Beşiktaş’a karşı; rakipleri hücumu ve golü düşünerek oynayınca maçlar bol gollü ve kaliteli oluyor. Geçen hafta Kasımpaşa, dün de Eskişehirspor olduğu gibi…
Dün yine kaliteli, zevkli, heyecanlı ve bol gollü bir maç izledik. Bunda, 0-2 geriye düşmesine rağmen maçı bırakmayan, inatla üç puanı kovalayan Beşiktaş’ın yanısıra Rıza Hoca’nın yürekli takımı Eskişehir’in de rolü vardı. Devamı için tıklayın… »
Archive for Mart, 2010
Rüştü buraya
Kazanma haykırışı
Takımları ve futbolu farklı hale getiren ofansif ve çabuk oynamak, bireysel becerileri kullanmak, rakip eksiltmek ve golü düşünmek. Bunları daha iyi yapabilen takımlar üstünlük sağlıyorlar. Beşiktaş’ın bunları yapabilecek hem kapasitesi hem de kadro derinliği var. Fakat problem bunları ortaya koyabilmekte. Devamı için tıklayın… »
Fark yemekten fark atmaya…
Bursaspor’un yenilmesi yeniden şampiyonluk umudu sundu peşindeki üç takıma. Beşiktaş bunu mutlaka kullanmalıydı, ama o havada başlayamadı maça. Rakibi de Beşiktaş ile eşit verim gücüne sahip zorlu bir takımdı. Eskişehir maça sert ve istekli başladı. Hele takım savunmasını en iyi yapan rakibinin, en iyi savunma adamı Ferrari’nin hatasıyla 2.dakikada golü bulunca özgüvenleri iyice arttı…
Devamı için tıklayın… »
Pes etmediler
Hakem maçın en çok konuşulan adamı. Eskişehirspor’un ilk golünde hiçbir şey yok. Hata Ferrari’de.
Eskişehir’in penaltısı bana göre doğru değil. Bu arada ilk yarının son dakikasında Bobo’ya yapılan hareket de kesin penaltı. Maçın ilk kahramanı bana göre Rüştü. Eskişehir iki farklı öndeyken müthiş iki kurtarış yaptı. Devamı için tıklayın… »
Alkışlar hepinize!
Beşiktaş’ın yaşadıkları, acaba pişmiş tavuğun başına gelmiş midir? Tıpkı eski Türk filmleri gibi… Aşk, macera, heyecan… Dram, trajedi, komedi… Ümit ve endişe… Kahır ve neşe… Hepsi iç içe! Bir gün önce Atatürk Olimpiyat Stadı’ndaki gibi erken bir golle açıldı maç… Şu farkla ki orada ev sahibi, şampiyon adayı konuğuna atmıştı golü… İnönü’de ise şampiyon adayı ev sahibi, konuğundan yedi darbeyi. Devamı için tıklayın… »



