SAYI 299

SAYI 299

HEP AYNI HİKAYE!..
Deprem profesörünü ve işadamını dolandırdılar

Diyet uzmanı Prof. Dr. Canan Karatay’dan sonra ünlü deprem profesörü Halit Demir de telefon dolandırıcılarının tuzağına düştü. Ünlü deprem profesörü Halit Demir dolandırıcıların tuzağına düştü. Etiler’deki bir çöp kutusuna 173 bin lira bırakan Halit Demir, olaya şahit olan bir esnafın dikkati sayesinde parasını kurtarırken, iki zanlı tutuklandı. Bilim elçisi olarak tanınan Kültür Üniversitesi Rektörü Sıddıka Semahat Demir’in babası olan ve “hocaların hocası” olarak bilinen Halit Demir, klasik yöntemlerle dolandırılmaktan esnaf P.S.’nin yardımı sayesinde kurtuldu. Kendisini polis olarak tanıtan şahsın yönlendirmesi ile terör operasyonuna yardım ettiğini zannederek Etiler’de bir çöp kutusuna 173 bin lira bırakan Demir, olaya şahit olan bir esnafın dikkati sayesinde parasını kurtardı. Şüphelilere limonata içtikleri kafedeki kullandıkları bardaktan alınan izler sayesinde ulaşıldı. İki şüpheli tutuklanarak cezaevine konuldu.
Öte yandan; tele-dolandırıcılar, Ercan T.’yi arayarak ‘Tüm paranı çek. Şanlıurfa’ya getir’ dedi. Polis, uçak biletini alıp bankadan 480 bin dolar çeken emekliyi, tuzağa düşmekten son anda kurtardı. Son kurban ise İstanbul Bebek’te yaşayan emekli işadamı Ercan T. (50) oldu. Kendilerini polis olarak tanıtan kişiler, Ercan T.’yi arayarak, “Hesap bilgileriniz terör örgütünün eline geçti. Onlar paralarınızı çekmeden siz çekin ve bize teslim edin” dedi. Paniğe kapılan emekli vatandaş, önce 95 bin lirayı siyah bir poşet içinde çöp kutusunun yanına bıraktı. Şanlıurfa merkezli şebekeye kuryelik yapan İsa A. (38) ise Ercan T.’nin bıraktığı poşeti alıp, Şanlıurfa’ya gitmek üzere Esenler Otagarı’na gitti. Polis ekipleri, şüphe üzerine İsa A.’nın üzerini aradı. Üzerinden 95 bin lira çıkan şüpheli, dolandırıcılık şebekesine kuryelik yaptığını itiraf etti. İsa A. gözaltına alınırken, polis şebekeyi teknik takibe aldı. Poşetteki 95 bin liranın Ercan T.’ye ait olduğu saptandı. Emekli işadamının adresini ve hesaplarını inceleyen polis, söz konusu kişinin bankada olduğunu tespit etti. Bankaya ulaşan ekipler, “Biz gelene kadar müşteriniz bankadan ayrılmasın” dedi. Polis, Ercan T.’yi, hesabındaki 480 bin doları banka şubesinden çekerken buldu. Para çekme işlemi durduruldu. Ercan T.’nin, paraları isteyen şebeke üyelerine teslim etmek için Şanlıurfa’ya uçak bileti aldığı ortaya çıktı. İsa A.’nın, Şanlıurfa’ya dönmemesi üzerine yakalandığını anlayan şebeke üyeleri, Ercan T.’yi arayarak “Paranı git, asayiş şubeden al. Paranı kurtardık” dedi. Dolandırıldığını anlayan Ercan T., “Şebeke üyeleri ‘Tüm paranı çek ve Şanlıurfa’ya getir’ dedi. Ben de uçak bileti aldım. Bankada İngiltere’deki annemden kalan 480 bin doları çektikten sonra Şanlıurfa’ya gidecektim” dedi.

Zorlu sessiz sedasız açıldı

Yaklaşık 2.5 milyar doların üstünde bir yatırımla hayata geçen Türkiye’nin en büyük gayrimenkul projelerinden Zorlu Center, kapılarını sessiz sedasız açtı. Hem Türkiye’nin en büyük gayrimenkul projelerinden biri olan hem de çok tartışılan Zorlu Center, sadece mağazaların kurdele kestiği sakin bir açılış yaptı. Edinilen bilgiye göre, 2007 yılında Zincirlikuyu’daki Karayolları arazisi ihalesini 800 milyon dolarla kazanan Zorlu Holding, Zorlu Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Zorlu’nun o günkü açıklamasıyla buraya 400 milyon doları bulan bir yatırım yapacaktı. Geçen 6 yıllık süreçte iki global ekonomik kriz ve çeşitli itirazlarla karşılaşan proje, ilk olarak 2010 yılında yapmayı planladığı açılışı 2012 yılına erteledi. Sonra 2013 yılı takvime alındı. 26 Eylül’de yapılması planlanan açılış ise 10.10.2013, saat 10:10’a ertelendi. Ahmet Zorlu, “Bu dünyanın en büyük gayrimenkul projelerinden biri. Yatırım tutarı 2.5 milyar doları da geçti” dedi.

Yunanlılar Levent’te gökdelen aldı

Levent’te inşa edilen dev gökdeleni tek kalemde Yunanlar satın aldı. Satıcı Soyak grubu olurken, alımı yapan firma Finansbank oldu. Böylece bankayı 2006 yılında bünyesine katan Yunan National Bank of Greece (NBG) İstanbul’da iddialı bir gayrimenkul yatırımına imza attı. Bu işlemle Türkiye’deki en büyük gayrimenkul alımlarından birini gerçekleştiren Finansbank Kristal Kule ismiyle yapılan binanın yeni sahibi oldu. Bankanın bu bina için Soyak’a yaklaşık 600-700 milyon lira ödemeyeceği belirtiliyor. Finansbank inşaatı teslim aldıktan sonra genel merkezini Kristal Kule’ye taşıyacak. Soyak’tan Kristal Kule’yi satın alan Finansbank, Esentepe, Levent, Etiler ve Ümraniye’de bulunan tüm birimlerini yeni kuleye taşıyacak.

Çiller’in
hırsızları!..

(BEŞİKTAŞ) İstanbul Beşiktaş’ta T.C. (33) isimli kadının evine girmeye çalışan 2 hırsız, ev sahibinin gelmesi üzerine kaçtı. Vatandaşlar, hırsızlardan 35 yaşındaki Yavuz K.’yı olay yerinde yakaladı. Yavuz K.’nın, eski Başbakan Tansu Çiller’in yalısı ile işadamı Cemal Özgörkey’in evini soyan kişi olduğu belirtildi.

Altın mafyası yakalandı

(ETİLER) İstanbul polisi, 1 yıl önce 70 ayrı suça karışan ve liderliğini Cemal Sincar’ın yaptığı grubu takibe aldı. Tüm bilgileri elde eden polis geçtiğimiz günlerde düğmeye bastı. Aralarında Sincar’ında bulunduğu çok sayıda kişiyi gözaltına aldı. 23 kişi tutuklanırken operasyonda ilginç bir tahsilat da teknik takibe takıldı. Kapalıçarşı’da kuyumculuk yapan C.D. bir başka kuyumcu İ.A. ile kar üzerinden ortak oldu. C.D. 8 kilo altını İ.A.’ya verdi. Ancak İ.A., sırra kadem bastı. C.D. de alacağı için Sincarlar’ın elemanı M.G.’den yardım istedi. Borçlu olmadığını iddia eden İ.A. da M.G.’nin tehditleri üzerine Sami Hoştan’ın adamı A.G.’nin kapısını çaldı. Sincarlar ve Hoştan grubu kuyumcuların altın alacağı için karşı karşıya geldi. Çatışmak istemeyen iki grup, Hoştan’ın Etiler’deki gizli kumarhanesinde buluştu. Burada “cemaat” ismi verdikleri sözde mahkeme kurdu. İki grubun yaptığı sözde yargılamada C.D. suçlu oldu. Talihsiz kuyumcu C.D. hem Sincarlar’a hem de Hoştan’ın adamlarına 2′şer kilo altın vererek kurtuldu. Böylece talihsiz kuyumcu toplam 12 kilo altınından oldu.

Boğaz Köprüsü Ortaköy ayağından beton düştü

ORTAKÖY- Boğaz köprüsünün ayağı kentliyi tehdit ediyor. Bakımsızlıktan dökülmeye başlayan ayaktaki taşlar kentliler için büyük sorun… Bir süre önce güçlendirme çalışması yapılan İstanbul Boğaziçi Köprüsünün Beşiktaş Ortaköy Viyadüğü bakımsızlıktan dökülmeye başladı. Köprünün Ortaköy ayağından düşen taş parçaları, köprünün altından geçen veya köprünün altındaki banklarda oturanlar için tehlike oluşturuyor. İstanbul Boğaziçi Köprüsünün Ortaköy viyadüğüne, geçen yıl Karayolları 1. Bölge Müdürlüğü tarafından depreme karşı güçlendirilme çalışmaları yapılmıştı. Buna rağmen özellikle trafiğin yoğun olduğu sabah ve akşam saatlerinde, köprünün Ortaköy ayağının sol ve sağ tarafındaki bölümler bakımsızlıktan çürüdü. Çürüyen yerlerden yaklaşık 50 metre yüksekliğinden taş parçalarının düşmesi vatandaşları tedirgin ediyor. Bununla birlikte yağmur sularının etkisiyle köprünün korkuluk kısımları, betonlarını çürütmesi sonucu yerinden koparak yaklaşık 50 metreden aşağıya sarktı ve düştü.

Ata’mızı unutmadılar

Atatürk’ün 75. ölüm yıldönümü düzenlenen bir programla anıldı. Öte yandan Beşiktaş Belediye Başkanı İsmail Ünal, yanda görülen tam sayfa Atatürk’ü Anma ilanını yazılı basına vererek Ulu Önder’i yurt çapında hepimize tekrar hatırlattı.

Beşiktaş Belediyesi özel anma programı ile ilgili Fulya Sanat Merkezi’nde düzenlenen programı da açıkladı. Beşiktaş Belediyesi düzenlenen program ile ilgili “M. Kemal Atatürk’ün aramızdan ayrılışının 75. yılı anısına onun sevdiği şarkıları söylüyoruz” diyerek sosyal medyada da kentliye duyuruda bulundu. “Atam’a Şarkılar” adlı program Beşiktaş Belediyesi Fulya Sanat Merkezi’nde gerçekleşti. Usta tenor Aykut Yılmaz, Atatürk’ün sanata ve sanatçıya verdiği önemi dile getirdikten sonra konsere başladı. Atatürk’ün sevdiği şarkılardan seçki sunan Yılmaz, “Ben sana aldanamam yarim”, “Drama köprüsü”, tartışmalara konu olan “Vardar Ovası” gibi şarkıları seslendirdi.
Beşiktaş Belediyesi 10 Kasım günü nedeniyle bir açıklama yaptı. Resmi intersitesinde de yer alan açıklama metninde şunlar yer alıyordu:
“Güle güle çocuklar!
Bu ülke çok acılar gördü… Çok isimler kaybetti arkasından yas tuttuğumuz… Çok tarihler gördük üstünden bir daha geçmek istemediğimiz… Ama hiçbiri 10 Kasım kadar üzmedi bizi… Hiçbir saat “9’u 5 geçe” kadar kötü hatırlatmadı kendini… Akrep de utandı kendisinden yelkovan da…
Hiçbir lider onun kadar sevilmedi. Onun gibi hatırlanmadı kimse… Çünkü o umutları yeşerten kişiydi. Kimsenin gözü onun kadar anlamlı bakmadı… Bakılmadı kimsenin gözüne ona bakıldığı kadar; ağlamaklı ve özlemle… O “Mavi Gözlü Bir Dev”di…
10 Kasımlar yalnızca bir matem günü değil, Atatürk’ün fikir ve düşüncelerini daha iyi anlamak, bu düşünceleri hayata geçirmek ve onun izinden yürümek için bizleri yüreklendirecek, harekete geçirecek önemli günler olmalıdır. Gazi Mustafa Kemal, Türk halkına, Türk gençliğine olan inancını her zaman dile getirmiştir. Onun söylediği her söz bizlere vasiyettir; “İki Mustafa Kemal vardır. Biri ben, et ve kemik, geçici Mustafa Kemal. İkinci Mustafa Kemal, onu “ben” kelimesiyle ifade edemem; o, ben değil, bizdir. O, memleketin her köşesinde yeni fikir, yeni hayat ve büyük ülkü için uğraşan aydın ve savaşçı bir topluluktur. Ben, onların rüyasını temsil ediyorum. Benim teşebbüslerim, onların özlemini çektikleri şeyleri tatmin içindir. O Mustafa Kemal sizsiniz, hepinizsiniz. Geçici olmayan, yaşaması ve başarılı olması gereken Mustafa Kemal odur.”
Ölümünden yalnızca on üç gün önce, 29 Ekim 1938’de “en büyük bayram” dediği, görebildiği son Cumhuriyet Bayramı’nda yatağından doğrulup aşağıda onu görmek için toplanmış kalabalığa “Bu bayramlar ve yarınlar sizindir. Güle güle çocuklar!” diyen ulu önderin izinden gitmekten, bize bıraktığı kutsal emanete sahip çıkmaktan son nefesimize kadar vazgeçmeyeceğiz.
Cumhuriyetimizin kurucusu Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ü sonsuzluğa uğurlayışımızın 75. yılında bir kez daha sevgi, özlem ve rahmetle anıyoruz.”

“Tüm mesajlara yanıt var” Sosyal medyadan sorunlar ve istekler tespit ediliyor

Kentli sosyal medya üzerinden görüş, öneri, istek ve sıkıntılarını aktarıyor. Yetkililer yanıt veriyor ve anında çözüm yolları için harekete geçiyor. Beşiktaş Belediyesi yetkilileri online belediye hizmeti haricinde sosyal medya üzerindeki mesajlara da yanıt veriyor ve hizmet alanları kapsamında bulunan istekleri yapılacaklar listesine ekleyerek çok geçmeden yerinde gerçekleştiriyor. Yakın tarihte Sinanpaşa Mahallesi’nde talep üzerine ilaçlama programı öne alınarak kentlinin isteği yerine getirildi. Ayrıca Beşiktaş yaşayanları bazı bölgelerdeki sıkıntıları da aktarırkan Büyükşehir belediyesine ait alanlarla ilgili ve elektrik ağıyla ilgili sorumlu Bedaş ile ilgili isteklerinin de Beşiktaş Belediyesi aracılığıyla yetkililere aktarıyor. Beşiktaş Belediyesi yetkilileri, hizmet ve yetki alanları dışındaki şikayetleri, öneri ve istekleri de mercilere ulaştırmak için çabalıyor. Bu konuda çok sayıda mesaj almalarına rağmen geri çevirmiyor ve kentlinini talebini aktarıyor. En son Sinanpaşa Mahallesi İlhan Sokak’taki sokak lambalarının yanmamasıyla ilgili Bedaş yetkililerine durumun iletildiği de öğreniliyor. Elde edilen bilgiye göre, sorunun Bedaş’ın yetkisinde olan bir arızadan kaynaklandığı açıklanıyor. Öte yandan Sinanpaşa Mahallesi’nde köy içindeki böcek artışı nedeniyle de isteklerin artmasıyla ilaçlama programı öne alındı. Bununla ilgili programın yakın tarihe alındığına ilişkin duyurusu sosyal medyada yer aldı. Kentli ise bu interaktif iletişimden gayet memnun gözüküyor.

HER YER BELEDİYE
Tablet ve cep telefonlarında!

Beşiktaş kentlileri online belediye hizmetlerinden sıkıntısız yararlanabiliyor. Bir çok konuda başlıklar altında verilen hizmetler online belediye adıyla e-belediyecilik hizmetleriyle dikkat çekiyor. Kullanıcı girişi ile belediye hizmetlerinden kısa süre içinde internet kullanımıyla yararlanabiliyorsunuz. Sicil sorgulamadan borç ödeme tahsilatlar, tahakkuklar, beyanlar, ruhsat sorgulama veya başvurusu yapabilir. Bir konu hakkında bilgi edinmek istediğinizde online belediye hizmetini kullanarak sorgulama ve yazışma yapabilirsiniz.
Beşiktaş Belediyesi online hizmetler konusunda atılımını sürdürürken en son bilişim fuarında da hayata geçirdikleri projeleri ziyaretçilere tanıtmıştı.
Avrasya’nın en büyük bilişim fuarı “CeBIT Bilişim Eurasia 2013” Beşiktaş Belediyesi çalışmalarını görücüye çıkarmıştı. İlçeyi önemli bir bilişim merkezi haline getirme yolunda hızla ilerleyen Beşiktaş Belediyesi, bu yıl da Avrasya Bölgesi’nin en önemli bilişim ve teknoloji fuarı “CeBIT Bilişim Eurasia”daydı. Fuarda, sosyal demokrat belediyeler “Bilişim Platformu 2013” adıyla CNR EXPO Yeşilköy, 6. Salon’da bilişim alanında kullandığı son teknoloji ve yenilikleri sergiledi.
Yetkililer şu açıklamayı yapmıştı:
“Beşiktaş Belediyesi olarak, kent yaşamında karşılaşılan sorunları en aza indirmek, kentlilerimizin hayatını kolaylaştırmak için bilişim ve teknolojiyi her alanda kullanmaya gayret ediyoruz. Tablet bilgisayarlar ve akıllı telefonlar ile artık “Belediye Her Yerde”… Vatandaşların belediyeye gelmeden vergi ödemelerini, kültür merkezi etkinliklerinin biletlerini almalarını, kent rehberi ile aradıkları yeri kolaylıkla bulmalarını, kiosklarla istek ve taleplerini paylaşabilmelerini sağlıyoruz.”

Arturo Ui’nin Önlenebilir Tırmanışı

Beşiktaş’ta tiyatro oyunları Kasım ayının ikinci yarısında tüm hızıyla tiyatroseverleri ağırlamaya devam ediyor. Yeni sezon oyunlarından biri olan “Artura Ui’nin Önlenebilir Tırmanışı” adlı oyun Beşiktaş Belediyesi Ortaköy Kültür Merkezi Afife Jale Sahnesi’nde ziyaretçilerini ağırlayacak. İlk olarak 7 Kasım tarihinde seyircisiyle buluşan oyun, 21 ve 28 Kasım’da da tiyatroseverleri bekliyor. Oyunla ilgili bazı detaylar ise şöyle sıralanabilir:
“Epik tiyatronun en önemli örneklerinden biri olan ve Brecht’in savaş döneminde yazdığı Arturo Ui’nin Önlenebilir Tırmanışı, tiyatroseverler ile buluşuyor. Brecht’in savaş döneminde yazdığı anti-faşist oyunda, Hitler’in iktidara yürüyüş öyküsü ile ünlü Chicago’lu gangster Al Capone’un öyküsü örtüştürülmüştür. İktidar ve sermaye günü birlik çıkarlar adına, yasaları çiğneyerek işbirliği yaptığında; ülke siyasetinin, toplumsal düzenin onarılmaz ve geri dönülemez bir baskı rejimine dönüşebileceği gerçeği anlatılır.”
Tiyatroadam’ın sekiz oyuncusunun yaklaşık otuz altı farklı kişiyi dönüşümlü bir şekilde oynandığı, müziklerin yine oyuncular tarafından, akapella (insan sesi) olarak yapıldığı, Epik Tiyatro’nun özüne uygun, çağdaş bir yorumla sahneye koyulan bu oyunla, seyirciye, baş döndürücü bir tempo ve coşkuyla, eğlenceli bir biçimle, alışılagelmişin dışında bir tiyatro lezzeti sunmak amaçlanıyor.
Oyunla ilgili diğer bazı detaylar ise şöyle sıralanıyor:
“Yazan: Bertolt Brecht. Çeviren: Yücel Erten. Yöneten: Ümit Aydoğdu. Süpervizör: Serdar Akar. Müzik Direktörü: Oktay Köseoğlu. Dekor ve Kostüm Tasarım: Barış Dinçel. Işık Tasarım: Yüksel Aymaz. Afiş/Görsel Tasarım: Elif Ergür. Sahne Amiri: Uğur Aksu. Reji Asistanları: Pelin Abay, Serkan Ilgaz. Işık Kumanda: Baransel Gürsoy. Dekor ve Kostüm Asistanları: Öykü Akarca, Merve Durak. Dekor Uygulama: Halil Taze. Afiş Fotoğfrafları: Kıvanç Niş. Oyun Fotoğrafları: Emre Mollaoğlu. Organizasyon ve Halkla İlişkiler: Yasemin Yeşilgöz. ”
Oyuncu kadrosundaki isimler ise şöyle sıralanabilir:
“Aşkın Şenol, Ayça Koyunoğlu, Berk Yaygın, Çetin Kaya, Deniz Özmen, Fatih Koyunoğlu, Gökhan Azlağ, Neslihan Arslam.”
“Artura Ui’nin Önlenebilir Tırmanışı” adlı oyunu sahneleyen tiyatro topluluğu Tiyatroadam ile ilgili bazı detaylar ise şöyle aktarılabilir:
“2007 yılında bir grup oyuncu tarafından, sinema yönetmeni Serdar Akar‘ın süpervizörlüğünde kurulan bir tiyatro topluluğu olarak tanınıyor. 2008 – 2009 sezonunda Murat Karasu yönetmenliğinde ilk oyunları olan Albay Kuş ile 100 oyun oynayarak yaklaşık 20.000 izleyiciye ulaşmış ve pek çok ödüle layık görüldü.”

Ragıp Toklucu’dan
“Palyaçolar” adlı sergi

Beşiktaş’ta sanatseverler farklı bir sergide daha buluşuyorlar. İlginç sergi sanatseverleri bekliyor. Palyaçolar adlı sergi, Beşiktaş Belediyesi Ortaköy Sanat Galerisi’nde ziyaretçilerini ağırlayacak. Resimseverler Kasım ayında Beşiktaş’ta bir araya geliyor. Beşiktaş Çağdaş’ta ressam Ragıp Toklucu “Palyaçolar” adlı sergisi ile 5 – 26 Kasım tarihleri arasında ziyaretçilerini bekliyor. Palyaçolar adlı serginin sanatçısı Ragıp Toklucu ile ilgili bazı detaylar şöyle aktarılabilir:
“Ragıp Toklucu, 1955 Ordu -Mesudiye doğumlu… Eski adıyla “Devlet Tatbiki Güzel Sanatlar Yüksek Okulu”, Yeni adıyla “Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi” Resim Bölümü Mezunu (1987). Bir dönem karikatür çizdi (1978 – 1985). Önemli tv dramalarında “sanat yönetmenliği” yaptı. İki kişisel sergi açtı: Gürcükızı Sanatevi (1987), Yapı Kredi Beyoğlu Sanat Galerisi (1992). Birçok karma sergiye katıldı. Yarışmalardan iki ödül kazandı: M.Ü Ulusal Egemenlik Resim Yarışması Büyük Ödül (1985), Tekel Resim Yarışması Birincilik Ödülü (1993).”
1955 doğumlu, ressam ve fotoğraf sanatçısı Ragıp Toklucu, Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Resim Bölümü’nden mezun oldu, okurken aynı zamanda profesyonel olarak karikatür çalışmaları ve televizyon dizileriyle, sinema filmlerinde set fotoğrafçılığı yaptı. Sinema emekçiliğini tam 35 yıldır sürdürmekte olup resim çalışmalarıyla da çeşitli sergilere katılıp ödüller aldı.Yeni sergisi için yoğun bir tempoda çalışma içerisinde olmasına rağmen yaşadığı alandaki ağaçların üzerinde yaptığı şaşırtıcı derecede ilginç çalışmalarla da görenlere hayranlık uyandırıyor.”
Yağlı boya resimlerin dikkat çektiği sergide de bu yöntemler bir çok eser görücüye çıkıyor. Öte yandan yağlı boya ile nasıl resim yapılacağı ile ilgili bazı detaylar da şöyle sıralanabilir:
“Yağlı boya tekniği yapım sırasında kısmen hata kabul eden bir tekniktir. İstenmeyen yerler sonradan düzeltilebilir.Yapılan resimler uzun ömürlüdür. Temizlik ve bakımı kolaydır.”

3D’li kapıların dışında

Tiyatroseverler Ortaköy’de bir araya geliyor. Yepyeni oyunlar Kasım ayında da sanatseverleri ağırlıyor. Bu oyunlarından bir tanesi de “Kapıların Dışında” ismini taşıyor. Yolcu Tiyatro tarafından sahnelenecek olan oyun, Beşiktaş Beleriyesi Ortaköy Kültür Merkezi Afife Jale Sahnesi’nde 23 Kasım’da ziyaretçilerini ağırlayacak. Oyunla ilgili bazı detaylar ise şöyle aktarılabilir:
“Yolcu Tiyatro seyircisi ile buluştuğu ilk oyun için, tiyatro tarihinin en güçlü savaş karşıtı oyunlarından biri olan, “Kapıların Dışında” oyununu, dijital 3D mapping teknolojisini kullanarak sahneliyor. Animasyonlarla gerçek oyuncuların iç içe geçtiği oyunda, dijital teknoloji bir fon olarak değil, oyunun bir parçası olarak kullanılıyor. Oyuncuların, animasyonlar ile interaktif olarak sürekli iletişim halinde oldukları oyun, seyirciler için bugüne kadar tiyatro sahnesinde yaşamadıkları farklı bir deneyim oluşturacaktır. Savaşın birey üzerindeki yıkıcı etkisinin anlatıldığı “Kapıların Dışında” oyununda, ruhsal ve fiziksel yaralarla savaştan yurduna dönen bir askerin, döndüğünde hiçbir şeyi eskisi gibi bulamamasının hikayesi anlatılıyor.”
Oyunla ilgili diğer bazı detaylar ise şöyle:
“Yazan: Wolfgang Borchert. Yöneten: Ersin Umut Güler. Oyuncu kadrosunda yer alan isimler de, Cenk Dost Verdi, Müzeyyen Durgun, Yasemin Ertorun, Ersin Umut Güler diye sıralanıyor. ”

Atatürk’ü anma konseri

Beşiktaş’ta birbirinden özel konserler sanatseverler ile buluşmaya devam ediyor. 10 Kasım özel konseri ile Aykut Yılmaz, Beşiktaş Belediyesi Fulya Sanat Merkezi’nde konuklarını ağırladı. “Yüce Önder Atatürk’ü Anma Atam’a Şarkılar” isimli konser, Fulya’da gerçekleşti. Ücretsiz olarak düzenlenen konsere ilgi yüksekti. Beşiktaş Belediyesi sosyal medya ortamından da gerçekleşen konser ile ilgili duyurusunu şöyle yaptı:
“Ölümünün 75. yıl dönümünde Ulu Önder M. Kemal Atatürk’ü “Atam’a Şarkılar” konseriyle anıyoruz. Drama Köprüsü’nden Çökertme Türküsü’ne, İzmir’in Kavakları’ndan Vardar Ovası’na Atatürk’ün dinlemekten keyif aldığı pek çok şarkıyı Fulya Sanat sahnesinde usta tenor Aykut Yılmaz’dan dinleyeceğiz. Ücretsiz etkinliğimize hepinizi bekliyoruz.”
Tenor Aykut Yılmaz özel şarkılarıyla sanatseverlerin karşısına çıktı. Aykut Yılmaz’ın konser programında yer alan eserler ise şöyleydi: “Lucia Dalla Caruso, Yalçın Tura – Sevmek Nedir?, Phobus Tassopoulos, Söz: Alpay Sessiz Kalma. Mazlum Çimen – Sen Benden Gittin Gideli. Anonim – Bülbülüm Altın Kafeste. Anonim – Dök Zülfünü. Anonim – Selanik Türküsü. Anonim – Drama Köprüsü. Anonim Çökertme Türküsü. Anonim İzmir’in Kavakları. Anonim – Ah Bir Ataş Ver. Anonim Vardar Ovası. Galib Memedov, Söz: Sabiha Yılmaz – Yarınım Sen. Tofig Guliyev – Yalgızam. Muallim İsmail Hakkı Bey – Fikrimin İnce Gülü. Necip Celal Andel – Mazi Kalbimde Bir Yaradır. Aykut Yılmaz, Şiir: Orhan Kemal – Rüya Gibi. Anonim Marş – Gençlik Marşı. Anonim Marş – İzmir Marşı. Cemal Reşit Rey – 10. Yıl Marşı.”
Aykut Yılmaz hakkındaki bazı detaylar ise şöyle sıralanıyor: “1965 yılında Tirebolu’da doğdu. İlk, orta ve lise öğrenimi boyunca müzik alanında çalışmalar yaptı. Müzik eğitimine 1984 yılında Marmara Üniversitesi Atatürk Eğitim Fakültesi Müzik Eğitimi Bölümü’nde devam etti. Aynı üniversitenin fen bilimleri enstitüsünde yüksek lisans programına başladı. TRT gençlik korosunda korist olarak görev yaptı. Lisans ve yüksek lisans eğitimi boyunca devlet opare ve balesi sanatçılarından şan eğitimi aldı. Lisans eğitimi sırasında Timur Doğanay, Coşkun Nehir, üksek lisans eğitimi sırasında da Prof. Mesut İktu ile çalıştı. Müzik öğretmeni olarak önce devlet okullarında daha sonra da özel okullarda çalışmaya başladı. Üsküder Amerikan Lisesi, İstek Belde Güzel Sanatlar Lisesi’nde koro şefliği yaptı. Yaratıcı Çocuklar Derneği Müzik Direktörlüğü’ne bağlı olarak besteleri, dijital orkestra düzenlemelir ve kayıtları ile bir çok projede yer aldı. Haliç Üniversitesi Devlet Konservatuvarı’nda solfej öğretmeni olarak çalıştı. Solo çalışmaları sırasında gitarist Hasan Cihat Örter ve piyanist İslam Manafov ile ortak programlar yaptı.

Ysaye, Faure, Wagenseil ve Strauss esintileri

Ünlü şef Antonio Pirolli yönetiminde özel bi konser gerçekleşti. Kasım ayı içinde dikkat çekici etkinlikler kapsamında düzenlenen programda genç sanatçılar solistlik yaptı. Fulya’da Kasım ayında yeni konserler sanatseverler ile buluşmaya devam ediyor. Bunlardan bir tanesi de İstanbul Devlet Senfoni Orkestrası’nın gerçekleştirdiği konser olarak sanatseverleri ağırladı. Antonio Pirolli şefliğinde gerçekleşen konserde Özgecan ve Olgu Kızılay keman solistliğinde, Zeynep Eren viyolonsel, Tolga Akkaya ise trombon eşliğinde sanatseverleri ağırladı. 8 Kasım’da gerçekleşen konserin programı ise şöyle aktarılıyordu: “E. Ysaye – Amitie, G. Faure – Elegie, G. C. Wagenseil – Trombon Konçertosu. R. Strauss – Ölüm ve Değişim.”
Konser programı kapanışında yer alan program dikkat çekiciydi, “Ölüm ve Değişim” adını taşıyan bölümle ilgili bazı detaylar şöyle aktarılabilir: “Strauss, şef olarak da bir çok kayıt yaptı. Alman ve Avusturya bestecilerin yer aldığı konser program kayıtları bulunuyor. Onun 1.929 performansları kadar Eulenspiegel ve Don Juan ile Berlin Devlet Opera Orkestrası uzun onun ilk elektrik kayıtların en iyi olarak kabul edilmiştir. Onun ilk tam performans bir Alp Senfoni 1941 yılında yapılan ve daha sonra tarafından yayımlanan, EMI , Strauss bu senfoni gerekli vurmalı çalgılar kullanılmasıyla da dikkat çekiyor. Koch Legacy tarafından da açılımların Strauss’un kayıtları yayımladı. 1930 ve erken 1940’larda radyo yayınları ve konserler, alınan de dahil olmak üzere diğer birçok kayıtları bulunuyordu. Kaydedilen performansları hacmi şüphesiz çok yetenekli ve oldukça ileriye dönük iletken bazı kesin performansları doğuracak.
1944 yılında, Strauss 80. doğum gününü kutladı ve Viyana Filarmoni kendi büyük orkestra eserleri kayıtları ile de hem de onun nadiren bilinen Schlagobers (Krem Şanti) bale müziği dikkat çekti.”

Theodore Kuchar Pascal Rouge

Beşiktaş’ta yepyeni konserler müzikseverler ile buluşmaya devam ediyor. 15 Kasım’da Theodore Kuchar ve Pascal Rouge programı sanatseverlerin karşısına çıkıyor. Beşiktaş Belediyesi Fulya Sanat Merkezi’nde gerçekleşecek olan etkinliğin programı ise şöyleydi: “R. Wagner Rienzi Uvertürü, S. Saens Piyano Konçertosu No. 2. J. Brahms Senfoni No.4”
Fulya Sanat Merkezi’nde gerçekleşecek olan konserde Şef: Theodore Kuchar
Solist: Pascal Rouge (Piyano) sanatseverlerin karşısına çıkıyor.
Şef Kuchar ile ilgili bazı detaylar ise şöyle sıralanıyordu:
“Theodore Kuchar, 31 Mayıs 1963 doğumlu bir olan Ukrayna Amerikan olarak bilinen klasik müzik ve bir viyola sanatçısı olarak tanınıyor. Kuchar 1963 yılında New York kentinde dünyaya geldi. Müziğe ilgisi vardı ve kemanla müziğe atıldı ardından keman öğrenmek istedi ve daha sonra da viyolaya geçti. Tüm bu merakı ve öğrenim hevesini yaşarken kendisi 10 yaşındaydı. Cleveland Institute of Music’ten mezun oldu ve burada viyola hocası Robert Vernon’du. (1982) 1980 yılında, Paul Fromm Bursu kazanmıştı. Boston Senfoni Orkestrası eğitim için Tanglewood Müzik Merkezi’ne gitti ve seçkin viyola sanatçılarından biri haline geldi. 1987 yılında müzik direktörlüğü görevini üstlendi. Queensland Filarmoni Orkestrası Avustralya’da bu görevi yürüttü. Ayrıca Batı Avustralya Balesi Müzik Direktörü olarak da görev yaptı 1993 yılına kadar bu görevi yürüttü. 1996 ile 2006 yılları arasında, Boulder Philharmonic Orchestra’sında müzik direktörü ve şefi oldu. 2003 yılından bu yana da Oda Orkestrası’nda müzik direktörlüğü görevini sürdürüyor. 2004 yılından bu yana Kent / Blossom Müzik Festivali’nde aktif rol üstleniyor. Ayrıca 2005 yılından bu yana Nevada Oda Müziği Festivali Sanat Yönetmenliğini görevini yürütüyor. Janáček Filarmoni Orkestrası’nda 2005 yılından bu yana Baş Şeflik görevini yürütüyor ve Venezuela Senfoni Orkestrası’nda 2011 yılından itibaren Sanat Yönetmenliği’ni yapıyor.”

“ÇOK YAKIN” Akatlar’da

Beşiktaş’ta birbirinden farklı oyunlar akatlarda sanatseverler ile buluşmaya devam ediyor. Bunlardan bir tanesi de “Çok Yakın” adlı tiyatro oyunu olarak tiyatroseverlerin karşısına çıkıyor. Butiyatro tarafından sahnelenecek olan oyunla ilgili bazı detaylar şöyle sıralanıyor:
“Seyirciler duygulardan yapılmış bir eve alınıyor ve o evde gezdiriliyor. Bakalım hangi kapının arkasında hangi duygu var.
Hayal kurmayı, özlemeyi, kıskanmayı, büyüyememeyi, yanında olamamayı, kabullenememeyi hatırlatacak olan oyun, gülmek ve ağlamanın birbirine ne kadar yakın olduğunu gözler önüne seriyor.
Oyunu izleyenler zaman zaman gülüyor zaman zaman da sahnedeki hayatı duygulanarak seyrediyor.”
Göksel Kortay’ın gözetiminde düzenlenen ve önerileriyle de hazırlanan oyunda, büyümeyi reddeden bir kızın hikayesi anlatılıyor. Parçalanmış bir aile içinde bulunan bir genç kızın hikayesi tiyatroseverleri ağırlıyor olacak. “Çok Yakın” adlı oyunda, Zeynep, Dolunay ve Ayça üçgenindeki hikaye aynı zamanda; özlemi çekilen bir babayı, büyük bir sevda ile bağlanılan bir yasak aşkı, kimseye söylenemeyen bir hastalığı ve olumsuzluklar içerisinde de olsa olumlu bir hava yakalama çabasını da anlatıyor.
Butiyatro ekibi “Çok Yakın” adlı oyunla ilgili şunları aktarıyor:
“Aynı şeyleri düşünmeseler de, arada zıtlıklar da olsa herkesin zaman zaman bir çok yakına ihtiyacı olabileceği gösteriliyor. Bunu yaparken; aşk, merhamet, özlem, kıskançlık gibi duygulardan yardım alınıyor. Oyunda seyirciler duygulardan yapılmış bir eve alınıyor ve o evde gezdiriliyor. Bakalım hangi kapının arkasında hangi duygu var. İzleyin ve görün.”

Özgürlük ve Mutluluk

Yaşama sevinciyle dolmuş minik bir çocuğun hikayesi Akatlar’da seyircisiyle buluştu. Klasikleşmiş bir hikaye olan Heidi, tiyatroseverleri ağırladı. 10 Kasım Pazar günü Beşiktaş Belediyesi Akatlar Kültür Merkezi Melih Cevdet Anday Sahnesi’nde minik tiyaroseverler ile buluşan Tiyatro Mie oyuncuları, Heidi’nin hikayesi ile ilgili şunları aktarmıştı:
“Heidi’yi teyzesi alp dağlarında yaşayan dedesinin yanına getirir. Bir süre sonra Heidi huysuz olan dedesine, doğaya ve arkadaşı Peder’le kaynaşır. Peder’le ve Peder’in gözleri kör olan büyük annesiyle güzel arkadaşlıklar yapan Heidi büyükannenin gözlerinin kö,r olmasına çok üzülür. 8 yaşına geldiğinde okula gitmesi gereken Heidi’yi dedesi göndermek istemez. Bir gün teyzesi çıkagelir. Heidi’yi Frankfurt’a götürmek niyetindedir. Zengin bir ailenin ayakları tutmayan kızıyla arkadaşlık yapmasını ister ve Heidi’yi götürür. Heidi Frankfurt’a gider, burada evin kızı olan Clara ile arkadaşlık eder ama Clara’ya sürekli Alp dağlarından, dedesinden Peder’den ve Peder’in büyükannesinden ayrı kalmanın zorluğundan, onlara duyduğu özlemden söz etmektedir. Heidi’nin özlemi doruğa ulaşmıştır, hatta rüyalarına girmektedir. Bir gün uyurgezer olarak gece Heidi’yi kapıda gören Bay Seseman onu Alp dağlarındaki dedesinin yanına götürür. Heidi kavuşmanın sevinci içersindedir. Ancak şehirde bıraktığı arkadaşı Clara yalnız kalmış, Heidi’yi çok özlemiştir. Ayakları tutmayan Clara sonunda Heidi’nin ziyaretine gelir, Clara Heidi’nin dünyaya bakış açısından, yaşam sevincinden ve insanlara olan sevgisinden etkilenerek, güç alır ve yürümeye başlar. Birlikte olmak onlara yaşamak için güç vermektedir.”
Tiyatro Mie tarafından Melih Cevdet Anday Sahnesi’nde çocuk tiyatroseverler için sahnelenen oyunla ilgili topluluk üyeleri şu detayları aktarıyordu:
“Tiyatro Mie’nin yirmi bir yıllık kalitesi ile tüm annelerin efsane kahramanı Heidi çocuklarla buluşuyor. Kırlarda büyük dedesi ile kalmaya başlayan Heidi kır hayatının ne kadar eğlenceli ve güzel olduğunu keşfeder. Peter ve Heidi arkadaş olurlar. Peter kırlarda yaşam hakkında bütün bildiklerini öğretir.”

Alis evine dönebilecek mi?

Beşiktaş’ta çocuk oyunları Kasım ayında devam ediyor. Birbirinden ilgi çekici oyunlar Beşiktaş Belediyesi Akatlar Kültür Merkezi Melih Cevdet Anday Sahnesi’nde minik tiyatroseverler ile buluşuyor. 9 Kasım Cumartesi gününü değerlendirmek isteyen minikler için “Alis Harikalar Diyarı’nda” adlı oyunuyla Tiyatro Mie ekibi konuklarını selamladı. Klasikleşmiş olan “Alis Harikalar Diyarı”nda adlı oyunla ilgili bazı detaylar şöyle aktarılıyordu:
“Oyunlaştıran – Yöneten: Salim Dörtcan. Müzik: Tuğrul Aray. Kostüm: Mie Tasarım Group.”
Neşeli saatler vaad eden oyunun konusuyla ilgili diğer bazı detaylar ise şöyleydi:
“Alis, zeki, şirin ve oyun oynamayı çok seven bir çocuktur. Bir gün ablası ile piknik yapmaya giderler. Ablası piknik sepetini unuttuklarını fark eder, Alis’e beklemesini söyler ve orada bırakır. Alis, ablasını beklerken yerde bir elma görür ve yer, sonra, konuşan bir tavşan görür, meraklı Alis, tavşanın peşinden gider ve Alis Harikalar Diyarına geçer. Tavşan ve arkadaşlarıyla oyunlar oynar ve çok güzel vakit geçirir. Oyuna doyan Alis ablasını özler ve geri dönmek ister, elmadan tekrar ısırır ama dönemez. Alis Harikalar diyarından dönecek mi?” Yeni oyunlar Akatlar’da gelecek ayda da minik tiyatroseverlerle buluşmaya devam edecek.

BELGESEL: 1001 Film Festivali

Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın katkıları ve Beşiktaş Belediyesi’nin ev sahipliğinde, Belgesel Sinemacılar Birliği tarafından organize edilen İstanbul Uluslararası 1001 Belgesel Film Festivali, Levent’te gerçekleşiyor. Festival, bu yıl 16. kez sinemaseverlerle buluşuyor. 13 -17 Kasım 2013 tarihleri arasında gerçekleştirilecek olan festivalin teması An ve Zaman olarak belirlendi. Beşiktaş Çarşı Meydanı’nda düzenlenen bir şenlikle açılışını yapacak olan 16. İstanbul Uluslararası 1001 Belgesel Film Festivali’nin basın toplantısı da 6 Kasım 2013 Çarşamba günü saat 10:00’da Beşiktaş Belediyesi Levent Kültür Merkezi’nde gerçekleştirildi.
Belgeseller Sahne Beşiktaş, Ortaköy Afife Jale Sahnesi, Levent Kültür Merkezi, Fransız Kültür Merkezi ve Nazım Hikmet Kültür Merkezi salonlarında seyirciyle buluşuyor olacak.
Film gösterimlerine paralel olarak yapılacak ‘Pitching in İstanbul Proje Pişirme Atölyesi’, ‘Türkiye – Almanya Ortak Yapım Atölyesi’ ve ‘Online Yayıncılıkta Arşivin Önemi ve Telif Hakları Paneli’ ile sinema sektörünün gelişimine katkı yapılması hedefleniyor.
Beşiktaş Belediyesi’nin de desteğiyle gerçekleştirilen festival programındaki filmler şöyle sıralanıyor: “Yerli filmler: 5’Nolu Cezaevi, 16 Ton, Adakale Sözlerim Çoktur, Ağustos Karıncası, Bedensiz Ruhlar, Devrimci Gençlik Köprüsü, Geçmiş Mazi Olmadı, Hep Sizi Beklemiştik, İbret Olsun Diye, Kırlangıcın Yuvası, Koleksiyoncu, Sessiz Ölüm. Yabancı Filmler: Başka Bir Gezegen, Boris Rijiy, Çay ya da Elektrik, Devrimin Büyükanneleri, Geceyi Aydınlatmak, Gökkuşağının Sonu, Hitlerin Hitleri, Kör Doğmak, Korku, Küçük Takım, La Paloma, Malegaonun Süpermenleri.”

Zerre ve Zeynep’in hayatı

Zerre filmi 29 Kasım’da Onat Kutlar Sinema Salonu’nda izleyicisiyle buluşmaya hazırlanıyor. Erdem Tepegöz’ün yönetmenliğindeki Zerre filmi, uzun soluklu bir gözlem sonucu ortaya çıktığını söyleniyor. Yönetmen Erdem Tepegöz, başkalarının hayatlarını gözlemleyerek çektiği film ile ilgili şunları aktarmıştı:
“Kendi hayatımdan veya yaşadığım çevreden oluşan bir öykü değil bu. Bunun avantajı şu oluyor. Başka bir hayata odaklanıyorsunuz. Başka bir hayatı deneyimliyorsunuz. Onun yaşadığı çatışmaları sorunları, mücadeleyi kendinizmiş gibi yaşamaya çalışmak bana çok heyecan veriyor. Sinemanın sihrini orada hissediyorum öyküyü tasarlama aşamasında. Tabii dezavantajları da var. Detayları tasarlamak için çok fazla gözlem yapmanız gerekiyor. O anlatacağınız karakterin hayatına bir şekilde dâhil olmanız lazım ki o gerçekçiliği çıkartabilesiniz. Örneğin fabrikalardaki sahnelerin filmdeki gerçekçi hissiyatta olması, atölyelerin öyle bir atmosfere sahip olmasının sebebi uzun soluklu bir gözlemdir. Sadece film için olan bir gözlem değil benim önceki işlerimde tecrübe etiğim mekânların bende birikmesi sonucu çıktı öykünün parçaları.”
Beşiktaş Belediyesi Levent Kültür Merkezi Onat Kutlar Sinema Salonu’nda gösterime girecek olan Zerre filminin yönetmeni Erdem Tepegöz ile ilgili bazı detaylar ise şöyle sıralanıyor:
“Erdem Tepegöz 1982 yılı doğumlu, Türk Film yönetmeni ve senarist olarak tanınıyor.
Dokuz Eylül Üniversitesi İktisat bölümü mezunu. Prag’da film atölyesini tamamladı. Kısa film ve belgesel geçmişi var. Zerre isimli ilk sinema filmiyle 49.Altın Portakal film festivalinde ‘En İyi Yönetmen’, SİYAD (Sinema Yazarları Derneği) ‘En İyi Film’ ve ‘En İyi İlk Film’ ödüllerini kazandı. Rusya’nın Oscar ödülü sayılan 35. Moskova Film Festival’inde Büyük ödül ‘Altın Aziz George heykeli’ni kazandı. Daha önce Federico Fellini, Akira Kurosawa, Krzysztof Kieślowski gibi önemli yönetmenlerin aldığı bu prestijli ödülü en genç yaşta kazanan yönetmen oldu.”
Filmin etkili olmasında seçilen mekanların önemine değinen eleştirmenler, hikayenin hissedildiği özel bir film olduğu da dile getiriliyor. Zerre’de Zeynep’in mücadelesi ele alıyor. Konusu ise özetle şöyleydi:
“Tarlabaşı’nda, neredeyse kapısı bacası olmayan bir evde, engelli kızı ve annesiyle yaşıyor, çalıştığı fabrikadan atılmış, kirayı bile ödeyemez durumda, eve ancak yakındaki bir lokantanın artık yemeklerini götürebiliyor. Ev sahibi desen sürekli tehditkâr bir şekilde kapıya dayanmakta ve Zeynep’in gerçekten güvenebileceği neredeyse kimsesi yok. Sonunda mecbur kalıyor, şehir dışındaki bir fabrikaya çalışmaya gitmeye… Hem de haftada 90 TL için… Ama tabii ki orada da belalar bırakmıyor peşini…”

Bir gencin hayat umudu

Her Cuma Yeni Sinema” heyecanı Levent’te yaşanmaya devam ediyor. Ferah Feza adlı film, 22 Kasım’da Beşiktaş Belediyesi Levent Kültür Merkezi Onat Kutlar Sinema Salonu’nda sinameseverleri ağırlayacak.
Filmin konusu ile ilgili bazı detaylar ise şöyle sıralanıyor:
“Hayalperest Ali yirmi yaşında, bir yandan babasının baskıcı tavırlarıyla diğer yandan da Tuzla bölgesinde mal tedarikçisi olarak çalışan, alt sınıftan bir gençtir. Babasının buyruklarını zorla da olsa yerine getirmeye çalışır. Tek arkadaşı ise Kısmet’tir; en büyük zevkleri ise gece yakınlardaki tepeliğe tırmanıp şehri seyretmektir. Bu sıradan görünen hayatının içerisinde Ali tesadüflere büyük anlamlar yükler ve onu daha güzel bir hayata götüreceğine inandığı işaretleri takip eder. Bir gece sefer şehrin ışıklarını farklı bir noktadan görmek ister ve bir kuleye tırmanır. Bu farklı bakış açısı ona duvarda yarın kalmış bir gemi grafitisi hediye edecektir. Ali, duvara bu çizimi yapan kişiyi bulması gerektiğine kendisini ikna eder. Bu gizemli kişi ona “Vamos”u bulmakta yardım edecek ve bu yerlerden uzaklara gitmesini sağlayacaktır…”
Elif Refiğ’in ilk uzun metrajlı sinema filmi olan yapım iki gencin tesadüfen tanışmaları ve beraber çıktıkları yolculuğu beyazperdeye taşıyor…”
Yönetmen Elif Refiğ ile ilgili bazı detaylar ise şöyle sıralanıyor:
“1978, İstanbul doğumlu. Boğaziçi Üniversitesi’ni bitirdi. Boğaziçi Üniversitesinde okurken Su Altı Sporları Merkezinde aktif olarak görev aldı. Bilgi Üniversitesi’nde Sinema Yüksek Lisans’ına başladı. Altyazı aylık sinema dergisinin yayın kurulunda 3 yıl görev aldıktan ve çeşitli kısa ve uzun metrajlı projelerde çalıştıktan sonra, Columbia Üniversitesi’nde sinema eğitimine devam etmek için New York’a taşındı. 2008 yılında mezun olmak üzere tez filmini hazırladı. Ferahfeza ilk uzun metrajlı filmi olarak biliniyor.”

Kadın siyasetçiler MKM’de

Seçim çalışmaları kadınların da ilgisi ve katılımıyla daha hızlandı. CHP İstanbul İl Kadın Kolu Başkanlığı’nın organizasyonu Beşiktaş’ta ilgi çekti. Kadın aday adaylarının tanıtım toplantısı Beşiktaş Belediyesi Mustafa Kemal Merkezi’nde gerçekleşti. İstanbul kadın aday adayları tanıtım toplantısı Selvi Kılıçdaroğlu, Kadın Kolları Genel Başkanı Hilal Dokuzcan ve KKMYK üyeleri de katıldı. CHP Kadın Kolları Genel Başkanlığı tarafından “Yerelde seçim kadınlar çözüm” sloganıyla düzenlenen Kadın Kolları Küçük Kurultayı’nın ardından kadın aday adaylarının tanıtım toplantılarına Attila İlhan Salonu’nda başlanmış oldu.
Eşit Temsil Eşit Katılım hedefiyle yola çıkan Cumhuriyet Halk Partisi Kadın Kolları 30 Mart 2014’de yapılacak olan Yerel ve Mahalli İdare seçimleri sürecinde kadınları daha etkin ve görünür kılmak, kadın bakış açısını yerel yönetimlere yansıtabilmek, kadın temsili ve katılımını arttırmak amacıyla çalışmalarına devam ettiği de vurgulandı.
Son dönemde alınan kararlar ile yüzde 33 cinsiyet kotasının uygulanabilecek hale gelmesi ve kadın aday adaylarından yerel seçimlerde adaylık ücreti alınmaması, kadınların yerel yönetimlere katılımı ve teşviki açısından son derece büyük önem taşıdığı da ifade edildi.
Şu ana kadar 130 kadın belediye başkan aday adayı ve 3000’e yakın kadın belediye meclis üyesi aday adayının olması sürecin kadınlar açısından oldukça etkin olunacağının temel göstergesi olarak aktarılıyor.

Pullarla Atatürk…

Farklı sergiler Beşiktaş’ta hayat buluyor. Bunlardan bir tanesi de Kasım ayının ikinci yarısına kadar ziyaretçileri ağırlayacak olan “4. Atatürk Pul Sergisi”… Yetkililer sergiyle ilgili şunları aktarıyor: “1 Ocak 1863, Türkiye’nin ilk yapışkan posta pulu tedavüle girdi. Atatürk’ün görüldüğü ilk pul, Lozan Barış Antlaşması anısına basılan “Hatıra-i Pul”… Ölümünün 1. yılı anısına bastırılan pullar ise Cumhuriyet’in ilk anma bloğu olarak tarihe geçti. 1 Ocak 1940 tarihinde tedavüle giren bu pullar Atatürk’ün hayatını anlatıyordu. Sırasıyla doğduğu ev, kurmay yüzbaşı iken çekilmiş resmi, Kocatepe’de bulunuşu ve mareşal üniformasıyla görüldüğü pullar bu seride basıldı. Sonraki yıllarda ise inkılâplarıyla, savaşlarıyla ve tüm hayatıyla pullara konu olmaya devam etti. Ölümü anısına basılan pullar yalnızca Türkiye’yle de sınırlı kalmadı. Sergi, Atatürk’ü anma haftasında Beşiktaş Belediyesi, PTT, Cağaloğlu İki Lions Kulübü, 118-E Yönetim Çevresi işbirliği ile gerçekleşiyor.”

Sabri Berkel’in mozaiği Levent’te

Mozaikler ortaya çıkmaya devam ediyor. Çalışmalar meyvesini veriyor ve yen ibir mozaik daha gün ışığına çıktı. Yetkililer son gelişme ile ilgili şunları aktarıyor: “4. Levent mozaiklerini koruma projemiz sürüyor. Her geçen gün yeni bir bilgiye, belgeye ulaşıyoruz. Geçtiğimiz haftalarda Bedri Rahmi Eyüboğlu’na ait üç duvar mozaiğinin rölövelerini aldık. 5 Kasım 2013, Salı sabahı ise yaklaşık 13 yıldır mantolama altında kalan Ercüment Kalmık’a ait duvar mozaiğini açmaya başladık. Sabah saatlerinde başlayan raspalama çalışmasının ardından mozaiğin 2/3’üne ulaştık. Tamamlanacak ince temizliğin sonrasında Sabri Berkel’in mantolama altında kalan mozaiklerini açmaya başlayacağız.”
Öte yandan bir zamanlar mimarının amacının sadece bina yapmak olmadığı, bir çevre yaratmak gibi bir hedefleri olduğunun kanıtları olan bu mozaikler ne yazık ki zamanla unutuldu. Unutulmakla kalmadı 20 eserin 7’si montalama altında kaldı; altısının üzeri tabela ve reklam panolarıyla kapatıldı; iki tanesinin ise baca, sundurma, klima ve ben-zeri unsurlarla tahrip edildi. Nurullah Berk’in yaptığı bir duvar mozaiğinin ise vitrin açma amacıyla yıkılarak yok edildiği saptandı. Sadece 4 mozaik iyi durumdaydı.
Beşiktaş Belediyesi, elli yılı aşkın süredir kimsenin araştırmadığı bu önemli eserleri gün ışığına çıkarmak için geçen yıl bir proje başlattı. Proje kapsamında mozaiklerin cephelerde algılanabilmesi için boya renklerinden, eserlerin rölövelerinın alınmasına, restorasyon projelerine kadar ayrıntılı bir çalışma yapıldı. Mzaiklerin üzerini kapatan ekler söküldü. Sabri Berkel’in üç mozaiği ve Ercüment Kalmık’a ait bir mozaik daha gün ışığına çıkması için çalışmalar yürütülüyordu.

Beşiktaşlı duruşu!..

Beşiktaş’ın genel gelişim sürecini Fikret Orman’la birlikte olumlu buluyorum. Beşiktaş’ın kendi öz değerlerine daha dönük davrandığı kanaatindeyim. Hem Beşiktaş’ın duruşuna daha yakın hem de Beşiktaş’ın sorunlarına bugün daha çözüm odaklı bir yönetim yapısı ile karşı karşıyayız. Burada önemli üç şey var bunlardan biri en önemli belki de Beşiktaş’ın burada borç stokunun eritilmesiydi. Bu konuda bugüne kadar gösterilmiş olan performans Beşiktaş’ın içinde bulunduğu olanaklar ile mukayese edildiğinde tatmin edicidir. Çünkü Beşiktaş’ın gelirlerinin çok önemli bir bölümü temlikteydi ve bu temlik sürecinde Beşiktaş’a yeni gelir kaynakların yaratılması gerekiyordu. Bu konuda yönetim başarılı olmuştur diye düşünüyorum. İkinci önemli şey de Beşiktaş’a tesis kazandırmak. Tesis kazandırılması noktasında da en önemli odak noktası Beşiktaş’ın İnönü stadının yeniden inşaa edilmesiydi. Hem siyasi olarak hem de rantiyeciler açısından son derece olumsuz bir döneme tekabül etti. Ancak buna karşın hakikaten bıçak sırtı olan bu sürecin de yönetim tarafından ince bir diplomasi ile götürüldüğü kanaatindeyim. Tabi ki eleştirilerim var bu eleştirilerim içerisinde en temel nokta Beşiktaş’ın Beşiktaş’ta var olan bütün çalışmaların ve çabaların bir ekip çalışması olduğu gerçeğinin altının daha çok çizilmesinden geçiyor. Ben yerine biz dilinin kullanılması ve bunun bir takım ruhu içerisinde gerçekleştirildiğinin altının çizilmesi Beşiktaş Kulübü içerisinde hem motivasyonu, yönetim yapısı içerisinde hem de gerçekliği daha iyi ortaya koyacaktır diye düşünüyorum.
“PROVOKASYON VAR”
Beşiktaş çok büyük bir provokasyona uğradı. Tıpkı 2004’te Samsun maçında olduğu gibi. 4 maç üst üste alınan galibiyet artı Olimpiyat Stadı’nda beklentilerin çok ötesinde bir katılımın gerçekleşerek Beşiktaş taraftarının kulübüne sahip çıkmış olması Türkiye’de son dönemde yaşanan siyasi atmosfer üst üste gelince Beşiktaş’a dönük bir provokasyon kaçınılmaz olmuştu. Provokasyon Galatasaray maçında gerçekleştirildi. Ve Beşiktaş bir tribülansa girdi. Bu tribülans gerek 4 maçlık ceza gerek hocaya verilen 3 maçlık ceza ile bir biçimde yaşanmış oldu. Bu dönemde Beşiktaş puan kayıplarına uğradı. O ilk 4 maçta gördüğümüz istikrarlı futbolundan uzaklaştı. Bunun oyuncular üzerinde de olumsuz etkileri oldu. Bu provokasyonları yapanlar açısından maksat hasıl oldu.
DİĞER SAYIDA: Kasımpaşa’da olmaz

Sadece paylaşmak için...Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+

Yorum yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*