan çıkıp tamamen cinsel meta haline gelmesidir.

“Bizim beceremediğimiz bir şey var”
İnsan durduğu yeri doğru yer olarak düşünür. Yerin dışında olan herkesi yanımızda yakınımızda olsa bile yanlış yerde olduğunu düşünürüz.
Oysa ki doğru görecedir. Gerçek değişken değildir. Bu gerçeğe karşı nerde durduğu kişinin kendisini ilgilendirir. Başkayı sevmeyi beceremiyoruz. Sen yaptığını kendine yakıştırıyorsan bana çok yemek düşer. Bana ne! O vakit her birimizin başkasına göre eleştirilecek bin tane tarafı vardır.

‘Laf Lafı Açıyor’ programı ile Türkiye’de bir ilki yaşattın Televizyon’da, o dönemde neler oldu, neden bitti?
Benim isteğimle bitti program ben biraz sıkıldım ve daraldım o işten.
Yani ne oldu da sıkıldın?
Konuk kalitesi düşmeye başladı. Baktığımda ben Cem Karaca, Barış Manço, Can Yücel, Duygu Asena, Zülfü Livaneli, İstanbul belediye başkanları adayları siyasetçiler bakanların çıktığı bir programdan, topçu,popçu mankenlerin çıktığı bir programa dönüşünce işin talk kısmında seviye sığlaştı ‘düştü demiyim’. Onlarla bir şey konuşamamaya başladım. ‘Filmi çekerken çok eğlendik, ay bu albümü yaparken bayıldık inşallah da, ‘herkes sever’ bu değil yani talk_show. Mizah duygusu düşmeye başladı, sığlaşmaya başladı.

Tabii Jay Leno yapıyor ama 35 kişilik yazar kadrosu var. Gelen konuğun eline yazıp şunu soracağız siz ne cevap veriyorsunuz, buda şu diyor, ozaman biz bunu esprili bir hale getirelim diyip yazıp adama veriyorlar. Adam ezberleyip çıkıyor herkes o kadar doğaçlama komik değil. Baktığında çıkan herkes komik.

Bizde talk-show’cunun komik olması mı bekleniyor sence?
Jay Leno komik değil, konuklar komik. Bizde bir tane soru soruyorsun adam ciddiye alıyor kızıyor, bir şaka yap, bir dalga geç, alay et kendinle…
Adamı görüyorsun talk-show’un kendisiyle dalga geçiyor.

Türkiye’de sizinle birlikte talk-show yapan isimler var, hala devam ediyorlar. Buna yorumunuz ne olur?
Okan Bayülgen Beyazıt Öztürk var ama onların yaptığı talk-show değil birer show’a dönüştü. Okan da, Beyazıt da talk-show yapmıyorlar içinde konuşma geçen her show’a talk-show denmez.
Laf Lafı açıyor’a bugün sanırım en yakın Mesut Yar’ın programı var: Burada Laf Çok diye?
Bazen kendi ekibi de ‘Laf lafı açıyor’da bugün konuklar şunlar diye twiit atıyorlar çok da komik oluyor aslında. Bu tarz programlarda sanatçı çıkarıyor çünkü konuk skalası bu oldu kanallar da bunu istiyor yani, bu bir yumurta tavuk meselesi, böyle olunca da diğerleri de o tür programlara çıkmak istememeye başladı.

“Açıkçası ben bir film yapımcısı olsam filmimin tanıtımını
Beyaz show’da şurda burda yapmam bir halta yaramıyor”
Şirin Payzın’ın programı daha etkili olur. Söz seviyesi düşünce konuşma meselesi o zamanda ne oldu konuk sayısı çoğaldı. Şimdi nerdeyse on kişiyle programa çıkıyor.
‘Laf lafı açıyor’a konuk olmak için araya hatırlı kişiler konuyormuş öyle mi?
Çok talep vardı. Yeni bir şey çıkaran herkes çıkmak istiyordu. Şimdi Okan’a da çıkmak için sıraya giriyorlardır hakkını yemeyelim şimdi. Tabii benim programda ayrım şu, yeni sanatçılar bekliyordur Okan’a çıkmak için ben de albümü değil, kitabı ya da filmi yeni çıkan eski sanatçılar bekliyordu. Aramızdaki fark bu. O dönemde Tarkan’ın yegane çıktığı program olmuştur. Aklına kim gelirse tüm starlar çıktı.

‘Cem Özer konuğunu çok konuşturmaz’ deniyor, gelen konuklardan daha çok mu konuşuyorsunuz?
Hala diyorlar, bir konuk geliyor karşıma 1,5 saat program yapacağız ben soruyu sorarken kendi fikrimi de söylüyorum ki, karşı taraf rahat etsin diye. Bakın bende aykırı fikrimi söylüyorum siz de rahat edin yani onunda rahat konuşmasını sağlıyorum. Adam deli mi? Buyrun hoşgeldiniz başlayın anlatmaya diyeceğim kendi kendine 1,5 saat konuşamaz ki ben de bir şey söyleceğim bu bir taktiktir. Müsaade etsinler yani ben 1991 yılından beri bu işi yapıyorum. Bazen de hiç konuşmuyorum. O zamanda nasıl susturdu Cem Özer’i oluyor. Ben normalde konuşmayı sevmem, ağzımı bıçak açmaz.

Yeni programınız nasıl gidiyor tekrar geri döndünüz? Eski ilgiyi görüyor musunuz?
Ben çok memnunum seyirci de çok memnun sokakta da insanlardan çok güzel şeyler duyuyorum. 90’lı yıllarda gördüğüm ilgiyi neredeyse görmeye başladım. Burada başka bir Cem keşfettiler.

Siz keşfettiniz mi başka bir Cem Özer?
Ben zaten aynıydım, vardı bende durup dururken olmaz ki, ben zaten özel hayatımda buydum ve bunu yapmak istiyordum. Burada da o olanak sağlandı bana. Bana teklif gelince ‘ne yapmak istiyorsun’ dediler ben böyle bir şey yapmak istiyorum dedim, ben eğlence show yapmak istemiyorum dedim. İyi peki ne istiyorsan yap dediler. Aslında öyle bir format vaat etmiyorum seyirciye yarın kafama eser başka bir şey yaparım. Sadece ben bile çıkıp konuşabilirim.

“Mirgün Cabas da benim yaptığım gibi bir program yapmaya çalışıyor” ama çok takım elbiseli, yani doğal olmaya çalışan ama resmi bir vergi dairesi müdürü ile oraya çok sık gitmekten kaynaklanan samimiyeti kadar, samimi ve doğal. Format, masada oturuş, duruş soruların soruluş şekli bunu gösteriyor.
Ben konuklarımla program öncesi 1 saat öncesi sohbet ediyorum. Eğer konuk benim gibi ekran kaşarı değilse eyvah ne soracak diye geliyor. Ben de
onu programdan önce suya yatırınca yumuşuyor hani akşamdan suya yatırmak vardır ya.

Cem Özer konuklarını akşamdan suya mı yatırıyor?
Evet daha doğal oluyor sohbet bir taraftan da ben o insanları tanımak istiyorum. Bakıyorum gözlemliyorum. Kimi kibirli kimi mütevazi ama bana gelenler genelde mütevazı. Mesela ben Mehmet Metiner’i ekranda gördüğümde “Allahım bu nasıl çemkiren adam” diyordum. Ama tanıdığımda gördüm ki lokummuş. Geldi burada tatlı tatlı program yaptık. Rasim Ozan da aynı şekilde gayet sakin güzel olmuştu. Demek ki birazda program sahibi ile ilgili bu durum. Artık sakin programlar reyting alıyor. Tersine döndü artık.

Laf lafı açıyor’dan çok para kazandın mı?
Hayır. Çünkü o zaman bugün ki kadar büyük reklam pastası yoktu. Benim aldığım en büyük para herşey dahil kaset teslim 20 bin dolardı. Ama hep ‘Cem ne kazandı be’ dediler.

Son zamanlarda medyada gazeteciler arasında yaşanan kavgalara nasıl bakıyorsun?
Balık baştan kokar. Çünkü ülkede iktidarıyla muhalefetiyle siyasetçilerin çok büyük sorumluluğu vardır. Onların tavırları birbirleriyle kurdukları iletişimleri tavrı vatandaşı etkiler. Örnek alınırlar. Erdal İnönü, Mesut Yılmaz, Süleyman Demirel, Bülent Ecevit dönemlerinde bir araya gelirlerdi ekranda karşı karşıya kalır tartışırlardı. Hiçbir dönemde sesler bu kadar yükselmemişti. Karşındakine aynı şekilde cevap verirsen karşındakine benziyorsun. Herkes bir ötekini düşman, bu memleketi sevmiyor ilan ediyor.

Ahmet Hakan için de döndü diyorlar mesela..
Ahmet Hakan benim Kanal 7’den beri takip ettiğim ve sevdiğim bir yazar. Neden seviyorum, tanışıklığım yok bir kere karşıya gelmişliğim yok. Seviyorum şu sebepten insanlar görüşlerini bir çıkar uğruna değil de sadece öyle düşündükleri için savunuyorsa benim saygımı ve sevgimi kazanır. Ama medyada da iktidara yalakalık yaparak aslında öyle düşünmedikleri halde sadece nemalandıkları için savunmak zorunda kalıyorlarsa ben o insana saygı duymam. Ahmet Hakan’a şu açıdan saygı duyuyorum. Ahmet Hakan’ın görüşlerinde bir değişiklik yok. Ahmet Hakan hala ilk gün ne düşünüyorsa bugün de aynı düşünüyor. Ahmet Hakan bir şeye karşı çıkıyor incelik orada. Ahmet Hakan diyor ki ‘dünün mazlumları bugün zalim oldular.’ Ben zulme karşıyım diyor. Hala zulme karşı. Ahmet Hakan bir zamanlar başörtüsüne yapılan zulüm şimdi mini eteğe yapılıyor. Dolayısıyla rövanşist değil. Aynı yerde duruyor. O aynı yerde duruyor ama vaktiyle onun yanında duranların pozisyonları değiştiği için oradan bakınca Ahmet Hakan değişmiş gibi gözüküyor. Çünkü Ahmet Hakan anarşist bir adam. Benim gibi anarşistleri anlamak zordur. Anarşistlerin hedefi iktidar olduğu için yalnız bu iktidar sorunlu zannedilir.

Ak Parti için ne düşünüyorsun?
Yaptığı çok güzel şeyler var. Benim için birincisi askeri vesayeti kaldırdı. Hani hiçbir şeyini alkışlamasam bunu alkışlarım. Çünkü bizim jenerasyon darbeden ve askerden çok çekmiştir. Ben Kenan Evren faşistini Allah affetsin ben affetmeyeceğim. Yani gencecik çocukların yaşlarını büyütüp asmaları, suçsuz yere hapislerde yatırmaları, delil yok bir şey yok bunlar vatan haini içeriye atmaları. O dönemde teğmen yüzbaşı neyse rütbesi şimdi orgeneral olan haksız yere hapse atıldığında benim ömrümden 5 yıl çalındı dediğinde ben de dedim ki o dönemde gençlerin ömürleri çalındı. Evet yargı vesayet altındaydı. Aşırı laikçi o dönemdeki yargıçlar ne yaptılar yasaları eğdiler büktüler ve kendi akıl vicdanlarına göre kararlar aldılar. Ne yaptılar partileri kapattılar şunlar bunlar… Evet o vesayet kalktı. Ama vesayetin tamamı kalkması lazım. Mesela bugünkü hükümetin üzerinde de cumhurbaşkanı vesayeti var.

Programınızda bir akşam konuğunuzla sohbet esnasında, “ben bir kadını bana izin verdiği ölçüde ve oranda aldatırım” demiştiniz? Kadınlarla ilişkiniz nasıl?
Yani demek istemişimdir ki eğer karşı cinsin manevi ve cinsel anlamda tüm ihtiyaçlarını karşılayabiliyorsanız zaten kimseyi aldatmaz. Erkek aldatır doyumsuzdur. Daha ne istiyordur. Kadın aldatır kabahat erkektedir. Anlamamıştır. Kadın da aldatsa erkek de aldatsa toplumsal bakış erkeği suçlar. Erkek aldatıyorsa bir şey eksiktir. Mesela kadın yatakta yeterince fantezi yapmıyordur. Kendini fahişe hissedeceği için, utandığı için . Erkek de istiyorsa bunu yapmayı gider bunu yapan biriyle beraber olur ve aldatır. Bu kadar basit işte erkek için.

Cem Özer bir kadını neden aldatır?
Ne bileyim ben şu an aldatmıyorum.

Önceki ilişkilerinde aldattığın oldu mu?
Aldattım tabii. Ama onlar da beni aldattı. Beni aldatmayan kaldı mı ki? Hiç kimse masum değil. Erkekler ayrıca skor konuşmayı sever şurada yatmadığı kadının arkasından bile birlikte çıktıysa akşam götürdüm şahaneydi der aptal olduğu için. Çapkın desinler diye.
Kadınlar ise dünyayı götürürler ama yok yapmadım derler. Kadınlarda mesela şöyle ben evli olsam ve şimdi biz röportaj yaparken bizi görse ne yapıyorsun sen diye sorar. Ben de röportaj derim. O sarışın kadınla röportaj yapıyorsun yani der. Kadınlarında bakış açısı böyle işte.

Aldatmak nedir?
Bana göre aynı anda iki kişiyle bir ilişki sürdürüyorsan bu aldatmadır. Gecelik şeyler affedilebilir. Bin tane sebebi olabilir, uzak kalmıştır, ihtiyaç duymuştur, canı çekmiştir, film seyretmiştir, özenmiştir, orda bir çift görmüştür, yalnızdır, ortam müsait olmuştur, ışıklar sönmüştür, karşısındaki çok hoş yaklaşmıştır, seni özlediği için bile birlikte olabilir. Burada bir problem yok eğer 3-5 kez olmuş, duygusal bağ kurulmuşsa o zaman bu aldatma olur. Tende bir başka tenin izi kalmaz, ruhta başka bir ruhun izi kalır.

Siyaseti düşündünüz mü?
Hayır. CHP’den teklif aldım daha önceden hatta belediye başkanlığı için ama kabul etmedim. Niye edeyim ben oyuncuyum istersem siyasetçi istersem doktor oluyorum. Ben sürü halinde hareket etmeyi sevmiyorum.

Film projeniz var mı?
Evet yeni bir proje var üzerinde çalışıyoruz, daha net olmadığı için paylaşmıyoruz. Ayrıca tiyatro için güzel bir oyun olursa yapmak istiyorum.

Nasıl bir babadır Cem Özer?
Esasında kızımla oğluma sormak lazım, şanslı bir babayım şahane çocuklarım var. Çocukları doğasına bırakmak lazım. İnsanın özü zaten iyidir. Anne baba olarak kötü örnek olmazsa zaten çocuklar iyi insan olur. Ben de öyle yapıyorum. Çocuk oyun oynamak ister. Ben de serbest istediği kadar oynayabilir. Nejat daha çok annesiyle yaşıyor, özgür ne istiyorsa ona soruyoruz o ne istiyorsa onu yapıyoruz.

Mutsuz mu insanlar?
Evet çok mutsuz insan var çünkü umutları yok. Umut yoksa mutlulukta yoktur.

Umut olması için ne gerekli?
Özgürlük, değişebilmeli değiştirebilme seçeneği olması gerekli insanlar kaderlerinin değişmeyeceğini düşündüğü için mutsuzlar.

Senin mesela kaderini değiştirebileceğin ile ilgili bir umudun var mı?
Kesinlikle var ve yapıyorum da.

Cem Özer mutlu mu peki?
Mutluyum tabii mutlu olmamam için bir sebep yok. Çok da önemli değil huzurluyum. Ben 15 yaşındayken şu bulunduğum noktaya gelebilmeyi hayal bile edemezdim. Daha mutlu olmazsam nankörlük etmiş olurum.

Hayal et olsun demişler, hayal etmediğin bir noktaya nasıl geldin?
Ben iyi bir oyuncu olmak istedim sadece. Ünlü olmak istemedim ki. İyi bir oyuncu olmak istedim ve yaptığım işi iyi yaparsan zaten ünlü olursun.
‘Soruyorlar bana nasıl ünlü olacağım diye’ fark yarat diyorum. Tembel tembel oturuyorlar, risk almıyorlar, zihnini kullanmıyorlar akşama kadar Firuzağa’da oturuyor birilerinin onu keşfetmesi bekliyor, hiçbiri sokak tiyatrosu yapmıyor. Çıkın şunu yapın dizide oynamıyorsan sokaklar sahne git oyna, senin derdin oyunculuk değil sen ünlü olup parayı götürmek. Bana ne zaman sıra gelecek diye bekliyor.
Teşekkürler

Sadece paylaşmak için...Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+

Yorum yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*