KÜLTÜR: Çığır açacak Meryem Ana filmi

KÜLTÜR: Çığır açacak Meryem Ana filmi

‘Feminist acid western denemesi’, ‘gerçeküstücü bir Meryem Ana filmi’, ‘diyalogsuz ve deneyci bir dans filmi’, ‘çölde mistik bir performans’ gibi tanımlarla anılabilir. 2015’in en iyi Amerikan bağımsızı “Ma”, modern dans koreografileri yapan Celia Rowlson-Hall’un sinemaya heyecan verici girişini müjdeliyor. Godard’ın “Meryem ve Yusuf”undan bu yana en sıra dışı, en yapıbozucu Meryem Ana filmi, taptaze bir model yaratma peşinde… Film, 28 Şubat’a kadar devam edecek 15. !f İstanbul’da izlenebilecekken, 5 Mart’ta da !f Ankara’ya uğrayacak.
Bazı filmler, yapısal deformasyonla o kadar kafayı bozarlar ki, neye uğradığınızı şaşırırsınız. Celia Rowlson-Hall, ilk filmiyle bu etkiyi yaratıyor. “Ma” (2015), serbest olarak ‘Meryem’in temizlenme, arınma, hacı olma arayışını anlatıyor. Bir çölde kapkaranlık gördüğümüz karakterimizin ‘gerçeküstücü’ dünyaya açılması beklentilerin dışına çıkıyor.

ANTİ-SEKSİST VE GERÇEKÜSTÜCÜ MERYEM ANA YOLCULUĞU
Rowlson-Hall, aslında modern dans ve koreografi eğitimi almış bir isim. Yıllardır da elbise reklamlarında, video kliplerde, kısa filmlerde işin bu boyutundaki ‘olağandışı’ işçiliğiyle fark yaratıyor. Onun ‘anti-seksist’ çalışmaları, ‘popüler’ olmayı reddeden bir bakış açısını devreye sokuyor. ‘Sistem’e karşı duran anlayış, bir anlamda diyalogsuz koreografilerle açığa çıkıyor.

Nev-i şahsına münhasır sanatçıyı Maya Deren’in konumuyla özdeşleştirmek mümkün. Ama “Ma”da ne yapıyor? Kendi canlandırdığı Ma’nın içinden kovboylar, rahipler, polisler ve daha fazlası geçen varoluşuna bakıyor. Ama mesele, kovboy çizmeleriyle yolda otostop çekmekle başlıyor. Bu bölüm Gus Van Sant imzalı “Dişi Kovboylar da Hüzünlenir”in (“Even Cowgirls Got The Blues”, 1993) kuma batırılmış mistik bir çıkarımı gibi. Ama çok kısa bir sürede, başını bağlayan Ma’nın haccı ya da kutsal yolculuğu start alıyor.

HER SEKANSTA EZBER BOZMAK ZOR İŞ!
Bunuel’in “Samanyolu”na (“La Voi Lactée”, 1969) teğet geçen bu yürüyüş, katetme ya da varoluş egzersizi hiç ‘tanıdık’ değil. Diyalogsuzluğa arka plandaki gelişmeleri hareketlendiren müzik kullanımı da eşlik ediyor. Ama Ma, ‘Kutsal Meryem’ öyküsünden besleniyor. Godard’ın kurmaca bir gençlik filmine transfer ettiği “Meryem ve Yusuf”undan (“’Jous Vous Salue Marie’”, 1985) bu yana bu alanın en sıra dışı işiyle yüzleşiyoruz.

“Ma”, Catherine Hardwicke, Abel Ferrara gibilerinin beceremediği, dini figürle ilgili filmlerin sıradanlaştığı ve duygusallığın kurbanı olduğu sinema dünyasında söz sahibi olma peşinde… Bunu da tazeliğiyle, sükunetiyle, detaycılığıyla, emeğiyle, ayrıksılığıyla yerine getirecek. Celia Rowlson-Hall her sahnede bir tabuyu yıkma üzerine fikir yürütüyor.

FEMİNİST ACID WESTERN GİBİ
Ma’nın bir odaya girdiği anda, aniden çölün ortasında etrafında bir grup erkeğin, ‘havariler’in belirmesi normal değil. David Lynch’i hatırlatıyor. Bunun devamında otostop çektiği erkekle otele gidilmesiyle de aslında klasik, teşhirci bir seks sahnesi görmüyoruz. Cinsel deneyim arzusu allak bullak ediliyor. Onun yatakta adamla adeta ‘işaret dili’ ve ‘koreografi’ ile bir şeyler paylaştığına tanıklık ediyoruz. Böylece kumların köşeye sıkıştırdığı, ‘mistisizm’ ile ‘acid western’ arasındaki gözlem buraya kayıyor.

Jodorowsky’nin bunlardan sonuncusunun öncülerinden “Köstebek”teki (“El Topo”, 1970) çöl kullanımını ‘seraplar’la sararken, ‘öteki’lerden beslenmek, ‘dans’la yer değiştiriyor. Aslında alt türün yarattığı kafa bulmayı tasvir eden düş dünyası başka bir boyuta transfer ediliyor, ezber değiştiriyor. Koreografilerle seks ve yürüyüş sekanslarını saran Rowlson-Hall, Astaire-Rogers’ın, Bob Fosse’un yaptığı gibi geniş kitlelere mal olacak bir ‘dans koreografisi’ni tarif etmiyor. Aksine deneysel işlerle bağ kurarak, ‘ayrıksı model’ini özene bezene yaratıyor. Çıplaklık, hareketli bedenler, kum ve temassızlık bir ‘ilişki’ şekline dönüşüyor.

MOTİVASYONLARI REDDEDEN İŞARET DİLİ TERCİHİ
Film bu inadı sona kadar sürdürürken, Meryem Ana’nın hamileliğine getirdiği yorumla da aslında ‘gerçeküstücü sinemanın ‘koreografi’ destekli harikası’na dönüşmek için adımlar atıyor. Belki de bu konuda 2010’ların en iyilerinden. Rowlson-Hall, inatla geleneksel seks sahnelerinden, baş şişiren diyaloglardan, klasik karakter gelişmelerinden uzak duruyor.

İşaret diliyle Jonathan Nossiter’in “İşaretler ve Mucizeler”ine (“Signs and Wonders”, 2000) teğet geçerken, Yorgos Lanthimos’un “Alpler”indeki (“Alpeis”, 2011) bir grubun acı çektirme seanslarını akla getiriyor. Athina Rachel Tsansgari’nin “Şövalye” (“Chevalier”, 2015) haricindeki külliyatı fazlasıyla onun kalemi gibi

HEYECAN VERİCİ BİR DENEYİM
“Ma”, yıllar sonra bir model yaratmıştı diye anılırsa şaşırmayacağımız filmlerden. David Lynch, ilk filmi “Eraserhead” (1977) ile anlaşılmadığı için suçlanmış, sonrasında ustaya dönüşmüştü. Rowlson-Hall da anlatıyı, dramatik yapıyı, karakter ezberini, her şeyi yapıbozumuna uğratarak adeta çığır açıyor. “Alpler”le “Köstebek”i uçarı bir dans geleneğiyle birleştiriyor.

Yeter artık dediğiniz noktada bir ‘dans koreografisi’ sizi, hacca değil, eşsiz bir sinema diyarına doğru yolculuğa çıkarıyor. ‘Feminist acid western’ olarak anarken, dini okumaları tersyüz eden, sınırları zorlamada zirve yapan özel, heyecan verici bir deneyim bu. Yaşaması da, analiz etmesi de ayrı bir keyif!

FİLMİN NOTU: 8.6

Künye:

Ma
Yönetmen: Celia Rowlson-Hall
Oyuncular: Celia Rowlson-Hall, Kentucker Audley, Matt Lauria, Andrew Pastides
Süre: 85 dk.
Yapım Yılı: 2015

Sadece paylaşmak için...Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+

Yorum yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*