MAGAZİN: Dijitalleşme müzik sektörünü ayağa kaldırabilir mi?

MAGAZİN: Dijitalleşme müzik sektörünü ayağa kaldırabilir mi?

Müzik dünyası son 15-20 yılda çok büyük bir değişim geçirdi. Dijitalleşmeye hazırlıksız yakalanan sektör sadece Türkiye’de değil, tüm dünyada korsan müzik satışından çok büyük darbe yedi. Para kazanma kanallarını kaybeden ya da en azından karı azalan sektör artık eskisi kadar da yaratıcı eserler sunamaz hale geldi.
Bugün müzik dünyasında hala çok güçlü sesler, çok önemli müzisyenler varlığını sürdürüyor. Ama sayıları ciddi oranda azaldı. Artık bir Michael Jackson, Madonna, Bon Jovi, U2, Metallica gibi tüm dünyayı peşinden sürükleyen yıldızlar pek çıkmıyor. Türkiye’de de müzik sektörü Sezen Aksu, Ajda Pekkan ya da Tarkan gibi efsane isimler yaratamıyor.

Fiziksel satışın dibe vurması ve müzik sektöründen kazanç sağlayan insanların ve sponsorların korsanla mücadeleyle başa çıkamamış olması bu durumun en büyük sebepleri.

Peki dijitalleşmeyle dibe vuran sektörün kurtuluşu yine dijital müzikte olabilir mi?

Müzik dünyasında korsanın en büyük sebebi olan dijitalleşme gelişen teknolojinin etkisiyle sektörü şekillendirmeye başladı. Son yıllarda hayatımıza giren dijital müzik platformları müziği tüketme alışkanlıklarımızı da değiştiriyor. Türkiye’de Turkcell Müzik, NetD, TTNet Müzik, gibi yerli platformlar ve ayrıca Spotify, Youtube bu konuda öncülük ediyor. Yurt dışındaysa Spotify’ın yanı sıra Deezer, Rdio, Rhapsody ve tabii son olarak Apple Music öne çıkan platformlara bazı örnekler.

Aslında bu noktada en kazançlı taraf dinleyici olmaya başladı. Artık her türlü müziğe ulaşmak çok kolaylaştı ve ucuzladı. Dinleyici olarak artık evinizde CD, kaset, plak için yer ayırmanıza bile gerek yok. Tabii koleksiyonerliğin duygusal bağına diyeceğim yok ama günümüzde 2+1 ev sahibi olmak bile çok zor bir hale gelmişken, evimizdeki kargaşalığı ne kadar azaltsak o kadar iyi diye düşünüyorum. Hadi evi geçtim, seyahate çıkarken ya da en basiti işe, okula giderken yanıma hangi kaseti, CD’yi almalıyım, yolda ne dinlerim sıkıntısı artık bitti. Dijital platformlar sayesinde istediğiniz milyonlarca müziğe istediğiniz yerden anında ulaşmak artık mümkün. Tarifsiz bir lüks şüphesiz.

Üstelik müziğe bu kadar kolay ulaşabilmemiz, aslında müziklerin de çok daha fazla dinlenmesi anlamına geliyor. Sokakta, otobüste, metroda, spor yaparken, dağa çıkarken hepimizin kulağında kulaklık var ve bir şeyler dinliyoruz. Kısacası müzik dinlemek mobil bir aktivite oldu. Çok farkında olmasak da müzik tüketimi akıllı telefonların da artmasıyla hiç olmadığı kadar yaygınlaşmış durumda.

Bir başka nokta daha var. Artık sadece satın alabildiğiniz CD’lerle, ya da size radyolarda veya televizyonlarda sunulan müzikle sınırlı değilsiniz. Müzik şirketlerinin “bu iyidir” diye size pompaladıklarına mecbur değilsiniz. Elinizin altında ulaşabileceğiniz milyonlarca şarkı var. Seçim sizin.

Ben son dönemde sıkı bir Spotify kullanıcısıyım. Abonelikli sistemde istediğim şarkıyı dinleme özgürlüğüm var ve bu durum beni oldukça tatmin ediyor. Hatta yıllardır, belki çocukluğumdan beri dinlemediğim şarkıları kolayca arayıp bulup, özlem gidermemi bile sağlıyor.

Dinleyiciye sağladığı kolaylıklar bir yana, bu platformlarda bedelsiz de olsa dinlediğimiz müzik bestecilere, müzisyenlere, yapım şirketlerine telif hakkı olarak dönüyor. Belki de müzik endüstrisinin yeniden para kazanmaya başlaması anlamına geliyor.

İşte benim de uzun bir süredir kafamı kurcalayan bir soru vardı. Ben Spotify’da her bir şarkıyı dinlediğimde o şarkıyı seslendiren grup bu dinlemeden ne kadar para kazanıyor acaba? Şüphesiz tek bir şarkı dinlemekten çok büyük bir kazanç elde edilmeyecektir ama damlaya damlaya göl olabilir (mi?).

Kim ne kazanıyor?

Bu merakım beni küçük bir araştırma yapmaya itti. Aslında çok da uzağa gitmeme gerek kalmadı çünkü Spotify’in kendi web sitesinde bu rakamları zaten açıkladığını fark ettim.

Spotify’ın kendi açıklamalarına göre;

2014 itibarıyla dünya üzerinde 60 milyonun üzerinde Spotify kullanıcısı var. Bunun 15 milyonu ise aylık abonelik parası ödeyen kullanıcılar.

Spotify’ın 2014 yılına kadar müzik sağlayıcılarına ödediği telif ücreti 2 milyar doları buluyor. Bunun 1 milyar doları ise sadece 2014 yılına ait. Yani rakamlar her geçen gün artıyor.

Yine 2014 yılı itibarıyla Spotify 58 ülkede aktif ve kazandığı paranın yüzde 70’ini telif ücretleri olarak dağıtıyor.

Peki ama ben bir şarkıyı dinlediğimde bunun yaratıcısı ne kazanıyor. Spotify’ın açıklamasına göre her şarkı çalındığında Spotify ortalama 0,006 $ – 0,0084 $ arası bir ödeme yapıyor. Ama bu ortalamanın alınmasında pek çok başka etmen de var; şarkının dinlendiği ülke, o ülkedeki abone fiyatlandırması, çalınan şarkıcının telif kademesi vs. bu ortalamayı etkileyen etmenler.

Temmuz 2013 rakamlarına göre Spotify’da çok tanınmayan bir albüm (yeni bir rock grubu mesela) 3 bin 300 dolar, klasik bir rock albümü 17 bin dolar, hit olmuş bir indie albüm 76 bin dolar, Spotify Top 10 listesine giren bir albüm 145 bin dolar, tüm dünyada hit olan bir albümse 425 bin dolar aylık kazanç sağlıyor.

Tabii ki bu rakamlar direkt sanatçıya giden rakamlar değil. Sanatçının kendi yaptığı anlaşmalar uyarınca yapım şirketi, dağıtımcısı, bestecisi vs… herkes payına düşeni alıyor. Dolayısıyla yeni çıkan ve pek tanınmayan bir müzisyenseniz elinize pek de bir şey geçmeyebilir.

Ama işin başka bir yönü daha var. Spotify sadece tek bir platform. Onlarca başka platformdan, radyo ve televizyonlardan, konserlerden gelecek rakamları topladığınızda durum çok da kötü olmayabilir.

Tüm bu değişim sonunda belki müzisyenler, yapımcılar, şirketler, eskisi oranda karlı kazançlar sağlamıyor olabilir. Ama korsandan hiç bir şey kazanmamaktansa, dijital platformlar aracılığıyla az da olsa telif elde etmek yeni bestecilere, müzisyenlere bir umut sağlayabilir.

Sadece paylaşmak için...Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+

Yorum yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*