SAYI 30

EYLÜL 2002 – Sayı 30

SAYFA 1

Ortalik toz duman

Basbakan Bülent Ecevit’in Mayis ayi basinda rahatsizlanarak Baskent Hastanesi’ne kaldirilmasinin ardindan baslayan siyasi belirsizlik süreci, TBMM’nin “3 Kasim tarihinde erken seçim” karari almasina ragmen devam ediyor. Yasananlar Bizans entrikalarini aratmiyor.
Basbakan Bülent Ecevit’in mayis ayi basindaki rahatsizligiyla baslayan ve bu arada Ekonomiden Sorumlu Devlet Bakani Kemal Dervis’in, “Ülkede siyasi belirsizlik oldugunu ve erken bir seçimin ekonomiyi olumsuz etkilemeyecegini” söyleyerek baslattigi süreç, yarattigi depremlerle siyasi hayatimizi toz duman etti. Kemal Dervis’in bu sözlerinden sonra siyaset hareketlendi. Basbakan Yardimcisi Hüsamettin Özkan ve Disisleri Bakani Ismail Cem partilerinden istifa ettiler. Onlarin istifasini 60’dan fazla milletvekili izledi. DSP artik hükümetin en küçük ortagi olmustu. Buna ragmen MHP lideri Devlet Bahçeli, koalisyon protokolüne uyacaklarini açiklayarak, Bülent Ecevit’in görevine devam etmesini istediklerini belirtti.
Bazi siyasiler sarsintinin nedenini “seçim sürecinin dogal olmayan yollardan baslatilmis” olmasina bagliyorlar. ANAP’tan istifa etmesi beklenen Erkan Mumcu’nun “Ecevit’e hazirlanan komplo” ifsaati, DSP’li Emrehan Halici ve Yücel Erdener tarafindan da dogrulandi. Iddiaya göre; Ecevit, Baskent Hastanesi’nin kendisine verecegi “is göremez” raporuyla hükümetin basindan alinacakti. Iddia çok ciddiydi.
Öte yanda DSP’den ayrilanlar, Yeni Türkiye Partisi’ni kurarak Kemal Dervis’in partilerine katilmasini beklemeye basladilar. Dervis, ekonomik programin geleceginden ve piyasalardan gelecek tepkilerden çekinerek bir süre daha göreve devam etmeye karar vermisti. Ancak partilesme sürecinde Cem ve Özkan’la yaptigi görüsmeler hükümetin tepkisini çekmisti. En siddetli itiraz da MHP’den gelmisti. Devlet Bahçeli, Dervis’in tutumunu “ahlaki bulmadigini” belirtti. Bunun üzerine Dervis, 11 Temmuzda istifa etti, ama istifasi Cumhurbaskani Ahmet Necdet Sezer’den geri döndü.
Dervis’in bakanlik görevine devam ettigi gerekçesiyle Yeni Türkiye’ye katilmamasi ve ABD’ye gitmesi, bir dizi spekülasyonu da beraberinde getirdi. Artik bu partiye katilmayacagi ve CHP’de siyaset yapacagi konusulur olmustu. Kemal Dervis ABD’de IMF ve Dünya Bankasi’nin önde gelen yöneticileriyle görüstü. Dervis, ABD’den döndükten bir süre sonra görevinden istifa etti ama bu sefer de “merkez sagda ittifak” çalismalarina basladi. Merkez sagin diger partileriyle ve özellikle Demokrat Türkiye Partisi’nin Genel Baskani Mehmet Ali Bayar’la bir dizi görüsme yapti. Mehmet Ali Bayar’i çok takdir ettigini sik sik vurgulayan Dervis, daha sonraki DTP-YTP ittifak görüsmelerini “sag ittifak” diye elestirecekti.
Dervis’in bu çalismalarini, bir takim güçlerin siyasete el koyarak Ecevit’i ve MHP’yi hükümet disina çikarmak olarak algilayan Devlet Bahçeli, 3 Kasim’da erken genel seçime gidilmesini istediklerini açiklayarak bu yolu tikadi. Meclis hemen toplanmali ve bir erken seçim karari almaliydi. Bunu firsat olarak gören AB yandaslari ve medya, Meclis’in seçim karari ile birlikte, AB uyum yasalarini da çikartmasi için Gümrük Birligi Anlasmasi’nin imzalanmasi öncesinde oldugu gibi, milletvekillerine karsi çok yogun bir psikolojik savas baslattilar. Olaganüstü toplanma çagrisiyla toplanan Meclis’te erken seçim karari alinirken, uyum yasalari da kabul edildi. Bu sefer is umulandan da kolay olmustu. Artik Kemal Dervisli bir hükümet için çalisilmaliydi.
Bu arada Ismail Cem, Kemal Dervis’in “ittifak çalismalari” bahanesiyle YTP’ne katilmayi geciktirmesine tepki olarak, “Ittifak hiç umurumda degil…” deyiverdi. Bu sekilde Dervis’in YTP’ne katilmasini çabuklastirmayi amaçliyor olabilirdi ancak taktik ters tepti. CHP lideri Deniz Baykal firsati iyi kullandi. Cem’in ittifaka tavir aldigini görünce, YTP’ne taktiksel bir ittifak çagrisi yapti. Böylece hem kamuoyu, hem Dervis tarafindan “ittifak isteyen lider” rolü kazandi. Aslinda Baykal’in yaptigi çagri ittifak degil, bir “iltihak” çagrisiydi ama Dervis ve kamuoyuna sirin görünmek için bu kadari da yeterliydi. Artik Dervis ile YTP’nin yollari ayrilmisti. Ismail Cem, Dervis’i, “Sözünde durmayanlarin Türkiye’ye verecekleri bir söz, söyleyecekleri bir sey yoktur” diyerek elestirdi. Hüsamettin Özkan da, “Yola birlikte çikmistik. Sözünde durmadi. Bizde söz önemlidir. Büyük bir hata, insallah önümüzdeki günlerde baska hatalar yapmaz” dedi.
Dervis ittifak arayislarini sürdürürken, Türk-Is ve DISK gibi büyük isçi örgütleriyle beraber hareket ediyor izlenimi vermeyi de ihmal etmedi. Fakat Türk-Is Baskanlar Kurulu, Kemal Dervis’e yakinligi nedeniyle Bayram Meral’i sert bir sekilde elestirdi. Sendikacilar, Dervis’in YTP’ne katilmama kararini Türk-Is Genel Merkezinde açiklamasindan duyduklari rahatsizligi da kamuoyu ilettiler. DISK Genel Baskani Süleyman Çelebi ise, Kemal Dervis’e gereginden fazla angaje olan tavrini sürdürdü. Hatta Ismail Cem’i, “Tavirlari sola çözüm üretmez” diye de elestirdi. Sürekli Kemal Dervis’le birlikte hareket eden TÜSIAD, TOBB, IKV, TESEV gibi vakif ve meslek örgütleri ise, hükümetin Is Güvenligi Yasasi ve Mali Milat uygulamasini ertelememe gibi misillemeleri karsisinda bir müddet suskun kaldilar.
Ittifak çalismalarini sürdüren ve Bülent Ecevit’le de görüsen Kemal Dervis görüsmelerden olumlu bir sonuç alamamisti. Basbakan Bülent Ecevit, merkez solda güç birliginin zor bir is oldugunu belirterek, “Benim mücadelem DSP içinde devam edecektir. Bu nedenle seçimlerde TBMM disinda da kalmaya hazirim” dedi. Kemal Dervis’i de, “Kendisine çok sasirdim. DSP’yi böldü, simdi ittifaktan bahsediyor” seklinde elestirdi. Temaslarindan bir sonuç alamayacagini anlayan Kemal Dervis, daha fazla beklemenin aleyhine isledigini görerek CHP’ye yöneldi. Deniz Baykal’la toplam 10 saat süren iki görüsme yaptiktan sonra bu partiye geçecegini açikladi ve CHP rozetini takti. Bu arada DSP içinde 9’lar olarak bilinen muhalif milletvekillerinden 6’si istifa etti. Istifa eden milletvekilleri CHP’den çagri beklediklerini açikladilar. TÜSIAD Baskani Tuncay Özilhan’da, “4 Kasim’da Dervis’i iktidarda görmek istiyoruz” diyerek, TÜSIAD’in siyaseti belirleyen tavrini yeniden takindi.
Ama Ankara’da siyaset sulari bir türlü durulmuyordu. Isadamligindan siyasete adim atan Cem Uzan, Türk siyasi tarihine geçecek ilginç bir siyasi operasyonla, seçime girme hakki olan Hasan Celal Güzel’in kurdugu Yeniden Dogus Partisi’ni ele geçirdi. YDP’nin adi Genç Parti olarak degistirildi.
Baraji geçemeyecegi anlayan Mehmet Ali Bayar da, “Dogru Yol ile ayni kökten geliyoruz. Merkezin insasi faydali olur” diyerek DYP-DTP ittifaki için kollari sivadi. Bu arada 9. Cumhurbaskani Süleyman Demirel, YTP’ni yönlendirdigi iddialarinin gerçegi yansitmadigini söyleyerek, güncel siyasetle bir ilgisinin olmadiginin altini çiziyordu.
Siyasi partilerin baraj korkusuyla ittifak çalismalari sürerken, baskent kulislerinde seçim istemeyenlerin, Çiller’e basbakanlik vererek seçim tarihini erteleme girisimleri de konusulmaya baslandi.Tansu Çiller seçimi ister görünüyordu ama DYP’nin de tipki DSP, ANAP, YTP, DTP ve SP gibi baraji geçememe tehlikesi vardi. Zira Kemal Dervis, kendi oy tabani için de güçlü bir çekim alaniydi.
Fakat Cumhurbaskani’ndan tam da MGK sonrasinda “ertelemeye” karsi oldugu açiklamasi gelmisti. Devletin zirvesi olan bitenden haberdardi ve seçimi istiyordu. Seçimin ertelenmesi belirsizligi artiracakti. Bunun üzerine Çiller, ANAP ve YTP’nin kendisine “seçimin ertelenmesi için basbakanlik” teklifiyle geldigini, ama kendisinin kabul etmedigini açikladi. Yilmaz da bu açiklamaya karsilik, “Öneriyi yapan kendisi” derken; Hüsamettin Özkan da, “Ne olsa benden biliniyor!” seklinde sitem etti.
Sonbahara girerken siyasi kayganlik hala devam ediyor. Kamuoyu yoklamalari ise kafa karistiriyor. Bazilari CHP’yi AKP’den sonra ikinci parti, bazilari da MHP’den sonra üçüncü parti olarak gösteriyor. DYP yöneticilerinin, AKP’yi eski ortaklari Necmettin Erbakan’dan “daha tehlikeli” ilan etmesi AKP’yi frenleyemiyor. AKP bu seçimlerde ANAP ve DYP’nin de oylarini alacak gibi gözüküyor.
MHP ve DSP tarafinda ise taslarin yerine oturmasi bekleniyor. Iki partinin de elinde hala önemli kozlar bulunmakta. Nitekim Bülent Ecevit, “Bütün ulusal solculari DSP çatisinda birlesmeye” çagirdi. Ecevit bu söylemle, CHP’ye gidecek oylarin önünü kesmeye çalisacak. Buna benzer bir çagriyi da Devlet Bahçeli’nin yapmasi bekleniyor. Iki liderin seçimleri bir “referandum” havasina sokacaklari simdiden belli oluyor.
Bu arada küskünler 11 Eylül’ü, pismanlar ise 1 Ekim’de TBMM’nin açilmasini bekliyorlar. 3 Kasim’a kadar köprülerin altindan daha çok sularin akacagi anlasiliyor.

Deprem kapida

Geçtigimiz ay, “17 Agustos Depremi”nin yildönümü nedeniyle Prof. Dr. Ahmet Ercan’a Istanbul’daki olasi bir depremin Besiktas’i nasil etkileyecegini sorduk. Ahmet Ercan, Besiktas’ta Tsunami olma ihtimalinin altini çizdi. Ercan, Gazete Besiktas’a bu konuyla ilgili bilimsel açiklamalarda bulundu:
“Tsunami, kütlesel olarak yürüyen uzun deniz dalgasidir. Sözgelimi Marmara içindeki çukurlarin derinlikleri 1000-1200 metre dolayindadir. Burada olabilecek bir depremin yaratacagi tsunami dalgasinin dalga boyu 180 ile 350 km, yaklasik hizi ise saniyede 100 metre olacaktir. Diger bir deyimle 15 ile 25 km. uzakta olacak bir depremin tsunami dalgasi kiyiya 150 saniye (2,5 dakika) ile 250 saniye (4.2 dakika) sonra Besiktas’a vuracaktir.
Tsunaminin önemi büyüktür ve bu nedenle dalga boyu dalga yüksekligine göre oldukça büyüktür. Bundan dolayi açik denizde tsunami dalgasi üzerinde yüzen bir gemi ya da balikçi sandali bunun bir deniz deprem dalgasi oldugun ayirt edemez ve deniz aracina da bir dokunca vermez. Ancak dalga genligi kiyiya yaklastikça büyüdügünden yikimi sig derinliklerde duran gemilerde ya da kiyi kusaginda vurunca yapar.
Ayrica vurdugu koyun boyu, biçimi ve genisligi vurus etkisini azaltir ya da arttirir. Denize dogru bir V ya da U biçimi olusturan koylarda, tsunami dalgalari koyun içlerine yaklasinca dalga yüksekligi artar ve sanki yönlenmis ok gibi kiyiya vurur. Bogaz ve Marmara girisi, Ataköy koyu, Büyükçekmece koylari bu olumsuz özellikleri edinmistir.
Olusum öncesinde ilkin kiyida çok büyük bir su kütlesi denize dogru çekilir. Sig deniz birden karaya dönüsür. Bundan birkaç dakika ile yarim saat sonra koca bir dalga kiyiya vurur. Kimi durumlarda, önce vuran dalga en büyük olmayabilir. Bunun arkasindan birkaç dakika ya da bir süre sonra daha yüksek birkaç dalga daha kiyiya vurabilir.
Tsunami dalgasinin yatay vurus gücü metrekare basina yaklasik birkaç tondur. Bunun nedeni su yogunlugu havanin yogunlugundan bin kat büyük oldugundan, yapi üzerindeki yatay yöndeki basinç firtinaya göre bin ile 5 bin kat daha güçlüdür. Bu nedenle kiyiya tasan suyun yalnizca su sismesi degil, bir kütlenin çarpici bir güçle yürüyüsüdür ve yikiciligi korkunç denecek büyüklüktedir. Kabaca güç, akarsuyun basincinin, çarptigi yapinin kesidi ve dalganin ya da suyun hizinin karesiyle orantilidir.
Tsunami dalgasinin hizi (yaklasik 10 metre/san.) deprem dalgasina göre (3000-4000 metre/san.) 30 ile 40 kat daha yavas oldugundan, insanlar önce depremi duyarlar, arkasindan kiyilara tsunami vurur. O nedenle de deprem olduktan sonra Marmara denizi kiyisindaki halkin karaya ya da tepelere dogru kaçmasi ve kiyida bagli ya da demirli gemilerin denize açilmasi ögütlenmelidir.
Öte yandan Prof. Dr. Ahmet Ercan, Istanbul’un depremle ilgili semt semt risk haritasini açikladi. Iste Ercan’in açiklamalari…
Sarsintiya en çok duyarli yerler:
Kartal Rahmanlar, Mahmut Sevketpasa, Rumeli Kavagi, Garipçe, Rumeli Feneri, Demirciköy, Uskumruköy, Gümüsdere, Kisirkaya, Çiftealan, Kumköy dolaylari. Çok az katli yapilasma önerilir.
Sarsintiya çok duyarli yerler:
Zekeriyaköy, Göktürk, Kemerburgaz, Odayeri, Agaçli, Yukari Agaçli gibi Belgrad ormani bölgeleri, Zeytinburnu, Bayrampasa, Ataköy ile Bahçelievler’in Bakirköy’ün, Büyükçekmece ve Mimar Sinan kiyi kusaginin bir kismi. Buralarda az katli yapilasmaya gidilmesi önerilir.
Sarsintiya orta duyarli yerler:
Anadolu yakasinda Saripinar, Koçullu, Göllü, Öyümce, Bezhane ile Beykoz-Pasabahçe, Kanlica, Kadiköy, Üsküdar, Emirgan kiyi kusagi, Sirkeci, Eminönü kiyi kusaginin bir bölümü, Topkapi, Edirnekapi, Aksaray, Fatih ve Yenikapi’nin bir kesimi, Zeytinburnu kuzeyi, Esenler, Güngören, Avcilar, Küçükçekmece, Kanarya, Nakkasdere içi, Kavakli, Yakuplu, Gürpinar, esenyurt, Kiraç, Muratli, Karaagaç, Çatalca Ovasi ile Büyükçekmece’nin dere içleri ve kismen kiyi kusagidir.
Sarsintiya duyarli
yerler:
Bu gibi yerler sarsinti dalgasi geldiginde hizli sallanir. Anadolu yakasinda; Kiliçli, Ishakli, Cumhuriyet, M.Sevket Pasa, Ayvalik, Pasamandira, Ahibahadir, Çayagzi (Riva), Yukari Dudullu, vaniköy, Beylerbeyi kiyilari, Kadiköy, Moda, Kalamis, Büyükada’nin çarsi içi ve kuzeyburnu dolayi, Trakya yakasinda ise Sariyer sirti, Bahçeköy, Çayirbasi, Hadimköy, Rami, Eyüp ve sirtlari, Gaziosmanpasa, Sultançifligi, Besyüzler, Tasoluk, Arnavutköy, Avcilar’in bir kismi, Halkali, Bagcilar, Bahçelievler, Güngören, Bakirköy’ün bir kismi, Cankurtaran, Yenikapi, Aksaray, Fatih’in bir kesimi, Çapa, Sehremini.
Sarsintiya az duyarli yerler:
Istanbul’un çok büyük alanini kaplar. Bunlar çok katli yapilasmaya uygun yerlerdir. Anadolu yakasinda; Poyraz, Kanarya, Polonez, Resadiye, Alemdar, Pasaköy, Emirli, Ballica, Kurnaköy, Kurtköy, Seyhli, Kayalar, Kartal kuzeyi, Kisikli, Maltepe, Sarigazi, Ümraniye, Üsküdar, Baglarbasi, Çamlica, erenköy, Kozyagi, Bostanci, Suadiye, Göztepe, Kiziltoprak, içerenköy, Alemdag, Pendik kuzeyi, Trakya yakasinda ise Tarabya üstü, Haciosman, Yeniköy, Emirgan, Istinye, Bebek, Ortaköy sirtlari, Cihangir, Beyoglu, Taksim, Galata, Sishane, Haliç kuzey sirtlari, Kagithane ve Alibeyköy sirtlari, Habipler, Bogazköy, Bolluca, Imrahor, Gaziosmanpasa yamaçlari, Kayabasi, Altinsehir, Bahçesehir’in bir kismi, Ispartakule, Samlar, Sazlibosna gibi yerler.
Çok az duyarli yerler:
Bu gibi yerlerde deprem az duyulur. Gökdelen gibi çok katli yapilasmaya uygun kesimlerdir. Anadolu yakasinda Samandira, Yenidogan, Çavusbasi, Elmali, Dereseki, Akbaba’nin sirtlari, Anadolu Feneri, Beykoz sirtlari, Aydinli ve Orhanli sirtlari, Balçik Köyü, Trakya yakasinda ise Maslak, Ayazaga sirtlari, Sisli sirtlari, Zincirlikuyu, Gayrettepe, Mecidiyeköy sirtlari, Balmumcu, Osmanbey, Nisantasi, Tesvikiye, Maçka, visnezade, Taksim’in bir kesimi, Dolapdere sirtlari, Harbiye, Pangalti, Gülbag, Okmeydani sirtlari, Besyüzevler sirtlari, Kisirmadira, Florya, GS kurgulari, Beyti, Istanbul adalari (Sedef, Büyük, Heybeli, Burgaz, Kinali, Sivri ve Yassi adalari).

Dokunmayin kahyaya!.

Besiktas Çarsi içinde çogunuz arabalarinizi park ederken ona rastlamissinizdir. Eger sporla ve boks sporu ile ilgileniyorsaniz belki onu tanimissinizdir da. 1979, 1980, 1981 yillarinda üst üste Türkiye boks sampiyonu olan Besiktasli Maksut Küçük sporu biraktiktan sonra geçirdigi zor günlerin ardindan simdi hayatini otopark bekçiligi yaparak kazaniyor. Bir zamanlar ringlerin sampiyonu Küçük, Besiktas’ta hala “sampiyon” diye aniliyor. Yaptigi isten gocunmuyor da Maksut Küçük. Ona dokunan sadece edindigi onca basaridan sonra ayakta kalma mücadelesinde yalniz birakilmasi.
Basariyi Getiren Yillar
1968 yilinda, henüz 18 yasindayken Istanbul’a gelen Maksut Küçük, gelir gelmez bir bakkalin yaninda çalismaya baslamis. “Kanimin kaynadigi zamanlardi, çok hirsli ve süratliydim” diye bahsediyor o günlerinden. Aslinda futbolcu olmak isteyen Küçük, gündüzleri çalismak zorunda oldugu için, aksamlari antrenman yapabilecegi boksa baslamis. Besiktas Jimnastik Kulübü’nde baslayan bu spor serüveninin çitasi, boksa basladigi ilk yil Istanbul Sampiyonu olmasi ile yükselmeye baslamis. 1975, 1976, 1977 yillarinda Türkiye’yi uluslararasi müsabakalarda temsil eden Maksut Küçük, 1979, 1980, 1981 yillarinda üst üste Türkiye Sampiyonu olmasi ile spor hayatindaki en basarili ama ayni zamanda gelecek yillarda en fazla özleyecegi günleri yasamis. Simdi özlemle o günleri andiginda, gururla anlatiyor Küçük: “Benim maçlarim çogunlukla kisa sürerdi. Rakibi çabuk nakavt ederdim. Olimpiyat Sampiyonunu Ivanov’u bir dakikada yenmistim. Bulgar sampiyonu yenmistim. Çok kendine güveniyordu. Ben ringe çiktim. Bana rakibimi gösterdiler. Benim için kolay yenerim demis. Ve maç gongla basladi, bir yumrukla bitti, Bulgar nakavt olmustu. Bunun gibi bir çok örnek de var. Istanbul’a gelen ünlü bir boksörün karsisina ben çikardim.”
“Bendeki kulüp aski”
Besiktas’in o dönemlerde boks, güres gibi sporlara çok önem verdigini söyleyen Maksut Küçük, Almanya’da Avrupa Sampiyonu’nu yenerek Almanlarin dikkatini çekmis. “Müthis Türk” diye baslik atan Alman gazeteleri, Almanya’dan gelen cazip teklifler bile ondaki Türkiye ve Besiktas askini öldürememis. Kulübüne olan bagliligini söyle anlatiyor Maksut Küçük: “Bizim sporumuz baska bir spor. Seyircisi de fazla yok. Çünkü salonu yok. Bizim zamanimizda, maç yapardik, terlerdik. Buz gibi sularin altinda dus alirdik. Kafamin uyustugunu hissederdim. Ama bütün bunlara ragmen içimizdeki sevgi hiçbir zaman bitmedi. Bizim sporumuz anlatilmaz, yasanir. Teklif edilen o kadar imkana ragmen Besiktas’i terk edip gidemedim. Simdi düsünüyorum da eger gitseydim hayatim kurtulurdu. En azindan su anki gibi arabalarin pesinden kosar olmazdim.”
“Otoparkçilik zor is”
Hakki Yeten zamaninda 75 lira aylik alan Küçük, jübilesinde ise sadece 1 milyon alan Küçük, yalniz degildi. Bakmak zorunda oldugu üç çocugu vardi. Küçük oglunu okutamayan “sampiyon”, kizini okutmasina ragmen ona bir is bulamamis. Sporu biraktiktan sonra bir süre antrenörlük yapan Küçük, imkanlarin saglanmamasindan, brans sporlarinin gereken önemi görmemesinden sikayetçi. Antrenörlügü de bu nedenle uzun süre devam ettirememis. Ve simdi 52 yasindaki Küçük, Besiktas Belediye Baskani Yusuf Namoglu’nun ona sagladigi otoparkçilik isini yapiyor. “Önce saygi, sevgi” diyor Maksut Küçük ve ekliyor: “Otoparkçilik da zor is. Basima gelmeyen kalmadi. Ben burada Belediye’nin bir görevlisiyim. Bazen insanlara özellikle alkollü vatandaslara laf anlatmakta zorluk çekiyorum. Bizde iyi niyet var. Ama biçak çekende oluyor, yakama yapisan da. Kolumda kolluk var, basimda sapkam. Baska nasil açiklayabilirim ki. Bazilari sonradan ögreniyorlar benim eski boksör oldugumu, gelip özür diliyorlar. Ama insanlarin birbirlerine saygi duymasi için kim olduklarini bilmeleri gerekmiyor.”

Otomobil uçar gider

Cadillac’tan son model otomobillere Ferrari’den yaris arabalarina kadar bir çok araci elinizde tutmaniz mümkün. Kursuni siyahtan can alici kirmizi renkle bezenen otomobilleri beklemeden gidip seçebilirsiniz.
Bu yer neresi mi? Otomobil tutkunlarinin ugrak yerlerinden biri, Kalyon Model Maket Evi…
Otomobillerle donanmis vitrini, her yastan insani kendine çekiyor. Degisik çesit ve boyutlardaki vitrine dizilen arabalar, ilgilenenlerin eglencesi haline geliyor. Otomobillerin gerçek büyüklügü küçültülerek yapilmis metal araçlar, gelenleri için yil ve boyutlara göre maket evinde sirali. Maket Evi’nin sahibi Hakan Çakin, babadan devraldigi isi hakkinda ilk olarak bunun meslekten ziyade bir tutku oldugunu vurguluyor. Bir otomobilin gerçek büyüklügünün 28’de biri, 24’de biri, 43’de biri kadar küçültülen metal oyuncaklar, detaylari atlanmadan küçük birer kopya gibiler… Hakan Çakin, otomobil tutkunlarinin vitrinlerini süsleyecek bu oyuncaklarin gösterisi ve detaylarinin inceliginin cezbettigini belirtiyor.
Yelkenli maket ugrasisi nedeniyle Baba Çakin’in basladigi is, Besiktas-Akaretler’de açilan dükkanla yaklasik 20 seneye dayanan bir deneyime imza atiyor. El emegi yelkenlilere otomobil oyuncaklar ekleniyor, zamanla koleksiyoncular için degismez yerlerden biri olup çikiveriyor. Meraklilar için arayis, dört yilik geçmise sahip olan Valide Çesme Yokusu’nda Kalyon Model Maket Evi’nde devam ediyor.
Hakan Çakin oyuncakseverler için 25-60 yas grubunun büyük ilgisinden söz ediyor. Son günlerde en çok ilgi görenler oyuncaklar içinse, klasik Amerikan modellerinin satildigini, gençlerin daha çok yeni spor otomobilleri tercih ettiklerini söylüyor. Oyuncaklarin fiyatlari söyle, 1/18 küçültülmüs otomobil oyuncak 40-125 Milyon arasinda, 1/24 küçültülmüs oyuncak 20 Milyon,
1/43 küçültülmüs oyuncak ise 25 ile 45 Milyon lira arasinda degisiyor.
Eger sizde bir arabam olsun diyorsaniz, ele avuca sigan modeller için Kalyon Model Maket Evi’ne ugramanizi öneririz.

Motor her zaman gözde

Sürüs keyiflerinden biri, günümüze kadar uzanan ve vazgeçilmez bir keyif haline gelen motosikletler… Hiz tutkusunun dogmasina büyük rolü olan iki tekerlekli modeller… Siyahlarin göz kamastirici etkisi bir yana artik yeni halleriyle motosikletler, tercihlerde ön sirada yer aliyor.
Yolun hakimiyetini tek basina yasamayi sevenlere ve seyri kavistik hareketlerle yapabilmeyle tanimlaniyor kimi motosiklet tutkunlarinca. Yolun seyrinde simdi kullananlarin üzerine bir forma gibi yapisan motosiklet’in getirdigi vazgeçilmezlik var. Hiz var…
Harley Davidson yazisi tasiyan her motosiklet, yolda kavistik hareketlere fazla izin vermez. Tüm ihtisamiyla seyredersiniz çevrenizi… Oysa gün geçtikçe deyim yerindeyse gaza basmak motosiklet ismiyle bütünlesti.
Agir motor Harley Davidson’un ününden sonra motosiklet keyfine yeni modeller eklendi. Böylelikle motosiklet tutkusu, hiz düskünlügüyle özdesleserek hizla yayilmaya basladi.
Yolda bir o bir siz…
Üniversite yüksek lisans ögrencisi Serkan Kirli (25), motosiklet tutkunlarindan biri. Kirli, motosiklet kullanmanin en ilgi çekici yanini, estetik ve kullanicisiyla bütünlesiyor, diyerek anlatiyor. Çok çesitli dizayn edilmis modellere artik rastlandigini da söyleyen Kirli, fazla abartili olmayan motosikletlere merakli. Bu motosikletlere örnek olarak Scoter’lari veriyor. Bu modeller, küçük 100 cc, 125 cc (hacim), otomotik vitese sahip, degisik renkte. Kirli, hem ucuz hem estetik diye degerlendiriyor ve Piyago’nun tercih ediyor.
Ister sehir içinde ister sehir disinda, yolunuz nereye düsecekse oraya… Tip ögrencisi Baris Atakay (26) ise, motosiklet cazibesinin özgürlük kavrami ile kisiyi bütünlestirdigi için büyük bir haz verdigini söylüyor. Atakay, hiz yapma konusunda motosiklete bindiginiz zaman sinirlarinizi bilmelisiniz, diyor. BMW marka motosiklet meraklisi Atakay, sinirlari zorlarken her zaman keyif almayabilirsiniz diyerek sürücüleri bir bakima uyariyor.
Motosikletlerin markalari ve serileri, yolda bas basa kaldiginiz araçtan ne istediginize göre önemlilik kazaniyor. Gün geçtikçe çesitler çogaliyor ve isteklere göre motosikletler, sekilleniyor. Motosiklet fiyatlari ise, ortalama 5 ile 10 milyar arasinda degisiyor.

Polisten kaçis yok

Besiktas Ilçe Emniyet Müdürlügü tarafindan, özellikle sahil bölgesinde güvenligi saglamak ve polisin vatandasla iliskilerini gelistirmek amaciyla bisikletli polis timi kuruldu. 8 kisiden olusan tim, Dolmabahçe, Bebek, Ortaköy çarsi içi, Besiktas Köyiçi’nde Ekim ayina kadar görev yapacak. Baskomiser Bülent Balta’nin yaptigi açiklamaya göre, timin kurulma amaci, mala karsi islenen suçlara karsi önlem alinmasi, caydirici bir görüntü ve güç olusturmasi ve vatandasin gözünde polisin çehresinin degistirilmesi. Polisin halkla iliskilerinin daha kuvvetli bir hale gelecegini belirten Bülent Balta, “Hedefimiz yankesicilik, kap,kaç gibi suçlarin önlenmesi. Bu yöntem Avrupa’da da uygulanmis bir yöntemdir. Trafik yogunlugu ve cadde yetersizliginin bulundugu, büyük metropollerde polis araçlarinin giremeyecegi yerlerde bisikletli polis timlerinin çok etkiligi oldugu da kanitlanmistir” seklinde konustu. Polislerin rahat hareket etmelerini saglayacak özel bir kiyafet giyen bisikletli polis timlerinin bu kiyafetleri profesyonel bisikletçilerin kiyafetleri örnek alinarak hazirlandi.

Kiyafetinizi eskitin!..

Eskitilmis giysiler 2002 yilinda moda oluyor. Spor, özgün alternatifler sunan tasarimlarda siyah ve kahverenginin hakimiyeti göze çarpiyor. Jean, triko, kadife, dantel, saten, deri ve kürk kombinasyonlari ile olusturulan konsept özel yikama ve boyama efektleri, baski ve nakis teknikleri ile zenginlestirilirken, çanta, kemer, taki gibi aksesuarlarla tamamlaniyor.

Isik Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Siddik Yarman
‘Gençleri is yasamina okurken hazirlayin’

“1996 yilinda egitim-ögretim hayatina baslayan Isik Üniversitesi, 117 yillik köklü bir egitim gelenegi olan Fevziye Mektepleri Vakfi’nin eseridir. 1885 yilinda Feyz’i Sibyan Mektebi ile hizmet vermeye baslayan kurumumuz; Mustafa Kemal Atatürk’ün okudugu Semsi Efendi Mektebi’yle bütünlesmis olmanin hakli onur ve gururunu tasimaktadir.
Nisantasi, Ayazaga ve Erenköy’deki anaokullari, ilkögretim okullari ve liseleriyle çocuklari ve gençleri isiklandirmayi sürdürmüs olan egitim dünyasinin önde gelen seçkin kurumlari arasinda yer alan Fevziye Mektepleri Vakfi, 1996-1997 Egitim-Ögretim Yili’nda da Isik Üniversitesi’ni akademik hayata baslatarak, egitim zincirine son halkayi eklemistir.
Saglam temeller üzerine kurulan Üniversitemizde, çogu Isik Lisesi mezunu egitimciler görev yapmaktadir. Isik geleneginden güç alan ve çagdas egitim anlayisina sahip olan dinamik ögretim kadrosu ile Üniversitemiz; gençlerin gelecegine isik tutmaktadir. Fevziye Mektepleri Vakfi Egitim Kurumlari; 1885’ten günümüze kadar uzanan sürede, daima modern egitim yöntemlerinin uygulayicisi olmayi ilke edinmistir.
Modern bir altyapiya sahip Üniversitemizde gençlere; katilimci egitim yöntemleriyle uluslararasi nitelikte uzmanlasma olanagi sunulmaktadir. Fen-Edebiyat Fakültesi, Iktisadi ve Idari Bilimler Fakültesi, Mühendislik Fakültesi ile Fen Bilimleri Enstitüsü’nde; 80’in üzerinde tam zamanli, 70’in üzerinde de yari zamanli seçkin akademisyenin verdigi Ingilizce egitimle gençler; elestirel düsünme becerisi kazanarak, çagdas degerlerle donanarak, kendilerini gelistirerek lider kisilikli bireyler olarak hayata hazirlanmaktadir. Isik Üniversitesi; yaklasik 200’ü burslu 1500 ögrencisine mesleki egitim vermenin yani sira onlari; kültür, sanat ve spor etkinliklerine de yönelterek; Atatürk Ilke ve Inkilaplari isiginda, çok yönlü bireyler olarak aydinlatmayi; evrensel niteliklerle donatmayi sürdürmektedir.
Isik Üniversitesi; Bilgisayar Mühendisligi, Elektronik Mühendisligi ve Isletme Bölümlerinden 2000 yilinda ilk mezunlarini vermistir”seklinde konusarak, Fevziye Mektepleri Vakfi ve Isik Üniversitesinin genis bir tanimini yapan Isik Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Siddik Yarman üstüne basa basa ” Isik adinin temasi Atatürk’tür. Biz de o gün bugündür Isik adini Atatürk’ün anisina onurla tasimaktayiz “diyor.
Üniversitenin
amaci kar degildir
Üniversite kar amaci gütmez. En önemli kaynagi ögrencileridir. Onlara yön veren onlari bütünlendiren onlari hamur gibi yoguran bilim insanlari da üniversitelerin diger degerli temel kaynagini olusturur. Üniversite yönetimi ele alindiginda üniversitelerin çok büyük isletmeler oldugunu göreceksiniz. Örnegin, her üniversiteyi bazen büyük bazende küçük bir belediye olarak adlandirabiliriz. Içinde eger yurtlari varsa, lojmanlari varsa yasayan insanlara hizmet sunan bir kurumsa, ayrica ögrenciye bilimsel hizmet sunuyorsa, o isletmenin büyüklügü kendiliginden ortaya çikar. Ayrica, isletmeyi yönetenlerinde görevlerininde ne kadar önemi oldugu anlasilir. Öyle ki, hizmetin büyüklügü ve çesitliligine göre, bazen üniversiteler bir kasaba konumundadir. Istanbul Üniversitesi gibi büyük bir üniversiteyi ele aldiginizda, buranin sehir konumunda oldugunu dahi varsayabilirsiniz. Oranin yönetimi de bir ilçe veya bir kent yönetimi gibi ele alinabilir.
Yönetici birikimli
olmali…
Üniversite yöneticilerin çok birikimli olmasi gerekiyor. Bu is, sadece egitimle olmaz. Bu profesyonel bir görevdir. Amerika’da da bu is böyle algilanir. Ancak, Türkiye’de bu sekilde algilanmiyor. Akademisyenler arasindan oylama suretiyle seçim yapiliyor, özel bir seçim suretiyle rektör is basina getiriliyor. Bizde böyle ilginç bir prosedür var. Yöneticinin öncelikle, hem egitim çok iyi biliyor olmasi lazim, hem isletmeciligi çok iyi biliyor olmasi gerekiyor. Üniversiteyi ayakta tutabilmek için çok saglam mali kaynaklari olmali. Alt yapinin ne oldugu bilinmeli, ayrica, bilim ve teknolojinin nasil gelistigini de özümlemelidir yönetici… Diger önemli bir konuda, üniversiteyi yöneten tepe yöneticiler, kaynak yaratabilme kabiliyetine sahip olmalidir. Kaynak savurganligi yapilmamali, tam tersine ögrenciler lehine çok iyi kullanilmalidir. Olaya bu sekilde bakildigi zaman üniversite yönetimi için, büyük bir isletme ve büyük bir holding yönetimine benzer diyebilirim.
Isletmeci çok
yönlü olandir
Isik Üniversitesi 72 üniversite içerisinde akademik basari olarak Türkiye’deki en iyi bes arasindadir. Zaten en iyi bes üniversitenin üç tanesi vakif üniversitesidir. Bilkent ve Baskent birinci ve ikinci, Hacettepe üçüncü, Ortadogu dördüncü, Isik ise besincidir. Vakif üniversitesi olarak bu basari çok önemlidir. Çünkü biz vakif üniversitesi yöneticileri olarak, devlet üniversitelerinde klasik yönetim anlayisina karsiyiz. Yönetim anlayisimizda taban tabana zittir. Öncelikle, paramizin devletten gelmesini beklemeyiz. Paranizi kendiniz üretmiyorsaniz, o zaman paranin degerini hiç bilmezsiniz. Kaynaklarinizi optimal sekilde kullanamazsaniz. Nasil olsa para yukaridan geliyor diye düsünürsünüz. Bir vakif üniversitesi rektörünün hem çok iyi bir bilim adami, hem çok iyi bir yönetici hem çok iyi bir isletmeci, hem de çok iyi bir is adami olmasi lazim. Çünkü, elinizdeki bulunan paranin degerlendirilmesi bile basli basina bir istir.
Teknolojiye
yöneldik
Öte yandan Isik Üniversitesini teknolojiye yönlendirdik. Elektronik, bilgisayar, endüstri mühendisligi, matematik, fizik, isletme bölümümüz var. Dolayisiyla, teknolojiyi de çocuklara sunmamiz lazim. Yatirimlarimizi harcamalarimizi ona göre yapmamiz lazim. Bu çalismalari da planlamak, insanlari tesvik etmek zorundayiz. Bu çok yorucu bir tempodur. Isin bir de sosyal boyutu var. Dis iliskiler, kendinizi tanitmaniz da basli basina bir is. Dolayisiyla çok yönlü olmak gerekiyor. Günümüzde iyi bir yöneticinin isleri iyi götürmesi için sistemini tam anlamiyla kucaklayip, anlatilanlari anlamasi lazim. Iyi bir yöneticinin bilimsel alt yapiya ve enformasyon, bilisim teknolojisine sahip olmasi gerekir. Ileriye baktigi zaman bir on seneyi hissedebilmelidir.
Gençlerin vizyonu
açik olmali
Gençlere tavsiyem bir defa vizyonlarini çok açik tutmalilar. Tek yönlü degil, çok yönlü olmak durumundalar. Ne yapmak istediklerini iyi bilmeleri lazim. Üniversitenin de onlari yönlendirmesi lazim. Türkiye’de artik lafla is degil, elle is yapacak duruma geldik. Çocuklarin pratik olarak yetismesi lazim. Üretmek gerek. Gençler devletten artik ekmek yemesinler. Türkiye’nin kosullari belli, kendi islerini kendileri kurmalari lazim veya bir araya gelip ortaklasa isler yapip memleketi sürüklemeleri sart.

Istanbul’un yüz aki KLASSIS

Istanbul’da Silivri’deki, Klassis Resort Hotel ve Klassis Golf & Country Club, son zamanlarin en gözde mekanlarindan biri oldu. Açik ve kapali havuzlar, uçsuz bucaksiz yesil alan, birçok sporun birlikte yapilabildigi alanlar ve mimari saheseri konaklama tesisleri Klasis adini yurtdisina duyurdu.

KLASSIS
RESORT
HOTEL
Istanbul’dan uzaklasmadan dogal bir ortamda konfor arayanlar için ideal bir dinlenme merkezi özelligini tasiyor. Yunan, Roma, Selçuk ve Osmanli stillerinin uyumlu bir sentezi olan Klassis Resort Hotel’de iç dekorasyon ince bir zevki yansitiyor. Geleneksel misafirperverligi modern teknolojinin getirdigi her türlü kolaylikla birlestiriliyor. Çogu deniz manzarali odalardan olusan Klassis Resort Hotel’de, 201 standart, 20 Özel, 10 Royal Suit, 5 apart, 14 havuz villa, 49 bahçe oda ve 5 bahçe villadan olusan konforlu oda bulunuyor.
Klassis Resort Hotel’in spor merkezi Actium’da aerobik, jogging, tenis, bowling ve daha birçok spor seçenekleri mevcut. Profesyonel egitmen ve antrenörler yeni bir spor ögretmek için ya da tekniginizi gelistirmek için çalisiyor. Normal havuzun yanisira özel isitilmis havuzda kisin yüzmenin keyfini de çikarabiliyorsunuz.
Zengin Mönü,
bol seçenek sizi
bekliyor, siz mekani seçin yeter
Klassis Resort Hotel’de gün, zengin açik büfe kahvaltiyla basliyor. Açik havada, Festus Restaurant’in terasinda veya ferah salonlarinda keyifli öglen yemekleri; bati ve dogu mutfaklarinin en leziz örneklerinin sunuldugu aksam yemekleri ile devam ediyor. Özel geceler için Cedrus Restaurant, hafif ve lezzetli yemekler için Actium tavsiye ediliyor.
Saglik ve güzellik merkezinde kisiye
özel program var
Saglik ve güzellikle ilgili tüm sorunlariniza çözüm getiren Lavnium & Clarins Instute, dünya çapindaki tüm yenilikleri Klassis Resort Hotel’in lüks ortami içinde sunuyor. Enstitü paket programlari, çekici alternatifler sunuyor. Bir hafta veya daha uzun süren zayiflama programlari sizi ideal kilonuza indiriyor. Stres giderme ve zindelesme programlari stresin zararli etkilerini azaltiyor, canlilik kazandiriyor. Güzellik ve cilt bakim programlari dünyaca ünlü kozmetik markasi Clarins ürünleri ile çok özel bir bakim sagliyor.

KLASSIS GOLF &
COUNTRY CLUB
Silivri’nin mese ormanlariyla kapli Istranca Daglari eteklerinde kurulan Klassis Golf & Country Club’te spora, eglence ve dinlenceye doyacaksiniz. Tasarimini dünyanin en iyi golf oyuncularindan Tony Jacklin’in yaptigi kulüpte 18 delikli 72 parlik 5850 metre uzunlugunda, avrupa standartlarinda golf sahasi bulunuyor.
1995 yilindan beri organize etmekte oldugu gerek ulusal, gerekse uluslar arasi golf turnuvalari ile ülkemizde çok yeni olan bu sporun tanitiminda ve gelismesinde önemli katkilar sagliyor.
Spor imkanlariyla
donatilmis
mükemmel bir
ortam sizi bekliyor
Yüzme, tenis, voleybol, basketbol, mini futbol, binicilik, özel jogging yaninda masa tenisi ve bilardo da sizleri bekliyor. 1000 kisi seyirci kapasiteli açik maneji, 450 kisi seyirci kapasiteli kapali maneji ile Klassis Golf&Country Club’ün binicilik merkezi, ulusal ve uluslar arasi turnuvalara ev sahipligi yapiyor. Profesyonel hocalar esliginde verilen dersler ve at üstünde jimnastik anlamina gelen “Voltige” ile at ve binici arasindaki dostluk pekistiriliyor.
Restaurantlar, barlar, eglence merkezi,
toplanti salonlari 24 saat hizmetinizde…
300 kisi kapasiteli ana restaurantinda uluslar arasi mutfaklarindan örneklerin bulundugu seçkin mönüler sunuluyor. Member’s Lounge, kislari sömine karsisinda, yazlari golf sahasini seyrederek üyelerin keyfini çikardiklari bir mekan. Eglence merkezinde bilardonun yani sira tilt, air hockey, langirt ve internet ile keyifli zaman geçirilebilir.
Klassis & Thalgo
Saglik Çiftligi’ndeki dogal ortamda
gençlik kürü…
Fransiz “Thalgo Cosmetic” firmasinin danismanliginda olusturulan saglik çiftliginde deniz yosunlari ile pek çok vücut ve cilt bakimi yapiliyor. Bünyesinde masaj odalari, sauna, cilt bakim odalari, kapali jimnastik havuzu, jet dus, küvet bakimlarinin yapildigi mekanlar, dinlenme odasi gibi birçok üniteyi bünyesinde bulunduran Klassis Golf & Thalgo Saglik Çiftligi, zayiflama, rahatlama ve güzellik programlari sunuyor.
Golf Hotel’de
orman manzarasi
görülmeye deger
Tüm gün doga içinde spor yaptiktan sonra Klassis Golf & Country Club bünyesinde bulunan Golf Hotel’de konaklamak mümkün. Her biri orman manzarali olan 110 oda ve 6 suitte; minibar, televizyon, telefon, saç kurutma makinesine kadar her sey düsünülmüs.

IKINCI SAYFA

Adam silahi çekti, mermiyi namluya sürdü

Üçüncü yila girdik. Bugüne kadar yayin hayatimizda hiç geç kalmadik. Her ayin birinde okuyucularimiz bizi Istanbul’daki tüm büyük gazete bayilerinde buldu. Ilk defa bu ay geç kaldik. Hatta bu yaziyida daha önce yazdigim bir yaziyi çikartarak yeniden yazmak zorunda kaldim. Çikarttigim yazinin basligida “gazeteci” idi… Gazete Besiktas’in geçtigi zorluklari sizlerle paylasmistim. Önce basin yayin, ardindan basin ilan kurumu, daha sonra basin karti hakki elde edisimiz ve de Cemiyet ile meslek komisyonlarinda çalismalaimizi yazmistim. “6 sayfa spor yapiyoruz, büyük bir kulübü takip ediyoruz” diyerek spor yazarligi konusunda da birkaç söz etmistim… Belki diger ay kisa bir panorama yaparim bu konuda…
Silahli saldiriya ugradik
Sizle bu ay çok önemli bir konuyu paylasmak istiyorum. Çünkü bir kaç gün önce silahli saldiriya ugradik.
Belki kendi iç sorunumuzu sizlere aksettirmemek daha dogru olurdu. Ancak bir gazetecinin neler yasayabilecegini ve de eline silah verilen bir adamin neler yapabileceginizi bilmeniz gerekir diye düsündüm.
Bu gazete 2000 yilinda ilk sayisini çikardi. O zamandan bu yana “biz ne belediyenin ne de kulübün gazetesiyiz. Bu gazeteyi veri basin haber ajansi çikartiyor. Yani bagimsiziz” diye belki on defa yazi yazdim.
16 sayfa gazetenin 1 sayfasinda belediyeden haberler var. Besiktas Belediyesinin degil de, Kadiköy Belediyesinin mi haberlerini koyacagiz? 6 sayfa spor var. Besiktas kulübününün degil de, spor sayfalarinda Ankaragücünün haberlerine mi yer verecegiz? Gazetenin adi üstünde “Besiktas”…
Ama bazi kafalar bunu nedense anlamiyor veya anlamak istemiyor. Bagimsiz olacagimiza inanamiyor. Üstelik ulusal bir gazete vede Istanbuldaki tüm bayilerde olabilecegimize ise, nedense ihtimal vermiyor. Isin yoksa birde bunlarla ugras…
Simdi gelelim meseleye…Tam yayina girecegiz. Gazeteye bir telefon geliyor. Bir adam, telefona çikan muhabirimize agzina geleni söylüyor. Haber müdürünü isyerine devet ediyor. “Burada bir çocuk öldü. Haberlerle ilgilenmiyorsunuz. Siz satilmissiniz. Ancak belediye haberi yapin” diyor. Hoppala… Gazeteyi hiç okumadigi ortada…
Tetik düsse ne olacak?
Haber müdürümüz adama telefon açiyor, derdini soruyor. Adam, “gelin buradaya, burda konusalim” deyip telefonu kapatiyor. Gazeteyede gelmiyor.
Medeni cesaret gösteriyor birlikte gidiyoruz. Gittigimiz yer Besiktasta, gazetenin tam karsi sirasinda yani komsu… Ayni sokaktayiz. Ve de bizimde sürekli gittigimiz Sultanahmet Köftecisi… Oturuyoruz. Telefon açan kisiyle konusmak istedigimizi, bizi çagirdigini söylüyoruz. Adam köftecinin isletmecisiymis… Bizi asagi indirmek istiyorlar.
Ortada birseyler döndügünü anladigimizdan ben inmek istemiyorum.”burada konusalim, sorununuzu anlatin” diyorum. Az sonra yüzü kirmizi olmus bir adam ali al moru mor adeta agzindan köpükler saçarak geliyor. 50 yaslarinda, etrafinda dört bes garson, belli ki onlardan da güç almis, saçma sapan konusuyor. “Madem asagi gelmiyorsunuz, o zaman çikin disari orada görüselim” diye garsonlar ve diger çalisanlarla birlik olup, bizi iteklemeye basliyor. Kavga çikartmaya niyetliler, millete rezil olacagiz, “Peki o zaman asagida konusalim” diyoruz. Bu sefer karga tulumba asagi yazihane bozmasi izbe bir yere indiriliyoruz. Yazihane mutfakla bitisik, içerde birsürü adam, kesici aletler var. Adam etrafa bakiyor, sanki birseylar kapip bize vuracak, niyetini anliyorum. “Haber müdürüne tam gel buradan gidelim” diyecegim, bir de ne göreyim? Adam çantasindan koca bir tabanca çikariyor, agzina bir de mermi sürmez mi? Haber yoluna gidiyoruz.
Haber müdürümüz adamin eline atliyor. Ben onu oradan almaya çalisiyorum. Etrafa garson ve mutfak çalisanlari dolusmus, can sikici bir durum anlayacaginiz… Son hatirladigim “seni emniyete sikayet edecegim” dedigim. O zaman adam silahi önce beline, sonra masanin üzerine birakmis, ben hatirlamiyorum. Haber müdürüm sonra bana söyledi. Disari kendimizi zor atiyoruz. Sonrasi, malum, sikayetimizi yapiyoruz. Silah bulunuyor, el konuluyor, olay adliyeye intikal ediyor.
Gazeteyi kullanmak istedi
Düsünüyorumda bizim kadar esnafin zor durumunu haber yapan yok.” Kepek kapiyorlar” diye manset attik. Iki aydir zor durumdaki esnafin açlik grevinde oldugunu yaziyor ve takip ediyoruz. “Etraf kazilmis, esnaf kan agliyor” diyoruz. Arsivler ortada, herkese açik. Ayrica, internette yayinlaniyor. Isteyen, inanmayan bakar. Onun için bence bu kisisel bir olay, yakinda da kokusu çikar.
Adam bizi bir bahane bulup çagiriyor, ardindan bizleri öldürmeye kalkiyor. Ben dahil, tüm gazete çalisanlari bu olaya bir anlam veremedik. Bugüne kadarda çözmüs degiliz. Sonradan düsündüm adamin Sultanahmet tabelasi biri tarafindan kirilmis mi ne? ardimizdan bunu söylüyordu. Bütün is bunun için mi acaba, bizi oraya çekmek için burada çocuk öldü masalini mi uydurdu? Çünkü arastirdik çocuk filan ölmemis. Kendi ile ilgili haber yaptiramayacagini da anlayinca gözü döndü, ne yapacagini bilmez bir hale geldi belki. Çünkü adami ne tanirim, ne merhabam var, nede bir is iliskimiz olmus…
21 yillik gazeteciyim.Tüm büyük gazetelerde çalistim.Gazetecilige Hürriyet gazetesinde polis muhabiri olarak basladim. Bu tür olaylarla çok karsilastim. Önümde bombalar patladii. Yok yere ölen arkadaslarimiz bile oldu. Ancak mermi ucunda bir silaha inanin ilk kez bu kadar yaklastim.
Polis yakaliyor,adalet tutukluyor, af birakiyor
Bu olaydan herkes bir ders çikartmalidir. Her önüne gelen bir silah alirsa, bu silahiolmadik sekilde çikartip çekerse vay bu memleketin haline…
Hirsizlar disarida, katiller disarida, kapkaççilar ve benzeri birçok kisi disarida… Polis yakaliyor, adalet tutukluyor. Ardindan bir af, haydi disari yallah…Bence, bu zemini hazirlayanalar o adam kadar suçlular. Merak ediyorum su isin cezasi ne? Adam silahi çekmis, mermiyi tabancanin agzina sürmüs,tetige dokunsa is bitecek, ya sonra?…

Yok zamanda 80 trilyon lira

Seçimler için 80 trilyon lira ayrildi. Trilyonlar nereye gidecek? Partilere… Partiler ne yapacak? Seçim gezilerinde harcayacak. Afis bastiracak, duvarlara yapistiracak, etrafi kirletecek, ulasim konaklama giderleri, kahvehane toplantilarina harcayacak, kisaca yenilip içilecek…
Bunun baska yolu yokmu, eger millete hizmet için ortaya çikiyorsan, kendi yaginla niye kavrulmuyorsun? “Devlet baba rolünü ortadan kaldirmak lazim” diyoruz, bunun öncülügünü devleti yönetmek için ortaya çikanlarin yapmasi gerekmez mi? Üç milletvekili olan 1,5 trilyonu götürüyor. Madem devlette savrulacak bu kadar para var, o zaman bu kadar aglasma niye?…
Bu parayi istemiyorum diyen veya aldigim bu parayi ihtiyaci olanlara dagitacagim diyen inanin oy patlamasi yapar. Tabii inandirici olmak kaydiyla…

Anketörler mahkeme yolunda

Anketler kafa karistiriyor demistik. DYP sonunda anket düzenleyenleri mahkemeye verdi. Arastirmaya karsi degilim. Partiler kurumlar veya sirketler kendi içinde anket yaparlar ve strateji belirlerler, buna itiraz etmem. Hatta AR-GE’nin olmasi gerektigine inananlardanim. Düzgün çalisanlar da var. Ama arastirma sirketlerinin kendilerinin anket yaparak, bunlari açiklamalarini anlayamiyorum. Neye hizmet ediyorlar? Sürüsüylü anket yapiliyor, nasil yapiliyor, onuda bilemiyoruz. Su mahkeme bir sonuçlaninsin bakalim, ortaya neler çikacak. Inanin çok merak ediyorum.

Seçim olacak mi?

Siyaset siyaset olali böyle bir sey görmedi. Önce insanlar hastalandi. Ardindan partiler bölündü. Daha sonra yeni partiler kuruldu, ardindan partiler birlesti, daha da sonra, bir adamin verecegi karar beklenmeye baslandi.Siyaset birçok yenilige gebe…Yillardir da akla hayale gelmeyen senaryolari gördük. Ama böylesine bir bekleyis ve böylesine günden güne degisen bir tabloya ben sahit olmadim. Partiler ve kurumlar bir yana sahislarda ferdi olarak ön plana çikinca, ortalik biranda mansette yazdigimiz gibi toz duman oldu. Kim ne yapacagini bence tam kestiremiyor, bekliyor ve izliyo., Seçmenler kadar milletvekilleri de kararsiz. Seçimden vazgeçecek çok parti var ama kamuoyu izin vermiyor. Bu nedenle bir süre sonra bu seçim konusu tekrar tartismaya açilirsa kimse sasirmasin.

Tesekkürler Çölasan

Meger kendimize haksizlik yaparmisiz. Üç yildir gazete çikariyoruz. Bugüne kadar binlerce habere görüse ve röportaja imza attik. Her ay çesitli iddialari ve sorunlari yaziyoruz. Bunlarin bir kismi yerine gelirken, bir kismi ise dikkate bile alinmiyordu. “Insanlar neden bu kadar duyarsiz. Hürriyet, Milliyet veya Sabah gazeteleri yazsa bu sorunlar bir günde çözülür mü acaba” diyorduk. Ama öyle degilmis… Kendimize haksizlik yaparmisiz. Sorun, kisilerin veya kurumlarin duyarliligi ile ilgiliymis…
Nereden mi çikardik. Usta yazar Emin Çölasan 18 Agustos tarihli Hürriyet gazetesinde yazdi.Yazinin basligi “tik yok”… Özetlemis, Futbol Federasyonuna sesleniyor… Galata Köprüsündeki rezaleti soruyor… Sepetçiler kasrindaki olaylara deginiyor… Hiç bir yanit alamadigindan yakiniyor ve ekliyor. “Sorular soruyorum ses gelmiyor. Türkiye’de her yapanin yanina kar kaliyor” diyor.
Çölasan’in yazisi, bende bizim hakli, karsi tarafin ise haksiz oldugu kanisini uyandirdi. Artik bikip usanmadan yazacagiz Ses gelse de gelmese de…

Yalniz degilsin!..

Bu gazeteyi çikardigimiza bazen öyle seviniyorumki bilemezsiniz. Bir haber yapmissak ve o dikkate alinarak, üzerine gidiliyorsa vede bu nedenle vatandasa bir katkida bulunabiliyorsak inanin o zaman çok mutlu oluyorum. Geçenlerde bir e-mail aldim. Söyle yaziyor;
“Sn.Ismail Bastug’un dikkatine, Levent Petrol Sitesinde oturan 58 yasinda emekli bir kisiyim. 09.Mayis 2001 tarihinde size bir e-mail göndererek bazi önerilerde bulunmustum. Bunlar:
1.Akmerkez/Zeytinoglu Caddesi karsisindaki yaya gecidininde yayalar için taninan geçis süresinin 16 saniye olmasi nedeniyle sporcu bir kisi olarak benim bile 16 saniyede karsiya geçemedigimden bu sürenin arttirilmasini istemistim. Gereken duyarligi gösterilmis ve bu istegim kisa zamanda düzeltilmistir.
2.Alkent yanindaki Baris ve Sevgi ormaninin park haline dönüstürülerek yürüyüs ve kosu yollarinin yapilmasini ve dolayisiyle uzaklara gitmeden semtimizde spor yapma imkaninin saglanmasini rica etmistim. Memnuniyetle görüyorum ki bu konuda da gereken ilgiyi göstermis ve bahsetmis oldugum arazide Sanatcilar parki ve yürüyüs parkuru insaatina baslamistir.
3.Bina üstündeki reklam panolarinin gerek Istanbul’da beklenen deprem gerekse rüzgarli havalarda parçalarin koparak düstügünü ve büyük tehlike arzettiginden sökülmesi gerektigini belirtmistim. Bu konuda da gereken hassasiyet gösterilmis ve geçtigimiz ay içinde Petrol sitesi 3.Blok üstündeki reklam panosu tamamen kaldirilmistir. Ancak , hernekadar afisler sökülmesine ragmen Otelcilik Okulu çatisinda ki reklam panolari helen durmaktadir.
4.Ulus Parkina (Hisarüstü Parkinda oldugu gibi) oturulacak banklarin konulmasini talep etmistim. Daha sonra bu parkin sorumlulugunun Büyüksehir Belediyesi’ne ait oldugunu ögrendim
Basarili çalismalarinizin devamini dilerim. Saygilarimla”
Mektup böyle… Iste ben bu nedenle, bu gazeteyi çok seviyorum. Bir çok zorluk yasasakta…

Okuyucu Kösesi

Keçiler basti

Dört Leventte oturuyorum. Tatil günleri veya aksamüstü saatlarinde burayi adeta keçiler basiyor Sögüt Sokak üzerinde bulunan Kösk Taksi yanindaki parkta otlayan keçiler karsi taraftaki alanda yesillik birakmadi. Binalarin tüm bahçelerine giriyorlar.
Kemal Zeybek/4.Levent

Dogalgaz istiyoruz

Ortaköy’deki Fakirhane Sokak’ta 16 hane var. Ögrendigimize göre 44 hane olmamiz gerekiyormus. Ancak buraya baska ev yapmak mümkün degil. 44 hane parasi veremeyiz. Dogalgazdan yararlanama-yacak miyiz?
Ortaköy Sakinleri

ÜÇÜNCÜ SAYFA

Taksiciler bayram yapti

Besiktas’ta trafik sikisikligini aza indirgemek için, yol çalismalarini son günlerde oldukça hiz verildi.
Aksam saatleri ve özellikle hafta sonu trafiginin yogun oldugu Besiktas’a yeni yollar kazandirilmasi için çalismalar basladi. Çalismalarin ilk duragi, Ortaköy’den Ulus Mahallesi’ne uzanan Pfizer Ilaç Fabrikasinin önünden geçen yol… By-Pass adi verilen bu yollardan ilki, tek yönlü olarak hizmet veren Ahmet Taner Kislali Caddesi…
Yasamini yitiren Ahmet Taner Kislali’nin üç yasindaki kizi Nilhan Kisla’nin yaptigi açilista, Besiktas Belediye Baskani Yusuf Namoglu, Kaymakam Mehmet Emin Avci, Nilüfer Kislali, Bedri Baykam, Hincal Uluç, Ilhan Selçuk gibi isimler yer aldi. Baskan Namoglu açilista yaptigi konusmasinda, ulasim ve trafikle ilgili sorunlarin çözülmesi için bu tip çalismalarin sürecegini söyledi.
Ortaköy’den
Ulus’a…
Yasanan trafik sorununu en aza indirmek için kollari sivayan Besiktas Belediyesi, caddenin hizmete açilmasinin çogu zaman kesmekese dönen trafik için yeni bir soluk getirecegini vurguladi. Baskan Namoglu, çalismalarinin çok yönlü oldugunu söyleyerek Akmerkez – Zincirlikuyu yolu insaatinin hizla devam ettigini hatirlatti.
Caddenin hizmete girmesiyle Ortaköy’den Ulus’a gidecek araç sürücülerinin Dereboyu Caddesi’ne girmeden Ortaköy’den dogrudan çikarak trafik sikisikligindan bir nebze olsun siyrilarak yol alacaklarini ifade etti.
Namoglu, caddenin ve yollarin sadece trafik yogunlugu sorununu çözümlenmesinin yani sira tasidiklari isimlerle anilarak yasayan birer mekan olduklarini ve isimlerle bütünlesip deger kazandiklarini belirtti.
Açilisi minik Nilhan yapti
Ahmet Taner Kislali Caddesi, açildigi gün taksi soförlerinin odagiydi. Yolun hizmete açilacagi gün taksicilerin yogun ilgisi, trafigin kisa sürede kilitlenmesine neden oldu.
Yolun bir ucundan diger ucuna kadar uzanan taksiciler, hizmete açilan yolun ilk gününde yolu kapladilar. Yol sari benizli araçlarla dolarken açilisa katilanlar, sicaktan yolun kenarina dizilip hem dinlendi hem yola renk katan bu hareketliligi izledi. Açilis, düzenlenen kokteyle sona erdi. Ahmet Taner Kislali’nin üç yasindaki kizi Nilhan, babasinin ismini tasiyan caddenin açilisini Baskan Namoglu’nun kucaginda kurdeleyi keserek gerçeklestirdi.

Bu park baska park

A afetten korunma adi altinda önemli bir proje vatandaslara tanitildi. Bir ilke imza atarak, afet öncesi dinlenme ve afet sonrasi barinma parki’ni hizmete sokan Besiktas Belediyesi, parki “olasi bir afet sonrasi çok yönlü donanimlariyla hizmet verecek bir merkez olarak”tanimladi.
Önümüzdeki günlerde hizmete girecek olan parkin açilisi, Istanbul Valisi Erol Çakir ve Deprem Dede diye basinda yer alan Ahmet Mete Isikara yerini aldi. Ulusal Deprem Konseyi Üyeleri, üniversitelerin ögretim üyeleri, Jeofizik ve Jeoloji Mühendisleri Odasi üyelerinin yani sira Sivil Savunma Ekipleri yer aldi. Açilista, Aykut Barka’nin kardesi ve yakinlari bir ilk olacak parkin Aykut Barka adini tasiyor olmasindan dolayi büyük bir memnuniyet içinde olduklarini dile getirdiler. Depremde kaybolan aileleri temsilen Gölcük Tiyatro Kolu Toplulugu katildi. Betonlasmaya pankartlari ve sloganlariyla törende, insanlarin kendilerine ve çevreye yeteri kadar hassas davranmadiklarini ve siyasilerin de bunu göz ardi ettigini söyleyerek tepkilerini dile getirdiler.
Prof. Dr. Aykut Barka Afet Öncesi Dinlenme, Afet Sonrasi Barinma Parki’nin belirlenen düzenegi söyle siralanabilir:
Park, afet Öncesinde kafeteryasiyla, tenis kortu, basketbol sahasi ile dinlenme ve seyirlik bir alan olarak hizmet verecek. Olasi bir afet sonrasi asevi, sahra hastanesi, afet malzeme deposu, kullanilmayacak alanlar çadir alani olarak belirlenerek barinma yeri haline gelecek.
Açilista yesil alanlarin ve bilinçli bir sekilde bu yerlerin degerlendirilmesinin öneminden söz edilirken bu tip çalismalarin tek kalmamasi için temennilerde bulunuldu. Ahmet Mete Isikara, sözlerinde bu tip çalismalarin yayginlasmasi gerektigine isaret etti ve siyasilerin bu konuda tartismasiz birleserek hareket geçmesi gerektigini hatirlatti.
Tören sonrasi, çocuk parki gezildi ve International Hospital Hasta Transport Sorumlusu Dr. Feridun Çelikmen ve ekibinin basketbol sahasi ve tenis kortunu ‘Sahra Hastanesi’ne dönüstürmesiyle açilis sona erdi.

Almanya’dan kardes geldi

Almanya’nin kültür düzeyi en yüksek kenti olarak belirlenen Erlengen ile Istanbul’un en kültürlü ilçesi Besiktas, kültür ve sanat alaninda birlesti. Üniversite sehri olarak anilan Erlengen’in kurulus kutlamalari için Belediye Baskani Siegfried Balleis’in davetlisi olarak Almanya’ya giden Baskan Yusuf Namoglu, “Iki belediyenin ortak noktasi egitim ve kültür. Kardes sehir olarak iki sehir arasinda kültür ve sanat alaninda isbirligi yapmayi arzuluyoruz.” dedi.

Baskan hesap verdi

Gazete BESIKTAS’in imtiyaz sahibi ve yaziisleri müdürü Ismail Bastug’a genis bilgi veren Namoglu, dev bir yatirim hamlesi içinde olduklarini söyledi. Yaklasik iki saat süren görüsmelerde Gazete BESIKTAS’in Genel Müdürü Mehmet Kemertas ve Haber Editörü Neslihan Böle de hazir bulundu.

Evlenenler

22.07.2002
Beyza Basar
Ahmet Memis
25.07.2002
Banu Eflatun
Levent Elkorek
26.07.2002
Pinar Künter
Sadik Kalayci
Ipek Yilmaz
Ilker Aydin
27.07.2002
F. Y. Öztürk
Halit Özüdogru
Nese Açik
Yunus Okçuoglu
Çigdem Hiz
Nejat Dikici
Aynur Genç
Mehmet Çiftçi
Derya Bayrak
Eyüp Yasar Kürüm
01.08.2002
Aysegül Yigit
Ömer Tacir
Sevgi Yildiz
Hakan Turna
02.08.2002
Tugba Akgül
Kemalettin Kaganiren
Serife Elif Sayin
M. S. Sakarcan
Sevil Pergülnakisci
Erdogan Çinar
03.08.2002
Nural Sarikaya
Mustafa Can
Nuray Bostan
Nizamettin Orman
Seda Bayraktar
Hakan Akgül
Serpil Kayik
Cemalettin Bektas
Ebru Nilüfer Bolverdi
Serdar Kasif
Gökben Yavas
Orhan Kaloglu
Eda Özcayan
Cihan Hacihafizlioglu
Ebru Erdogan
I.Murat Cümbüs
Özlem Dana
Tolga Demirsular
Pinar Asçioglu
Altan Gürus
04.08.2002
S. B. Durmusoglu
Korkut Pulur
Aylin Güvenç
M.Wohlschlager
Ayse Hilal Akçal
Kutay Ugurlu
Çigdem Yaman
J.Patrick Kelly
05.08.2002
Nilgün Kalkan
Behçet Ilgaz Çaraz
Meral Orhan
Suat Vural
Sibel Turan
Zafer Pehlivan
06.08.2002
Neval Özkan
Cem Salih Tuygun
10.08.2002
Merve Sen
Emre Özbay
N.Ç. Çagiran
Oguz Karvan
Behiye Seda Dönmez
Ercan Karsli
Vildan Kepti
Serkan Kavlak
Banu Güngörmüs
Hüseyin Tanrili
Özlem Isikhan
Serdar Tuncer
Bora Akin
Merve Karahasan
Bahar Sözer
F. Kagan Süral
Tugba Gürsel
Cem Ergin
Burcu Durmus
Özgür Görgün
Gül Ebru Yalçiner
Mete Kuzu
17.08.2002
Burçak Çinar
Alp Seren
Filiz Cambul
Hakan Uyar
Arzu Arslan
Kemal Mehmet Girgin
Eda Malçakan
Ali Cenk Özkasim
Duygu Özaktaç
Yüksel Kirci
Aslinur Suna Yahsi
Murat Gül
Zübeyde Yüce
Tahsin Cengiz Alhan
Funda Çaytemel
Ömer Uçan
Esam Tiryakioglu
Ulas Deniz Çardak
Kezban Koç
Turgut Çiftçi
Nilay Sözer
Sezgin Bayrak
24.08.2002
Hilal Emul
Erkan Nayman
Saynur Elmali
Tarik Yesilay
Gülden Kiliç
Yusuf Atis
Hatice Sesli
Bekir Siddik Hamali
Gülsen Varis
Adem Sahin
Leyla Sezer
Aykut Özyakici
Özden Sila Ulus
Devrim Tinay
Esra Tekin
Tolga Yildiz
Elif Yologlu
Murat Görgüner
Nil Özerk
Murat Çetinkaya
S.S. Hephoscan
Cem Küçük
Fatma Ela Sekerci
Emin Tolga Ataç
Necla Köse
Mehmet Sansli
25.08.2002
Rozi Tavasi
Jak Ventura
31.08.2002
Gülden Öztürkü
Selahattin Altan
Hümay Demirbas
Orhan Örs
Senay Tasa
Nurettin Nur
Nurhan Erkaya
Mustafa Ümit Çiçin
Tugba Katmerler
Muhammed Bayraktar
Aysel Oguz
Sencan Bagdatli
Selin Yükcü
Alp Bahadir Kilit
Seyda Senol
M.Murat Gökaçti
Hacer Sebnem Ilgaz
Serkan Karli
Zeynep Demirkapu
Ali Emre
Ilknur Tasan
Ersan Sik
Zeynep Sirin Büker
S.Burak Dogus
Hasibe Gamze Altaç
Sinan Hüdai Yüksel
Burcu Kamadan
Ata Safak

DÖRDÜNCÜ SAYFA

Simdi okullu olduk

Okullarin açilmasina kisa bir süre kalinca ögrenci velileri telasa düstü. Bir yandan kayit parasi derdiyle ugrasan veliler, diger yandan çocuklarinin okul masraflarini nasil karsilayacaklarini düsünüyor. Kayitlarin üstüne bir de kitap, defter gibi kirtasiye gereçleri, giyecek ve diger okul masraflari eklenince dar gelirli vatandaslari canindan bezdirecek. Özellikle liseye giden ögrencilerin masrafi ilkögretim giderlerinin iki kati olacak.
Egitim-Sen tarafindan yapilan hesaplamada, çocugunu devlet ilkögretim okulunda okutan velinin, yil boyunca kayit, katki, silgi-tebesir vs., spor, dergi, karne, diploma, fotograf, fotokopi-kirtasiye, servis, bakim-onarim, kitaplik, ecza dolabi ve pasodan olusan zorunlu giderler için 684 milyon-1 milyar 363 milyon arasinda harcama yapmasi gerekiyor. Bunlara, kaynak kitap, kurs, etüt ve sosyal aktiviteler eklendiginde rakam 1 milyar 629 milyon lirayi buluyor.

Muhtarlarin Sesi

Parkimiz yenilenecek
Abbasaga parki için plan tadilati yapildi ve mahalle sakinleriyle uzlasilarak parkimiz yenilenecek. Su an için ne mazgal ne de sokak lambalariyla ilgili bir sikinti yasiyoruz. Her hangi bir sorun çiktiginda da bekletmeden, ertelemeden iletisime geçiyoruz. Bu açidan sorun yok.
Yüksel Agat-Abbasaga Mahallesi

Yagmurun sikintisi çektik
Yagmur sonrasi en büyük sikintiyi biz çektik. Çünkü mazgallarimiz tikali. Etiler-Arnavutköy yolunda bu yüzden su taskini yasandi. Bir çok yere su basti. Benzeri bir olay yasamadan önce gerekenin yapilmasini istiyoruz.
Sedef Irtes-Arnavutköy Muhtari

Otobüs duragi istiyoruz
Mazgallarimizda sorun yok. Elektrikle ilgili bir sikintimiz su an yok. Sunu belirtmek istiyorum ki, Taksim 59 no’lu otobüs hattinin duraginin eski yerine tasinmasini istiyoruz. Mahalle sakinimiz, bu konuda büyük sikinti yasiyor. Bunun çözümlenmesi için gerekenin yapilmasini istemekteyiz.
Kadir Gedik-Ulus Mahallesi

Mazgallarda sikinti yasiyoruz
Sonbahar geliyor ve mazgal sorunu bir çok yerde bas gösteriyor. Bu konuda Sporcu Adil Sokak’ta bir sorun yasadik, elektrikler hususunda ise bir müddettir sikinti yasiyoruz. Acisu sokakta ve Abacilatif sokakta elektriklerimiz yok. Gerekenin yapilmasini istiyoruz.
Mustafa Erdogan-Visnezade Mahallesi

Sükür, halimizden sikayetçi degiliz
Kisa süre öncesine kadar elektrikle ilgili sorun yasiyorduk. Ancak su an bu sorun çözümlenmis durumda. Gerek mazgal gerek elektrik ile ilgili herhangi bir sorunumuz yoktur. Önümüzdeki günlerde de böylesine sorunsuz bir sekilde yasamayi arzu ediyoruz
Ziya Uygur-Levazim Mahallesi

Agaçlandirma yapilmasi gerekli
Agaçlandirma yapilmasi için iki yildir bekliyoruz. Bu konuda dilekçe verdik ve kabul edildi. Ancak bu istegimiz halen yerine getirilmedi. Yani sira tedirginlige yol açan elektrik hatti sorunu yasamaktayiz. Havai geçen elektrik hatlarinin yerin altina alinmasi için gecikmeden harekete geçilmesini istemekteyiz.
Cengiz Haciömeroglu-Muradiye Mah.

Seçim telasi yasiyoruz
Su an seçim telasini yasiyoruz. Bu nedenle her yerde oldugu gibi bizim mahallede de bir kosusturma yasaniyor. Bunun getirdigi yogunluklar disinda mahallemizin elektrik veya mazgallarla ilgili bir sorunu yok. Sokak ve caddelerimiz de düzenli. Su an için bir eksigimiz ya da aksak giden bir hususiyetimiz yok.
Zeki Bölükbasi-Sinanpasa Muhtari

BESINCI SAYFA

Tarihe tanik olun

Ünlü deniz adamlarinin hikayelerini barindiran Deniz Müzesi, her yil yaklasik elli bin kisi tarafindan ziyaret ediliyor.
Deniz Müzesi’nin geçmisi yillar öncesine dayaniyor. Deniz müzesi ve Kütüphanesi adiyla anilan kurulus 1897’de kuruldu. Besiktas’taki yerinde ise ’60li yillardan sonra hizmet vermeye basladi. Bahçesinde Piri Reis’in haritasinin mozaik röprodüksiyonu ile Osmanli egemenlik sinirlarini gösteren üç duvar haritasi ilgi odagi… Yani sira toplar, torpidolar, savas gemisinden kalma materyaller, büstler hatta mayin bile görmek mümkün. Ziyaretçilerin en çok merak ettigi ise, bahçedeki malzemelerin hava sartlarindan etkilenip etkilenmedigi. Hava kosullarindan etkilenmeyen bu materyaller, müzeyi çevreliyor.
Bahçede dikkat çeken yarim ay seklindeki fanusta yer alan yelkenli… Uzaklar adini tasiyan bu yelkenli dünya turu için x yil önce denizlere açilmisti. Esiyle baslayan yolculuk onlara katilan bebekleriyle basladiklari yerde sonlandi. Bu maceranin adim adim hikayesi, yelkenlinin bagislandigi Deniz Müzesi’nde… Sadece bunlarla sinirli degil, bahçeye dolastiktan sonra içeri girdiginizde çesitli oda ve salonlara ayrilan binasi sizi bekliyor.
Bahçedeki gezinti, top araçlarinin oldugu yerde sona eriyor ve binaya girerek yeni bir tura basliyoruz.
Atatürk’ün sahsi esyanin yer aldigi oda, isim plakalarinin, resimlerin, görevini yaparken ölen ya da öldürülen Türk Deniz Adamlarinin esyasinin yer aldigi sehitler odasi, Balkan savasinda ve 1 Dünya Savasindaki deniz operasyonlari anlatan boyamalarin, bu savaslarda yer alan gemilerin maketleri ve takdir belgelerinin bulundugu Güneybati Rüzgar isimli oda, çesitli üniformalarin bulundugu bölmeler, Istanbul manzarasini içeren resimlerin, oymalarin bulundugu alanlar, tarih boyunca kullanilan silahlarin yer aldigi salonla ziyaretçileri zaman yolculuguna çikariyor.
Gençlerin ilgisini çeken sergileneler arasinda maket savas gemilerinin ve IV. Mehmet’in kayiklari yer aliyor.
Müze, Pazartesi ve Sali günleri hariç ger gün mesai saatlerinde ziyaretçiye açik… Kütüphane ve arsiv ise mesai gün ve saatlerinde arastirmacilara hizmet vermeye devam ediyor.

Kahyaya diklenmeyin

Besiktas Çarsi içinde çogunuz arabalarinizi park ederken ona rastlamissinizdir. Eger sporla ve boks sporu ile ilgileniyorsaniz belki onu tanimissinizdir da. 1979, 1980, 1981 yillarinda üst üste Türkiye boks sampiyonu olan Besiktasli Maksut Küçük sporu biraktiktan sonra geçirdigi zor günlerin ardindan simdi hayatini otopark bekçiligi yaparak kazaniyor. Bir zamanlar ringlerin sampiyonu Küçük, Besiktas’ta hala “sampiyon” diye aniliyor. Yaptigi isten gocunmuyor da Maksut Küçük. Ona dokunan sadece edindigi onca basaridan sonra ayakta kalma mücadelesinde yalniz birakilmasi.
Basariyi Getiren Yillar
1968 yilinda, henüz 18 yasindayken Istanbul’a gelen Maksut Küçük, gelir gelmez bir bakkalin yaninda çalismaya baslamis. “Kanimin kaynadigi zamanlardi, çok hirsli ve süratliydim” diye bahsediyor o günlerinden. Aslinda futbolcu olmak isteyen Küçük, gündüzleri çalismak zorunda oldugu için, aksamlari antrenman yapabilecegi boksa baslamis. Besiktas Jimnastik Kulübü’nde baslayan bu spor serüveninin çitasi, boksa basladigi ilk yil Istanbul Sampiyonu olmasi ile yükselmeye baslamis. 1975, 1976, 1977 yillarinda Türkiye’yi uluslararasi müsabakalarda temsil eden Maksut Küçük, 1979, 1980, 1981 yillarinda üst üste Türkiye Sampiyonu olmasi ile spor hayatindaki en basarili ama ayni zamanda gelecek yillarda en fazla özleyecegi günleri yasamis. Simdi özlemle o günleri andiginda, gururla anlatiyor Küçük: “Benim maçlarim çogunlukla kisa sürerdi. Rakibi çabuk nakavt ederdim. Olimpiyat Sampiyonunu Ivanov’u bir dakikada yenmistim. Bulgar sampiyonu yenmistim. Çok kendine güveniyordu. Ben ringe çiktim. Bana rakibimi gösterdiler. Benim için kolay yenerim demis. Ve maç gongla basladi, bir yumrukla bitti, Bulgar nakavt olmustu. Bunun gibi bir çok örnek de var. Istanbul’a gelen ünlü bir boksörün karsisina ben çikardim.”
“Bendeki kulüp aski”
Besiktas’in o dönemlerde boks, güres gibi sporlara çok önem verdigini söyleyen Maksut Küçük, Almanya’da Avrupa Sampiyonu’nu yenerek Almanlarin dikkatini çekmis. “Müthis Türk” diye baslik atan Alman gazeteleri, Almanya’dan gelen cazip teklifler bile ondaki Türkiye ve Besiktas askini öldürememis. Kulübüne olan bagliligini söyle anlatiyor Maksut Küçük: “Bizim sporumuz baska bir spor. Seyircisi de fazla yok. Çünkü salonu yok. Bizim zamanimizda, maç yapardik, terlerdik. Buz gibi sularin altinda dus alirdik. Kafamin uyustugunu hissederdim. Ama bütün bunlara ragmen içimizdeki sevgi hiçbir zaman bitmedi. Bizim sporumuz anlatilmaz, yasanir. Teklif edilen o kadar imkana ragmen Besiktas’i terk edip gidemedim. Simdi düsünüyorum da eger gitseydim hayatim kurtulurdu. En azindan su anki gibi arabalarin pesinden kosar olmazdim.”
“Otoparkçilik zor is”
Hakki Yeten zamaninda 75 lira aylik alan Küçük, jübilesinde ise sadece 1 milyon alan Küçük, yalniz degildi. Bakmak zorunda oldugu üç çocugu vardi. Küçük oglunu okutamayan “sampiyon”, kizini okutmasina ragmen ona bir is bulamamis. Sporu biraktiktan sonra bir süre antrenörlük yapan Küçük, imkanlarin saglanmamasindan, brans sporlarinin gereken önemi görmemesinden sikayetçi. Antrenörlügü de bu nedenle uzun süre devam ettirememis. Ve simdi 52 yasindaki Küçük, Besiktas Belediye Baskani Yusuf Namoglu’nun ona sagladigi otoparkçilik isini yapiyor. “Önce saygi, sevgi” diyor Maksut Küçük ve ekliyor: “Otoparkçilik da zor is. Basima gelmeyen kalmadi. Ben burada Belediye’nin bir görevlisiyim. Bazen insanlara özellikle alkollü vatandaslara laf anlatmakta zorluk çekiyorum. Bizde iyi niyet var. Ama biçak çekende oluyor, yakama yapisan da. Kolumda kolluk var, basimda sapkam. Baska nasil açiklayabilirim ki. Bazilari sonradan ögreniyorlar benim eski boksör oldugumu, gelip özür diliyorlar. Ama insanlarin birbirlerine saygi duymasi için kim olduklarini bilmeleri gerekmiyor.”

Sadece meyve yiyor

Geçen sayimizda yer verdigimiz ekonomik kriz magduru Besiktas esnafi Ferhat Gedikli, inatla ve inançla açlik grevine devam ediyor. Seçimlerin yaklastigina dikkat çeken Gedikli, tüm vatandaslari bos oy vermeye davet ediyor. Gedikli, “Bos oylarin yüzde 15’i bulmasi vatandasin tepkisini ortaya koyar. Belki seçim tekrar yapilabilir bile.” diyor. Esnaf Gedikli, gerekirse Besiktas’ta dolasip herkesi bos oy vermeye çagiracagini söylüyor.
Seçimlerin yaklasmasi dolayisiyla partilerin meydanlara çikacagini belirten Besiktas esnafi, “Gelip kapi kapi oy isteyecekler. Ben o zaman disari çikip ‘Ülkeyi bu hale getirdikten sonra hangi yüzle geldiniz.’ diyecegim. Hiçbirine oy vermeyecegimi söyleyecegim.” diyor.
Türkiye’nin halkin temsilcileri, sendikalar ve sivil toplum örgütü temsilcilerinden olusan bir partiye ihtiyaci oldugunu vurguluyor Esnaf Gedikli.
Gedikli, bizim ülkemizdeki ‘milletvekili anlayisini’ elestiriyor. “Onlar bizim vekilimiz. Onlari biz seçtik. Bize iyi hizmet ettikleri sürece onlari sevip saygi göstermeliyiz. Ancak bizde milletvekillerinin ayaklarina kapananlar var.” diye tepkisini dile getiriyor.
Asiri ilgisizlikten sikayet eden Ferhat Gedikli, arada sirada ziyarete gelenlerin oldugunu söylüyor. Gedikli, “Genellikle kadinlar geliyor. Onlar çok daha duyarli oluyor. Gelip derdimi soruyorlar. Zaten yönetimde kadinlar çogunlukta olsaydi, bu halde olmazdik” diye konusuyor.
Çevredekilerin dikkatini çekmek için kebapçi dükkaninin önüne pankartlar asan Gedikli, bu pankartlarda tepkisini dile getirmek için siyasetçilere dokunduran tekerlemeler yaziyor. “Çarsambanin gelisi bellidir salidan, kurtarayim sizi diye sesleniyor baciniz Yeniköy’deki yalidan” sözleri de bunlardan biri. Yazdigi bütün bu sözleri, bir nebze olsun çevredekilerin okumasini ve düsünmesi saglamak amaciyla dükkaninin önünde sergiliyor.
“F Tipi Cezaevi’nde
kaliyor gibiyim”
“Enerji kaybetmemek için disari çikmiyorum” diyen Gedikli, her gün dükkanda yatip kalkiyor. Dükkaninda hiçbir yeri göremedigi için kendisini cezaevinde gibi hissediyor. “Burada prangaya vurulmus gibiyim. Arada sirada disari çikip gelen geçene bakiyorum. Pankartlara ne kadar bakan olursa o kadar seviniyorum. O zaman sanki bir kilo pirzola yemis kadar oluyorum.” diyor.

TÜKODER’e taze kan

Tükoder Besiktas Subesi Yönetim Kurulu yenilendi. Yönetim Kurulu Baskani Firdevs Koroglu, Tükoder’e taze kan geldigini belirterek, “Gönüllü çalisanlarimizin sayisi artti. Artik daha heyecanla ve istekle çalisiyoruz.” dedi. Koroglu, “Yas, cinsiyet, egitim düzeyi vs. göre sikayet ve veri tabani olusturuldu. Ayrica artirilan telefon hatlarimiz ve yaptirdigimiz tabelayla tüketicilerimiz bize daha kolay ulasabilecekler.” dedi.
Besiktas Tükoder’in yeni Yönetim Kurulu ise su isimlerden olusuyor: Yönetim Kurulu Bask. Yard. Çigdem Agirkol, Sekreter Yilgün Oraydin, Sayman Hülya Kirkiz, Egitim Sorumlusu Elçin Batur, üyeler ise, Nergis Demirbas, Sevim Kiliç, Tülay Germiyanli, ve Leyla Yilmaz.

Akaretler’e kapali otopark

Akaretler kapali otoparki, hizmete girdi. Yap-islet-devret modeliyle yapilan otopark, 11 bin 800 metrekarelik alana ve 450 araçlik kapasiteye sahip bulunuyor. Akaretler otoparkinin Akaretler Siraevleri Projesi kapsaminda oldugunu belirten, yetkililer tüm tesisin otopark ihtiyacinin karsilanmasi yaninda, Besiktas trafiginin da rahat bir nefes alacagini söylediler. 2000 yili ortalarinda insaatina baslanan ve 18 ayda tamamlanarak subat 2002’de hizmete açilan otoparkin 5,5 milyon dolara mal oldugu belirtildi. Otopark, Migros’un kullandigi ve 4 bin 250 metrekarelik 2 bodrum kati, 950 metrekarelik bir magaza kati, 430 araç kapasiteli ve toplam 11 bin 300 metrekarelik 5 katli otopark ve bin 200 metrekarelik yönetim katinin kullanacagi çati katindan olusuyor.

ALTINCI SAYFA

Ortalik toz duman

Basbakan Bülent Ecevit’in Mayis ayi basinda rahatsizlanarak Baskent Hastanesi’ne kaldirilmasinin ardindan baslayan siyasi belirsizlik süreci, TBMM’nin “3 Kasim tarihinde erken seçim” karari almasina ragmen devam ediyor. Yasananlar Bizans entrikalarini aratmiyor.
Basbakan Bülent Ecevit’in mayis ayi basindaki rahatsizligiyla baslayan ve bu arada Ekonomiden Sorumlu Devlet Bakani Kemal Dervis’in, “Ülkede siyasi belirsizlik oldugunu ve erken bir seçimin ekonomiyi olumsuz etkilemeyecegini” söyleyerek baslattigi süreç, yarattigi depremlerle siyasi hayatimizi toz duman etti. Kemal Dervis’in bu sözlerinden sonra siyaset hareketlendi. Basbakan Yardimcisi Hüsamettin Özkan ve Disisleri Bakani Ismail Cem partilerinden istifa ettiler. Onlarin istifasini 60’dan fazla milletvekili izledi. DSP artik hükümetin en küçük ortagi olmustu. Buna ragmen MHP lideri Devlet Bahçeli, koalisyon protokolüne uyacaklarini açiklayarak, Bülent Ecevit’in görevine devam etmesini istediklerini belirtti.
Bazi siyasiler sarsintinin nedenini “seçim sürecinin dogal olmayan yollardan baslatilmis” olmasina bagliyorlar. ANAP’tan istifa etmesi beklenen Erkan Mumcu’nun “Ecevit’e hazirlanan komplo” ifsaati, DSP’li Emrehan Halici ve Yücel Erdener tarafindan da dogrulandi. Iddiaya göre; Ecevit, Baskent Hastanesi’nin kendisine verecegi “is göremez” raporuyla hükümetin basindan alinacakti. Iddia çok ciddiydi.
Öte yanda DSP’den ayrilanlar, Yeni Türkiye Partisi’ni kurarak Kemal Dervis’in partilerine katilmasini beklemeye basladilar. Dervis, ekonomik programin geleceginden ve piyasalardan gelecek tepkilerden çekinerek bir süre daha göreve devam etmeye karar vermisti. Ancak partilesme sürecinde Cem ve Özkan’la yaptigi görüsmeler hükümetin tepkisini çekmisti. En siddetli itiraz da MHP’den gelmisti. Devlet Bahçeli, Dervis’in tutumunu “ahlaki bulmadigini” belirtti. Bunun üzerine Dervis, 11 Temmuzda istifa etti, ama istifasi Cumhurbaskani Ahmet Necdet Sezer’den geri döndü.
Dervis’in bakanlik görevine devam ettigi gerekçesiyle Yeni Türkiye’ye katilmamasi ve ABD’ye gitmesi, bir dizi spekülasyonu da beraberinde getirdi. Artik bu partiye katilmayacagi ve CHP’de siyaset yapacagi konusulur olmustu. Kemal Dervis ABD’de IMF ve Dünya Bankasi’nin önde gelen yöneticileriyle görüstü. Dervis, ABD’den döndükten bir süre sonra görevinden istifa etti ama bu sefer de “merkez sagda ittifak” çalismalarina basladi. Merkez sagin diger partileriyle ve özellikle Demokrat Türkiye Partisi’nin Genel Baskani Mehmet Ali Bayar’la bir dizi görüsme yapti. Mehmet Ali Bayar’i çok takdir ettigini sik sik vurgulayan Dervis, daha sonraki DTP-YTP ittifak görüsmelerini “sag ittifak” diye elestirecekti.
Dervis’in bu çalismalarini, bir takim güçlerin siyasete el koyarak Ecevit’i ve MHP’yi hükümet disina çikarmak olarak algilayan Devlet Bahçeli, 3 Kasim’da erken genel seçime gidilmesini istediklerini açiklayarak bu yolu tikadi. Meclis hemen toplanmali ve bir erken seçim karari almaliydi. Bunu firsat olarak gören AB yandaslari ve medya, Meclis’in seçim karari ile birlikte, AB uyum yasalarini da çikartmasi için Gümrük Birligi Anlasmasi’nin imzalanmasi öncesinde oldugu gibi, milletvekillerine karsi çok yogun bir psikolojik savas baslattilar. Olaganüstü toplanma çagrisiyla toplanan Meclis’te erken seçim karari alinirken, uyum yasalari da kabul edildi. Bu sefer is umulandan da kolay olmustu. Artik Kemal Dervisli bir hükümet için çalisilmaliydi.
Bu arada Ismail Cem, Kemal Dervis’in “ittifak çalismalari” bahanesiyle YTP’ne katilmayi geciktirmesine tepki olarak, “Ittifak hiç umurumda degil…” deyiverdi. Bu sekilde Dervis’in YTP’ne katilmasini çabuklastirmayi amaçliyor olabilirdi ancak taktik ters tepti. CHP lideri Deniz Baykal firsati iyi kullandi. Cem’in ittifaka tavir aldigini görünce, YTP’ne taktiksel bir ittifak çagrisi yapti. Böylece hem kamuoyu, hem Dervis tarafindan “ittifak isteyen lider” rolü kazandi. Aslinda Baykal’in yaptigi çagri ittifak degil, bir “iltihak” çagrisiydi ama Dervis ve kamuoyuna sirin görünmek için bu kadari da yeterliydi. Artik Dervis ile YTP’nin yollari ayrilmisti. Ismail Cem, Dervis’i, “Sözünde durmayanlarin Türkiye’ye verecekleri bir söz, söyleyecekleri bir sey yoktur” diyerek elestirdi. Hüsamettin Özkan da, “Yola birlikte çikmistik. Sözünde durmadi. Bizde söz önemlidir. Büyük bir hata, insallah önümüzdeki günlerde baska hatalar yapmaz” dedi.
Dervis ittifak arayislarini sürdürürken, Türk-Is ve DISK gibi büyük isçi örgütleriyle beraber hareket ediyor izlenimi vermeyi de ihmal etmedi. Fakat Türk-Is Baskanlar Kurulu, Kemal Dervis’e yakinligi nedeniyle Bayram Meral’i sert bir sekilde elestirdi. Sendikacilar, Dervis’in YTP’ne katilmama kararini Türk-Is Genel Merkezinde açiklamasindan duyduklari rahatsizligi da kamuoyu ilettiler. DISK Genel Baskani Süleyman Çelebi ise, Kemal Dervis’e gereginden fazla angaje olan tavrini sürdürdü. Hatta Ismail Cem’i, “Tavirlari sola çözüm üretmez” diye de elestirdi. Sürekli Kemal Dervis’le birlikte hareket eden TÜSIAD, TOBB, IKV, TESEV gibi vakif ve meslek örgütleri ise, hükümetin Is Güvenligi Yasasi ve Mali Milat uygulamasini ertelememe gibi misillemeleri karsisinda bir müddet suskun kaldilar.
Ittifak çalismalarini sürdüren ve Bülent Ecevit’le de görüsen Kemal Dervis görüsmelerden olumlu bir sonuç alamamisti. Basbakan Bülent Ecevit, merkez solda güç birliginin zor bir is oldugunu belirterek, “Benim mücadelem DSP içinde devam edecektir. Bu nedenle seçimlerde TBMM disinda da kalmaya hazirim” dedi. Kemal Dervis’i de, “Kendisine çok sasirdim. DSP’yi böldü, simdi ittifaktan bahsediyor” seklinde elestirdi. Temaslarindan bir sonuç alamayacagini anlayan Kemal Dervis, daha fazla beklemenin aleyhine isledigini görerek CHP’ye yöneldi. Deniz Baykal’la toplam 10 saat süren iki görüsme yaptiktan sonra bu partiye geçecegini açikladi ve CHP rozetini takti. Bu arada DSP içinde 9’lar olarak bilinen muhalif milletvekillerinden 6’si istifa etti. Istifa eden milletvekilleri CHP’den çagri beklediklerini açikladilar. TÜSIAD Baskani Tuncay Özilhan’da, “4 Kasim’da Dervis’i iktidarda görmek istiyoruz” diyerek, TÜSIAD’in siyaseti belirleyen tavrini yeniden takindi.
Ama Ankara’da siyaset sulari bir türlü durulmuyordu. Isadamligindan siyasete adim atan Cem Uzan, Türk siyasi tarihine geçecek ilginç bir siyasi operasyonla, seçime girme hakki olan Hasan Celal Güzel’in kurdugu Yeniden Dogus Partisi’ni ele geçirdi. YDP’nin adi Genç Parti olarak degistirildi.
Baraji geçemeyecegi anlayan Mehmet Ali Bayar da, “Dogru Yol ile ayni kökten geliyoruz. Merkezin insasi faydali olur” diyerek DYP-DTP ittifaki için kollari sivadi. Bu arada 9. Cumhurbaskani Süleyman Demirel, YTP’ni yönlendirdigi iddialarinin gerçegi yansitmadigini söyleyerek, güncel siyasetle bir ilgisinin olmadiginin altini çiziyordu.
Siyasi partilerin baraj korkusuyla ittifak çalismalari sürerken, baskent kulislerinde seçim istemeyenlerin, Çiller’e basbakanlik vererek seçim tarihini erteleme girisimleri de konusulmaya baslandi.Tansu Çiller seçimi ister görünüyordu ama DYP’nin de tipki DSP, ANAP, YTP, DTP ve SP gibi baraji geçememe tehlikesi vardi. Zira Kemal Dervis, kendi oy tabani için de güçlü bir çekim alaniydi.
Fakat Cumhurbaskani’ndan tam da MGK sonrasinda “ertelemeye” karsi oldugu açiklamasi gelmisti. Devletin zirvesi olan bitenden haberdardi ve seçimi istiyordu. Seçimin ertelenmesi belirsizligi artiracakti. Bunun üzerine Çiller, ANAP ve YTP’nin kendisine “seçimin ertelenmesi için basbakanlik” teklifiyle geldigini, ama kendisinin kabul etmedigini açikladi. Yilmaz da bu açiklamaya karsilik, “Öneriyi yapan kendisi” derken; Hüsamettin Özkan da, “Ne olsa benden biliniyor!” seklinde sitem etti.
Sonbahara girerken siyasi kayganlik hala devam ediyor. Kamuoyu yoklamalari ise kafa karistiriyor. Bazilari CHP’yi AKP’den sonra ikinci parti, bazilari da MHP’den sonra üçüncü parti olarak gösteriyor. DYP yöneticilerinin, AKP’yi eski ortaklari Necmettin Erbakan’dan “daha tehlikeli” ilan etmesi AKP’yi frenleyemiyor. AKP bu seçimlerde ANAP ve DYP’nin de oylarini alacak gibi gözüküyor.
MHP ve DSP tarafinda ise taslarin yerine oturmasi bekleniyor. Iki partinin de elinde hala önemli kozlar bulunmakta. Nitekim Bülent Ecevit, “Bütün ulusal solculari DSP çatisinda birlesmeye” çagirdi. Ecevit bu söylemle, CHP’ye gidecek oylarin önünü kesmeye çalisacak. Buna benzer bir çagriyi da Devlet Bahçeli’nin yapmasi bekleniyor. Iki liderin seçimleri bir “referandum” havasina sokacaklari simdiden belli oluyor.
Bu arada küskünler 11 Eylül’ü, pismanlar ise 1 Ekim’de TBMM’nin açilmasini bekliyorlar. 3 Kasim’a kadar köprülerin altindan daha çok sularin akacagi anlasiliyor.

Milletvekili dagilimi

DIE’nin açikladigi nüfus sayimi rakamlarina göre 40 ilde kesin 41 ilde geçici genel nüfus sayimi sonuçlarini esas alarak, Türkiye genelinde illere göre milletvekili dagilimi hesaplandi. Arastirmalar göre, 21 ilde milletvekili sayilari degisiyor. Istanbul, Ankara, Antalya gibi nüfus alan illerde milletvekili sayisi artarken, göç veren illerin milletvekili sayilari ise düsüyor.
Istanbul’da artis var
YSK Baskani Tufan Algan’dan alinan formülle, son nüfus sayimina göre illerin çikaracagi milletvekilleri belirlendi. YSK kesin sonuçlara ulasinca daha önce 80 ile göre yapilan dagilimi, son seçimden sonra depremin ardindan Düzce’nin de il olmasiyla 81 ilde yeniden dagitacak. Yeni dagilima göre Istanbul’un milletvekili sayisi 68’den 70’e, Ankara’ninki ise 28’den 29’a yükseliyor. Izmir’in 24 olan milletvekili sayisi ise ayni kaliyor. Diyarbakir’in , 11 olan milletvekili sayisi ise 10’a düsüyor.
Milletvekili sayisi azalacak iller
Ilk kez milletvekili çikaracak olan Düzce üç sandalye ile Meclis’te temsil edilecek. ‘Hayali Nüfus’ ve/veya nüfus kaydirmasi nedeniyle, ilk seçimlerde Kahramanmaras, Adiyaman, Amasya, Balikesir, Diyarbakir, Erzurum, Hatay, Kocaeli, Samsun, Zonguldak ve Bolu mevcut milletvekili sayilarindan birer milletvekili daha az çikaracak. Milletvekilligi sayisi artarak ve azalarak, degisen 21 il söyle:
“Adiyaman, Agri, Amasya, Ankara, Antalya, Balikesir, Bolu, Diyarbakir, Erzurum, Gaziantep, Hatay, Isparta, Içel, Istanbul, Kocaeli, Kütahya, Kahramanmaras, Samsun, Tokat, Trabzon, Zonguldak.
Hesaplama Formülü
550 olan toplam milletvekili sayisindan her kente otomatik olarak, bir milletvekilligi veriliyor.
550’den, il sayisi olan ve dagilimi yapilan 81 çikarilarak, 469 rakami elde ediliyor.
469 sayisi esas aliniyor. Genel nüfus sayisi (67 milyon 844 bin 903) 469’a bölünüyor ve (144.658.7) rakamina ulasiliyor. Böylece, kaç nüfusa bir milletvekili düsecegi bulunuyor.
Bu rakam (144.658.7) her ilin nüfusuna bölünerek, milletvekili sayisi hesaplaniyor.
Ardindan küsüratta kalan ve ‘artik nüfus’ tabir edilen nüfuslar da en yüksekten en alta siralanarak, kalan milletvekili sayisinin da illere göre dagilimi yapiliyor.
Tablodan Örnek
Adana’nin 1 milyon 854 bin 270 olan nüfusu, 144.658.7’ye bölünüyor ve 12 sayisi elde ediliyor. Kalan 81 bin küsür nüfus ise “artik nüfus” kabul edilerek, tekrar siramaya tabi tutuluyor.
Artik nüfustan da milletvekili çikarilirsa bu rakam, otomatik verilen 1 milletvekilligi ve nüfus hesabi ile elde edilen 12 milletvekilligi ile toplanarak, Adana’nin milletvekilligi sayisi 14 olarak saptaniyor.

YEDINCI SAYFA

Deprem kapida

Geçtigimiz ay, “17 Agustos Depremi”nin yildönümü nedeniyle Prof. Dr. Ahmet Ercan’a Istanbul’daki olasi bir depremin Besiktas’i nasil etkileyecegini sorduk. Ahmet Ercan, Besiktas’ta Tsunami olma ihtimalinin altini çizdi. Ercan, Gazete Besiktas’a bu konuyla ilgili bilimsel açiklamalarda bulundu:
“Tsunami, kütlesel olarak yürüyen uzun deniz dalgasidir. Sözgelimi Marmara içindeki çukurlarin derinlikleri 1000-1200 metre dolayindadir. Burada olabilecek bir depremin yaratacagi tsunami dalgasinin dalga boyu 180 ile 350 km, yaklasik hizi ise saniyede 100 metre olacaktir. Diger bir deyimle 15 ile 25 km. uzakta olacak bir depremin tsunami dalgasi kiyiya 150 saniye (2,5 dakika) ile 250 saniye (4.2 dakika) sonra Besiktas’a vuracaktir.
Tsunaminin önemi büyüktür ve bu nedenle dalga boyu dalga yüksekligine göre oldukça büyüktür. Bundan dolayi açik denizde tsunami dalgasi üzerinde yüzen bir gemi ya da balikçi sandali bunun bir deniz deprem dalgasi oldugun ayirt edemez ve deniz aracina da bir dokunca vermez. Ancak dalga genligi kiyiya yaklastikça büyüdügünden yikimi sig derinliklerde duran gemilerde ya da kiyi kusaginda vurunca yapar.
Ayrica vurdugu koyun boyu, biçimi ve genisligi vurus etkisini azaltir ya da arttirir. Denize dogru bir V ya da U biçimi olusturan koylarda, tsunami dalgalari koyun içlerine yaklasinca dalga yüksekligi artar ve sanki yönlenmis ok gibi kiyiya vurur. Bogaz ve Marmara girisi, Ataköy koyu, Büyükçekmece koylari bu olumsuz özellikleri edinmistir.
Olusum öncesinde ilkin kiyida çok büyük bir su kütlesi denize dogru çekilir. Sig deniz birden karaya dönüsür. Bundan birkaç dakika ile yarim saat sonra koca bir dalga kiyiya vurur. Kimi durumlarda, önce vuran dalga en büyük olmayabilir. Bunun arkasindan birkaç dakika ya da bir süre sonra daha yüksek birkaç dalga daha kiyiya vurabilir.
Tsunami dalgasinin yatay vurus gücü metrekare basina yaklasik birkaç tondur. Bunun nedeni su yogunlugu havanin yogunlugundan bin kat büyük oldugundan, yapi üzerindeki yatay yöndeki basinç firtinaya göre bin ile 5 bin kat daha güçlüdür. Bu nedenle kiyiya tasan suyun yalnizca su sismesi degil, bir kütlenin çarpici bir güçle yürüyüsüdür ve yikiciligi korkunç denecek büyüklüktedir. Kabaca güç, akarsuyun basincinin, çarptigi yapinin kesidi ve dalganin ya da suyun hizinin karesiyle orantilidir.
Tsunami dalgasinin hizi (yaklasik 10 metre/san.) deprem dalgasina göre (3000-4000 metre/san.) 30 ile 40 kat daha yavas oldugundan, insanlar önce depremi duyarlar, arkasindan kiyilara tsunami vurur. O nedenle de deprem olduktan sonra Marmara denizi kiyisindaki halkin karaya ya da tepelere dogru kaçmasi ve kiyida bagli ya da demirli gemilerin denize açilmasi ögütlenmelidir.
Öte yandan Prof. Dr. Ahmet Ercan, Istanbul’un depremle ilgili semt semt risk haritasini açikladi. Iste Ercan’in açiklamalari…
Sarsintiya en çok duyarli yerler:
Kartal Rahmanlar, Mahmut Sevketpasa, Rumeli Kavagi, Garipçe, Rumeli Feneri, Demirciköy, Uskumruköy, Gümüsdere, Kisirkaya, Çiftealan, Kumköy dolaylari. Çok az katli yapilasma önerilir.
Sarsintiya çok duyarli yerler:
Zekeriyaköy, Göktürk, Kemerburgaz, Odayeri, Agaçli, Yukari Agaçli gibi Belgrad ormani bölgeleri, Zeytinburnu, Bayrampasa, Ataköy ile Bahçelievler’in Bakirköy’ün, Büyükçekmece ve Mimar Sinan kiyi kusaginin bir kismi. Buralarda az katli yapilasmaya gidilmesi önerilir.
Sarsintiya orta duyarli yerler:
Anadolu yakasinda Saripinar, Koçullu, Göllü, Öyümce, Bezhane ile Beykoz-Pasabahçe, Kanlica, Kadiköy, Üsküdar, Emirgan kiyi kusagi, Sirkeci, Eminönü kiyi kusaginin bir bölümü, Topkapi, Edirnekapi, Aksaray, Fatih ve Yenikapi’nin bir kesimi, Zeytinburnu kuzeyi, Esenler, Güngören, Avcilar, Küçükçekmece, Kanarya, Nakkasdere içi, Kavakli, Yakuplu, Gürpinar, esenyurt, Kiraç, Muratli, Karaagaç, Çatalca Ovasi ile Büyükçekmece’nin dere içleri ve kismen kiyi kusagidir.
Sarsintiya duyarli
yerler:
Bu gibi yerler sarsinti dalgasi geldiginde hizli sallanir. Anadolu yakasinda; Kiliçli, Ishakli, Cumhuriyet, M.Sevket Pasa, Ayvalik, Pasamandira, Ahibahadir, Çayagzi (Riva), Yukari Dudullu, vaniköy, Beylerbeyi kiyilari, Kadiköy, Moda, Kalamis, Büyükada’nin çarsi içi ve kuzeyburnu dolayi, Trakya yakasinda ise Sariyer sirti, Bahçeköy, Çayirbasi, Hadimköy, Rami, Eyüp ve sirtlari, Gaziosmanpasa, Sultançifligi, Besyüzler, Tasoluk, Arnavutköy, Avcilar’in bir kismi, Halkali, Bagcilar, Bahçelievler, Güngören, Bakirköy’ün bir kismi, Cankurtaran, Yenikapi, Aksaray, Fatih’in bir kesimi, Çapa, Sehremini.
Sarsintiya az duyarli yerler:
Istanbul’un çok büyük alanini kaplar. Bunlar çok katli yapilasmaya uygun yerlerdir. Anadolu yakasinda; Poyraz, Kanarya, Polonez, Resadiye, Alemdar, Pasaköy, Emirli, Ballica, Kurnaköy, Kurtköy, Seyhli, Kayalar, Kartal kuzeyi, Kisikli, Maltepe, Sarigazi, Ümraniye, Üsküdar, Baglarbasi, Çamlica, erenköy, Kozyagi, Bostanci, Suadiye, Göztepe, Kiziltoprak, içerenköy, Alemdag, Pendik kuzeyi, Trakya yakasinda ise Tarabya üstü, Haciosman, Yeniköy, Emirgan, Istinye, Bebek, Ortaköy sirtlari, Cihangir, Beyoglu, Taksim, Galata, Sishane, Haliç kuzey sirtlari, Kagithane ve Alibeyköy sirtlari, Habipler, Bogazköy, Bolluca, Imrahor, Gaziosmanpasa yamaçlari, Kayabasi, Altinsehir, Bahçesehir’in bir kismi, Ispartakule, Samlar, Sazlibosna gibi yerler.
Çok az duyarli yerler:
Bu gibi yerlerde deprem az duyulur. Gökdelen gibi çok katli yapilasmaya uygun kesimlerdir. Anadolu yakasinda Samandira, Yenidogan, Çavusbasi, Elmali, Dereseki, Akbaba’nin sirtlari, Anadolu Feneri, Beykoz sirtlari, Aydinli ve Orhanli sirtlari, Balçik Köyü, Trakya yakasinda ise Maslak, Ayazaga sirtlari, Sisli sirtlari, Zincirlikuyu, Gayrettepe, Mecidiyeköy sirtlari, Balmumcu, Osmanbey, Nisantasi, Tesvikiye, Maçka, visnezade, Taksim’in bir kesimi, Dolapdere sirtlari, Harbiye, Pangalti, Gülbag, Okmeydani sirtlari, Besyüzevler sirtlari, Kisirmadira, Florya, GS kurgulari, Beyti, Istanbul adalari (Sedef, Büyük, Heybeli, Burgaz, Kinali, Sivri ve Yassi adalari).

Polisten kaçis yok

Besiktas Ilçe Emniyet Müdürlügü tarafindan, özellikle sahil bölgesinde güvenligi saglamak ve polisin vatandasla iliskilerini gelistirmek amaciyla bisikletli polis timi kuruldu. 8 kisiden olusan tim, Dolmabahçe, Bebek, Ortaköy çarsi içi, Besiktas Köyiçi’nde Ekim ayina kadar görev yapacak. Baskomiser Bülent Balta’nin yaptigi açiklamaya göre, timin kurulma amaci, mala karsi islenen suçlara karsi önlem alinmasi, caydirici bir görüntü ve güç olusturmasi ve vatandasin gözünde polisin çehresinin degistirilmesi. Polisin halkla iliskilerinin daha kuvvetli bir hale gelecegini belirten Bülent Balta, “Hedefimiz yankesicilik, kap,kaç gibi suçlarin önlenmesi. Bu yöntem Avrupa’da da uygulanmis bir yöntemdir. Trafik yogunlugu ve cadde yetersizliginin bulundugu, büyük metropollerde polis araçlarinin giremeyecegi yerlerde bisikletli polis timlerinin çok etkiligi oldugu da kanitlanmistir” seklinde konustu. Polislerin rahat hareket etmelerini saglayacak özel bir kiyafet giyen bisikletli polis timlerinin bu kiyafetleri profesyonel bisikletçilerin kiyafetleri örnek alinarak hazirlandi.

Haliç’e Eylül’de daliyor

Haliçe dalmayi bir süre erteleyen Gürtuna’nin Eylülde dalis yapacagi belirtildi. Haliç’in yüzülecek kadar temiz olacagi sözü veren Istanbul Büyüksehir Belediye Baskani Ali Müfit Gürtuna, ISKI Genel Müdürü Veysel Eroglu ile dalis egitimi almaya basladi. Gürtuna, “Haliç’te dalarak yillarin getirdigi özleme giderecegiz, hem de tarihe bir not düsmüs olacagiz” dedi. Ataköy Marina havuzunda egitim alan Gürtuna, dalmaktan zevk aldigini belirterek, “Bundan sonra dalmaya devam edecegim. Haliç’te dalma için de ayri bir merkez olusturacagiz” seklinde konustu.

Seffaf feribotlar geliyor

Istanbul Deniz Otobüsleri gelecek yil hizmete sokulacak dört adet seffaf feribotla hem durak siyisini artiracak hem de daha çok yolcu tasiyacak.
IDO yakit tasarrufu nedeniyle bu feribotlardaki yolculugu da digerlerine oranla yüzde 30 daha ucuza gerçeklestirecek. Sirket önümüzdeki yil Yenikapi’nin yanisira Anadolu Yakasi’ndaki Pendik Iskelesi’nden de, Yalova ve Bandirma’ya araç ve yolcu tasimaya baslayacak.

Kursunsuz benzin kullanin

Istanbullu’lar, havadaki kursun miktarina karsi uyarilarak, kursunsuz benzin kullanmalari önerildi. 1997’den bu yana ‘Kursunlu Benzine Hayir’ Kampanyasini sürdüren IBB yetkilileri, durumun vahimliginden bahsederek, kursunlu benzinin, ana rahmindeki çocuklari dahi tehdit ettigini ve 0-6 yas grubundaki çocuklarda zeka geriligine yol açtigini belirtti. Yapilan açiklamalara göre, kursunsuz süper benzine geçilmesi halinde atmosfere atilan kursun miktari 165 binden 145 bine düsebiliyor.

Plaj özlemi bitiyor

“Istanbul Özlenen Plajlarina Kavusuyor” Projesi hayata geçirildi. ISKI ve IBB tarafindan hazirlanan projenin ilk somut örnegi Büyükçekmece Koyu’nda gerçeklestirildi.

Kentsel tasarim

Üsküdar’da “Evimiz Istanbul Kadar Güzel” Kentsel Tasarim Kampanyasi yapildi. Istanbul Büyüksehir Belediyesi Baskani Ali Müfit Gürtuna katilimcilar arasindaydi.

Küçük Ayasofya restore ediliyor

Marmara Depremi’nde gördügü hasardan dolayi üç yildir yikilma tehlikesiyle karsi karsiya olan Küçük Ayasofya Camii nihayet restore edilecek. Yaklasik 1450 yillik bir geçmise sahip olan Küçük Ayasofya Camii’nin depremde kolon ayaklari, sütunlari ve kubbesinde büyük çatlaklar meydana gelmisti.

Beyazit Meydani göz kamastiriyor

Istanbul’un en önemli bölgelerinden biri olan Beyazit Meydani, kimlik degistiriyor. Beyazit Meydani’na ses, isik ve su oyunlari havuzu kuruldu. Ikinci etapta ise mydanda karmasa yaratan çay bahçeleri ve büfeler kaldirilacak. Süs havuzundaki sular rengarenk, isiklar içinde müzigin ritmiyle dans edecek.

SEKIZINCI SAYFA

Istanbul’un yüz aki Klassis

Istanbul’da Silivri’deki, Klassis Resort Hotel ve Klassis Golf & Country Club, son zamanlarin en gözde mekanlarindan biri oldu. Açik ve kapali havuzlar, uçsuz bucaksiz yesil alan, birçok sporun birlikte yapilabildigi alanlar ve mimari saheseri konaklama tesisleri Klasis adini yurtdisina duyurdu.

KLASSIS
RESORT
HOTEL
Istanbul’dan uzaklasmadan dogal bir ortamda konfor arayanlar için ideal bir dinlenme merkezi özelligini tasiyor. Yunan, Roma, Selçuk ve Osmanli stillerinin uyumlu bir sentezi olan Klassis Resort Hotel’de iç dekorasyon ince bir zevki yansitiyor. Geleneksel misafirperverligi modern teknolojinin getirdigi her türlü kolaylikla birlestiriliyor. Çogu deniz manzarali odalardan olusan Klassis Resort Hotel’de, 201 standart, 20 Özel, 10 Royal Suit, 5 apart, 14 havuz villa, 49 bahçe oda ve 5 bahçe villadan olusan konforlu oda bulunuyor.
Klassis Resort Hotel’in spor merkezi Actium’da aerobik, jogging, tenis, bowling ve daha birçok spor seçenekleri mevcut. Profesyonel egitmen ve antrenörler yeni bir spor ögretmek için ya da tekniginizi gelistirmek için çalisiyor. Normal havuzun yanisira özel isitilmis havuzda kisin yüzmenin keyfini de çikarabiliyorsunuz.
Zengin Mönü,
bol seçenek sizi
bekliyor, siz mekani seçin yeter
Klassis Resort Hotel’de gün, zengin açik büfe kahvaltiyla basliyor. Açik havada, Festus Restaurant’in terasinda veya ferah salonlarinda keyifli öglen yemekleri; bati ve dogu mutfaklarinin en leziz örneklerinin sunuldugu aksam yemekleri ile devam ediyor. Özel geceler için Cedrus Restaurant, hafif ve lezzetli yemekler için Actium tavsiye ediliyor.
Saglik ve güzellik merkezinde kisiye
özel program var
Saglik ve güzellikle ilgili tüm sorunlariniza çözüm getiren Lavnium & Clarins Instute, dünya çapindaki tüm yenilikleri Klassis Resort Hotel’in lüks ortami içinde sunuyor. Enstitü paket programlari, çekici alternatifler sunuyor. Bir hafta veya daha uzun süren zayiflama programlari sizi ideal kilonuza indiriyor. Stres giderme ve zindelesme programlari stresin zararli etkilerini azaltiyor, canlilik kazandiriyor. Güzellik ve cilt bakim programlari dünyaca ünlü kozmetik markasi Clarins ürünleri ile çok özel bir bakim sagliyor.

KLASSIS GOLF &
COUNTRY CLUB
Silivri’nin mese ormanlariyla kapli Istranca Daglari eteklerinde kurulan Klassis Golf & Country Club’te spora, eglence ve dinlenceye doyacaksiniz. Tasarimini dünyanin en iyi golf oyuncularindan Tony Jacklin’in yaptigi kulüpte 18 delikli 72 parlik 5850 metre uzunlugunda, avrupa standartlarinda golf sahasi bulunuyor.
1995 yilindan beri organize etmekte oldugu gerek ulusal, gerekse uluslar arasi golf turnuvalari ile ülkemizde çok yeni olan bu sporun tanitiminda ve gelismesinde önemli katkilar sagliyor.
Spor imkanlariyla
donatilmis
mükemmel bir
ortam sizi bekliyor
Yüzme, tenis, voleybol, basketbol, mini futbol, binicilik, özel jogging yaninda masa tenisi ve bilardo da sizleri bekliyor. 1000 kisi seyirci kapasiteli açik maneji, 450 kisi seyirci kapasiteli kapali maneji ile Klassis Golf&Country Club’ün binicilik merkezi, ulusal ve uluslar arasi turnuvalara ev sahipligi yapiyor. Profesyonel hocalar esliginde verilen dersler ve at üstünde jimnastik anlamina gelen “Voltige” ile at ve binici arasindaki dostluk pekistiriliyor.
Restaurantlar, barlar, eglence merkezi,
toplanti salonlari 24 saat hizmetinizde…
300 kisi kapasiteli ana restaurantinda uluslar arasi mutfaklarindan örneklerin bulundugu seçkin mönüler sunuluyor. Member’s Lounge, kislari sömine karsisinda, yazlari golf sahasini seyrederek üyelerin keyfini çikardiklari bir mekan. Eglence merkezinde bilardonun yani sira tilt, air hockey, langirt ve internet ile keyifli zaman geçirilebilir.
Klassis & Thalgo
Saglik Çiftligi’ndeki dogal ortamda
gençlik kürü…
Fransiz “Thalgo Cosmetic” firmasinin danismanliginda olusturulan saglik çiftliginde deniz yosunlari ile pek çok vücut ve cilt bakimi yapiliyor. Bünyesinde masaj odalari, sauna, cilt bakim odalari, kapali jimnastik havuzu, jet dus, küvet bakimlarinin yapildigi mekanlar, dinlenme odasi gibi birçok üniteyi bünyesinde bulunduran Klassis Golf & Thalgo Saglik Çiftligi, zayiflama, rahatlama ve güzellik programlari sunuyor.
Golf Hotel’de
orman manzarasi
görülmeye deger
Tüm gün doga içinde spor yaptiktan sonra Klassis Golf & Country Club bünyesinde bulunan Golf Hotel’de konaklamak mümkün. Her biri orman manzarali olan 110 oda ve 6 suitte; minibar, televizyon, telefon, saç kurutma makinesine kadar her sey düsünülmüs.

Poseidon Bebek’te

Bebek’te eski Rum balikçi lokantalari gelenegini sürdüren Yeni Günes, yenilenerek Poseidon Restauranti’na dönüstü. Ancak degisen sadece ismi degil, tarziydi da ayni zamanda. Poseidon, modern dekorasyonu, müsteri memnuniyetini her seyin üstünde tutan anlayisiyla Yeni Günes’i unutturmayi basarmis gözüküyor.
Yunan mitolojisinde denizlerin, adalarin ve sahillerin tanrisi anlamina gelen Poseidon’a gidenler, harika bir Bogaz manzarasiyla karsilasiyorlar. Bu manzara karsisinda yedikleri yemeklerden zevk almamalari mümkün degil. Bir de Poseidon’a özgü yemekler var ki yemeden gitmek olmaz. Tuzda balik, levrek bugulama, levrek marine, Poseidon köftesi ve pilavli karides en çok tavsiye edilen yemeklerden… Ayrica klasik meze çesitleri yaninda bütün deniz mahsullerini tadabilirsiniz.
Poseidon müdürü Binali Saritas, karsiliyor bizi. Müsterilere gösterdigi özen dikkatimizi çekiyor. Tek tek masalari dolasip müsterileriyle sohbet ediyor. Müsteri kelimesine karsi çikarak, “Buraya gelen herkes bizim misafirimiz. Gerçek anlamda Türk misafirperverligi denen o degeri burada yasatmaya çalisiyoruz.” diyor. Saritas’in deyimiyle “burada bulasikçidan müdüre kadar” bütün görevliler memnuniyeti saglamak için çalisiyorlar. Saritas, Poseidon’un hizmet anlayisini su sözleriyle vurguluyor:
“En gerçek hizmet saglik, sevgi ve mutlulukla paylasilan hizmettir.”
Poseidon Müdürü Binali Saritas, Bebek Oteli’nin altindaki Ambassadours lokantasinin yöneticisiyken, lokanta kapaninca Amerika’ya gidiyor. Amerika’da lokanta açan Saritas, üç yil o lokantayi islettikten sonra gelen teklif üzerine Bebek’e geri dönüyor ve Poseidon’u isletmeye basliyor.
Saritas’tan tarihi Rum balikçi lokantasi Yeni Günes’in dogusunu soruyoruz. Saritas Yeni Günes’in 60 yillik öyküsünü basliyor anlatmaya.
“1940 yilinda hizmete açilan balikçi lokantasi, 1966 yilina kadar Kara Niko’nun isletmeciligindeydi. Yaz aylarinda masalar binanin önünden denizin üzerine uzanan ahsap iskeleye dizilirdi. Iskelenin ahsap dösemesinin araliklarindan deniz görünürdü. Kitir kabak ve patlican kizartmasi, arnavut cigeri ile zeytinyagli pilakisi çok meshurdu. 1966 yilinda binanin mülkiyeti Ali Karakus’a geçti. Kara Niko ile ortaklik kurarak lokantanin ismini Yeni Günes’e dönüstürdü. 2 yil sonra Kara Niko ölünce Ali Karakus 2001 yilina kadar balikçi lokantasi gibi isletti. 2002 yilinda yenilenip gördügünüz gibi sik bir balik restaurantina dönüstü.”
Saritas, lokanta yenilenince ilginin iki kat arttigini ve müsterilerin bu yenilikten çok memnun kaldigini belirtiyor. Poseidon’un kalitesi, hizmet anlayisi disinda bir de fiyatlari merak ediyoruz. Acaba dört kisilik bir aile burada yemek yerse ne kadar hesap öder? sorusunu yöneltiyoruz. Saritas, “tatli ve meyve dahil dört kisilik bir ailenin yemek masrafi 150-180 milyon arasinda degisir.” cevabini veriyor.
Su güzelim yaz günlerinde sik masalar, nezih bir ortamda, üstelik Bogaz ayaklarinizin altindayken oturup yemegin tadini çikarmak isteyenlere duyurulur…

Tüketici Kösesi

Buzdolabi degistirildi
Funda Örer, Siemens’ten almis oldugu buzdolabini degistirmek için Tükoder’e müraacat etti. Tükoder’den alinan bilgiye göre, tüketici derin dondurucu diye satin aldigi buzdolabinin aslinda öyle olmadigini ögrenince parasinin iadesini istedi. Funda Örer, sikayetinde firmanin kendisini bir ay boyunca oyaladigini iddia etti. Bir ay sonunda Tükoder’e basvuran tüketici, Tükoder’in çabalari sonucu buzdolabini iade ederek, 680 milyon lirasini geri aldi.
Para geri alindi
Oruç Çakmakli adli tüketici, Trans Data sirketinden almis oldugu scanerden verim alamadigi sikayetiyle Tükoder’e basvurdu. Tükoder yetkililerinden alinan bilgiye göre, tüketiciye, iki gün içinde 220 milyon TL. para iadesi yapildi.
Yeni ürün verildi
Raif Ali Dinçkök, Nokia’dan aldigi üç tane cep telefonundan biri sorunlu çiktigi gerekçesiyle Tükoder’e sikayette bulundu. Tüketicinin yaptigi sikayete göre, Nokia 7650 model telefonlardan birinde program yüklü degildi. Tükoder’in çabalari sonucu, bir hafta içinde ürün yenisiyle degistirildi.
Sözlesme feshedildi
Hatice Boyacigil, Yenibozkurt Kapidan Pazarlama Sirketi tarafindan dolandirildigi iddiasiyla Tükoder’e sikayette bulundu. Tükoder’den verilen bilgiye göre, kapidan pazarlamacilar, 115 milyon lira degerinde bir ütü satarak, tüketiciye sözlesme vermedi. Tükoder sirkete ihtarname çektigini, sözlesmeyi feshederek Sanayi ve Ticaret Il Müdürlügü’ne basvurdugunu bildirdi.

DOKUZUNCU SAYFA

Otomobil uçar gider

Cadillac’tan son model otomobillere Ferrari’den yaris arabalarina kadar bir çok araci elinizde tutmaniz mümkün. Kursuni siyahtan can alici kirmizi renkle bezenen otomobilleri beklemeden gidip seçebilirsiniz.
Bu yer neresi mi? Otomobil tutkunlarinin ugrak yerlerinden biri, Kalyon Model Maket Evi…
Otomobillerle donanmis vitrini, her yastan insani kendine çekiyor. Degisik çesit ve boyutlardaki vitrine dizilen arabalar, ilgilenenlerin eglencesi haline geliyor. Otomobillerin gerçek büyüklügü küçültülerek yapilmis metal araçlar, gelenleri için yil ve boyutlara göre maket evinde sirali. Maket Evi’nin sahibi Hakan Çakin, babadan devraldigi isi hakkinda ilk olarak bunun meslekten ziyade bir tutku oldugunu vurguluyor. Bir otomobilin gerçek büyüklügünün 28’de biri, 24’de biri, 43’de biri kadar küçültülen metal oyuncaklar, detaylari atlanmadan küçük birer kopya gibiler… Hakan Çakin, otomobil tutkunlarinin vitrinlerini süsleyecek bu oyuncaklarin gösterisi ve detaylarinin inceliginin cezbettigini belirtiyor.
Yelkenli maket ugrasisi nedeniyle Baba Çakin’in basladigi is, Besiktas-Akaretler’de açilan dükkanla yaklasik 20 seneye dayanan bir deneyime imza atiyor. El emegi yelkenlilere otomobil oyuncaklar ekleniyor, zamanla koleksiyoncular için degismez yerlerden biri olup çikiveriyor. Meraklilar için arayis, dört yilik geçmise sahip olan Valide Çesme Yokusu’nda Kalyon Model Maket Evi’nde devam ediyor.
Hakan Çakin oyuncakseverler için 25-60 yas grubunun büyük ilgisinden söz ediyor. Son günlerde en çok ilgi görenler oyuncaklar içinse, klasik Amerikan modellerinin satildigini, gençlerin daha çok yeni spor otomobilleri tercih ettiklerini söylüyor. Oyuncaklarin fiyatlari söyle, 1/18 küçültülmüs otomobil oyuncak 40-125 Milyon arasinda, 1/24 küçültülmüs oyuncak 20 Milyon,
1/43 küçültülmüs oyuncak ise 25 ile 45 Milyon lira arasinda degisiyor.
Eger sizde bir arabam olsun diyorsaniz, ele avuca sigan modeller için Kalyon Model Maket Evi’ne ugramanizi öneririz.

Modasi geçmiyor

Sürüs keyiflerinden biri, günümüze kadar uzanan ve vazgeçilmez bir keyif haline gelen motosikletler… Hiz tutkusunun dogmasina büyük rolü olan iki tekerlekli modeller… Siyahlarin göz kamastirici etkisi bir yana artik yeni halleriyle motosikletler, tercihlerde ön sirada yer aliyor.
Yolun hakimiyetini tek basina yasamayi sevenlere ve seyri kavistik hareketlerle yapabilmeyle tanimlaniyor kimi motosiklet tutkunlarinca. Yolun seyrinde simdi kullananlarin üzerine bir forma gibi yapisan motosiklet’in getirdigi vazgeçilmezlik var. Hiz var…
Harley Davidson yazisi tasiyan her motosiklet, yolda kavistik hareketlere fazla izin vermez. Tüm ihtisamiyla seyredersiniz çevrenizi… Oysa gün geçtikçe deyim yerindeyse gaza basmak motosiklet ismiyle bütünlesti.
Agir motor Harley Davidson’un ününden sonra motosiklet keyfine yeni modeller eklendi. Böylelikle motosiklet tutkusu, hiz düskünlügüyle özdesleserek hizla yayilmaya basladi.
Yolda bir o bir siz…
Üniversite yüksek lisans ögrencisi Serkan Kirli (25), motosiklet tutkunlarindan biri. Kirli, motosiklet kullanmanin en ilgi çekici yanini, estetik ve kullanicisiyla bütünlesiyor, diyerek anlatiyor. Çok çesitli dizayn edilmis modellere artik rastlandigini da söyleyen Kirli, fazla abartili olmayan motosikletlere merakli. Bu motosikletlere örnek olarak Scoter’lari veriyor. Bu modeller, küçük 100 cc, 125 cc (hacim), otomotik vitese sahip, degisik renkte. Kirli, hem ucuz hem estetik diye degerlendiriyor ve Piyago’nun tercih ediyor.
Ister sehir içinde ister sehir disinda, yolunuz nereye düsecekse oraya… Tip ögrencisi Baris Atakay (26) ise, motosiklet cazibesinin özgürlük kavrami ile kisiyi bütünlestirdigi için büyük bir haz verdigini söylüyor. Atakay, hiz yapma konusunda motosiklete bindiginiz zaman sinirlarinizi bilmelisiniz, diyor. BMW marka motosiklet meraklisi Atakay, sinirlari zorlarken her zaman keyif almayabilirsiniz diyerek sürücüleri bir bakima uyariyor.
Motosikletlerin markalari ve serileri, yolda bas basa kaldiginiz araçtan ne istediginize göre önemlilik kazaniyor. Gün geçtikçe çesitler çogaliyor ve isteklere göre motosikletler, sekilleniyor. Motosiklet fiyatlari ise, ortalama 5 ile 10 milyar arasinda degisiyor.

Eskiye ragbet var

Eskitilmis giysiler 2002 yilinda moda oluyor. Spor, özgün alternatifler sunan tasarimlarda siyah ve kahverenginin hakimiyeti göze çarpiyor. Jean, triko, kadife, dantel, saten, deri ve kürk kombinasyonlari ile olusturulan konsept özel yikama ve boyama efektleri, baski ve nakis teknikleri ile zenginlestirilirken, çanta, kemer, taki gibi aksesuarlarla tamamlaniyor.

Lee her zaman gözde

Lee Jeans, sonbahar-kis sezonunda yepyeni ve dinamik bir perspektif getiriyor. Sonbahar-kis 2002-2003 koleksiyonuyla Lee, yeni bir görünüsün ötesinde yeni bir vizyonda getiriyor.

Ten’den yeni sütyen

Iç giyim markasi Ten, büyük gögüslü kadinlar için özel bir sütyen üretti. Özel dikis teknigi ve kesimiyle Ten tarafindan üretilen sütyen gögsü toparliyor, daha dik gösteriyor ve neredeyse bir beden küçültüyor.

Yeni ürün

Kamera avcisi

ABD’de 200 dolara satilan bu cihaz, bulundugu ortamdaki gizli kameralari tespit ediyor. Özel lazer teknolojisi ile etrafini kontrol eden SpyFinder, gizli kamera belirlediginde, isiklar ile kullanicisini uyarabiliyor.

Grand Theft Auto III
Türü: Action, PC/Playstation 2

PC dünyasina damga vuran oyunlardan biri olan GTA üçlemesinin en heyecan verici versiyonu olan GTA 3 yine oyunseverlerle bulusuyor. Oyuna geçmeden önce grafik ve ses kalitesinin çok basarili oldugunu söylemeliyim. Ayrica oyun, gerçekçilik açisindan da özene bezene yapilmis ve tabii bu da sizi iyice oyunun içine sürüklüyor. Liberty City’de baslayan ve siradan bir üçüncü sinif vatandasi olan karizmatik karakterimiz mafya tarafindan verilen görevlerle (73 görev, yan görevler, gizli paketler, silahlar ve arabalar) ufak ufak aranan bir isim olmaya basliyor. Oyun baslangiçta basit gibi gözükmesine karsin zamanla daha heyecanli ve zor bir hal aliyor. Bununla beraber siz verilen görevle mesgulken polisler tarafindan da hüsrana ugratilabilirsiniz. Eger gerçekten iyi bir sürücü iseniz bir süre kadar polisten kolayca kaçabiliyorsunuz. Ama ordunun gelmesi ve size yollari dar etmesi karsisinda yapacaginiz fazla bir sey olmadigini açikça belirtmeliyim. Siz görevleri basariyla bitirdikçe cebiniz kabariyor ve bununla beraber oyunda var olan diger 2 ada da maceraniza kaldiginiz yerden devam edebiliyorsunuz. (Bir de gizli adaya deniz üzerinden inis yapilabiliniyor.) Silah dükkanindan satin aldiginiz veya sokaktaki çeteleri pataklayip kolayca ele geçirdiginiz silahlari kendinizi korumak için kullanin. elinizde. Yasadiginiz sehirde zamanla daha fazlasini merak edecek, insanlara zarar vermeye baslayacak ve onlari öldürmeye baslayacaksiniz. GTA 3 eglendirmeyi bilen, ses ve grafik kalitesi yüksek ve bununla beraber kendisini uzun bir süre unutturmayacak bir oyun olarak raflarimizi süsleyecek.
Degerlendirme: %95

Colin McRae Rally 3
Türü: Yaris, PC/Playstation 2/NintendoGamecube/Xbox

Colin McRae Rally 3’ün otomobil modelleri hem hareket olarak, hem de hasar olarak çok gerçekçi hazirlanmis. En ufak bir kaza esnasinda aracinizdan kopup ayrilan parçalari ve kaportada olusan ezikleri görebiliyorsunuz. Ayrica her bir otomobil 14000 poligondan olusuyor ve bu da görüntü kalitesini arttiriyor. Yarisirken duvara sürtülen otomobilin aynasi kopup ayriliyor ve bu ayrinti da oyuna daha gerçekçi bir hava katiyor. Bununla beraber cama vuran yagmur damlalarinin inanilmaz gerçekçiligiyle hayret içinde kaldigimi belirtmeliyim
Degerlendirme: %98

ONUNCU SAYFA

Lüks Hayat’in külhanbeyi

O Lüks Hayat’in vazgeçilmez bir sanatçisi.O Lüks Hayat denince ilk akla gelen isimlerden biri. Evet ünlü tiyatro sanatçisi Zihni Göktay, magazin müdürümüz Nilgün Özcan’in sorularini içtenlikle cevapladi. Büyük bir keyifle okuyacaginizi umut ettigimiz bu güzel röportajin iste ayrintilari..
Klasik bir soruyla
röportajimiza
baslayalim. Siz
mektepli degilsiniz.
Alaylisiniz. Her
zamanda bunu
söylemekle iftihar
edersiniz. Tiyatroya nasil ve nerede
basladiniz?
Sanat hayatima 1961-62 yillarinda Eminönü Halk Evinde basladim. O yillarda Pertevniyal Lisesi’nde lise birde idim. Milli Türk Talebe Birligi, Eminönü Halkevi, Türkiye Milli Talebe Federasyonu, Gençlik Tiyatrosu ve Istanbul Üniversitesi Talebe Birligi’nde devam eden bir ögrenci tiyatrosu ve amatör tiyatro çalismalarim oldu. 1964 yilinda Ankara Meydan sahnesinde ilk kez profesyonel oldum. Yaklasik on yil gibi bir zaman Ankara’da kaldim. 1970’li yillarin sonunda Istanbul’a gelerek Sehir Tiyatrolari ailesine katildim. Ben konservatuar okumadim, halkevi amatör talebe birligi tiyatrosunda yetistim. 1973 yilindan bu yana da yaklasik 29 yildir da Istanbul’dayim.
Istanbul
dogumlu musunuz?
Evet. Istanbul Fatih dogumluyum. 2 Aralik 1945 yilinda. Fatih’te dogdum. Dogma büyüme Fatih’liyim bundan da gurur duyuyorum. Ankara’ya gittigim dönemlerde bile yazlari Fatih’e geliyordum. Daha sonralari Kadiköy’lü oldum. 26 yildir da Kadiköy Fener yolunda oturuyorum. Evliyim iki çocugum var.Ömer Göktay Konservatuar mezunu, olup Sehir Tiyatrolari Orkestrasinda kadrolu çalismakta.Yani baba ogul çalismaktayiz. Hem Pembe Konagin Gelinleri, hem de Saripinar 1914 ‘de çaliyor. Bir de kizim var. Semiha Sakir Lisesi’nde okuyor. Bu yil Lise son sinifta okuyacak. Kizim da Sinema Televizyon okumak istiyor. Esim Sevinç Göktay ise hiç bizimle ilgisi yoktur.Yani sanat hayatimla ilgisi yok. Kendisi komsumun kizi idi.26 yillik mutlu bir evliligimiz var. Kendisi SSK’dan emekli oldu. Ama üçümüzle ugrasmaktadir.
Su ana kadar kaç
oyunda rol aldiniz?
Toplam 78 oyunda rol aldim.Ilk oyunum Gogol’un “Müfettis”adli oyununda yargici oynadim. Rus oyunuyla basladim ve en son oyunum “Saripinar 1914”. Ama sürpriz olarak sezon ortalarinda çikacak olan bir oyun var. Simdiye kadar beni hep komedide seyreden seyircim çok agir bir Shakspeare oyununda basrolde seyredecekler. Bu oyunun adi ise “Üçüncü Richard’. Ben kral Richard’i oynayacagim.
Tiyatro yasaminizda oynamak isteyipte oynayamadiginiz
bir oyun var mi?
Gönlümdeki oyunu çok sükür oynadim. Sevdigim bütün oyunlari oynadim Gözüm arkada kalmayacak. Ama tek bir oyun daha var ki onu oynamayi çok istiyorum. “Cibali Karakolu” Muammer Karaca’nin oynadigi Komser Cafer Sabah rolünü kismet olursa ben oynayacagim. Onun için gözüm arkada degil.Allah saglik sihhat verirse önümüzdeki 5-10 yilin programi belli.
Lüks Hayat ile ilgili söyleyecekleriniz?
Evet Lüks Hayati tam tamina 18 yildir oynuyorum. Benim oynadigim tüm oyunlar hemen hemen 4-5 sezon hiç oyundan kalkmiyor. Oynadigim oyunlarin hepsi dolu gidiyor. Benimde böyle bir mutlulugum var. Seyirci beni çok seviyor. Ben de seyircimi çok seviyorum.
Çocuklarinizin sanat hayatinizdaki yeri?
Çocuklarimin da bize uymasi çok mutluluk verici bir olay. Ayni sahneyi kokluyoruz, birbirimizin ne dediginden anliyoruz. Benim onlardan kopuk bir hayatim olmadi. Sanatçi bir baba olmama ragmen evimden ayri bir hayatim olmadi. Ayni telden çaliyoruz. Çocuklarimin ayri dallari seçmeleri beni umutlandirdi. Sanat güzel bir sey. Tabi memleketimizde ne kadar degeri biliniyor, kaç kisi kiymetini biliyor? Magazin dünyasinda ama yinede biz mutluyuz. Kalan saglar bizimdir diye böyle bir mutluluk içerisindeyiz. Sehir tiyatrolari bizim baba ocagimiz. Isimizi seviyoruz ve severek de yapmaya devam edecegiz. Sahneler olmaya bilir, isik olmaya bilir ama seyirci olmazsa olmaz. Velinimetimiz seyircilerimizdir bizim. Bir parkta bile seyircilerimizle bulusup biz yine oynariz onlar bizi seyrederler.
Lüks Hayat ne
zamana kadar
devam edecek?
Allah izin verirse ben var oldugum sürece Lüks Hayat sürecek.

Almanya’yi fethettiler

Halk Egitim, Almanya’da festivaller ve el sanatlari sergilerinin açilmasi, tiyatro oyunlarinin sahnelenmesi ve bu gösterilerin Almanya’da yasayan Türk vatandaslar tarafindan izlenebilmesi için ataga kalkti.

Müzik

Nelly-Nellyville
Hiphop müzigin iddiali isimlerinden biri olan Nelly, albümüyle Amerika’da büyük bir basari elde etti. Hiphop dinlemekten hoslananlar için albümde siki parçalar var. Sokaklardan çikan Nelly, sarkilarin basinda kendinden de bahsediyor.

Kitap

Çekme ulan serefsiz
Gazetecilik zor is… On yildir gazete ve televiz yonlarda polis muhabirligi yapan Önder Sus oglu, kitapta dehset, nefret, hayret içinde oku dugunuz haberlerin hazirlanis asama sinda yasananlari anlat mis. Kitabi Parantez Ya yincilik yayinlanis.

Kaset

En çok satanlar
Yerli
1. Serdar Ortaç/Okyanus
2. Candan Erçetin/Neden
3. Sezen Aksu/Sarki Söylemek Lazim
4. Yildiz Tilbe/Haberi Olsun
5. Gülben Ergen/Sade ve Sadece Gülben
6. Mustafa Sandal/Kop
7. Ali Kirca/Habersiz Türküler
8. Mazhar Alanson/Türk Lokumuyla…
9. Nil Karaibrahimgil/Nil Dünyasi
10. Petek Dinçöz/Askin Tam Sirasi
Yabanci
1. Metro Dance Party
2. Power Hits 12
3. Goran Bragoviç/Tales and Songs…
4. Eminem/The Eminem Show
5. Red Hot Chili Peppers/By The Way
6. This Is Greece Volume. 4
7. Tiziano Ferro/Rosso Relativo
8. Shakira/Servicio de Lavanderia
9. Full Power 3
10. Enrique Iglesias/Escape

Sinema

Seni yok eden ne?
Senaryo ve Yönetmenligini Victor Salvara’nin yaptigi , Gina Philips, Justin Long, Jonathan Breck, Patricia Belcher, Etllen Breman, Tom Tarantini, Kim Kahana,Willi Bar ve Brandon Smith olmak üzere bir çok sanatçinin rol aldigi bu korku filmi 90 dakika sürüyor. Bugüne kadar gösterime giren korku filmleri arasinda belki de en ilginç ve en heyecanli diyebilecegimiz “seni yok eden ne?” adli film izleyenlere inaniyoruz ki unutamayacaklari bir 90 dakika yasatacak. Yapimciligini Almanya ve ABD’nin üstlendigi bu filmi, korku filmi severlere kaçirmamalarini tavsiye ediyoruz.

Kuslar kanatli uygarlik
Yapimciligini ve yönetmenligini Jaques Perrin yaptigi, Kurgusunu Mark-Josephe Yoyotte, müziklerini Bruno Coulais’in yaptigi bu çizgi filmi özellikle çocuklarin kaçirmamasi gerekir. Uçmak, rüzgar gibi gitmek, havalanmak, süzülmek… Sinema,insanoglunun çaglardir süren uçma düsünü baska hiçbir mecranin yapamadigi gibi yeniden alevlendiren bir güç. Bu filmde kus sürüleri izleyicileri bir bölgeden baska bir bölgeye, hem yakina, hem de dünyanin öbür ucuna götürüyor. Bu filmi izlerken kendinizi gökyüzünde uçuyormus gibi hissedeceksiniz.

Blade II
Guillermo Del Toro’nun yönetmenliginde çekilen Blade II’de Wesley Snipes Blade rolünde oynarken Kris Kristofferson, Norman Reedus, Leonar Varela, Luke Goss, Ron Perlman, Matthew Schulze, Thomas Kretschmann, Danny John Jules, Tony Curran, Donnie Yen, Marit Velle Kile ve Daz Crawford baslica rolleri paylasiyorlar. Ikinci kez beyaz perdede olan Blade, korku sinemasinin klasikleri arasina girmeyi basaran bir film. Moskova’da geçen hikaye seyirciyi sürüklüyor. Korku filmi severler sakin kaçirmayin.

ONBIRINCI SAYFA

‘Isik adinin temasi ATATÜRK’tür’

“1996 yilinda egitim-ögretim hayatina baslayan Isik Üniversitesi, 117 yillik köklü bir egitim gelenegi olan Fevziye Mektepleri Vakfi’nin eseridir. 1885 yilinda Feyz’i Sibyan Mektebi ile hizmet vermeye baslayan kurumumuz; Mustafa Kemal Atatürk’ün okudugu Semsi Efendi Mektebi’yle bütünlesmis olmanin hakli onur ve gururunu tasimaktadir.
Nisantasi, Ayazaga ve Erenköy’deki anaokullari, ilkögretim okullari ve liseleriyle çocuklari ve gençleri isiklandirmayi sürdürmüs olan egitim dünyasinin önde gelen seçkin kurumlari arasinda yer alan Fevziye Mektepleri Vakfi, 1996-1997 Egitim-Ögretim Yili’nda da Isik Üniversitesi’ni akademik hayata baslatarak, egitim zincirine son halkayi eklemistir.
Saglam temeller üzerine kurulan Üniversitemizde, çogu Isik Lisesi mezunu egitimciler görev yapmaktadir. Isik geleneginden güç alan ve çagdas egitim anlayisina sahip olan dinamik ögretim kadrosu ile Üniversitemiz; gençlerin gelecegine isik tutmaktadir. Fevziye Mektepleri Vakfi Egitim Kurumlari; 1885’ten günümüze kadar uzanan sürede, daima modern egitim yöntemlerinin uygulayicisi olmayi ilke edinmistir.
Modern bir altyapiya sahip Üniversitemizde gençlere; katilimci egitim yöntemleriyle uluslararasi nitelikte uzmanlasma olanagi sunulmaktadir. Fen-Edebiyat Fakültesi, Iktisadi ve Idari Bilimler Fakültesi, Mühendislik Fakültesi ile Fen Bilimleri Enstitüsü’nde; 80’in üzerinde tam zamanli, 70’in üzerinde de yari zamanli seçkin akademisyenin verdigi Ingilizce egitimle gençler; elestirel düsünme becerisi kazanarak, çagdas degerlerle donanarak, kendilerini gelistirerek lider kisilikli bireyler olarak hayata hazirlanmaktadir. Isik Üniversitesi; yaklasik 200’ü burslu 1500 ögrencisine mesleki egitim vermenin yani sira onlari; kültür, sanat ve spor etkinliklerine de yönelterek; Atatürk Ilke ve Inkilaplari isiginda, çok yönlü bireyler olarak aydinlatmayi; evrensel niteliklerle donatmayi sürdürmektedir.
Isik Üniversitesi; Bilgisayar Mühendisligi, Elektronik Mühendisligi ve Isletme Bölümlerinden 2000 yilinda ilk mezunlarini vermistir”seklinde konusarak, Fevziye Mektepleri Vakfi ve Isik Üniversitesinin genis bir tanimini yapan Isik Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Siddik Yarman üstüne basa basa ” Isik adinin temasi Atatürk’tür. Biz de o gün bugündür Isik adini Atatürk’ün anisina onurla tasimaktayiz “diyor.
Üniversitenin
amaci kar degildir
Üniversite kar amaci gütmez. En önemli kaynagi ögrencileridir. Onlara yön veren onlari bütünlendiren onlari hamur gibi yoguran bilim insanlari da üniversitelerin diger degerli temel kaynagini olusturur. Üniversite yönetimi ele alindiginda üniversitelerin çok büyük isletmeler oldugunu göreceksiniz. Örnegin, her üniversiteyi bazen büyük bazende küçük bir belediye olarak adlandirabiliriz. Içinde eger yurtlari varsa, lojmanlari varsa yasayan insanlara hizmet sunan bir kurumsa, ayrica ögrenciye bilimsel hizmet sunuyorsa, o isletmenin büyüklügü kendiliginden ortaya çikar. Ayrica, isletmeyi yönetenlerinde görevlerininde ne kadar önemi oldugu anlasilir. Öyle ki, hizmetin büyüklügü ve çesitliligine göre, bazen üniversiteler bir kasaba konumundadir. Istanbul Üniversitesi gibi büyük bir üniversiteyi ele aldiginizda, buranin sehir konumunda oldugunu dahi varsayabilirsiniz. Oranin yönetimi de bir ilçe veya bir kent yönetimi gibi ele alinabilir.
Yönetici birikimli
olmali…
Üniversite yöneticilerin çok birikimli olmasi gerekiyor. Bu is, sadece egitimle olmaz. Bu profesyonel bir görevdir. Amerika’da da bu is böyle algilanir. Ancak, Türkiye’de bu sekilde algilanmiyor. Akademisyenler arasindan oylama suretiyle seçim yapiliyor, özel bir seçim suretiyle rektör is basina getiriliyor. Bizde böyle ilginç bir prosedür var. Yöneticinin öncelikle, hem egitim çok iyi biliyor olmasi lazim, hem isletmeciligi çok iyi biliyor olmasi gerekiyor. Üniversiteyi ayakta tutabilmek için çok saglam mali kaynaklari olmali. Alt yapinin ne oldugu bilinmeli, ayrica, bilim ve teknolojinin nasil gelistigini de özümlemelidir yönetici… Diger önemli bir konuda, üniversiteyi yöneten tepe yöneticiler, kaynak yaratabilme kabiliyetine sahip olmalidir. Kaynak savurganligi yapilmamali, tam tersine ögrenciler lehine çok iyi kullanilmalidir. Olaya bu sekilde bakildigi zaman üniversite yönetimi için, büyük bir isletme ve büyük bir holding yönetimine benzer diyebilirim.
Isletmeci çok
yönlü olandir
Isik Üniversitesi 72 üniversite içerisinde akademik basari olarak Türkiye’deki en iyi bes arasindadir. Zaten en iyi bes üniversitenin üç tanesi vakif üniversitesidir. Bilkent ve Baskent birinci ve ikinci, Hacettepe üçüncü, Ortadogu dördüncü, Isik ise besincidir. Vakif üniversitesi olarak bu basari çok önemlidir. Çünkü biz vakif üniversitesi yöneticileri olarak, devlet üniversitelerinde klasik yönetim anlayisina karsiyiz. Yönetim anlayisimizda taban tabana zittir. Öncelikle, paramizin devletten gelmesini beklemeyiz. Paranizi kendiniz üretmiyorsaniz, o zaman paranin degerini hiç bilmezsiniz. Kaynaklarinizi optimal sekilde kullanamazsaniz. Nasil olsa para yukaridan geliyor diye düsünürsünüz. Bir vakif üniversitesi rektörünün hem çok iyi bir bilim adami, hem çok iyi bir yönetici hem çok iyi bir isletmeci, hem de çok iyi bir is adami olmasi lazim. Çünkü, elinizdeki bulunan paranin degerlendirilmesi bile basli basina bir istir.
Teknolojiye
yöneldik
Öte yandan Isik Üniversitesini teknolojiye yönlendirdik. Elektronik, bilgisayar, endüstri mühendisligi, matematik, fizik, isletme bölümümüz var. Dolayisiyla, teknolojiyi de çocuklara sunmamiz lazim. Yatirimlarimizi harcamalarimizi ona göre yapmamiz lazim. Bu çalismalari da planlamak, insanlari tesvik etmek zorundayiz. Bu çok yorucu bir tempodur. Isin bir de sosyal boyutu var. Dis iliskiler, kendinizi tanitmaniz da basli basina bir is. Dolayisiyla çok yönlü olmak gerekiyor. Günümüzde iyi bir yöneticinin isleri iyi götürmesi için sistemini tam anlamiyla kucaklayip, anlatilanlari anlamasi lazim. Iyi bir yöneticinin bilimsel alt yapiya ve enformasyon, bilisim teknolojisine sahip olmasi gerekir. Ileriye baktigi zaman bir on seneyi hissedebilmelidir.
Gençlerin vizyonu
açik olmali
Gençlere tavsiyem bir defa vizyonlarini çok açik tutmalilar. Tek yönlü degil, çok yönlü olmak durumundalar. Ne yapmak istediklerini iyi bilmeleri lazim. Üniversitenin de onlari yönlendirmesi lazim. Türkiye’de artik lafla is degil, elle is yapacak duruma geldik. Çocuklarin pratik olarak yetismesi lazim. Üretmek gerek. Gençler devletten artik ekmek yemesinler. Türkiye’nin kosullari belli, kendi islerini kendileri kurmalari lazim veya bir araya gelip ortaklasa isler yapip memleketi sürüklemeleri sart.

Ögrencilere is bulma garantisi

Isik Üniversitesi’nin mezunlari hatta ara siniflardaki ögrencileri, saygin kurum ve kuruluslarda is olanagi bularak çalismaya basladilar.
Ingiltere’ye staja giden Afsar Karcioglu isimli Isik Üniversitesi Enformasyon Teknolojileri Bölümü 2. sinif ögrencisi, staj sonunda firmadan is teklifi aldi.
Üniversite yönetimine durumu bildirerek 1 yil izin alan ögrenci, çalistigi firmada bölüm yöneticiligine getirildi.

Kaliteli bilim adami yetisiyor

Isik Üniversitesi bu yil yeni bir uygulama ile gençlere kucak açti. Isik Üniversitesi’nden yapilan açiklamada “Isik Üniversitesi’nde Fen-Edebiyat Fakültesi’nde tamami burslu Fizik Bölümü ve yine tamami burslu egitim veren Matematik Bölümü ile Türk bilim hayatina kaliteli bilim adami yetistirmektedir.” denildi. Ayrica bu yil her iki bölüme de 15’er burslu ögrenci ÖSS ile alinacagi bildirildi.

Haydi, çocuklar dis hekimine

Dentistanbul hekimleri, aileleri uyariyor ve çocuklarin agrilar baslamadan dis hekimleri ile tanismasi gerektigini vurguluyor. Ailelerin dis sagliginin takipçiliginin çocuklara hijyen egitiminin verilmesi ile baslayacagini belirten Dentistanbul dis hekimleri, artik korkunun tarihe karistigini ifade ederek dis sagligina gereken önemin verilmesi için çagrida bulunuyor.
Dentistanbul Yönetim Kurulu Üyesi Muammer Çorbacioglu, okul çagindaki çocuklarin yasadigi korku hakkinda sunlari söyledi:
“En güç olan ailelerin bilinçlendirilmemesi. Çocuklari hep igneyle korkutmalari sonucunda, çocuklarin buraya oturmasinda çok büyük sikintilar yasiyoruz. Beyaz önlüklü bir insani gördükleri zaman korkuyorlar. Bilinçlendirmek için gerekli periyotlarda kontrole gelinmesi gerekli.”
Bu korkunun asilmasinda Dentistanbul hekimleri kapilarini küçüklere açiyor. Belli periyotlarda bir eglence alani gibi herhangi bir tedavi yapmaksizin tedavi olanlari görmeleri korkuyu yenmek için bir olanak. Dentistanbul sagladigi bu yöntemle çocuklarin üçüncü seanslarda çok rahatladiklarina isaret ediyor.
Ailelerin süt disleri çürüklerinin önemsemediklerini söyleyen dis hekimi Semra Aydin, sözlerine söyle devam ediyor: “Süt dislerinin çürüklerini önemsemek gerekli oysaki. Nasilsa çürük dislerin düsecegini ve alttan saglam dislerin gelecegi düsünülüyor. Ama bu ileride sorun yaratiyor. Çocuklarda mevcut olan çürük disler, hem bir enfeksiyon kaynagi oluyor hem yer kaybina neden oluyor. Çünkü süt dislerindeki olusan çürükler bir madde kaybi olusturuyor. Madde kaybi sonucunda disler birbirinin üstüne yatabiliyor ve alttan gelen daimi disler için çok az bir alan kalmasina neden oluyor. Çürük sonrasi olusan bakteriler arkasindan gelen saglam dislerin olusmasinda yapisal bozukluklara neden oluyor.
Okul çagindaki çocugun enfeksiyondan dis çarpikliginda kadar uzanan sorunlarla karsilasabilecegine dikkat çeken hekimler, düzenli kontrolün önemliligini vurguluyor. Erken teshisle gelen tedavi çocuklarin ileride büyük sorunlar yasamasini engelliyor. Ancak çocuklarin öncelikle dis hekimleriyle sorun yasamadan önce tanismalari gerekiyor. Bu konuda ailelere görev düsüyor.
4-12 yas arasindaki çocuklarin dis sagligini koruyabilmeleri için ailelerin dikkat etmesi gerekenler söyle siralanabilir: Agiz ve dis bakimi, firçalama egitimi, çürüklerin tedavileri, daimi dislere geçislerde hazirliklar, yeni çikan daimi dislerin çürüge karsi korunmasi, tedavi edilmeyen ya da çekilen süt disleri yerine daimi dislerin çikma zamanina kadar kullanilacak yer tutucular yaptirmak, ergenlik çagi geçislerinde diseti sorunlari tedavi edilmesi, çocuklarda darbe ve yaralanmalarla süt dislerin tedavilerinin bekletilmeden yapilmasi, ortodontik tedavilerin erken tanisi ve kisa süreli ortodontik tedavilerinin baslatilmasi.
Adres: Yildiz Cad. No:55 Besiktas/IST.
Tel: 0212.327 40 20 Pbx

Sadece paylaşmak için...Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+

Yorum yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*