SAYI 292

Boğaz’da oruç açtılar
Boğaz’da Beşiktaşlılar bir araya gelerek iftar açtılar. Beşiktaş’ta 23 mahalle sakinlerini ağırlayan etkinliğe ilgi büyüktü. Temmuz ayının ortasında start alan ‘Boğazda İftar’ etkinliğinde tekneler doluydu. Mahalle sakinleri verilen programa göre teknelerde Boğaz manzarası eşliğinde iftarlarını açma imkanı yakalamış oldu.

Ramazan ayı etkinlikleri Beşiktaşlı’nın yüzünü güldürdü. Beşiktaş Belediyesi, etkinliklerine Ramazan ayında da ara vermedi. Beşiktaş kentlileri, temmuz ayı sonuna kadar süren “Boğaz’da İftar” etkinliğiyle Ramazan sevincini Boğaz’ın güzellikleri ile birlikte yaşadı. Binlerce kişi İstanbul’un eşsiz doğal güzellikleri arasında orucunu açma imkânı buldu. Bin 500 kişinin orucunu açtığı tekneler, iftar vakti açıkta demirleyerek, İstanbul Boğazı’nın eşsiz manzarasında vatandaşlara unutulmaz bir Ramazan vaad etti.
Tur programları kentliyle paylaşılmıştı. Yoğun ilgi gören etkinlikle ilgili detaylar şöyleydi: “Turlar hafta içi her gün saat: 19.30’da Beşiktaş İskelesi’nden kalkan teknelerle yapıldı. Programa göre; 15 Temmuz’da Abbasağa ve Vişnezade, 16 Temmuz’da Cihannüma, Yıldız ve Sinanpaşa, 17 Temmuz’da Türkali ve Muradiye, 18 Temmuz’da Dikilitaş, 19 Temmuz’da Gayrettepe ve Balmumcu, 22 Temmuz’da Levazım ve Ulus, 23 Temmuz’da Mecidiye ve Ortaköy, 24 Temmuz’da Konaklar, Levent ve Akatlar, 25 Temmuz’da Etiler ve Bebek, 26 Temmuz’da Nisbetiye ve Kültür, 29 Temmuz’da da Kuruçeşme ve Arnavutköy mahallerinde oturan Beşiktaşlılar Boğaz turu iftarlarına katılabildi.”
20 Bin kişi bu yıl ki etkinlikle, Boğaz’da sevdikleri, yakınları ve aileleriyle birlikte iftarını açmış oldu.

Ambalajlar çöp değildir

Beşiktaş’ta geri dönüşüm üzerine çalışmalar tüm hızıyla devam ediyor. Bilgilendirme toplantılarının yanı sıra duyurularla da çevre hassasiyeti konusunda çalışmalar yürütülüyor. Bunlardan bir tanesi de Beşiktaş Belediyesi desteğiyle Çevko’nun ambalaj atıkları ile ilgili duyurusu gündemde yer alıyor. Çevreye duyarlılık ile ilgili projelere destek veren Beşiktaş Belediyesi, katı atık toplama konusunda da oldukça duyarlı davranmasıyla biliniyor. Bir çok alanda yer alan toplama konteynarları da dikkat çekiyor. “Geleceğinizi geri kazanın” sloganıyla gerçekleştirilen ambalaj atıklarının ayrıştırılması konusu da ilgi görüyor. Beşiktaş Belediyesi, sosyal medya ortamındaki sayfasında da çevreye duyarlı olunmasıyla ilgili mesajlarını kentli ile paylaşıyor. Yetkililer ambalajların atılmaması gerektiğini, ayrı toplanan ambalaj atıklarının en yakın geri dönüşüm kutularına bırakılarak çevrenin korunması adına atılmış büyük bir adım olarak gördüklerini belirtiyor. Atıklar, cam, kompozit gibi başlıklara ayrılıyor.

İbadethaneler ışıl ışıl

Ramazan ayında camiler ve mescidler Beşiktaş’ta pırıl pırıl… Tüm ibadethanelerde cami ve mescid için temizlik çalışmaları tamamlandı. Ramazan ayı boyunca toplam 23 mahalle içindeki ibadethaneler ışıl ışıl oldu. Periyodik yapılan temizlemelerin yanı sıra Ramazan ayı öncesinde de özel olarak temizleme çalışmaları da tamamlanmış oldu. Temizlik ekipleri ayrıca ayakkabı dolapları gibi bir çok alanı da dezenfekte etmeyi ihmal etmiyor. Belediye ekipleri başlattıkları temizlik çalışmaları kapsamında bir çok caminin iç mekan temizliğini tamamlayarak Ramazan ayında ibadete hazırladı. Camlar, kapılar, duvarlar, avizelerden ayakkabılıklar, raflar ve bir çok alana kadar daha detaylı bir temizlik yapıldı. İç mekan temizliğinde halılar da yıkandı ve dezenfektanı tamamlandı. Vatandaşların daha temiz ve hijyenik bir ortamda ibadetlerini gerçekleştirebilmesi için temizlik çalışmaları belediye müdürlüğüne bağlı ibadet ekibine eleman takviyesi de yapılarak kısa süre içinde tamamlandı.

Yıldız Mahallesi Muhtarı Şevki Yıldırım:
“Mahallemizin sorunları çözüme kavuştu”

Bu sayımızda yeniden Yıldız Mahallesi sakinlerinin konuğu oluyoruz. Bir zamanlar paşa mahallesi olarak bilinen Yıldız, 1930′lu yıllarda Kılıç Ali Paşa Mahallesi olarak anılıyordu. Tarihi sarayları ve çeşmeleriyle ünlü olan mahalle, günümüzde 7500 kişilik nüfusu barındırıyor ve ülkenin önemli üniversitelerine ev sahipliği yapıyor. Beşiktaş’ın bu ünlü mahallesi her ne kadar sıkıntılardan uzak olarak anılsada, Yıldız’da kendi içinde problemleri olan ancak çevresindeki manzara güzelliği ile göz kamaştıran mahallerden biri olmayı sürdürüyor. Mahalleyi her zaman olduğu gibi yine muhtarına ve vatandaşlarına sorduk.
TİNERCİ SORUNU ÇÖZÜLDÜ
Yıldız’ın önemli sorunlarından bir tanesinin terkedilmiş vakıf evleri olduğunu ifade eden
Yıldız Mahallesi Muhtarı Şevki Yıldırım, “Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne ait bazı evler atıl durumda ve bu evler tinercilerin mekanı haline gelmişti. Kimi zaman bu konuda bize de şikayetler geliyor, biz de emniyet yetkililerine durumu bildiriyorduk. Bu konuda emniyetimiz iyi çalıştı. Bu mekânlar şimdilerde daha güvenli. Bundan böyle de bu güvenin sürmesi gerekir. Ayrıca mahallemizde sahil kenarında bulunan bir parkta tinerciler kimi zaman vatandaşları rahatsız ediyor. Özellikle çocukların olduğu bu mekanda çok dikkatli olunmalı. Sote yerlerde kalan tinerci sorununu çözen emniyetimizin bu sorunuda çözeceğine inanıyorum. Ben emniyet güçlerimize de teşekkür ediyorum” diyor.
CAZİP HALE GETİRİLMELİ
Mahallesinde konut sayısının az olduğunu çoğunlukla işyerleri ile çevrili olduğunu dile getiren Yıldız Mahallesi Muhtarı Şevki Yıldırım, “20 seneden bu yana mahalleme muhtarlık yapmaktayım ve gözlemlediğim önemli konulardan bir tanesi mahallemizin nüfusunda azalma oluşudur. 15 senede 9000 nüfustan 1500 kişi ayrıldı mahallemde 30-40 sene sonra 2000 nüfusa düşersek kimse şaşırmasın. Nüfusumuz kenar semtlere kayıyor bunun sebebide burada işyerleri kiralarının yüksek olması. Kirasını ödeyemeyenler kenar semtlere kaçıyorlar. Bence bizim mahallemiz daha cazip hale getirilmeli ve insanlarımız burada kalmalı” dedi.
MAHALLEMİZ DÖRT DÖRTLÜK
Yıldız Mahallesi’nin Beşiktaş’ın en güzel mahallelerinden bir tanesi olduğunu dile getiren Şevki Yıldırım sözlerini şu cümlelerle sürdürüyor: “Mahallemizin varolan problemleri zaman içerisinde çözüme kavuşturuldu. İmar problem, elektrik, doğalgaz gibi sorunlarımız artık yok. Mahallemizde öyle büyük bir trafik problemide yok. Ama insanlarımızın daha duyarlı olması gerekir. Örneğin insanlarımız çevrelerinde bulunan otoparkları kullanmalılar. Böyle olursa trafik problemi hemen hemen yok olur. İnsanlarımızı bu konuda duyarlı olmaya davet ediyorum. Bizim mahallemizin temizlik işlerini yürüten Temizlik İşleri Müdürlüğü’ne çok teşekkür ediyoru. Belediyemizin çeşitli hizmetleri var. 75 yaş ve üzeri bakım, sağlık konusunda ambulans gödermek, kültür turları ve içinde bulunduğumuz Ramazan ayında düzenlenen Boğaz’da tekne iftarları gibi. Ben başta Belediye Başkanımız İsmail Ünal olmak üzere takdir gören bu çalışmalar için vatandaşlarım ve kendim adına teşekkür etmek istiyorum. Ayrıca cenaze hizmetleri de takdir edilen hizmetler arasında yer alıyor. Kısaca şunu söyleyebilirim ki mahallemiz dört dörtlük bir mahalle… Yıldız Mahallesi’nde insanlarımız kenetlendikçe daha güzel yarınlar göreceğimize inanıyorum. Mahallem adına bizim sesimizi vatandaşlarımıza duyuran sizlere de teşekkür ediyor. Yıldız’da olmaktan hepimiz memnuniyet duyuyoruz.”

Mahalleli
ne diyor?

“Yıldız’da aile gibiyiz”

Yıldız Mahallesi sakinleri mahallesinde yaşadığı kimi sorunların da olduğunu dile getirmeden edemiyorlar. Mahallelerini çok sevdiklerini söyleyen Yıldızlılar mahallede trafik başta olmak üzere çeşitli sorunların varolduğunu dile getiriyorlar. Yıldız Mahallesi sakinlerinin aktardığı görüşler şu şekilde:
OTOPARK KULLANILMALI: “Beşiktaş’ın trafik sorunu var. Bu sorunların bir nedeni de otoparkların kullanılmaması. Mahallemizde bir otopark bulunuyor. Ama maalesef bu otoparka yeterince ilgi yok. Trafik önemli.” Funda Akkaya.
GÜVENLİK VE EĞİTİM: “Yeşilfıstık ve Asmasalkım sokaklarının kesiştiği noktalarda bulunan alanın eğitime ayrılması gerektiği kanısındayım. Bunun yanısıra mahallemizin güvenliğininde artırılması gerekiyor.”
Kadir Öztürk.
HIRSIZLIKLAR AZALDI: “Hırsızlık vakalarında azalma var. Bu artış özellikle son iki aydan bu yana artmış vaziyette. Hem mahallemizin güvenliğinin arttırılması hem de bu tür vakaların bir daha yaşanmamasını diliyorum.” Ali Kulaçattı.
O SICAKLIK HALA VAR: “Genelde öğrencimiz çok, ama Beşiktaş’ta mahalle olarak kalabilmiş ve hala o eski insan sıcaklıklarının yaşandığı bir yer Yıldız. Beşiktaş’ın en büyük eksiği bir hastanedir. Bu sorun acilen çözülmeli.” Ahmet Aksel.
YILDIZIMIZ PARLAMALI: “İsmi ‘Yıldız’ ama sönük bir yıldızız maalesef. Artık Beşiktaş’ın en önemli mahallesinin yıldızının parlaması gerekir. Bunun içinde yerel yönetimin daha fazla yanımızda olmalı. Yıldız Mahallesi’nin yıldızı sönmesin.” Rüstem Alkin.
DUYARLILIK ŞART: “Mahallemizin en büyük problemlerinden bir tanesi trafik ve park sorunu… Bu iki problemin çözülmesi mahallemizdeki yaşantıyı daha rahat bir hale getirir diye düşünüyorum. Duyarlılık şart.” Fehmi Mutlu.
HASTANE EN BÜYÜK EKSİK: “Beşiktaş’ta en yakın hastanemiz Sait Çiftçi ve burada da doğum bölümü yok. Bakınız Bağcılar’da Bayrampaşa’da var bizde yok. İmkânlar zorlanıp mahallemize bir hastane yapılması gerekir.” Dursun Akgün.
YILDIZ’DA YAŞAMAK GÜZEL:
“Mahallemiz çok güzel bir mahalle dolayısıylada buraya olan ilgide ona keza fazla oluyor. Bu kadar çok ilgi çeken bir mahallede yaşamak elbette çok güzel. Bence yaşadığımız yer çok güzel bir yer.” Ahmet Adil.
ŞİMDİLERDE ÇOK TENHA: “Eskiden mahallemizde insanlar birbirlerini daha iyi tanırlardı ve komşuluk ilişkileri daha iyiydi. Şimdi ise insanlar birbirlerini tanımıyorlar. Hem kente hem birbirimize karşı yabancılaşıyoruz.” Fevzi Kılıçaslan.

Farklı oyunlar Ortaköy’de

Ortaköy’de sezonun ilk oyunu, kah güldürdü kah üzdü. Yaşı oldukça geçmiş bir Babaannenin tavırları akrabalarına hayat yolunda adeta ders verir niteliğinde oldu. Babaannenin garip yapısı hayatta hangi seçeneklere sahip olduğunuzu neyle mücadele etmek istediğinizi, gerçekten neyi yapacağınız üzerine bir çok sorgulamayı da beraberinde seyirciye sorduran kara mizah niteliğindeki oyun, tiyatroseverleri ağırlamıştı. Eline geçen her şeyi büyük bir iştahla tüketen doymak bilmeyen yüz yaşında bir Babaanne… Bu hikayenin gülünç ve aynı zamanda acı dolu hikayesi Beşiktaş Belediyesi Ortaköy Kültür Merkezi’ndeydi. Yepyeni oyunlar yeni sezonda da tiyatroseverleri bekliyor.
Afife Jale Sahnesi’nde yine eğlenceli ve değişik bir oyun bu sezonun ilk oyunlarından biriydi. Kara mizah türündeki uyarlama oyun Tiyatroadam tarafından sahneye konuldu. “Babaannem 100 yaşında” adlı oyunla ilgili bazı detaylar şöyleydi: “Arjantin’de, Buenos Aires’in varoşlarında yaşayan İtalyan kökenli göçmen bir aile… Eline geçen her şeyi büyük bir iştahla tüketen doymak bilmeyen yüz yaşında bir Babaanne… Eve ekmek getirebilmek, daha doğrusu babaanneyi doyurabilmek için günde on altı saat çalışan bir pazarcı… Hiç bir işe yaramayan sözde sanatçı, asalak bir kardeş… Evin mutfağında canla başla çalışan kız kurusu bir hala ve evi çekip çeviren bir anne… Herkesin gözü önünde kötü yola düşmüş küçük bir kız… Babaanneyi doyurabilmek için nafile bir çözüm arayışı… Ve tüm ailenin var olma mücadelesinin acıklı-gülünç öyküsü…” Oyunla ilgili diğer bazı detaylar ise şöyle sıralanıyordu: “Yazan: Roberto Cossa. Çeviren: Esen Çamurdan. Yöneten: Zafer Algöz. Süpervizör: Serdar Akar. Müzik: Astor Piazzola. Sahne Tasarım: Deniz Özmen. Işık Tasarım: Birol Gezici. Afiş Tasarım: Elif Ergür. Dekor Uygulama: Kibele Dekor. Sahne Amiri: Uğur Aksu. Işık-Müzik Kumanda: Baransel Gürsoy. Afiş Fotoğrafları: Kıvanç Niş. Oynayanlar; Maria: Ayça Koyunoğlu. Anyula: Şebnem Bilgeer. Chicho: Berk Yaygın.Babaanne: Aşkın Şenol Marta: Deniz Güzelmeriç. Carmelo: Fatih Koyunoğlu/Deniz Özmen. Don Francesco: Çetin Kaya.”

Yaz Okulu sürüyor!..

Her yıl olduğu gibi bu yıl da, ilköğretim okullarının tatile girmesiyle birlikte 7-16 yaş arasındaki binlerce öğrenci Beşiktaş Belediyesi’nin açtığı yaz okullarında tatilini değerlendirme fırsatı buluyor. Öğrenciler, açılan bu kurslarda yaşıtlarıyla birlikte eğlenceli zaman geçirirken aynı zamanda ilgi alanlarına göre seçtiği branşlarda eğitim alıyor. Ücretsiz kurslar; Beşiktaş Belediyesi’ne bağlı merkezlerde, ilköğretim okullarının kapalı spor salonlarında ve Türkiye Spor Yazarları Derneği’nin kapalı yüzme havuzunda, uzman antrenör ve eğitimcilerin gözetiminde gerçekleşiyor. Başvuruların tamamlanmasının ardından 24 Haziran 2013’de başlayan yaz okulları 5 Eylül 2013 tarihine kadar devam edecek. Bu yıl gerçekleşen etkinliklerden bir tanesi de yüzme… Yüzme ve yüzme sporu ile ilgili bazı detaylar ise şöyle sıralanıyor:
“Suyun yüzeyinde ve içinde hareket etmeyi ve bir yöne doğru ilerlemeyi sağlayan hareketlerin bütünü. Bir çeşit su sporu. Dünyânın her yerinde yaygın olan zevk ve yarış sporudur. İnsanoğlunun en eski sportif faaliyetlerinden biridir. Yüzyıllardır insanlar yüzme sporunu biliyorlar ve yapıyorlardı. Yüzmeyi insanların kendilerini sularda korumak için öğrenmeleri gerekmektedir. Yüzme sporu, uluslararası standartlarda boyutu olan (50 metre, 8 kulvar) havuzlarda bedenin kulaç ve ayak hareketlerinden başka bir yardım almadan, her yarışmacının kendi kulvarında, serbest, sırtüstü, kelebek ve kurbağa stillerinin her birinde veya dördü birden karışık olarak, 50, 100, 200, 400, 800, 1500 metrelerde bireysel veya ekip olarak yaptıkları yarışmaya denir.”

Zor şartlara adapte oldular
Dağ bayır demediler

Öğrenciler, Doğada Yaşam Kampı ile bu yıl da neşeli ve de eğitici bir kamp programına dahil oldular. Beşiktaş’ta yaşayan 11-14 yaş arası çocuklar Beşiktaş Belediyesi’nin ücretsiz olarak düzenlemiş olduğu Doğada Yaşam Kampı’nda bir araya geldiler. Doğada Yaşam Kampı, 1. grup 23-28 Haziran 2013, 2. grup 29 Haziran- 4 Temmuz 2013, 3. Grup 5-10 Temmuz 2013 tarihleri arasında, Hadım Yaylası, Antalya’da çadır kampı olarak gerçekleşti. Kamp süresi boyunca kaya tırmanışı, kampçılık, drama, uçan tilki, beden perküsyonu, doğada yön bulma, ip ve düğüm etkinlikleri gibi bir çok başlıkta yer alan çeşitli kategorilerde eğitimler de verildi. Öğrenciler, başarıyla sürdürdükleri Doğada Yaşam Kampı’nın sertifikalarını Beşiktaş Belediye Başkanı İsmail Ünal’ın elinden aldılar.
Beşiktaş Belediyesi, ilçede yaşayan 11-14 yaş arası çocukları Antalya’da Doğada Yaşam Kampı’na götürdü.
Beşiktaş Belediyesi’nin bu yıl ikincisini düzenlediği ve büyük ilgi gören “Doğada Yaşam Kampı” etkinliği bu yıl da Antalya Hadım Yaylası’nda gerçekleştirildi. Hadım Yaylası’ndaki Doğada Yaşam Kampı’nı ziyaret eden Beşiktaş Belediye Başkanı İsmail Ünal, kampta bulunan 500 çocukla bir araya geldi. Ünal’la birlikte çocuklar eğlenceli ve keyifli saatler geçirdi. Daha sonra düzenlenen törende Başkan İsmail Ünal öğrencilere Doğada Yaşam Kampı sertifikalarını verdi.
Beşiktaşlı çocuklar bu kampta, kendileri için özel olarak hazırlanan macera parkurları, gece yürüyüşleri, açık hava sinema gösterimleri gibi etkinliklerle keyifle vakit geçirirken aynı zamanda doğada yaşam koşullarını da öğrendi.
Hadım Yaylası’nda kamp alanı Beşiktaş Belediyesi tarafından kuruldu ve alanında uzman eğitimciler, belediye personeli, ambulans ve sağlık ekipleri 24 saat öğrencilerle bir aradaydı.

Unutulmaz eserler canlandı

Beşiktaş Belediyesi Fulya Sanat Merkezi’ nde sezon gösterimleri içinde vazgeçilmez gösterimlerden biri olan Otella yer aldı. İki perde olarak sahneye sunulan “Otello” ile ilgili bazı detaylar şöyle sıralanıyordu:
“1. Perde: Hava kararmış akşam olmak üzeredir. Fırtına esmekte, şimşekler çakmaktadır. Kent halkı limanda toplanmış, azgın dalgalarla boğuşan gemiyi izlemekte, herkes bir fikir yürütmektedir. Sonunda gemi güçlükle limana yanaşır ve savaştan dönen Otello, askerleriyle birlikte karaya çıkar. Kendisini alkışlayan halkı selamlayıp zafer müjdesi verir ve evine çekilir. Herkes çok sevinçlidir. Sevinmeyen yalnızca iki kişi vardır. Bunlar eski yaveri lago ile soylu bir genç olan Roderigo’dur. Roderigo, Otello’nun genç ve güzel karısı Desdemona’ya aşıktır ve Otello’yu kıskanmaktadır, lago ise rütbesini alıp Cassio’ya verdiği için Otello’dan nefret etmektedir. Ayrıca karısı Emilia ile de ilişkisi olduğundan kuşkulandığı için Otello’ya iyice düşman kesilmiştir… Otello’nun emriyle şenlik ateşleri yakılır, herkes eğlenmeye başlar, lago, Roderigo’yu da ikna ederek korkunç bir plan hazırlar…
2. Perde: Şatonun salonu, lago, hain planını sürdürmekte, mendili sorması için Otello’yu kışkırtmaktadır. Desdemona tekrar Cassio’nun affı için kocasından ricada bulunur. Otello yine başının ağrıdığını ileri sürerek mendiliyle alnını sarmasını ister. Desdemona farklı bir mendil çıkarınca öfkeyle onu yere atar ve daha önce kendisine armağan etmiş olduğu öbür mendili ister. Olmadığını öğrenince de Desdemona’ya hakaretler eder ve onu tartaklar. Otello, deliye dönmüştür. Desdemona umutsuzca gidince, lago ortaya çıkar. Otello, ona derhal Cassio’yu getirmesini buyurur, lago, zaten çoktan planını yapmış, Cassio’yu çağırmıştır. Otello’ya Cassio’yu uygun sorularla konuşturacağını, kendisinin de saklanarak gözlemesini söyler. Cassio gelince lago onu işine gelen şekilde yönlendirip konuşturur. Cassio, tanımadığı birinin kendisine bir mendil gönderdiğini söyleyince göstermesini ister ve elinden alıp Otello’nun göreceği şekilde sallar. Otello, saklandığı yerde acıyla kıvranmaktadır. Dışarıdan bir top sesi duyulur. Elçiyi getiren geminin gelişini haber vermektedir, lago, derhal Cassio’yu gönderir. Ortaya çıkan Otello, artık karısının ihanetine kesinlikle inandığını, onu ne şekilde öldüreceğini düşündüğünü haykırır… Desdemona yatak odasında Emilia ile dertleşir. Otello, yavaşça odaya girer. Onu Cassio’yu sevmekle suçlar ve ihanetinin bedelini hayatıyla ödeyeceğini söyler…”
İstanbul Devlet Opera ve Balesi tarafından Beşiktaş Belediyesi Fulya Sanat Merkezi’nde sahnelenen W. Shakespeare’in Otello adlı eserindeki yaratıcı kadroda yer alan isimler ise şöyleydi: “Koreografi ve sahneye koyan: Uğur Seyrek. Müzik: Gıuseppe Verdi , Michael Galasso. Metin: Işık Noyan. Dekor: Adnan Öngün. Kostüm: Sevtaç Demirer Ulaş. Işık: H.Oktay Kanca.”

Yonca Ayas’tan farklı bir sergi

Yaz döneminde de birbirinden güzel sergiler sanatseverler ile buluşmaya devam ediyor. Sanat tutkunları “Mezopotamya Prensesi İstanbul Günleri” sergisini, Beşiktaş Belediyesi Sergi Salonu’nda Temmuz ayı sonu boyunca gezebilme imkanı yakaladı. Farklı sunumuyla dikkat çeken Yonca Ayas’ın sergisi 23 Temmuz’da Beşiktaş’ta konuklarını ağırladı. Yonca Ayas, aşka yaşama dair denemeleriyle dikkat çekiyor. Siyasete dair yazmış olduğu yazıları şöyle aktarıyor: “Acıları ve sevinçleri ülkemin; dumanı tüten topraklarımın… Daha iyi olabilmek adına yazarak elini taşın altına koymak: Siyaset’e dair…” 1964 Siverek doğumlu Yonca Ayas, kendini özetle Verem Savaş Dispanseri; Acil Servis; Nöbetçi Adli Tıp Kurumu, Devlet Hastanesi Kan Merkezi ve üç yıl kendi özel iş yerimde doktorluk, Bolu Depremi sonrası gönüllü olarak bölgede çadırlarda doktor ve yönetici olarak 2 aylık çalışması ve üç ay için turizm doktorluğu tecrübesiyle anlatıyor.
2005 yılında 45 gün Van Çaldıran ilçesinde, Sağlık Grup Başkanı, Sağlık Ocağı Doktoru ve Adli Tabip olarak çalışma, çeşitli ilçelerde çeşitli zamanlarda acil servis, kan bankacılığı, adli tabib olarak görevler, İstanbul Protokolü ve Aile Hekimliği için Sağlık Bakanlığı ve Tabipler Odası eğitmenlik yanını anlatsa da kültür sanat ve edebiyat ile ile yakından ilgili. 2002 yılına kadar 6 yıl boyunca tv kanalında Kültür Sanat ve Edebiyat programı hazırladı, aynı zamanda da sundu. Yorumcu yanıyla da bir çok medya organına konuk oldu.

Festival coşkusu Fulya’da yaşandı
“Usta isimlerden eşsiz yorumlar”

Fulya Sanat’ta festivaller kapsamında bir çok etkinlikte bir çatı altında bu sezon sanatseverleri bir araya getirdi. Bahar dönemi içinde, “Uluslararası Opus Amadeus Oda Müziği Festivali” klasik müziğin birbirinden güzel eserlerini 7 konser ile Beşiktaş Belediyesi Fulya Sanat ve Saint Antoine Kilisesi Beyoğlu’nda İstanbullu müzikseverlerle buluşturdu. Festival Türkiye, Avrupa ve Amerika’nın başarılı ve ünlü müzisyenlerinin icraları ile barok, klasik, romantik ve modern müziğin birbirinden seçkin eserlerine yer vermişti.
Festivalin açılış konseri, Beşiktaş Belediyesi Fulya Sanat salonunda Ellen Jewett (keman), Atilla Aldemir (viyola), keman viyola duo konseri ile başladı. Festival; Beşiktaş Belediyesi Fulya Sanat’ta Tuluğ Tırpan (piyano), Sevil Ulucan Weinstein (keman), Beste Tıknaz Modiri (viyola), Erman İmayhan (viyolonsel) oda müziği konseri; Beşiktaş Belediyesi Fulya Sanat’da Arp Sanatçısı Çağatay Akyol ve Ankara Filarmoni Orkestrası Solistleri’nin konseri; peşi sıra Beşiktaş Belediyesi Fulya Sanat’ta Bilkent Nefesli Topluluğu konseri; Beşiktaş Belediyesi Fulya Sanat’ta Özgür Aydın- Muhiddin Dürrüoğlu 4 el ve 2 piyano konseri; yine bahar dönemi içinde Beşiktaş Belediyesi Fulya Sanat’ta ünlü yönetmen “Federico Fellini’nin ölümünün 20. Yıldönümü” anısına İtalyan Nino Rota Ensemble’ın verdiği konser ile devam etti. Festival, Sent Antuan Kilisesi, Beyoğlu’nda Festivale Macaristan’dan katılan Corelli Consort Barok Müzik Topluluğu’nun verdiği konser ile de sona erdi.
Festivalde; Vivaldi, Telemann, Bach, Handel, Reicha, Mozart, Halvorsen, Prokofiev, Wieniawski, Çaykovski, Ravel, Debussy, Rachmaninov, Dukas, Jolivet, Martinu, Farkas, Rota, Morricone, Gismonti, Pascoal’in eserleri ve eski çağlardan Macar melodileri yer almıştı.

Dansla mesaj verdiler!..

Beşiktaş Belediyesi Kent Konseyi Kadın Meclisi ve Girne Amerikan Üniversitesi Dance Academy, sosyal sorumluluk için birlikteliklerini gerçekleştirdikleri çalışmalarla gösteriyor. Bütün dünyayla “Kadına Karşı Şiddete Hayır” dedikten sonra çok geçmeden kısa süre sonra “Çocuk mu? Gelin mi?” sloganıyla çocuk yaşta gelin olmaya ‘Hayır’ dediler.
Beşiktaş Belediyesi Kent Konseyi Kadın Meclisi ve Girne Amerikan Üniversitesi Dance Academy, bahar dönemi içinde gerçekleştirilen etkinlikler için Akatlar’da ön hazırlık yaptı. Gerçekleştirilen programla onlarca gönüllü katılımcı ile dans etti. Türkiye’nin en önemli kanayan yaralarından birine dikkat çekilen gösterinin koreografisi de sürpriz olarak hazırlandı.
Yaptığı her sosyal sorumluluk projesini büyük kitlelere duyurmayı amaçlayan ve bu yönde çalışan Beşiktaş Belediyesi Kent Konseyi Kadın Meclisi ve Girne Amerikan Üniversitesi Dance Academy, bu projeyi hayata geçirmek için çalışmalarına haftalar öncesinden başladı. “One Billion Rising” etkinliğinde olduğu gibi yine gönüllü Beşiktaş sakinlerinin destek verdiği gösteri için dans ve koreografi eğitimleri, Beşiktaş Belediyesi Akatlar Kültür Merkezi’nde dileyen herkese açık olarak gerçekleştirildi.

Filografi Sergisi

Filografi Sergisi Temmuz ayında sanatseverler ile Beşiktaş’ta buluştu. 15-21 Temmuz tarihleri arasında Beşiktaş Belediyesi Sanat Galerisi’nde ilgi çekici tablolar ziyaretçilerini ağırladı. Sanatçı Fadime Dilli filografi ile ilgili detayları şöyle aktarıyor: “Filografi sanatçısı önce bazı motifler tasarlıyor. Bu motifleri oluşturmak için tahta panolar üzerine çivilerini belli bir düzene göre çakıyor. Bu çiviler boyanıp verniklendikten sonra, arasından çeşitli renklerde teller sıkıca geçirilerek motifler ortaya çıkarılıyor. Tellerin hem sağlam hem kolay temizlenebilir olması ve hem de temizleme esnasında renklerinin solmaması gerekiyor. Seçilen renklerin hem birbirine uyumlu olması hem de motifi ortaya çıkaracak şekilde olması gerekiyor. O kadar titiz çalışmak gerekiyor ki, verilen emek göz önüne alınırsa maddi kazanç içen yapılamayacak bir sanat…”
Fadime Dilli ve sergisi hakkındaki bazı detaylar da şöyleydi: “1966 doğumlu Fadime Dilli 20 yaşında evlenerek hayatını İstanbul’da geçirmeye başladı. 2 çocuk annesi Fadime Dilli 2010 yılında bir sergiyi gezerken filografi ile tanıştı. El becerisine güvenerek filografi sanatı ifşa edeceğini düşündü. Daha sonra 2 yıl boyunca işten arta kalan zamanların da filografi kursuna gitti. İyice öğrendiği bu sanatı 1 sene boyunca kursa gitmeden kendi çabaları ile geliştirdi. Sonrasında 3 yıl boyunca yapmış olduğu 43 tane eşsiz eserleriyle Beşiktaş Belediyesi katkılarıyla 15-21 Temmuz tarihlerinde Beşiktaş Belediyesi’nde sergileme imkanı buldu.”

Sumru Yavrucuk’la
‘Kimsenin Ölmediği Bir Günün Ertesiydi’

Beşiktaş’ta dikkat çeken etkinliklerden bir tanesi de “Kimsenin Ölmediği Bir Günün Ertesiydi” adlı tiyatro oyununun sanatseverlerle buluşmasıydı. Oyun farklı yapısıyla daha sahnelenmeden önce oldukça dikkat çekmişti. 2013 Afife Tiyatro Ödülleri – Yılın En Başarılı Kadın Oyuncusu ödülünü Sumru Yavrucuk’a getiren oyun, Beşiktaş Belediyesi Akatlar Kültür Merkezi’nde bu sezon da seyircisiyle buluşmuştu. Ebru Nihan Celkan’ın yazdığı ve Sumru Yavrucuk’un yönettiği ve oynadığı oyunla ilgili yönetmen-oyuncu, “Transseksüel Umut’u canlandırdığı tek kişilik oyunu “Kimsenin Ölmediği Bir Günün Ertesiydi” ile cesur işlere alışık olduğu halde ilk başlarda bu rolün argo dilinden biraz utandığını söylemişti. Yavrucuk, transseksüellerin toplumda yalnızlaştıklarını ve yanlış bedende doğmuş olduklarına inanarak kendilerini ifade edemediklerini de şöyle anlatıyordu: “Yapayalnızlar… Yine bir transseksüelin anlatımıydı, o kadar vurucuydu ki: “Annen yok, baban yok, kardeşlerin yok, kadın değilsin, kocan yok, erkek değilsin, karın yok. Sanki başka bir gezegenden gelmiş gibi.” Bu büyük bir yalnızlık. Seyirciler Umut’u sevsin istiyorum. Burada tanık oldukları şeylerden etkilensinler ve şu kapıdan farklı çıksınlar.”
Oyunla ilgili diğer bazı detaylar ise şöyle sıralanıyordu: “Yazan: Ebru Nihan Celkan. Yöneten ve Oynayan: Sumru Yavrucuk. Dramaturji: Sumru Yavrucuk – Onur Coşkun. Yönetmen Yardımcısı: Onur Coşkun. Mekan Tasarımı: Başak Özdoğan. Işık Tasarımı: İsmail Sağır. Kostüm Seçimi: Sumru Yavrucuk. Müzik – Ses Tasarım: Berrak Artemiz. Fotoğraf: James Hughes.”
Tek perdelik 60 dakikalık oyunla ilgili diğer bazı detaylar ise şöyle aktarılıyor: “Hep büyük bir hayatın figüranı olan Umut, bu kez içini geçmişiyle doldurduğu anılarını paylaşmak için sahnededir. Aile bağları, “madilik”, hayal kırıklıkları, çocukluk düşleri, muhatabını bulamadığından insanın dilini ekşiten her şey…” 6 Üstü Oyun Projesi, Altıdan Sonra Yapım’ın desteğiyle bu sezon da gerçekleştirildi.

Küf: Umut ve Vicdan

Beşiktaş Belediyesi ve Yeni Sinema Hareketi işbirliğiyle Levent Kültür Merkezi’nde ücretsiz olarak gerçekleştirilen “Her Cuma Yeni Sinema” etkinliği sinemaseverleri buluşturdu. Her Cuma Yeni Sinema etkinliği kapsamında, yönetmenliğini Ali Aydın’ın yaptığı “Küf” filmi gösterildi. Beşiktaş Belediyesi Levent Kültür Merkezi’nde ilk gösterimin ardından izleyicilerle, filmin yapımcılarından Gökçe Işıl, Sevil Demirci ve filmin oyuncularından Tansu Biçer ile söyleşi yapıldı. Filmin yönetmeni Ali Aydın hakkındaki bazı detaylar ise şöyleydi: “1951’de Tunceli’de doğan Ali Aydın, 1974’te 71.66 m ile kırdığı cirit atma rekoru hala geçilmedi. 1971 Akdeniz Oyunları’nda üçüncü, 1976’da ise ikinci oldu. 25 kez milli formayı giyen Aydın, Avrupa’daki çeşitli yarışmalarda birincilikler elde etti.”
Küf filminin konusu özetle şöyleydi: “Basri, demir yollarında yol bekçisi olarak çalışmaktadır ve yalnızdır. Tek oğlu olan Seyfi tam 18 yıl önce, okuduğu üniversitede öğrenciyken gözaltına alınmış ve o günden sonra hiç kimse Seyfi’den haber alamamıştır. Bu durumda ne ölüdür Seyfi, ne sağ… Ne vardır ne de yok… Oğlu kaybolduktan altı yıl sonra da karısı ölmüştür Basri’nin.Basri, oğlunun kaybından sonra, yavaş yavaş toplumdan soyutlamaya başlamıştır kendisini… Onu günden güne çepeçevre saran bir umut yaşatmıştır bugüne kadar. Her gün kontrol etmek için üzerinde yürüdüğü tren yolları, 18 yıldır aralıksız her ayın başında ve ortasında oğlunu bulmaları için yazdığı dilekçeler… Anadolu’nun bereketli toprakları ve onu sarıp sarmalayan uçsuz bucaksız tren yolları, umut ve vicdan…”
Küf filmi ile ilgili bazı detaylar şöyleydi: “Yapımı: 2012 – Türkiye, Almanya. Tür: Dram. Süre: 94 Dak. Yönetmen: Ali Aydın, Murat Tuncel. Oyuncular: Ercan Kesal, Muhammet Uzuner, Tansu Biçer, Ali Çoban, Serpil Goral. Senaryo: Ali Aydın.”

Hayal ve gerçek arasında…

Kara komedinin popüleritesini koruduğu son yıllarda farklı filmler Beşiktaş’ta sinemaseverler ile buluştu. “Her Cuma Yeni Sinema” etkinlikleri kapsamında bu kez kara komedinin fantastik örneklerinden bir tanesi olan Gişe Memuru, Beşiktaş Belediyesi Levent Kültür Merkezi’nde seyircisiyle bir araya geldi. Türkiye’de henüz örneği yapılmamış, kendi türünü yaratan ve Cuma sineması etkinlikleri kapsamında dikkat çeken filmlerden birisi haline gelen “Gişe Memuru”, Levent’te sanatseverleri ağırladı.
Gişede memurluk yapan Kenan’ın hayal ile gerçek arasındaki dünyasının anlatıldığı filmi gösterimi Levent’te sinemaseverleri ağırladı. Beşiktaş Belediyesi ve Yeni Sinema Hareketi işbirliğiyle Levent Kültür Merkezi’nde ücretsiz olarak gerçekleştirilen “Her Cuma Yeni Sinema” etkinliği kapsamında, Beşiktaş Belediyesi Levent Kültür Merkezi Onat Kutlar Sinema Salonu’nda gerçekleşen gösterimine ilgi büyüktü. Gişe Memuru adlı film ile ilgili bazı detaylar ise şöyle sıralanıyordu: “Kenan, sessiz, insanlarla konuşmaktan çok kendi hayal dünyasına dalmayı seçen, bazen de buna engel olamayan, babasıyla oturan 35 yaşında bir gişe memurudur. Tavşancık gişeler bölgesinde görev yapan Kenan, diğer gişe memurlarından çok daha fazla araba geçirmesiyle ve de işini yaparken bazen kendi kendine konuşmasıyla ünlüdür. Kenan’ın çocukken annesini kaybetmesinin ardından babasıyla olan ilişkisi gittikçe çözülür ve gerilir. Zaten otomatikleştiği gişesinde, hayal ve gerçek arasındaki çizgi daha da belirsizleşmeye başlar. Kenan’ın üç kutudan oluşan ev, servis ve gişe arasında sıkışıp kalmış monoton hayatı, yeni atandığı gişelerde değişecektir. BKM Film’in sunduğu bir Mantar Film yapımı olan “Gişe Memuru” filmi, bir otomatikleşmeyi anlatırken, bu otomatikleşme filmin dışında da, günümüzde, nakit gişelerinin kaldırılarak gişe memurlarının yerlerini tamamen OGS ve KGS’lere bırakmasıyla gerçek oluyor.”
Filmin yazarı ve yönetmeni ise Tolga Karaçelik… Oyuncu kadrosundaki isimler ise şöyle sıralanıyor: “Serkan Ercan, Ruhi Sarı, Zafer Diper, Nergis Öztürk, Nur Aysan, Büşra Pekin, Nadir Sarıbacak, Sermet Yeşil.”

Paneller Levent’te
Gelişime katkılar konuşuldu

Etkinlikler kapsamında bu sezon Beşiktaş Belediyesi Levent Kültür Merkezi’nde yine ilgi çekici programlar ziyaretçilerini ağırladı. Levent’teki etkinliklerden bir tanesi de Köy Enstitüleri ile ilgili düzenlenen toplantıydı. Beşiktaş Kent Konseyi Kadın Meclisi, kuruluşlarının 73. yıldönümü nedeni ile “Anadolu Aydınlanması’nın Öncüsü Köy Enstitüleri” konulu bir panel düzenledi. Bahar dönemi içinde Beşiktaş Belediyesi Levent Kültür Merkezi’nde düzenlenen etkinliğe MSGSÜ Sosyoloji Bölümü’nden Firdevs Gümüşoğlu, Eski TÖB-DER Başkanı Refet Özkan ve müzisyen Karabey Aydoğan konuşmacı olarak katılmıştı. Dönemin Milli Eğitim Bakanı Hasan Ali Yücel tarafından bizzat yönetilen ve tamamen Türkiye’ye özgü bir çağdaşlaşma projesi olan Köy Enstitüleri, 73. kuruluş yıldönümünde Beşiktaş Belediye Başkanı İsmail Ünal’ın başkanı olduğu Beşiktaş Kent Konseyi’ne bağlı Kadın Meclisi’nin düzenlediği bir panelde gündeme gelmiş oldu. Panel, Beşiktaş Belediyesi Levent Kültür Merkezi’nde gerçekleşti. “Anadolu Aydınlanması’nın Öncüsü Köy Enstitüleri” başlıklı panelde bu kurumların Türkiye’nin gelişimine yaptıkları katkılar ele alındı.

Özel gösterimler MKM’de

Görkemli açılışlar ve dikkat çekici illizyonlarla dolu tiyatro oyunları, gösteriler Mustafa Kemal Merkezi’nde konuklarını ağırladı. Bunlardan bir tanesi de yine çocukların kalbini fetheden Çilek kız gösterimiydi. Dünyada çocukların sevgilisi Strawberry Shortcake başka bir deyişle Çilek Kız, ABD’den Brezilya’ya pekçok ülkede sergilenen muhteşem Live Show’uyla bahar dönemi içinde Türkiye’de son gösterimiyle çocuklarla buluşmış oldu. Wish İstanbul organizasyonuyla, Mustafa Kemal Merkezi’nde Akatlar’da çocuklarla ilk kez bir araya gelecek “Strawberry Shortcake”, kendisi gibi meyve ve tatlı isimlerine sahip neşeli arkadaşlarıyla yaşadığı Minicik Şehri’nin Bahar Festivali’ni özel dekoruyla sahneye taşınmıştı. Bununla birlikte “Strawberry Shortcake (Çilek Kız) Live Show”da çocuklar, Minicik Şehri Bahar Festivali’nin coşkusunu katılıp, dans edip, sevilen şarkıları Türkçe seslendirip, eğlenceli ve bol kahkahalı anlar yaşadılar.
American Greetings ve Max Licensing’in lisanslı aile gösterisi olan “Strawberry Shortcake” yani Çilek Kız, Türkiye’de ilk kez özel kostüm karakterler, dans ve müzik şovlar eşliğinde, Akatlar’da Mustafa Kemal Merkezi’nde bahar dönemi içinde son kez sahne dedi. Her şeyi çilek rengi ve konseptinde olan bu çilli, sevimli küçük kız ile arkadaşları, bahar dönemi içinde bu sezon eğlenceli sahne şovlarıyla Türkiye’de çocukların güzel anıları arasına girmeyi başardı. “Strawberry Shortcake” (Çilek Kız) ile arkadaşları “Böğürtlenli Çörek”, “Ahududu”, “Limonlu Şeker”, “Portakal Çiçeği” ve “Bay Uzun Yüz” bu benzersiz gösteride çocuklara, dostluğun, dayanışmanın ve sevginin anlamını bir kez daha hatırlattılar.

“Ekmeğini İsraf Etme” Kampanyası

Beşiktaş Belediyesi sosyal sorumluluk projelerine çalışmalarına destek vermeye devam ediyor. Ekmeğin israf edilmemesi konusundaki hassasiyetini sosyal paylaşım sayfasında kentliyle paylaştı. Temmuz ayındaki paylaşımda şu detay yer alıyordu: “Ülkemizde bir yılda israf edilen ekmekle 500 okul yapılabilir.”
Beşiktaş Belediyesi yaptığı duyurusunda şunları aktardı: “Ülkemizde 1 yılda çöpe atılan 2,1 milyar adet ekmeğin parasal değeri 1,5 milyar TL. Ekmeğini israf etme!”
Ekmek israfı ile ilgili yapılan Toprak Mahsülleri Ofisi’nin araştırmasından bazı detaylar şöyle aktarılabilir: “Araştırma kapsamında ülke genelinde; 252 fırın, 53 personel, 53 öğrenci yemekhanesi, 611 lokanta ve otel yetkilileriyle görüşülmüş; 1.589 hanede toplam 5.662 aile bireyinin yemek yeme durumu ve ekmek tüketimi hakkında bilgi toplandı. Araştırma sonuçlarına göre ülkemizde; günde 25.295, yılda 9,2 milyon ton ekmek üretiliyor. Bu oran günde 101 milyon, yılda 37 milyar adet ekmeğe denk geliyor. Buna mukabil günde 95 milyon adet ekmek tüketilirken, 6 milyon adet ekmek israf ediliyor. Buna göre ülkemizde yıllık 1,546 milyar TL değerinde 2,1 milyar adet ekmek israf ediliyor. Ekmek israfı sebebiyle yıllık ekonomik kayıp, dünya birincisi olunan un ihracatından elde edilen gelire eşdeğer.”

Yalnız değilsiniz!..
“Dost Eller Mutfakta”

Dost Eller Mutfakta hizmetiyle Beşiktaş Belediyesi bir ilke daha imza atıyor. 75 yaş ve üzeri bakıma muhtaç kentliler için özel uygulama hakkında yetkililer şunları aktardı: “TÜİK tarafından yayınlanan 2012 yılı “Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi” verilerine göre Beşiktaş’ın nüfusunun yüzde 6,40’ını 75 yaş üzerindeki kentliler oluşturuyor. Bu oranın rakamsal karşılığı ise 11.911 kişi. Türkiye geneli için 75+ yaştaki kişilerin toplam nüfus içindeki oranı ise yüzde 2,98. Bir başka deyişle 75+ yaş konusundaki Beşiktaş ortalaması Türkiye ortalamasının iki katından daha fazla bulunuyor. Beşiktaş Belediyesi Kent Araştırmaları Birimi 75 yaş ve üzeri 5518 kişinin evlerinde onlara yardım edecek daha genç insanların bulunmayışına dikkat çekiyor. Bu kişilerin 3218’i yalnız yaşıyor. Ortalama yaş 82,43’dür. Bu kentlilerin; çoğu merdiven inip çıkmada bir başkasının yardımına kısmen veya tamamen bağımlı. Beşiktaş Belediyesi tarafından başlatılan “Dost Eller Mutfak” yemek dağıtım hizmetinin temel amacı, kendi gereksinim ve ihtiyaçlarını karşılayamayan öncelikle 75+ yaştaki kentlilere ve yalnız yaşayan engelli, dezavantajlı bireylerin hayatlarını kolaylaştırmak, yaşam kalitelerini yükseltmektir.”
Dost Eller Mutfak çalışma şekliyle ilgili bazı detaylar ise şöyle: “Yıllık mönü planlaması uzman diyetisyen ve gıda mühendisi tarafından yapılıyor. Resmi tatiller hariç hafta içi her gün, kişi başı bir öğün yemek belirlenen evlere dağıtılıyor. Bir öğün yemekte üç çeşit bulunuyor.”

Sadece paylaşmak için...Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+

Yorum yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*