SAYI 27

BİRİNCİ SAYFA

Tarih oldular!..

Tarihi ve ahşap evlerin bolca bulunduğu Beşiktaş’ta ardı ardına çıkan yangınlar tarihi binaları yok ediyor. Tarihi binaların yanışını yaşlı gözlerle seyreden vatandaşlar, bu konuya el atılmasını istiyorlar. Ortaköy Ali Paşa Konağı’nda çıkan yangının ardından aynı mahallede ahşap bir evin aynı ay içinde yanması kafaları karıştırdı.
Geçtiğimiz ay içinde Ortaköy’deki Alipaşa Konağı’nın gece yarısı çıkan bir yangın sonucu kullanılmaz hale gelmesi semt sakinlerini üzüntüye boğdu. Ortaköy Palanga Caddesi üzerindeki konağın çatısında başlayan yangın kısa sürede diğer katlara yayıldı. İtfaiye her zaman olduğu gibi park halindeki otomobiller yüzünden yangına müdahalede zorluk çekti. Yangın sonrası tarihi konak kullanılamaz hale geldi.
Öte yandan konağın üst katında oturan Sonuç Ulus’un yeğeni Kırklareli Büyük Mandıra Belediye Başkanı Hülya Gürman, konağın kundaklandığını iddia ederek “Teyzem ile alt kattaki restoran sahibi bir tartışma yaşamıştı” dedi.
Yazısı sayfa 5’te

SÜREKLİ kazıyorlar

BEŞİKTAŞ’ta aylardır süren ve bir türlü bitmek bilmeyen kazı çalışmaları semt sakinlerini adeta canından bezdirdi. Kazının uzun sürdüğünü kabul eden yetkililer ise, 100 yıllık bir sorunu tamamen ortadan kaldırıp konuyu çözüme kavuşturduklarını söyledi
Yazısı sayfa 4’te

Yıldız Sarayı PARAMPARÇA

Beşyüz dönümlük araziye yayılmış olan Osmanlı saray komplekslerinin sonuncusu olan Yıldız Sarayı, içlerinde TBMM, MİT ve Diyanet İşleri’nin de bulunduğu 14 kuruluş tarafından paylaşılıyor.
Yazısı sayfa 4’te

Elleriniz kırılsın

Ortaköy’de eli tüfekli magandalar ördek katliamı yaptı. Kıyıdaki insana alışmış 20 yabani ördekten tam 16 tanesi acımasızca öldürülürken herkes olaya seyirci kaldı
Yazısı sayfa 5’te

ÜÇÜNCÜ SAYFA

BEŞİKTAŞ çiçek açtı

Beşiktaş Belediyesi’nin düzenlediği “İdealimdeki Beşiktaş” kültür sanat etkinlikleri tüm hızıyla sürüyor. En son “İdealimdeki Sokak” adını taşıyan duvar resim yarışması sonucunda seçilen duvar resmi, Ortaköy’deki bir törenle sergilendi. Törende, tüm Beşiktaşlılara, “En güzel çiçeklendirilmiş bakımlı bina ve bahçe” yarışması’na katılmaları çağrısında bulunuldu. Beşiktaşlıların yaşam kalitesini arttırmak amacıyla yapılan yarışmada binasını boyayıp çiçeklendirenler ödüllendirilecek.
“İdealimdeki Sokak” duvar resim yarışması üniversite öğrencileri arasında yarışma yapılarak belirlendi. Törende, “Ortaköy- Dereboyu sonundaki sokağın idealini çizen üniversite öğrencileri, çizdikleri “İdealimdeki Sokak” duvar resmini kamuoyuna ve sokak sakinlerine sergilediler. Yarışmada, Mehmet Güleryüz, Balkan Naci İstimyeli ve Bedri Baykam gibi isimler jüri üyesi olarak yer aldı. Yarışmada seçilen öğrencilere, Yusuf Namoğlu ve Bedri Baykam tarafından plaket verildi.
Düzenlenen törende, jüri üyeleri arasında bulunan Bedri Baykam, “Örnek bir kentin öncülüğünü yapan Namoğlu’na gerek bir sanatçı gerekse bir Ortaköylü olarak teşekkür ediyorum.” dedi.
Namoğlu ise, “Binaların boyanması ve çiçeklendirilmesi için indirim uygulayacağız. Amacımız Beşiktaş’ı en kısa sürede güzelleştirmek. Gelin belediyeyle birlikte ideal Beşiktaş’ı yaratalım.” diye konuştu.
1 Eylül 2002’de sona erecek yarışma, En Güzel Çiçeklendirilmiş Balkonlu Bina, En Bakımlı Binaların Oluşturduğu Sokak ve En Güzel Düzenlenmiş Bahçe kategorilerinden oluşuyor. Yarışmada belirlenecek ilk üç yarışmacı çeşitli hediyelerle ödüllendirilecek. Birinci seçilen binaya jeneratör, ikinci seçilen binanın her dairesine mikrodalga fırın, üçüncü seçilen binada her daireye elektrik süpürgesi verilirken; birinci seçilen sokaktaki tüm dairelerin çöp vergisi sponsor tarafından kaldırılacak. Birinci seçilen sokağın muhtarına fotokopi makinesi, birinci seçilen bahçeye ise bahçe koltuk takımı verilecek.

Gençler duvar boyadı

İdealimdeki Beşiktaş Duvar Resim Yarışması’nda birinci ve ikinciler Mimar Sinan Üniversitesi ve Marmara Üniversitesi resim bölümü öğrencileri arasından seçildi. Mimar Sinan Üniversitesi’nden Burcu Perçin, Zeynep Özdemir ve Marmara Üniversitesi’nden Elif Özdemir birinci seçilirken; yine Mimar Sinan’dan Elin Özgöcen, Aslı Özok ve Erol Yurdakul ikinci seçildiler. Kazananlara ödül olarak, birincilerin bir haftalık İtalya kültür gezisi ve seyahat masrafları ve ikincilerin Antalya Kiriş Le Jardin Oteli’nde bir hafta tatil ve seyahat masrafları karşılanacak. Üçüncülere Beşiktaş, Akatlar ve Levent Kültür Merkezleri’nin yıllık programlarındaki gösterimlere bir yıllık ücretsiz giriş bileti verilecek.

Engel tanımıyorlar

“Engelleri Kaldırıyoruz Bahar Şenliği” geçtiğimiz ay Barbaros Hayrettin Paşa Meydanı’nda yapıldı. Beşiktaş Belediyesi tarafından düzenlenen, İstinye Rotaract Derneği ile Beşiktaş Engelliler Spor Kulübü’nün de destek verdiği şenlikte özürlü gençlerin basket maçı büyük ilgi gördü. Beşiktaş Belediye Başkanı Yusuf Namoğlu’nun başlattığı oyunda fiziksel engelli gençler, profesyonel basketçilere taş çıkarttı. Athena’nın “12 Dev Adam” müziğinin eşliğinde süren karşılaşmada sanatçı Bora Meriç de mini bir konser verdi. Belediye Başkanı Yusuf Namoğlu, “Geleceğe güvenle bakabilmek için gençlerimizi özürlü-özürsüz ayrımı yapmaksızın spora özendirmemiz gerekiyor” dedi.

DÖRDÜNCÜ SAYFA

YILDIZ SARAYI PARAMPARÇA

Beşyüz dönümlük araziye yayılmış olan Osmanlı saray komplekslerinin sonuncusu Yıldız Sarayı, içlerinde TBMM, MİT ve Diyanet İşleri’nin de bulunduğu 14 kuruluş tarafından paylaşılıyor. 19. Yüzyıl Osmanlı tarihine damgasını vuran saray, bu haliyle parçalanmış izlenimini uyandırıyor. Yıldız Sarayı Müzesi Müdürü Sabahattin Türkoğlu, “Yıldız Sarayı zaman içinde bölündü. Şu an için önemli olan kullanılan binalara iyi bakılmasıdır. Tarihi eserlere iyi bakıldıktan sonra bir sorun olmaz.” diyor.
Bugün Yıldız Sarayı’nın birimleri içinde 21 tanesi Yıldız Sarayı Müze Müdürlüğü’nünken; 7 birim TBMM’ye bağlı Milli Saraylar Daire Başkanlığı’na; 6 birim Yıldız Teknik Üniversitesi’ne; 4 birim İslam Konferansına; 2 birim MİT’e; 1 birim İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne; 1 birim Diyanet İşleri Başkanlığı’na ait.
Yıldız Sarayı, II.Abdülhamid tahttan indirilmesinden itibaren şanssız günler geçiriyor. Önce II.Abdülhamid’in eşyaları dağılmaya başlıyor. Eşyalarının bir kısmı o zamanların tek müzesi olan Arkeoloji Müzesi’ne verilirken; kütüphanedeki bütün eserleri İstanbul Üniversitesi’ne, silah koleksiyonu Askeri Müze’ye veriliyor. Daha sonra da saray dağılmaya başlıyor. Cumhuriyet’in ilanından sonra Harp Akademileri olarak kullanılan Yıldız Sarayı, zaman içerisinde parçalanarak ayrı kuruluşlara tahsis ediliyor. 1979 yılında saray bölümü Kültür Bakanlığı’na geçen Yıldız Sarayı içindeki bazı birimler, belirli hizmetlerin verilmesi için çeşitli kuruluşlara veriliyor. Ancak bir protokol yapılarak belirli bir zaman dilimi kullanılması şartıyla veriliyor. Yıldız Sarayı, şimdi aralarında TBMM, Yıldız Teknik Üniversitesi, Büyükşehir Belediyesi, MİT ve Diyanet İşleri Başkanlığı’nın da bulunduğu 14 kuruluş tarafından kullanılıyor.
Müze Müdürü Türkoğlu, “Bu kuruluşlardan bazıları çok iyi kullanırken bazısı da gereği gibi bakamıyor. Mesela İslam Konferansı Kültür Tarih ve Sanat Teşkilatı bünyesindeki birimlere çok iyi bakıyor. Fakat belediye bütün imkanlarına rağmen gereken bakımı yapamıyor.” eleştirisini getiriyor.
“Yıldız Sarayı’nı kimse ziyaret etmiyor”
Türkoğlu, Yıldız Sarayı’nın ziyarete açılmış olmasına rağmen çoğu kimse tarafından bilinmediğinden yakınıyor. Türkoğlu,
“Ben buraya müdür olduktan sonra salonları teker teker restore ederek büyük bir müze yarattık. Halka açılalı birkaç yıl oldu ama kimsenin haberi yok. Her gün 200-300 kişi ziyaret etmeli. Burası sıradan bir saray değil ki. Yakın geçmişimizin çok önemli olaylarına sahne olmuş bir saray. Mesela, Sevr Anlaşması burada imzalanmış. Ayrıca bence Atatürk İstiklal Harbi’nin kararını burada almıştır. İnsanlar bunu bilmiyor. Ben ilgiyi arttırmak için rehberli turlar yapıyorum. Grupları alıp bizzat kendim gezdiriyorum; anlatıyorum. Ancak halka bunu duyurmak için sürekli gündeme getirmek gerekir” diyor.
Kültür Bakanlığı ve
Yıldız Sarayı Müze
Müdürlüğü
Musahip Ağalar Dairesi (Müzeleştirilecek)
Gedikli Cariyeler (Tiyatro Müzesi)
Usta Kalfalar (Gedikli Cariyeler’in devamı olan müze)
Çiçek Serası (Yıldız Sarayı’nın bahçesinde)
Kızlarağası Dairesi
Kadın Efendiler Dairesi
Kadın Efendileri Dairesi
Hazinedar Usta Kadın Dairesi
Cariyeler Dairesi
Saray Tiyatrosu
Hususi Daire (Müze Müdürlüğü)
Kaskat Köşkü
Kilar-ı Humayun
Küçük Mabeyn
Büyük Mabeyn
Marangozhane (Sultan II. Abdülhamit’e ait eşyalar sergileniyor)
Silahhane
Ada Köşkü
Cihannüma
Limonluk Köşkü (Yıldız
Sarayı’nın bahçesinde)
Harem İç Kapısı
Milli Saraylar Daire Başkanlığı
Av Köşkü
Ahırlar
Hasahır
Çiçeklik
Limonluk
Şale Köşkü
Eski Elektrik Fabrikası
Yıldız Teknik
Üniversitesi
Şehzadegan Daireleri
Dershane
Agavat Dairesi
Hünkar Dairesi (Rektörlük binası)
İslam Konferansı
Çit Kasrı
Set Köşkü
Yaveran ve Bendegan Dairesi
İstanbul Büyükşehir Belediyesi
Güzel Sanatlar Galerisi (Şehir Müzesi)
Milli İstihbarat
Teşkilatı
Arabalık
Eczahane
Diyanet İşleri
Başkanlığı
Yıldız Camii
Dış Karakol
Türkiye Yazarlar Sendikası, Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi, Yıldız Sarayı Vakfı, Devlet Türk Müziği Topluluğu Korosu ortaklaşa kullanıyor.
Arabacılar Dairesi
Ekonomik ve Toplumsal Araştırmalar Tarih Vakfı, Türk Kültürüne Hizmet Vakfı, Edebiyat Müzesi ve Yahya Kemal’i Sevenler Derneği tarafından kullanılıyor.
Hususi Kiler
Bir kısmı Yıldız Üniversitesi’ne ait bir kısmı da Yıldız Sarayı Müzesi görevlilerinin lojmanı olarak kullanılıyor.
Hünkar Mutfağı
Bir kısmı Yıldız Üniversitesi’ne ait bir kısmı da Yıldız Sarayı Müzesi görevlilerinin lojmanı olarak kullanılıyor.

Sürekli kazıyorlar

Beşiktaş’ta İSKİ tarafından aylardır hummalı bir kazı çalışması yapılıyor. Semt sakinleri, bir taraftan çalışmaları takdir ederken diğer yandan şikayet ediyor. Daha iyi hizmet verileceği için bir bakıma sevinen Beşiktaşlılar, sokakların delik deşik olması ve doğru düzgün yürüyemedikleri nedeniyle de çalışmalardan yakınıyorlar. Ancak kazı çalışmaları uzunca bir süre daha devam edecek. Çünkü İSKİ, Beşiktaş’taki kazılarını 26 Nisan 2003’te bitirmeyi planlıyor.
Beşiktaş meydanındaki kazı çalışmalarını bitiren İSKİ, şu anda Ihlamur Kasrı önündeki çalışmalarını sürdürüyor. İSKİ Basın Danışmanlığı’ndan yapılan açıklamaya göre, Beşiktaş’ın alt yapı sorununa asırlık çözüm getirildiği vurgulanıyor. Yağmur sularının atıksu kanallarına bağlı olduğu ve aşırı yağışlarda taşmalara yol açtığı için atıksu ve yağmur kanallarını ayrı ayrı döşeyen İSKİ, şu açıklamalarda bulunuyor:
“Beşiktaş Ihlamur Kasrı önünde Ihlamurdere Tonoz Islahı ve Atıksu Toplayıcıları İnşaatı işine 28 Ocak 2002 tarihinde başlanılmıştır. Çeşitli çaplarda 4265 m. atıksu kanalı ve yağmursuyu kanalı ile 950 m. uzunluğunda tonoz ıslahı yapılması hedeflendi. Bugüne kadar 1036 m. atıksu kanalı, 250 m uzunluğunda yağmursuyu kanalı inşaatı gerçekleştirildi. Ancak bu bölgede altyapı ve trafik yoğunluğu sebebiyle çalışmalar uzun sürmekte, bazı günler sadece 3 m. boru döşenebilmektedir. Bu durum işin zorluğunu gösteriyor. Çalışmalar genellikle gece saatlerinde yapılarak çevreye fazla sıkıntı vermemeye dikkat ediliyor. İdaremiz ile Beşiktaş Belediyesi arasındaki protokol gereği çalışmaların tamamlanması akabinde yolun asfaltı Beşiktaş Belediyesi tarafından yapılacak.”

Muhtarların sesi

Her ay bu sütunlarda
Yerel yönetimlerin en önemli birimlerinden biri olan muhtarların sesine her zaman önem veren Gazete BEŞİKTAŞ, bundan böyle her ay bu sütunlardan mahallelerin sorunlarını sizlere yansıtacak

Elektrik direkleri tehlikeli
Bizim mahalledeki elektrik direkleri yıkılmak üzere. Çevre sakinleri durumdan çok rahatsız olduklarını söylüyorlar. BEDAŞ direkleri yenilemedi. Ancak bugüne kadar 77 sokağımızın 64’ündeki elektrik hatlarını yer altına aldı. BEDAŞ’tan rica ediyoruz kalan 13 sokağımızın direklerini söküp elektrik hatlarını yer altından geçirsinler. Vatandaşlarımız direklerin düşeceğinden korkuyorlar. Ayrıca çirkin bir görüntü yarattıkları için şikayet ediyorlar.
Sabit Akgün-Mecidiye Mah.
Sorunumuz halk pazarı
Bizim en büyük sorunumuz Levent meydanındaki halk pazarı İSKİ ve belediye tarafından kaldırılmak isteniyor. İSKİ’nin su deposu Beşiktaş ve Şişli’nin içme suyunu karşılıyor. Pazara girip çıkan belli olmadığından İSKİ’nin su deposuna sabotaj yapılabileceği gerekçesiyle pazarı kaldırmak istiyorlar. Belediye de bu duruma onay verecekmiş. Vatandaşlarımız pazarın kaldırılmasını istemiyor. İSKİ’den gelen yetkililerle görüştük. Pazarın kapatılmasını ancak Ağustos sonuna kadar erteledik. Bir de belediye başkanımızla konuşup kapatılmamasını isteyeceğiz.
Muzaffer Türk-Levent Mah.
Yetkililerden yanıt bekliyoruz
Mahallemizde 10 elektrik direği tarihi denilebilecek kadar eski. Her an yıkılabilir diye korkuyoruz. BEDAŞ’a geçen sene şubat ayında bir dilekçe gönderdik. O gün bu gündür cevap alamadık. Onun dışında bir de sinyalizasyon talebimiz var. Nüzhetiye ile Deryadil Sokağı arasındaki kavşakta can ve mal kaybına yol açan kazalar oluyor. Üstelik orada Cumartesi günleri semt pazarı kuruluyor. Bu da tehlikenin boyutunu daha da arttırıyor. Bu sorunumuz için de İstanbul Büyükşehir Belediyesi Ulaşım Daire Başkanlığı Ulaşım Koordinasyon Müdürlüğü’ne bir dilekçe yazdık. Dilekçenin üstüne bir ay geçmesine rağmen ondan da bir haber çıkmadı.
Cengiz Hacıömeroğlu-Muradiye
Sivrisinekle mücadele edilsin
Sivrisinek mücadelesinin yapılmasını istiyoruz. Boş olan yerlerin kamu yararına kullanılması en büyük isteklerimiz arasında yer alıyor. Sokak lambası olmayan yerlere de direklerin konularak aydınlatmanın sağlanmasını istiyoruz.
Özden Gönül-Gayrettepe Mah.
Polenler sıkıntı yaratıyor
Geçen ay yaşadığımız sokak lambaları sorunumuz yavaş yavaş hallolmaya başladı. Polenlerle ilgili sıkıntımız var. Kaymakamlıktan kavakların kesilmesi için yazı geldi. Biz de vatandaşı buna hazırlıyoruz. İtirazlar için önlem alıyoruz.
Murat Kirmanlı-Akatlar Mah.
Ampul bulundu lamba değişiyor
Çok büyük olumsuzluklar yaşamıyoruz. Sokak lambaları sorunumuzu TEK ile halletmeye başladık. Ampuller bulunmuş. Yanmayan lambalar biriktikçe onlara haber veriyoruz ve lambalarımız takılıyor.
Edip Umar-Nispetiye Mah.

BEŞİNCİ SAYFA

Tarih oldular!..

Ortaköy’de son bir ay içinde tarihi binaların yanması kasıt ve kundaklama var mı? sorularını gündeme getirdi. Ali Paşa Konağı’ndan sonra Çifte İmamlar Sokağı’nda ahşap bir evin yanması sonucu savcılık soruşturma başlattı.
Özel bir televizyon kanalında konuyla ilgili açıklamada bulunan Mehmet Demirel, Ortaköy’de son bir yıl içinde 20’ye yakın evin yandığını belirtti. Demirel, yapılan incelemeler sonucunda aynı kişiye ait altı binanın yakıldığının tespit edildiğini söyledi. Demirel, “Bu durum insanın aklına bir kasıt olabileceğini getiriyor” dedi. Gazete Beşiktaş olarak kendisiyle görüştüğümüz Demirel,
“Olay soruşturma kapsamında olduğu için herhangi bir açıklama yapamayacağım. Çünkü savcılık basına bilgi vermemin sakıncalı olduğunu söyledi. Dün akşam üç şüpheli göz altına alındı. Savcılık incelemelerini sürdürüyor. Olay aydınlanınca gereken açıklamayı yapacağım.” diye konuştu.
Mecidiye Mahallesi Muhtarı Sabit Akgün ise şu açıklamalarda bulundu:
Ortaköy’de olan son yangınlarla ilgili çeşitli varsayımlar var. Alipaşa Konağı tamir edilen tarihi bir binaydı. Söylenenlere göre, konağı tamir eden işçiler patronlarından para alamayınca konağı yakmışlar. En son Çifte İmamlar Sokağı’nda yanan ev ise boştu. O sokakta bir cinayet olmuş ve cinayete istinaden o evi yakmışlar. Tabi bunların hepsi dedikodu da olabilir. Biz varsayımlar üstüne hareket edemeyiz. Yangınlarda herhangi bir kasıt var mı bilemiyorum. Ancak çevre sakinleri çıkan bu yangınlardan son derece rahatsız. Huzursuz oldular. Bir de sokaklar dar olduğu için itfaiye ekibi yangını söndürmek için epeyce vakit kaybetti. Diğer yandan başka bir konuya dikkat çekmek istiyorum. Mahallemizde terkedilmiş, kime ait olduğu bilinmeyen metruk binalar var. Yaz aylarında olduğumuz için o evlerde yangın çıkma tehlikesi bulunuyor. Belediyeye bu konuyla ilgili dilekçe yazdığımızda bize, “o binanın sahibini bulun. Biz de yıkalım. Ama sahibini bilmediğimiz bir binayı yıkamayız” dediler. Dileriz ki başka yangınlar çıkmasın.

Elleriniz kırılsın

Ortaköylüler geçtiğimiz kış Ortaköy kıyılarına inen ve ardından hayvansever dükkan sahiplerince beslenen ördekler için ağlıyor. 20 adet yabani ördekten 16’sının kimliği belirsiz kişilerce pompalı tüfeklerle öldürülmesi üzerine Ortaköylüler adeta kan ağlıyor. Çevre esnaf katliamın üst üste üç gece sürdüğünü belirterek hiçbir yetkilinin olaya dur dememesini de eleştirerek suçluların bir an önce yakalanmasını istiyor.

Atatürkçüler buluştu

Atatürkçü Düşünce Derneği, 19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramı dolayısıyla her sene düzenlediği geleneksel gecesinde bir araya geldi. Paradise Gemisi’nde 26 Mayıs’ta düzenlenen gece, Dernek Başkanı Uğur Seten’in ‘Günümüz Siyaset Ortamında Atatürkçülük’ kapsamında yaptığı konuşmasıyla başladı. Derneğin 3’üncü kez bir araya geldiği gecede önemli isimlerden Prof. Dr. Ahmet Ercan, Prof. Dr. Semih Eryıldız, Gazeteci – Yazar Cengiz Özakıncı katıldı. Derneğin Başkanı Uğur Seten, sahip oldukları ilke ve değerlerle çalışmalarına tüm hızıyla devam edeceklerini ve çağdaş bir anlayışta Atatürkçü düşüncenin ilerleyişteki öneminden söz etti. Yönetim Kurulu Üyelerinin de söz aldığı gecede Rahmi Titiz, Doç.Dr. Funda Gün, Prof. Dr. Şinasi Özdemir ve Fadime Yıldırım, emektar olarak bünyelerinde dolu dizgin çalışan isimlerine teşekkür plaketi verdi.

ALTINCI SAYFA

Zor seçim!..

Başbakan Bülent Ecevit’in rahatsızlığı dolayısıyla gerilen piyasalar, erken seçim haberleriyle daha da tedirgin oluyor. Ekonomiden Sorumlu Devlet Bakanı Kemal Derviş, seçimin ekonomiyi bozmayacağını söylerken, siyasi parti liderleri öyle düşünmüyorlar ve seçime şiddetle karşı çıkıyorlar. Bunun nedeni de liderlerin bir seçim durumunda halka söyleyecek bir şeylerinin kalmaması. İktidara gelmeden önce, millete bir çok şey vaat eden liderler, iktidara geldikten sonra bunları gerçekleştirmek şöyle dursun, uyguladıkları politikalarla hem halkı daha da yoksullaştırdılar hem de yarattıkları güvensiz ortam ve belirsizliklerle vatandaşların geleceğe olan güven duygularını da yok ettiler.
Bunda arka arkaya gelen iki krizden sonra ekonomik sorunların daha da derinleşmesinin ve geleceğe yönelik beklentilerin hala olumluya çevrilememesinin yanı sıra, Avrupa Birliği politikalarına ilişkin kuşkuların da rol oynadığı biliniyor.
Bu durumda liderler seçimden korkmasınlar da ne yapsınlar?

DYP beklemede

DYP Genel Başkanı Tansu Çiller, tüm teşkilatlarıyla yıllardır Türkiye’yi dolaştıklarını belirterek “biz her zaman seçime hazırız. Millet seçim istiyor” dedi. DYP Genel Başkanı Tansu Çiller bu hükümetin uzun ömürlü olmadığını söyledi.

CHP hazır

CHP Genel Başkanı Deniz Baykal bu hükümetin Türkiye’yi yönetme konusundaki ısrarının ülkeye çok ağır bir bedel ödettirmekte olduğunu söyleyerek “çok uzun olmayan bir gelecekte sandık milletin önüne gelecek. Seçimi görüyorum” dedi.

‘AB’ye EVET, Kıbrıs tavizine HAYIR’

Kıbrıs görüşmelerinin tamamlanmasında son tarih olarak kabul edilen haziran sonu yaklaştıkça adada gerilim artıyor. Avrupa Birliği ve BM, özellikle Türk tarafından ödün bekleyerek Denktaş’ı sıkıştırıyor. Rumlar ise, sorunu AB’ye havale etmenin rahatlığı içinde uzlaşmaz tutumlarını sürdürüyor. İşte siyasi partilerimizin Beşiktaş İlçe Başkanlarının bu konu ile ilgili görüşleri.
Demokratik Sol Parti Beşiktaş İlçe Başkanı Beyhan Yüksel
Kıbrıs Barış Harekatı’yla özgür ve bayındır bir Türk Devleti’ne sahip olan Kuzey Kıbrıs’ta kesin çözüme doğru müzakereler devam etmektedir. KKTC Cumhurbaşkanı Sayın Rauf Denktaş, Kıbrıs Türklerinin ve Türkiye’nin haklı davasına sahip çıkmış, yıllardır her platformda anlatmış ve bu uğurda üstün bir çaba göstermiştir. Türkiye’de bu çabaların arkasında olduğunu her zaman için göstermiştir.
Daha önce yapılan yanlışlar ve verilen ödünlerle tehlikeli bir dönemece giren Kıbrıs konusu DSP’nin 1997-1999 döneminde iktidarı paylaştığı sırada gerçekçi temellere oturtulmuş ve AB ile ilişkilendirilmesi reddedilmiştir. DSP, sorumluluğu altındaki Kıbrıs Politikası ile KKTC halkını yeniden özgüvene ulaştıran bütün gerekli adımları atmıştır.
Sayın Denktaş’ın iyi niyetle başlattığı yüz yüze görüşme süreci, AB’nin etkisiyle hareket eden Rum Kesimi’nden beklenen karşılığı alamamıştır.
Dışişleri Bakanımız Sayın İsmail Cem, 29 Nisan 2002 tarihinde Fransız Uluslar Arası İlişkiler Enstitüsü’de yaptığı konuşmada Kıbrıs Adası’nın gerçeklerinin “tek ada, iki millet, iki devlet” esaslarına bağlı olarak değerlendirilmesi gerekliliğine işaret ederek, Kıbrıs konusunda gerçekçi ve kalıcı bir uzlaşmanın adada var olan iki devletin egemen eşitlik ve ada üzerinde Türk-Yunan dengesinin korunması prensiplerine tam tamına sadık kalmakla mümkün olabileceğini bir kez daha vurgulamıştır.
Hükümet protokolünde de “KKTC’nin kazanılmış haklarının korunmasına ve geliştirilmesine yönelik politikalarımız kararlılıkla sürdürülecektir” denmektedir.
Kıbrıs meselesini Avrupa Birliği yolunda bir handikap olarak görenler yakın geçmişin dayanılmaz acılarını ve zalimliklerini unutmamalıdırlar.
Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin hukuka aykırı başvurusu sonucunda AB üyeliği gerçekleşirse, Adadaki barış ve huzurun olumsuz etkileneceği açıktır. Ayrıca bu durumu Türkiye’nin de kabul etmesi mümkün değildir. Türkiye’nin Kıbrıs’ta taviz vermeyeceği ve Kıbrıs Türklerinin karşılaşacağı her türlü baskıya karşı de tepkisini göstereceği Dışişleri Bakanlığımızca her platformda ifade edilmektedir.
Ne yazık ki AB, Rum kesimiyle üyelik müzakerelerini sürdürerek Rumların uzlaşmaz tavrının devamına neden olmaktadır. Fakat unutulmamalıdır ki, Türkiye kendi sorunları ne denli ağır olursa olsun, KKTC’nin bütün sorunlarını taşıyabilecek ve çözecek durumdadır.
Milliyetçi Hareket Partisi Beşiktaş İlçe Başkanı Yalçın Polat
MHP Beşiktaş İlçe Başkanı Yalçın Polat, “AB için Kıbrıs’ta egemenlik haklarımızdan vazgeçemeyiz” dedi. Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne girmesine karşı olmadıklarını söyleyen Polat, Kıbrıs’ta Rum tarafından da ödün gelmesinin şart olduğunu, tek taraflı dayatmalarla Kıbrıs meselesinin çözümünün mümkün olamayacağını belirtti.
“Avrupa Birliği, sorunun çözümü için her iki tarafa da eşit baskı yapmalıdır ve öncelikle de KKTC’nin egemenliği tanınmalıdır. Ancak bu şekilde iki toplumun eşit şartlarda masaya oturmasının sağlanabileceğini ve müzakerelerden sonuç alınabileceğini söyleyen Polat, “Karşılıksız taviz vermeye bir kere başladık mı, Rumlar işi Ege, Güneydoğu, Karadeniz ve hatta İstanbul’u istemeye kadar vardırırlar” dedi.
Yalçın Polat ayrıca, “Bugün Avrupa Türkiye’ye çifte standartla yaklaşmaktadır. Bütün özveriyi de bizden beklemektedir. Eğer Avrupa Birliği’ne gireceksek şerefimizle girelim” dedi. Kıbrıs sorununun haziran ayı sonuna kadar çözüme ulaşmasının da ancak bu şekilde mümkün olabileceğini belirten Polat, asıl acele etmesi gereken tarafın Rum tarafı olduğunu söyledi.
Polat ayrıca bir soru üzerine, Kıbrıs’ta istenen sonuca varıldığı takdirde AB’nin yıl sonunda Türkiye’ye üyelik müzakereleri için tarih vereceğine pek inanmadığını da belirtti.
Anavatan Partisi Beşiktaş İlçe Başkanı Muvaffak Batur
Kıbrıs meselesi bizim için çok önemlidir. Orada kanımız akmıştır. Ancak, bu meselenin de artık çözümü gerekmektedir. Oysa tam tersi, kemikleştiğini görüyoruz. Sayın Rauf Denktaş büyük bir Türk milliyetçisidir ama, görüşmelerden bir sonuç almak istiyorsa söylemlerinde biraz daha esnek ve yapıcı olması gerekiyor. Neticede 1974 yılında değil, müzakere masasındayız.
Türkiye’nin AB’ye girmesini istiyoruz. Avrupalı olup AB’nin seçkin bir üyesi olmak durumundayız. Kıbrıs bu yolda önemli stratejik bir adımdır. Türkiye’nin tam üyeliğinin Kıbrıs’la doğrudan ilintisi vardır. Bu bağ kurulmuştur. Kıbrıs’ın iki kesimliliğini kabul eden federatif yapısı kabul edildiği takdirde sorun çözümlenecektir.
Yıl sonunda AB’den müzakere tarihi alınıp alınamayacağı konusunda biraz belirsiz olduğunu kabul ediyorum. Çünkü, AB’nin başka kriterleri de vardır ve hepsi birlikte bir bütünlük arz etmektedir.
Doğru Yol Partisi Beşiktaş İlçe Başkanı Kadir N. Şeker
AB’nin Türkiye’nin üyeliği konusunda Kıbrıs bağlantılı bir talebinin olmasını doğru bulmuyoruz. Bu konuda hiçbir taviz verilmesinden yana değiliz. Genel Başkanımızın deyimiyle, bir çakıl taşının bile verilmesine razı değiliz.
Öte yandan, Kıbrıs sorunun değil haziran sonu, bir gün bile beklemesine tahammülümüz yoktur. Bir an önce çözüme ulaşması mutlaka gereklidir.
Kıbrıs’ta AB’nin isteği yönünde bir çözüm olabileceğine ihtimal vermiyoruz. AB bu konuda dayatma yaptığı müddetçe, müzakerelerin çıkmaza gireceği kanaatindeyiz. Zaten mevcut hükümet bu müzakereler konusunda hiçbir somut adım atmamıştır.
Adalet ve Kalkınma Partisi Beşiktaş İlçe Başkanı Mustafa Sipahi
AKP Beşiktaş İlçe Başkanı
Türkiye AB üyeliğine aday olmakla Haziran 1993’te gerçekleştirilen Kopenhag kriterlerine uyum yükümlülüğü altına girmiştir. Kopenhag zirvesinde sıralanan kriterlerin karşılanması durumunda, aday ülkelerin AB’ye üye olabilecekleri kararı alınmıştır. Bu kriterler, Aralık 1995 tarihinde düzenlenen Madrid Avrupa zirvesinde onaylanmıştır. Bunlar sadece Türkiye’den istenen özel şartlar değildir. Türkiye’yi rahatsız eden Kıbrıs sorunu ile ilgili bölümler ise, Aralık 1999’daki Helsinki zirve toplantısında ortaya çıkmıştır. Türkiye 2000-2001 yıllarında konuyla ilgili çok önemli bir şey yapmamıştır. Türkiye’nin çıkarları yine her şeyin üzerinde olacaktır, ama bizden istenenleri de hemen yapmaya başlamalıyız. Yoksa, uzun ince bir yolda yıllarca yürür dururuz.
Kıbrıs’taki gerçek; bugün adada 2 ayrı devlet olduğudur. Dolayısıyla, yapılması gereken iki tarafın eşitliğine dayalı egemen cumhuriyetler arasında yeni bir ortaklık kurmaktır. Siyasi eşitlik, geniş otonomi, ayrı ayrı parlamentolar, dönüşümlü başkanlık, bakanlar kurulunda eşitlik, tek temsil ile Türkiye ve Yunanistan’ın garantörlükleri böyle bir yapının temel unsurları olmalıdır. Meselenin haziran ayı sonuna kadar çözüme kavuşması zor bir ihtimal olsa da, herkesin katkılarıyla ortak bir çözüm bulunabilir. Federe bir devlet kurulabilir. Eğer Türkiye AB’ye bir an önce adım atmak istiyorsa, çözümlerde yardımcı olmalıdır. Başlamış olduğu bu sürece devam etmelidir. Geri dönüş olmamalıdır.
Türkiye, müzakere tarihi alabilmek için, Kopenhag kriterlerini uygulamış, Maastricht anlaşmasında yer alan ekonomik maddeleri de nispeten yerine getirmiş olmalıdır. Ayrıca Helsinki zirvesinde belirtilen konular üzerinde olumlu sinyaller verebilirse, bu yıl sonu itibariyle müzakere tarihi alabilir.
Cumhuriyet Halk Partisi Beşiktaş İlçe Başkanı Müslim Eriş
Bugünlerde Kıbrıs ve AB ilişkileri dış siyasetimizde önemli bir yer tutmaktadır.Ulusumuz Avrupa Birliği’ne katılmayı istemektedir. Açıkça buna cephe alan bir partide (marjinal küçük partiler hariç) yoktur. Ancak Ulusumuz bunu isterken de “ne pahasına olursa olsun” dememektedir. Bir bedel olarak sunulan “Kıbrıs’ın feda edilmesi” istemine karşıdır. Mesut Yılmaz’ın gerekirse Kıbrıs’ın feda edilebileceği ifadesi toplumda derin yaralar açmıştır. Böylesine aymaz söz ve davranışlar, Kıbrıslı Rumların ve AB yöneticilerinin direnişini arttırmakta, Kıbrıs sorununun çözümünü zorlaştırmaktadır.
Türk toplumunun coğrafya olarak hak ve özgürlüklerini garanti altına alan bir oluşumun gerçekleşmesini istiyoruz. Londra ve Zürih anlaşmalarına göre, Rum Kesimi tek başına herhangi bir birliğe veya pakta üye olamıyor. Avrupa Birliği, sadece Rumları üyeliğe aldığı takdirde Ada’nın bölünmüşlüğünü zımnen kabul etmiş olur. Dolayısıyla, KKTC’nin Türkiye ile entegrasyonu meşruiyet kazanır.
Kıbrıs’ta AB’nin istediği gibi bir çözüme ulaşılırsa, Türkiye’ye müzakere tarihi verilip verilmeyeceği konusu belirsizdir. Başka kriterlerde var. Üyelik için o kriterleri de yerine getirmeyi taahhüt etmişiz; ve süreç devam ediyor.
Biz CHP olarak, Kıbrıs konusunun AB’ye girmek için pazarlık konusu yapılmasına karşıyız. Son söz olarak; Avrupa Birliği’ne evet, Kıbrıs’ın feda edilmesine hayır!
İşçi Partisi Beşiktaş İlçe Başkanı
Mehmet Ali Aktaş
AB, Türkiye’yi Avrupa kültürünün bin parçası olarak görmemektedir. Türkiye’nin Müslüman bir ülke oluşu, din ve kültür olarak bir bütün halinde Türkiye’nin AB kültüründen farklılığı AB gözünde büyütülmektedir.
Türkiye’nin büyük nüfus potansiyeli, siyasi ağırlık yanında ekonomik ve sosyal yönlerden de AB’yi korkutmaktadır. Avrupa Birliği sınırlarını çizmiştir. Almanya eski başbakanı ve AB’nin çeşitli kademelerinde görev yapanlar; AB’nin sınırının Yunanistan-Türkiye sınırında son bulması gerektiğini, Yunanistan’ın Avrupa kültürü ile özdeşleştiğini, Türkiye’nin ise gerek kültür ve gerekse ekonomik ve sosyal yapısı ile Avrupa’ya yakışmadığını ve AB’ye alınmasının olanaksız olduğunu defalarca açıklamışlardır.
Kıbrıs, batmayan uçak gemisidir. Türkiye’nin savunması ve Avrasya’nın ön cephesi olması açısından büyük önem taşımaktadır. AB Kıbrıs’a hakim olursa, Ortadoğu ve Kafkasların elli yıllık geleceğini ipotek altına alır. Oysa, bilindiği gibi bu bölgeler dünyanın enerji yataklarının başında gelmektedir. Bu yüzden Avrupa Birliği bugün Türkiye’den Kıbrıs’ı terk etmesini istemekte, aksi durumda AB ordusu ile tehdit etmektedir.

YEDİNCİ SAYFA

Gazetemize ödül

İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları tarafından bu yıl düzenlenen 18. Gençlik Günleri Festivali çerçevesinde Gazete BEŞİKTAŞ, ödüle layık görüldü. Şehir Tiyatroları’ndan Hümay Güldağ ve Arif Akkaya’nın sunuculuğunu üstlendiği ödül töreni, Eresin Oteli The Pub salonunda çok sayıda davetlinin katılımıyla gerçekleşti. Festival Komisyonu başkanı Bahtiyar Engin’in açış konuşmasını yaptığı gecede Şehir Tiyatroları Yönetim Kurulu adına Ali Taygun ve Genel Sanat Yönetmeni adına Hilmi Zafer Şahin’in konuşmalarının ardından Gençlik günleri tanıtım filmi davetlilere izlettirildi. TRT, Star TV, Star gazetesi, Hürriyet, Sabah, Milliyet ve Radikal gazeteleri başta olmak üzere çok sayıda basın mensubunun ödül aldığı gecede Gazete BEŞİKTAŞ’ın ödülünü Magazin Müdürümüz Nilgün Özcan aldı.

‘Seyircimiz tembel’

Sinema deyince akla gelen ilk isimlerden olan eleştirmen, yazar Atilla Dorsay, bu ay Gazete BEŞİKTAŞ’ın konuğu oldu. Magazin Müdürümüz Nilgün Özcan’ın sinema ve festivalleri içeren sorularını tüm içtenliği ile Gazete BEŞİKTAŞ okuyucuları için açıkladı.
İstanbul Film Festivali hakkındaki görüşleriniz?
Ben sinema eleştirmeni değil aynı zamanda festivalin danışma kurulunda da olduğum için objektif olarak bakmam zor. Festivalde 1982 yılından beri çalışıyorum. Bu benim çocuğum gibi. Ama festival,çok ciddi çabalarla oluşturuluyor. Sinema Festivali, sinemaya çok ciddi kraterlerle yaklaşan, 180 firma arasında, insanlara geniş bir seçme imkanı veren , hiçbir yıl görkemini kaybetmeyen gayet olumlu bir etkinlik olarak görüyorum. Bu yıl filmler yeterince iyi değil şeklinde şikayetler geliyor. Bende o zaman yanlış seçimler yaptınız diyorum. O zamanda şu eleştiri geliyor.”İyi ama bizi yanlış seçimler yapmaya siz zorladınız çok film getirdiniz” deniyor. Bir başka deyimle bizim seyircimiz tembel .Bizim seyircimiz istiyor ki atıyorum 20 film seçilsin herkes buna gitsin mutlu olsun .Ama biz bunu yapmak istemiyoruz. Dünya sinemasının bir yıl içindeki tüm panoramasını vermek istiyoruz. Ayrıca Sinema Tek’in olmadığı bir ülkede, bir takım vesilelerle mesela bu yıl sinemanın tarihini de vermek istiyoruz. Ama bizim insanlarımız tembel olduğu için festivalde çok film var deyip sevinecekleri yerde iyi filmleri seçemedik deyip bir takım yakınmalarla geliyorlar. Bende bunu anlamakta güçlük çekiyorum.
Türk Sineması
nereye gidiyor?
Türk sinemasını beğeniyorum. Türk sineması çok ciddi bir atılım içinde. Bir kere kendi seyircisini buldu. Daha doğrusu yeni bir seyirci kitlesi buldu. Klasik Türk Sinema seyircisi , 60-70’li yıllardaki en parlak günlerindeki klasik Türk Sineması her hafta bu filmlerle dolu salonlara oynamasını sağlayan seyirci zaten yaşlandı. Bunlar artık evlerinde televizyon seyrediyorlar Yeni genç, dinamik bir seyirci yarattı Türk Sineması. Üstelik dış ülkelerde çok önemli başarılar kazandı Türk Sineması. Ömer Kavur, Atıf Yılmaz gibi ustalara yurt dışında toplu gösteriler yapılıyor. Türk Sineması oldukça iyi bir yerde.
Yabancı filmler
sizce nasıl?
Sinema piyasasında bir genişleme var. Amerikan filmleri günü gününe geliyor. Bundan hiç şikayetçi değilim. Umut Sanat, UİP, Warner Bros, Özen Film, bile filmleri bize günü gününe izletiyor. Hatta Yıldız Savaşlarının yeni bölümleri çıktığı gün Amerika’da aynı gün Türkiye’de. Bundan ben gocunmuyorum. Dünya artık büyük bir gemi. Hepimiz aynı gemideyiz. Aynı anda aynı şeyleri izlemek bir ayrıcalık.

Hat yine gözde

Ortaköy Kültür Merkezi’nde “Hat Sergisi” açan İbrahim Keçeli ile hat sanatı ve yarattığı yeni teknik üzerine söyleştik.
Hat sanatı nedir?
Hat, İslamiyet ülkelerinde gelişen bir sanattır. İslamiyetin doğmasıyla birlikte putperestliği önlemek için heykeller ve resimler yasaklanmıştır. Bu durumda sanatkar ruhlu insanlar kendilerine bir çıkış yolu aramışlar ve hat sanatını keşfetmişlerdir. Ortaya koyduğu eserlerle çok da başarılı olmuşlardır.
Hat sanatında kağıt üzerine Kuran’dan alınan ayetler yazılıdır. Bu ayetler divit denilen ince uçlu kalemlerle itinayla yazılır. Yazılar, Allahın tek ve Hz. Muhammed’in onun elçisi ve kulu olduğunu yazan tevhidler, selavatlar, besmeleler ve İslamiyete hizmet etmiş insanların yol gösterici değerli sözlerinden seçmelerdir. Bu yazılar levhalar haline getirilince eser ortaya çıkar.
Bu sanat üzerine çalışan çok insanımız var. Fakat hat sanatçılığı yapılması zor bir iştir. Sabır ve özen ister.
Sizin hatlarınızın
özelliği nedir?
Ben hat sanatında kendime özgü bir tarz yarattım. Bu tarzım daha önce kimse tarafından yapılmadığı için ilk ve tek olma özelliğini koruyor. Genellikle eser için seçilen yazılar, kağıt veya ağaç üzerine yapılırdı. Fakat ben halis ipek üzerine işliyorum. İpek üzerine nakış yapanlar var. Fakat divitle benim geliştirdiğim tarzda yapan kimse yok. İpek üzerine yazıldığı için de ilk günkü halini çok uzun yıllar boyunca muhafaza eder. Hatta hiç bozulmaz. Size bir örnek vereyim. Deniz Müzesi’nde Barbaros Hayrettin Paşa’nın ipek bayrağı vardı. Dikkat ettim hiç bir bozulma izine rastlayamadım.
Size özgü tekniği biraz açabilir miyiz?
3 mm. kalınlığındaki kartonun üzerine kurutma kağıdı onun üstüne de biraz daha geniş boyutlarda kesilen ham ipek kartonun üzerine gerilerek arkaya dikiliyor. İpek arkadan yapıştırılıp bir daha hareket etmemesi sağlanıyor. Sonra işlenecek ayet divit uçla ve özel mürekkeple gayet dikkatli bir şekilde yazılıyor. Divit kalem sıfır beş kalem ucundan bile incedir. Mürekkep derinlemesine işleyip alttaki kağıda aynı şekilde çıkıyor. Renklendirmek için kullanılan boyalar ipek boyasıdır. Ne solar, ne de yıkandıkça çıkar. Boyalar ipeğe daha çok dayanıklılık verir. Bozulmasına imkan yok.

SEKİZİNCİ SAYFA

Kalbine iyi bak

Türk Kalp Vakfı, şifa dağıtıyor… Vakıf, geçen yıl yenilenen teknolojisi, son model araç ve gereçleriyle hizmetine tüm hızıyla devam ediyor.
Kalp sağlığını geliştirme düşüncesi etrafında 27 yıl önce klinik olarak hizmet vermeye başlayan Türk Kalp Vakfı, bugüne değin yapısını yenileyerek sağlık merkezi niteliğinde hizmet veriyor. 2001 yılının kasım ayından gerçekleştirdiği yeniden doğuş diye nitelenen yapılanmayla Türk Kalp Vakfı, Türkiye’de bir ilki gerçekleştiriyor.
Türk Kalp Vakfı, kalp sağlığı ve korunmasına yönelik çalışmalarını kapsayan 26 yılı geride bıraktı. Vakıf, yeni yıla çağdaş düzeydeki aktif olarak hizmete geçen yeni tesisleriyle girdi. Bünyesini yeniliklere açık tutmayı hedefleyen ve esnek düşünmeyi esas alan vakıf, Kalp Damar Hastalıkları ve Genel Sağlık Kontrol Merkezi düzeyinde hizmet veriyor.
İki tesis hainde hizmetlerini sürdüren vakıf, düzeneğiyle ve ünitelerine eklenen bölümleriyle çalışma hedeflerini büyütüyor. Türk Kalp Vakfı Sağlık Merkezi’ne eklenen ve Türkiye’de ilk kez uygulanan Kardiyak Rehabilitasyon ve Egzersiz Merkezi, Nöro Kardiyoloji Merkezi, son sistem ve model Kemik Dansitometre cihazının yer aldığı Kemik Ölçümleme Merkezi’yle Yardım ve Yönlendirme Birimi ve Utrasonografi bölümleriyle vakfın hizmet alanı genişliyor.
Bu konuda Türk Kalp Vakfı Basın ve Halka İlişkiler Sorumlusu Erol Kaner, vakıf çalışmaları ve hizmet anlayışları hakkında şunları söylüyor:
‘Geçen yıl Kasım ayından bu yana ünitelerime eklenen ve mevcut tesislerimizde yer alan bölümlerimiz yardımseverlerimizin özverisiyle ve çalışanlarımızın eşgüdümlü hareketiyle daha elverişli koşullar altında sürüyor. Gelişmemiz, bir birlikteliğin, emeğin ve sistemli bir çalışmanın sonucudur.’
Ünitelerindeki yenilikle ve konumu hakkında bilgi. Kalp Vakfı Broşürü.
Avrupa Kalp Birliği’ne üye olan Türk Kalp Vakfı, Avrupa’daki diğer kalp vakıflarıyla işbirliği yapıyor ve hizmet alanının hedeflerini büyütüyor.
Gelir seviyesi düşük olan bölgelere başta olmak üzere İlk öğretim Okullarında, Resmi ve Özel Kurum ve Kuruluşlarında Belediye ve Muhtarlıklarda sağlık taramalarını geniş bir alanda yürütüyor.
Mütevelli Heyeti ve Yönetim Kurulu Başkanı Çetin Yıldırımakın, vakfın yapısını yenilemesi ve çalışmaların yoğunluğu hakkında şunları vurguluyor:
‘Reform niteliği taşıyan bir yapılanmayı gerçekleştirdik. Bu yapılanmayı büyük düşüncelerin ve olayın atılımıdır. Halka yönelik kampanyalarla, tesislerimiz içinde çok amaçlı bilimsel araştırma ve projeleri destekleyen alanlarımızla, ülkemizde sağlık hizmeti alanında bir ilki gerçekleştirme alanında attığımız adımlarla… Bu köklü ve 27 yıllık deneyimin, birikimin, dürüst hizmetin atılımdır. Bu yapılanma geçen zamanın ve teknolojinin gereğidir. Yapılmıştır ve daha da yapılacaktır.’

Gençler yaza hazır

Beşiktaş İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü Yardımlaşma Derneği geçtiğimiz ay içinde Beşiktaş Çilekli Tesislerinde Gençlik Şöleni düzenledi.
2001-2002 öğretim yılı sonunda Beşiktaş ta bulunan ilköğretim okullarında okuyan öğrencileri bir araya toplamak ve yorucu bir eğitim öğretim yılı sonunda eğlenmelerini sağlamak amacıyla düzenlenen gençlik şölenine öğrenciler kadar velilerin de ilgisi büyüktü.
Beşiktaş İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü Yardımlaşma Derneği Başkanı Mürver Baras ın konuşmasıyla başlayan şenlikte Milli eğitime katkılarından dolayı Özel BJK İlköğretim okulu müdürü Meziyet Çetin’e ve Müdür muavini Şule Şimşek’e plaket verildi.
Özel BJK İlköğretim okulu Cemal Çitli orkestrasının şarkılarıyla renklenen şenlikte Gazi Osman Paşa ilköğretim okulu dans grubu, Özel BJK ilköğretim okulu step grubu, Burak Reis ilköğretim okulu halk oyunu grubu gösteri yaptı.
Şenlik boyunca en çok popcorn ve pamuk helva standına ilgi gösteren öğrenciler 2 saat boyunca gönüllerince eğlendiler.

DOKUZUNCU SAYFA

Arnavutköy’ün yaşayan tarihi;
MÖSYÖ ASADUR ZOVİKOĞLU

Arnavutköy’e gidip de kime sorsanız tanır Asadur Zovikoğlu’nu. Semtin simgesi haline gelmiş olan Mösyö Asadur, kurukahvesiyle nam salmış. Semtin en eskilerinden Mösyö Asadur, 1924’ten bu yana Arnavutköy’de yaşamını sürdürüyor. Arnavutköylüler, “o bizim yaşayan tarihimiz” diyor. Bize evinin kapılarını açan Ermeni Kahveci Mösyö Asadur’la Arnavutköy’deki yaşamı üzerine söyleştik. Çilek mevsimi geldiğinde buram buram çilek kokardı bizim köy. Annem Haziran’da kavanoz kavanoz çilek tatlısı pişirirdi.
Arnavutköy’e nasıl
yerleştiniz?
Babam Apraham ve dedem Asadur, yüzyılın başındaki çalkantılı yıllarda Erzincan Kemah’tan göç ederek, İstanbul’a gelmişler. Dedem ve babam Arnavutköy’de kilisenin yanında bir dükkan tutup kahvecilik yapmaya başlamışlar. Kemah’tan çok kahveci çıkar. Kahveci Mehmet Efendi’den sonra Galatasaray’da Kemahlı Derğazaryan vardı. Neyse, ben bir yandan okurken diğer yandan babamın yanına gider ona yardım ederdim. Askerliğimi yaptıktan sonra da dükkanda çalışmaya devam ettim. Ama gönlüm makine işindeydi. Okula giderken Perşembe Pazarı’nda tornacıda çalışırdım. Ama babam da yaşlanınca dükkan bana kaldı. 1959’dan 1998’e kadar tek başıma işlettim.
Dükkanınız nasıldı?
Dükkan artık kapalı. Biz senelerce kiracı olarak işlettik. 1998’den sonra dükkan başkasına satılınca bizi dükkandan çıkmak zorunda kaldık. Biz kahveyi kendimiz öğütürdük. Babamın zamanından kalan el değirmenleri vardı. İçeriye girenler mis gibi kahve kokuyor derlerdi. Kahveci olabilmek için kahvenin özelliklerini, kahveyi kavurmayı ve değirmeni kullanma şeklini bilmek gerekiyor. Bir de semtine göre kahve satmasını. Benim dükkanımda orta kahve giderdi. Kahveyi günde üç defa çekerdim. En önemlisi de kahve kavurmayı bilmek gerekiyor. Kavrula kahve bir gün bekleyecek. Dükkanım varken kavurduğum kahvelerin müdavimleri çoktu.
Eski Arnavutköy’ü anlatır mısınız?
Köy havası vardı. Yazlığa gelenler olurdu. Pırıl pırıl bir denizdi, balıklar gözükürdü. Balıklar o kadar boldu ki sahile vururlardı. Arnavutköy’e bu ismin verilmesi Arnavutların yerleşmesiyle olmuş ki ben onu bilmiyorum. Onlardan sonra Rumlar gelmiş. Rumlar çoğunluktaydı. Balıkçılıkla geçinirler, çilek tarlalarında çalışırlardı. Bir kısmı da terziydi. İncir zamanı geldi mi incir satarlardı. Bal akıyor diye bağırırlardı. Lezzeti bambaşkaydı. Bolca meyhane vardı sokaklarında. Roma Meyhanesi, Lefter Meyhanesi.. Udi Marko’nun Todori Gazinosu vardı şimdinin Tarabya’sı… En meşhuru balıkçı meyhanesiydi. Çilek mevsimi geldiğinde buram buram çilek kokardı bizim köy. Annem Haziran’da kavanoz kavanoz çilek tatlısı pişirirdi. Çocukken çilek tarlalarına sürünerek girer çilek aşırırdık. Tarlanın sahibi bizi yakalayınca “gelin bakayım buraya” diye bizi çağırırdı. Ezile büzüle korkarak giderdik. Bizi masaya oturtur, sonra bir tepsi çilek getirir. “Hadi yiyin” derdi. Bir daha yapmak mümkün mü? Böyle güzel terbiye ederlerdi. O zamanlar insanlara karşı saygı sevgi vardı. Herkes birbirini tanırdı.
Ermeni, Rum ve Türklerin ilişkileri nasıldı?
Hepimiz kardeş gibiydik. Bayramlarda birbirimizi ziyaret edip tebrik ederdik. Şeker Bayramı geldi mi, babam muhakkak bir kutu şeker yaptırır, Nahiye Müdürü’ne götürürdü. Paskalya bayramında ayırım yapmadan, annemin hazırladığı rengarenk yumurta ve mis gibi çörekleri tanıdıklara verirdik. Kurban Bayramı’nda komşularımız bize de kurban eti yollarlardı. O kadar çok et gelirdi ki, bir kısmını fakirlere verirdik. Şimdi ne Rumlar kaldı, ne de Ermeniler. Kalanlar da bir elin parmaklarını geçmez.

Arnavutköylüler tek vücut

Arnavutköylüler, 5. Geleneksel Panayırı’nda hem eğlendi; hem de üçüncü köprüye karşı olduklarını bir kez daha gösterdi. İskele Meydanı’nda biraraya gelen semt sakinleri, “Yetkililer, üçüncü köprü projesinden vazgeçtiklerini açıklayana kadar tepkilerimizi sürdüreceğiz” dedi. 7’den 77’ye bütün Arnavutköylüler’in katıldığı panayıra milletvekilleri, parti başkanları, öğretim üyeleri, sanatçılar ve sivil toplum örgütü üyeleri de destek verdi.
Bando gösterileriyle başlayan kampanyaya destek vermek amacıyla Bölge Milletvekili Ahmet Güzel’in yanısıra, gazeteci İsmet Berkan, Hakkı Devrim, Esin Afşar, Muammer Ketencioğlu ve şarkıcı Ege de şenliğe katıldı. Panayırda konuşma yapan Arnavutköylüler Semt Girişimi Sözcüsü İsmail Üstün, “4 yıldır savaş veriyoruz. Ancak köprü tehlikesi ortadan kalkmadı. Aksine köprü lobicileri, tüp geçit yapılacağı için daha da telaşlandılar. Bu kent Arnavutköylüler tarafından koruma altına alınmıştır. Biz üçüncü köprü değil, tüp geçit istiyoruz. Hepimiz bu düşünceye sahip çıkalım.” dedi. Panayıra katılanların arasında Beşiktaş Belediye Başkanı Yusuf Namoğlu da vardı. Namoğlu, “Ben milletvekilliği yaptığım dönemde de üçüncü köprüye karşıydım. Belediye başkanı olarak şimdi de karşıyım. Konu pişirilip pişirilip tekrar gündeme getiriliyor. Barbaros tıkanıyorsa bunun nedeni mevcut köprülerdir. Köprülerin yükünü Beşiktaş çekiyor. Elbirliğiyle üçüncü köprüyü yaptırmayacağız.” diye konuştu.
Ayrıca Ulaştırma Bakanlığı’ndan panayıra katılan 4. Bölge Müdür Yardımcısı Ayşe Küçükkonyalı tüp geçit projesine başlanıldığı ve çalışmaların yoğun bir şekilde devam ettiği müjdesini verdi.
Arnavutköylüler, akşama kadar süren panayırdan sonra boğaz turuna çıkarak eğlencelerine kaldığı yerden devam ettiler.

ONUNCU SAYFA

Otellerde mezuniyet heyecanı yaşanıyor

Okulların kapanmasına çok az bir zaman kala öğrencileri mezuniyet heyecanı sardı. Okullar, bugünün çok özel geçmesi için otellerde yer ayırtmaya başladı. Otellerse en güzel mezuniyet paketlerini yaratmak için birbirleriyle yarışıyor. Fiyatlar 25-60 dolar arasında değişiyor. Bu fiyatlara bir de kıyafet ve aksesuar eklenince maliyet iki ya da üç katına çıkabiliyor.
Çırağan Palace Hotel Kempinski İstanbul Halkla İlişkiler Müdür Yardımcısı Evren Kaya:
Otelimizin özellikle saray bölümü gerek tarihi özelliği ve gerekse eşsiz Boğaz manzarası ve bunlara ek olarak da çeşitli kapasitedeki salonları ile düğün, nişan, mezuniyetler ve davetler için İstanbullular için ideal bir mekan olma özelliğini taşıyor. Bu özelliklere kusursuz bir hizmet ve muhteşem bir mutfak da eklenince Çırağan Kempinski özellikle mezuniyetler için vazgeçilmez bir yer oluyor.
Mezuniyet Paketi: 32 Dolar
Kokteyl sırasında bir hoş geldin içkisi (punch) veya bir kadeh yerli beyaz şarap, kokteyl sırasında iki çeşit soğuk, iki çeşit sıcak kanepe kokteyl süresince canlı müzik, akşam yemeği masaları üzerine gümüş şamdanlı çiçek arajmanları, dekoratif sandalye örtüleri, akşam yemeği süresince limitli yerli içki, limitsiz meşrubat, okul logolu mezuniyet pastası.
47 dolarlık mönüden 37 dolarlık mönüye kadar çeşitlerimiz bulunmaktadır.
Conrad İstanbul
Ziyafet Ofisi Müdürü
Atilla Acet:
Geçen seneye oranla çok daha fazla ilgi var. Şimdilik 5 okul mezuniyetini bizde kutlayacak. Ancak okullardan teklif gelmeye devam ediyor. Ağırlıklı olarak liseler mezuniyet törenini burada yapmak istiyor. Onların bu özel günü için üç ayrı mezuniyet paketi hazırladık. Paketlerimiz kişi başına 48 dolardan başlıyor. Mezuniyet Paketlerimize girişte servis edilecek kokteyl (kuruyemiş, krudite, yeşil zeytin ve limitsiz içki dahildir.
Mezuniyet Mönüleri:
1.Mönü:
Norveç Somon Füme(Geleneksel Garnitürleri ile), Mevsim Salatası, Tarhun ve Kremalı Pırasa Sos ile Tatlandırılmış Ispanaklı Piliç Rulolar (Taze Mevsim Sebzeleri ile), Çikolatalı ve Bademli Pasta, Çay ve Kahve.
2.Mönü:
Geleneksel Türk Meze Tabağı, Mevsim Salatası, İç Pilav ile Kuzu Tandır, Karışık Türk Tatlıları, Çay ve Kahve.
3.Mönü:
Karides Kokteyl, Tost Melba, Mevsim Salatası, Kremalı Mantar, Tatlandırılmış Dana Madalyonları (Taze Mevsim Sebzeleri ile), Grand Marnier’li Souffle, Çay ve Kahve.
Hotel Princess Ortaköy Yiyecek İçecek
Müdürü Seyfi Kaya:
Fiyatlar geçen seneye göre daha düşük olmasına rağmen öğrenciler kararsız. Biz diğer otellerden farklı olarak bütçeye daha uygun mezuniyet törenleri düzenliyoruz. Bu seneki mezuniyet paketimiz 30-35 milyon arasında değişiyor. Bu sene dokuz okulu bizim otelimizde ağırlayacağız. Öğrencilerin mezuniyetlerini en iyi şekilde kutlamalarını istiyoruz. 100-150 kişilik rezervasyon yapabiliyoruz.
Mönüler:
Hoşgeldiniz Kokteyli
Beyaz Şarap veya Meyveli Punch, Havuç, Salatalık, Kornişon, Kuruyemiş, Cips, Yeşil Zeytin, Soğuk zengin meze tabağı, yufkaya sarılı sebzeler, tavuk (soya sos ile), Sebzeli ve Mantarlı Piliç Sarma, Mantar Soslu Patates ve pilav ile, siyah beyaz parfe (frambuaz sos ile), logolu mezuniyet pastası, DJ eşliğinde müzik ve disko dahil limitli yerli içki ve limitsiz meşrubat olursa 35 milyon; limitsiz meşrubat olursa 30 milyona mal oluyor.
Swissotel Ziyafet
Satış Yetkilisi
Taner Tanırkan:
Bu sene Swissotel’de mezuniyetini yapmak isteyen okulların sayısında artış var. Hatta biz kongreler de düzenlediğimiz için bazı okullar yoğunluktan dolayı yer bulamıyor. Ağırlık liselerde olmak üzere 22 tane okulun mezuniyet törenini yapacağız. 150-700 kişi arasında konuk ağırlayabiliyoruz. Aperatif, bir ana yemek ve tatlıdan oluşan üç ayrı mönümüz var. Kişi başına 50-60 dolar arasında değişiyor. Bu fiyata limitsiz yerli içki ve logolu mezuniyet pastası dahildir. Müzik istenilirse DJ paketi bin dolardır.
İsteğe göre mönü çeşitlerimiz bulunmaktadır.
Parksa Hilton
Meetings Müdürü
Birol Çıklabakkal:
Mezuniyet Paketimiz 40-50 dolar arasında değişiyor. Limitsiz yerli içki fiyata dahildir. Müzik dahil olduğunda 40-50 dolara çıkabiliyor. Açık büfe ve kokteylin yanısıra akşam yemeği de veriyoruz. Logolu mezuniyet pastası da hazırlayabiliyoruz. 100-200 kişilik rezervasyon yapabiliyoruz. Şimdiye kadar 8 okulla anlaştık. Öğrencilerimizin lise/üniversite yıllarını uğurlayacakları bu çok özel mezuniyet gecesinde Zeytini Bar&Restaurant’ımızın terasında muhteşem boğaz manzarası eşliğinde yıldızların altında unutamayacakları bir mezuniyet gecesini Hilton kalitesi ve ayrıcalığıyla kendilerine yaşatacağız.
Kokteyl&Akşam Yemeği:
Yerli içkilerden kurulu açık bar, fındık, fıstık,cips.
Soğuk Kanepeler: Krakere sarılı somon füme, dana jambon beyaz ekmek üzerinde, beyaz peynir mus kraker üzerinde.
Sıcak Kanepeler: Peynirli sigara böreği, baharatlı köfte kıtır pide ile, kıtır ekmek üzerinde halka sosis.
Büfe:
Soğuk Salata çeşitleri: Mevsim yeşillikleri, domates, salatalık, patlıcan salatası, Haydari, ezme, patates salatası.
Zeytin yağlı dolma çeşitleri: Biber, Domates ve Yaprak.
Soğuk et çeşitleri: Dana jambon, füme hindi göğsü, rozbif
Peynir çeşitleri: Beyaz peynir, dil peyniri, tulum peyniri.
Ana Yemek: Böf Strogonof, Çin usülü piliç, pilav, sebze kremalı patates.
Tatlı Büfesi: Mevsim Meyveleri, krem karamel, profiterol, Türk tatlıları.

Müşteri portföyü artıyor

“İnsanlarda iki göz, 32 diş var, onlar iş yapıyorsa biz de yaparız” diyerek yola çıkan Dentistanbul’un kurucusu Mehmet Ali Özer, müşteri portföylerinin 2.500 kişiyi bulduğunu söyledi. Bu yıl sonunda franchising sistemiyle şubeleşeceklerini belirten Özer, “Önce Beşiktaş’ta açtık. İstanbul’un Anadolu yakası ve Bakırköy semtlerinde, daha sonra da İstanbul dışında şubeler açacağız. Franchising almak isteyen işletmelere önce bir ön eğitim vereceğiz, ardından altı aylık denetleme süresi var. Açtıkları şube bizim tarafımızdan denetlenecek” şeklinde konuştu. Kriz döneminde açılışı yapılan Dentistanbul’da açıldığından bu yana farklı bir strateji uygulanarak gece de hizmet veriliyor. Böylece 24 saat çalışarak sirkülasyon sağlamaya çalıştıklarını söyleyen Özer “Yine de kriz, insanların ağız bakımı gibi bir konuya bütçesinden para ayırmasını engelliyordu. Fakat son üç-dört aydan bu yana işlerde biraz daha açılma var” dedi. Özer, ağız ve diş sağlığı konusunun özel sağlık sigortaları poliçe kapsamına alınması konusunda da sigorta şirketleriyle görüşmelerde bulunduklarını, yeniden bir kriz olmazsa en geç 2004 yılında poliçelerin kapsamının genişleyebileceğini de sözlerine ekledi.

SPOR

ONBİRİNCİ SAYFA

Yaz okullarına hücum

Tatille birlikte okulların ardından öğrenciler’de yaz okullarında stres atmaya hazırlanıyor. Hem eğitsel becerilerini geliştiren çocuklar hem de yüzme, basketbol, masa tenisi, futbol, voleybol gibi spor branşlarını öğreniyorlar.
Yaz aylarının başlaması ve okulların tatil olması ile birlikte, öğrenciler spor aktivitelerinden yararlanmak için yaz okullarının yolunu tuttular. Eğitim-öğretim döneminde derslerden bunalan öğrenciler, yaz okullarında tatilin keyfini çıkarıyorlar. Uzmanlar, bu tür faaliyetlerin, çocuğun sosyalleşmesi yönünden çok faydalı olduğunu, beden ve ruh sağlığının gelişimine de katkıda bulunduğunu söylüyor. Gerek özel kulüplerin ve derneklerin programları, gerekse belediyenin düzenlediği programlar olsun, velilerin kendi imkanlarına göre okul bulmaları mümkün. Aktiviteler içinde çocukların ilgisi yüzme ve futbolda yoğunlaşıyor. Ayrıca haftalık, yatılı programlar da tercihler arasında yer alıyor.
BJK KOLEJİ
Bjk Koleji’nde yaz okulları, dört haftalık iki dönemden ve kısa bir dönemden oluşuyor. Ders saatleri hafta içi her gün 09.30-16.30 arasındadır.
Dönemler:
17 Haziran-12 Temmuz
15 Temmuz-9 Ağustos
Kısa Dönem: 12 Ağustos-23 Ağustos
Aktiviteler: Yüzme, Futbol, Basketbol, Tenis, İngilizce, Seramik, Müzik-Dans, Bilgisayar
Ücret: Bir dönem için ücret 350 milyondur. (KDV ücretin dışındadır)
Telefon: 0212 280 93 00
Çilekli Cad. 3. Levent BJK Çilekli Tesisleri
DARÜŞŞAFAKA
Bütün programlar 5 haftalık 2 dönem halinde yapılacak. Ücretler tek dönem için geçerlidir.
Dönemler:
17 Haziran-19 Temmuz
22 Temmuz-23 Ağustos
Aktiviteler: Basketbol, Yüzme, Tenis, Jimnastik, Masa Tenisi, Futbol
Programlar
Tam Gün:
09.00-1700 saatleri arasında
Aktivitelerin dördünden yararlanılabilecek
Ücret: 03-05 yaş 600 milyon, 06-15 yaş 400 milyon
Yarım Gün:
09.00-12.00 ya da 14.00-1700 saatleri arasında
Aktivitelerin ikisinden yararlanılabilecek
Ücret: 300 milyon
Saatlik:
Öğleden önce ya da öğleden sonra bir saat
Aktivitelerin birinden yararlanılabilecek
Ücret: 150 milyon
Yatılı:
Dönemlik ya da haftalık olacak
Tüm aktivitelerden faydalanılabilecek
Haftada bir gün kır gezisi
Akşamları sinema, tiyatro gösterileri
Ücret: Haftalık 400 milyon
Telefon: 0212 286 26 76
Büyükdere Cad. Derbent Mevkii Maslak
AKATLAR
İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından açılan yaz okulları Beşiktaş semtinde Akatlar Spor Kompleksinde gerçekleştirilecek. Temmuz-Eylül döneminde başlayacak olan okulda paket programlarının dışında profesyonel spor imkanları da sağlanacak.
Aktiviteler: Tenis, Futbol, Basketbol, Voleybol, Satranç, Masa Tenisi
Telefon: 283 66 00
6. Gazeteciler Sitesi Akatlar
TSYD
Türkiye Spor Yazarları Derneği’nde düzenlenecek olan yaz okulu programlarına 06-15 yaş grubu kayıt yaptırabilecek.
Dönemler:
17 haziran-23 Ağustos 10 Haftalık
17 Haziran-19 Temmuz 5 Haftalık (1. Dönem)
22 Temmuz-23 Ağustos 5 Haftalık (2. Dönem)
Tam Gün Spor Okulu
09.30-17.00 saatleri arasında
Aktiviteler: Yüzme, Güzel Sanatlar, Tenis, Basketbol, Masa Tenisi
Ücret:
10 Haftalık: 750 milyon (Yemek ve kıyafet dahil)
5 Haftalık: 450 milyon (Yemek ve kıyafet dahil)
Yarım Gün Yüzme Okulu:
14.30-17.00 ya da 09.30-17.00 saatleri arasında
Ücret:
10 Haftalık: 450 milyon (Kıyafet Dahil)
5 Haftalık: 300 milyon (Kıyafet Dahil)
Telefon: 0212 278 36 05
0212 325 78 71-72
Levent Cad. No:51 1.Levent
İSTANBUL
YÜZME İHTİSAS
05-12 Yaş gruplarının katılacağı yüzme ve su topu faaliyetlerinin bulunacağı Yüzme İhtisas Kulübü’nde aktiviteler iki dönem halinde gerçekleştirilecek. Tam gün kayıt yaptıran çocukların tüm ihtiyaçları karşılanacak. Üye çocuklarına ve her iki döneme kayıt yaptıranlara yüzde 10 indirim uygulanacak.
Dönemler:
17 Haziran-19 Temmuz
22 Temmuz-23 Ağustos
Sabah: 10.00-12.00
Öğleden Sonra: 14.00-16.00
Tam Gün: 09.00-17.00
Telefon: 0212 259 69 04
Muallim Naci Cad. No: 30 Ortaköy

‘Biz Leventspor’uz’

Alt yapı çalışmalarına ağırlık veren Levent Spor Kulübü, geçen ay yaptığı futbol seçmeleri ile kulüp bünyesine genç sporcuları kazandırdı. Spor dünyasında yarım asrı aşkın süredir faaliyet gösteren kulübün başkanı Mehmet Şenozan, alt yapı çalışmalarına hız vererek ve önemseyerek kalıcı başarıyı yakalayabileceklerini söyledi.
Bir amatör kulüp olarak alt yapıya böylesine önem vermenizin nedeni nedir?
A Takımımız geçen sene şampiyon oldu ve bu sene küme düştü. Bunun tek sebebi bugün sporda spor kültürünü alamamış kişilerle maçlara çıkmamızdı. Bir amatör kulüp de olsanız, futbolcuların istedikleri rakamlar sizi aşan rakamlar olabiliyor. Biz bu parayı sezonluk bir başarı için ödemektense, alt yapı çalışmalarına yatırıp kalıcı bir başarı elde etmeyi amaçlıyoruz. Hizmetlerin en geçerlisi, kalıcı olandır. İnsanlar dönüp arkalarına bakmalılar, eğer arkalarında onları başarıya ulaştırabilecek güç varsa çok daha güvende olabilirler. Biz ‘altyapıya hizmet’ dedik. Bütün çalışmalarımız ücretsiz. Ücretsiz bir eğitim vermeyi amaçlıyoruz. Bunun altında yatan bir gerçek vardır: Hem kulübümüzün sesini duyurabilmek hem de bu sporcuların ortamlarını kulübümüze çekmek. Çocuğumuzun üzerine Levent Spor’un bir formasını giydirip okuluna gönderdiğimiz zaman psikolojik olarak etraftaki insanları etkiler. Biz de kendi çapımızda saygın bir yere varmak istiyoruz. Açılacak olan sezonda en büyük isteğimiz miniklerimizin disiplin içerisinde maçlarına gidip gelmeleri, Levent Spor imajını yerleştirmeye çalışıyoruz. Kimseden bir beklentimiz yok. En büyük beklentimiz, kendi hocalarımızdan ve yönetim kurulumuzdan.
Amatör takımı iyi bir yerlere getirmenin sırrı nedir sizce?
Amatör spor kulüplerinde çalışan idareciler büyük fedakarlıklarla bu hizmeti veriyorlar. Bizim hocamız Yüksek Kimya Mühendisi. İşini bırakıp buraya geldi. Yönetim Kurulumuz üst kademe yöneticilerinden oluşuyor. Değerli kişileri kazandırıyoruz bu değerli kişilerle de spora elimizden gelen tüm katkıları yapıyoruz. Beşiktaş alt yapısında çalışan hocalarımız var. Herkese saygım sonsuz ama ben diplomalı bile olsa hiçbir hocaya bizim kültür seviyemiz dışındaysa gel demiyorum. Herkesin kültür seviyesine saygım var ama biz kültür ile eğitimi birleştirerek bir yerlere varmaya çalışıyoruz. Kimseden bir beklentimiz yok, en büyük beklentimiz hocalarımızdan ve yönetim kurulumuzdan.
Kulübe desteğiniz ne şekilde oluyor?
İsim haricinde maddi ve manevi, özellikle manevi tüm desteği veriyorum. Bayan basketbol takımımız birinci lige çıktığı zaman kendi şirketimle sponsor olmayı düşünecek kadar çok destek oluyorum. Ama daha sonra bu düşünceden vazgeçtim. Kulüp başkanı olduğum için kafalarda soru işareti kalmasını istemedim. Çünkü bizi sevenler çok ama bizi sevmeyenler de çok. Menfaatin çarpıştığı yerde mutlaka sizin dostunuz da düşmanınız da vardır.
Levent Spor Kulübü’nden profesyonel futbol ligine geçen oyuncularınız oldu mu?
Kocaeli’e Ergun’u gönderdik. Futbolcularımızdan Cem önce Beşiktaş’ta oynadı ardından Gaziantep Spora geçti. Galatasaray’da oynayan Erol var. İkinci üçüncü ligde oynayan daha çok oyuncumuz var. Geçen sene ki oyuncularımızdan Hüseyin Batman Spor’a gitti.
Levent Spor olarak halka ne gibi hizmetlerde bulunuyorsunuz?
Spor faaliyetlerini burada yapmak isteyen herkese kapımız açıktır. Bütün okullara yazı gönderdik. Okullar futbol sahalarının yetersizliğinden dolayı bizim imkanlarımızdan yararlanmak istediler. Ve bu hizmeti hiç ücret almadan veriyoruz. Karşıdan gelen okullar bile var. Benim tek söylediğim çocukların içinde göze batan oynamak isteyenler olursa beni haberdar edin. Tek istediğimiz bu. Belediye başkanlarımızın hizmetlerini saygıyla karşılıyoruz ama onun da elinden fazla bir şey gelmiyor. Eskiden Çilekli tesislerinde halkın her kesiminden insanlar topluluğu orada kültür fizik yapıyorlardı. Çilekli yapılanmaya başladığından beri bu topluluk bizim kulübümüzde spor yapıyor. Sabah altı yedi sularında yaklaşık 200 kişi burada çalışıyorlar. Bu bir hizmet çünkü koşu yapacak yer bile yok. Eğer imkanım varsa bunu düşünmem gerekiyor. İnsanların güzel taraflarımızı bize söylemesini istiyoruz. Ayrıca eksikliklerimiz varsa onu da söylesinler ki biz tamir edelim.
Beşiktaş’ın diğer amatör kulüpleri ile ilişkileriniz nasıl?
“Biz Osmanlı Bankasıyız, başka bankalara benzemeyiz” diye reklam çıkıyor, bizde “Biz Levent Sporuz” diyoruz. Bütün kulüplere eşit seviyede yaklaşıyoruz. Diğer kulüplerle hem iyiyiz hem kötüyüz. Seven de var sevmeyen de. Senelerden beri mücadelesini yaptığım bir şey var. Keşke bir kulüpler birliği kurulabilse. Diğer ilçelerde olduğu gibi Beşiktaş’ta da olsa bu. O zaman daha iyi ses getirebiliriz.

ÖZEL HAT

Luci’ye güven oyu

Yeni sezona sorunsuz girmek isteyen Beşiktaş, arka arkaya patlattığı transfer bombalarıyla spor kamu oyunun tüm dikkatlerini üzerine topladı. Bu konuda olumlu eleştiriler alan Siyah-Beyazlı yönetim, 100’üncü yıl kutlamalarını şampiyonlukla süslemek istiyor. Spor yazarları da yazılarıyla Kartalın iyi yolda olduğu mesajlarını verdiler. Tüm yazarlar, Lucescu’ya güven oyu verirken, Sergen’i ve Serdar’ı yeniden Beşiktaş’ta görmekten memnun olduklarını belirttiler. İşte spor yazarlarının Gazete Beşiktaş’a yaptığı açıklamalar şöyle.

Sergen’in transferi olumlu
Sergen’in transferi olumlu. Özellikle taraftara keyif verecek bir girişim. Transferin geneline bakarsak. söyledikleri isimleri yani Nouma’yı da transfer ederlerse hedefine ulaşır. Lucescu en iyi seçim, Beşiktaş’ın başka bir yabancı teknik direktörle uğraşacak zamanı yoktu. Yeni bir yabancı hocanın Beşiktaş’ı tanıması, uyumu, uzun zaman isterdi. Oysa Beşiktaş bu yıl 100. yılını kutlayacak. Tek alternatifi var. O da şampiyonluk. Şu an işler iyi gidiyor Devamını diliyorum.
Korkut Göze (Hürriyet)
100.yılda hataya yer yok
Yüzüncü yılda, Serdar Bilgili ve yönetimimin nokta kadar hata yapma hakkı olmadığı için izlenimlerim yönetimin tüm imkanları seferber ettiği şeklinde. İddia ediyorum yeni oluşturulacak kadro Türkiye Şampiyonluğu’nun yanı sıra, Avrupa’da final oynayacak nitelikte. Şimdiye kadar yapılan transferler çok olumlu. Sergen’in yeniden yuvaya dönüşü, takımı olumlu yönde etkileyecektir. Teknik kadro için söylenecek tek şey var onuda tam isabet olarak değerlendiriyorum. Bitti denilen Galatasaray’ı ligde şampiyon yapan Lucescu’nun, geniş imkanlara sahip Beşiktaş’ta daha büyük başarılara imza atacak kalitede olduğuna inanıyorum.
İsmail Er (Hürriyet)
Star oyuncuya ihtiyaç var
Beşiktaş takımı yüzüncü yılda mutlaka şampiyon olmalı. Şampiyonluk içinde Beşiktaş takımına starlar lazım. Sergenle sözleşme imzlandı. Nouma da transfer edilirse gerçekten büyük kazanç. Serdar, Zafer ve Kaan Dobra takıma önemli ölçüde zenginlik kazandıracaktır. Bence, yine de Beşiktaş’ın en büyük eksiği, Ronaldo’nun yanında oynayacak, en az bu futbolcu kadar teknik, ondan daha süratli, orta blokta oynayacak bir futbolcudur. Bunun yanında iki de çok iyi kanat oyuncusu alınırsa, bu vefakar, mutsuz, sampiyonluğa hasret kalmış Beşiktaş’ın şampiyonluğu yüzüncü yılda gelir. Lucescu gerçekten profesyonelliği veren, futbolcularına profesyonelliğin kurallarını öğreten iyi bir eğitmen, iyi bir öğretmen, Beşiktaş’a yararlı olacaktır.
Hayri Ülgen (Sabah)
Parola mutlak şampiyonluk
Serdar Bilgili yönetimimin yüzüncü yılda başarılı olma mecburiyeti var. Genel kurulda bunun sözünü verdi. Lucescu’yu alırken ve transferler yapılırken, hep önümüzdeki sezonun şampiyonluğundan söz edildi. Bu bakımdan Beşiktaş’ın ikinci olma hakkı tamamen ortadan kalktı. Ne olacaksa olacak, Beşiktaş ligi şampiyon bitirecek. Öyle sanıyorum ki şampiyon olamamanın bir mazereti de ortaya atılmayacak. Sergen’i eski kimliğine Lucescu kavuşturdu. Sergen’de biliyor ki pabuç pahalı. Lucescu da biliyor ki Sergen olmadan Beşiktaş dikensiz bir gül ağacı. İkisi de birbirine muhtaç. Bu pozitif yakınlaşma Beşiktaş adına bir değer bulursa o zaman şampiyonluk halkasının dörtte üçü çözülür.
Faik Gürses (CNNTurk)
Sporcu ahlaklı olmalı
Beşiktaş bu günlerde transferin en hareketli kulübü. Ancak zaman zaman yapılan açıklamaların bir birini tutmaması ayrı bir gerçek. Hangisinin doğru, hangisinin yanlış olduğunu anlayamaz hale geldik. Yazılan , çizilen isimler imza atmadıkça bunu anlayamayacağız. Ben sporcunun ahlaklısını severim. Şimdi yeniden Nouma ismi gündemde. Beşiktaş’a zarar veren bir futbolcuyla yeniden anlaşmak bana göre yanlış. Bu futbolcunun Beşiktaş’ta oynadığı dönemde sergilediği görüntü hafızalardan silinmedi. İyice düşünmeli. Lucescu iyi bir seçim. En azından Türk futbolunu ve futbolcuları tanıyor. Başarılı olacağını sanıyorum. Şimdi yüzüncü yıl kutlamaları başlayacak. Bu yüz yılın çok büyük bir adı olmalı. O da Şampiyonlukla birleşmeli. Yönetimin ona göre hazırlıklarını yapması gerek.
Zekeriya Alp (Star)
Yabancılar iyi seçilmeli
Beşiktaş bu transfer dönemine kabuğunu yırtıyor. Tüm yöneticilerin gözlerinden yüzüncü yılda şampiyonluk kararlılığı okunuyor. Lucescu’nun takımın başına getirilmesi isabetli bir başlangıçtı. Bu saatten sonra Beşiktaş’ı ve Türkiye’yi bilmeyen bir teknik adamla çalışmaya kalkmak bir çok riski beraberinde getirecekti. Lucescu şampiyon bir takımdan kovulmuş olmanın derin acını hissettirmese bile fazlaca yaşıyor. Yeni takımında bunu şampiyonluğa dönüştürmek için gizli intikam duyguları içinde olduğu kesin. İşe Sergen’le başlaması ciddiyetinin bir başka kanıtı. Serdar Kocaeli’ne gittiğinde bu kadar parlak bir düzeyde değildi. Şimdi olgunlaşmış ve liderlik özellikleri kazanmış olarak dönüş yaptı. Zafer, iyi işlenirse yararlı. Tolga, savunmaya güç katacak. Bütün mesele Beşiktaş’ın alacağı yabancıları iyi seçmesine bağlı. Eğer o yabancılar kalite kusurlusu olmazlarsa Beşiktaşlı’lar bu sezon tribünde zafer şarkıları söyleyebilirler.
İlker Ateş (Fotomaç)
Yönetime iç huzur gerekli
Lucescu, Beşiktaş’a gelen iki tane dengesiz adam, Toshack ve Daum’dan sonra aranan kan gibi tam isabetli bir transfer. Sergen’in yuvaya dönüşü de olumlu. Ancak Sergen’in önce kendine yardım etmesi gerekiyor. Ortalıkta dolaşan transfer söylentilerinin hepsi olumlu. Fakat her şeyden önce Beşiktaş yönetimimin birliktelik ve iç huzuru sağlaması için acilen tüzük tadil kongresini yapması gerekiyor. Üye kayıtlarındaki usulsüzlük bugüne kadar tüm yönetimlerde az veya çok, hatır ve gönül ilişkileriyle defalarca yapıldı. Onun için yeni yönetimin kendini kısmen de olsa suçlu gösterip tüzük tadil kongresinden kaçınması Beşiktaş’a yarar değil zarar getirir. Kartalın yüzüncü yıla sağlıklı ve barış içinde girmesi için yönetimin önderlik yapıp bir an önce harekete geçmesi gerekiyor.
Hürol Birol (Yeni Şafak)

Medya hattı

Dikkate alınması gereken yorumlar

Medya Hattı’nda bu ay Sabah yazarı Hıncal Uluç ve Star yazarı Adnan Aybaba yazdıkları köşe yazılarından alıntılar yaptık. Her iki yazar da ilginç konulara yer verdiler. Hıncal Uluç, “Lucescu İntikam için Beşiktaş’ı kullanıyor” derken Aybaba, “İsveç’li kaleci Asper Mondragon’dan daha iyi” yorumunda bulunuyorlar. İki yazar özetle şunları yazmış…

Lucescu intikam alıyor
Ben Galatasaray yönetimimin yerinde olsam, hemen bugün Mondragon’u Beşiktaş’a bıraktığımı açıklarım. Kulübün en iyi, geleceği en parlak oyuncusu Nihat’ı’hem de kanat oyuncusuna en ihtiyayaç duyulan dönemde 5 milyon dolar için satmak zorunda kalan Beşiktaş, şimdi, Metz kulübüne 4, Mondragon’a 5, toplam 9 milyon dolara kaleci transfer ediyor. Dikkat buyurun en ihtiyaç duyduğu mevkiye değil, bu ülkedeki en yi iki kalecinin zaten olduğu yere. Beşiktaş kaleciye ihtiyacı yokken bu aptalca yatırımı niye yapıyor?
Çünkü Lucescu öyle istiyor.
Galatasaray’dan kovulan Romen’in kafasında bir tek şey var o da İntikam…
Beşiktaş umnuda değil. Amacı Galatasaray’ı yıkmak. Sergen’den sonra Mondragon’a talip olması bundan. Galatasaray’da iken yaramaz diye transferini engellediği Tolga’nın peşine düşmesi bundan.
Hıncal Uluç (Sabah)
Kaleci Asper daha iyi
Asper aranan bir kaleci. Aspirin gibi. Bir adet aspirin alan, Asper gibi bir kaleciyi rahatlıkla seyredebilir. Çünkü o, kaleci olarak baş ağrısı yapmayan, sıkıntı vermeyen, kurtarışlarıyla, refleksleriyle, soğukkanlılığıyla bizleri etkileyen bir kaleci. Üstelik bana göre bir kalecinin başarısında önünde oynayan defans oyuncularının kalitesi ve uyumu da çok önemli. Mondragon elbette ki kötü bir kaleci değil. Ama mondragon’un Galatasaray’da oynarken önündeki defansı bir gözünüzün önüne getirin. Mondragon Galatasaray’da bu başarılı defans adamlarıyla başarıya ulaştı. Şimdi bana sorarsanız kötü bir defansı olan ve sürekli problem yaşayan takımda kalecilik yapan Asper mi başarılı, yoksa Milli Takıma defansının tamamını veren bir takımın kalecisi olan Mondragon mu? Elinizde böyle bir kaleci varken büyük paralar verip Mondragon’u almak lüks. Ben transferde daha önemli yerlere alınmasını isterdim.
Adnan Aybaba (Star)

ONİKİNCİ SAYFA

Kartallar gazetemizde

Gazetemizi ziyaret eden Beşiktaş taraftar gruplarından, Siyah Beyaz Grubu ve BJK Futbol Grubu, etkileyici mesajlar verdiler. Siyah Beyaz Grubu’ndan Emre Özücoşkun ve BJK Futbol Grubu’ndan Burak Usmangil, Hakkı Ulusoy ve Şükrü Askan’dan oluşan ziyaretçi grubumuzun ortak fikri Beşiktaş’ın 100. yılında, Beşiktaş’a yaraşır bir biçimde şampiyonluk yaşamak… Emre Özücoşkun transferlerin bu şampiyonluk baskısıyla gerçekleştiğini, fakat sürekli bir başarının yaşanmasının zor olduğunu söyledi. Hakkı Ulusoy ve Şükrü Askan’da Lucescu tercihini desteklediklerini, Sergen’in dönüşüne sevindiklerini belirttiler. BJK Futbol Grubu olarak bu sene 300 kişi olarak numaralı tribüne geçtiklerini söyleyen Burak Usmangil de numaralıyı sosyete tribünü tanımından kurtaracaklarını söyledi.

TSYD yeni başkanını seçti

Türkiye Spor Yazarları Derneği Başkanlığına Atilla Gökçe’den sonra seçilen Onur Belge, göreve geldiği ilk günden beri spor yazarları camiasına barış çağrısında bulunuyor. Bu sene oynanması belli olmayan TSYD Kupası için de ilginç açıklamalarda bulunan Belge, “Bu kupa futbol dünyamızın süsü, çiçeğidir, bu çiçeği koparmayın” dedi.
TSYD başkanı olarak amaçlarınız nelerdir?
Başkanlığa seçildiğim ilk gün de, başkanlıktan ayrıldığım zaman da aynı şeyi söyleyeceğim: Biz burada spor barışına talip olduk, öncelikli amacımız bu. Bu barış sadece spor camiasında değil, ne yazık ki meslek içinde kendi aramızda da zedelendi. Belki ekonomik durumun zedelenmede etkisi oldu. Ama her ne olduysa oldu. Benim ve yönetimdeki arkadaşların yapısında barışçılık var. Bu barışı sağlayamasak da barış yolunda gideceğiz. Tıpkı hacca giden topal karınca misali. Karıncaya demişler bu halde gidemezsin diye, olsun gidemesem de yolunda ölürüm demiş.
Daha önceki yönetim kurullarında görev aldınız mı?
Bundan altı yıl önce yönetim kurulunda genel sekreter yardımcılığı yaptım. Dört yıldır da Denetleme Kurulu Başkanlığı yapıyorum. Daima derneğimin yanındayım.
Kongrede seçilmeyi bekliyor muydunuz?
Türkiye’de spor yazarları her zaman son noktada doğruyu bulduklarına inandım. Spor yazarları olarak batıya, çağdaşlığa açık, enerjik ve kurumsal bir meslek grubuyuz. Bizim yaşantımızdan dolayı, barış çağrıları yapacağımıza arkadaşlarımız inandılar, güvendiler. İnsan, seçim sonucunu sandıktan çıkana kadar bilemez. Ama arkadaşlarımın sağduyusunu yavaş yavaş harekete geçirdiğini anlamıştık.
Felsefeniz ne olacak?
Yalnız spor yazarlarının değil, basın sektörünün hatta Türkiye ekonomisinin çok sıkıntısı var. Dolayısıyla işsizlik çığ gibi. İşi olan arkadaşlarımızın gelir düzeyleri gelir düzeyleri düştü. Basın kartlarıyla ilgili bir takım avantajlarımız vardı. Çoğu ortadan kalktı. Bu konularda bir şey yapamayız belki ama onların dertlerini paylaşarak, tanıdığımız insanlar vasıtasıyla dertlerine deva olmaya çalışabiliriz. Bir kişiye bile iş bulsak mutlu oluruz.
TSYD kupası bu sene oynanacak mı?
Kulüplerin yaklaşımları çok iyi. Önümüzdeki günlerde temaslarımız devam edecek. Yeni bir yönetim kuruluyuz. Onlarla tanışma toplantılarımız olacak. Çeşitli barış yolları vardır, onlara anlatmanın yolları vardır. Ama olmazsa da spor yazarları aslanlar gibi ayaktadır. TSYD Kupasının oynanmasını düşündüğümüz tarihler itibariyle takvimlerin sıkıştığını yürekten kabul ediyorum. Fakat takımlarımız o tarihlerde zaten hazırlık maçları oynayacaklar. Şampiyonlar ligi geliyor, ön elemeler geliyor. Hazırlık maçı yapmadan şampiyonlar liginde ön elemelere giriyorsunuz. Buna hazırlanmanın en iyi yolu takımların birbirleriyle yaptığı maçlardır. Galatasaray bir lig maçı oynayarak şampiyonlar ligine girecek. Fenerbahçe hiç oynamadan ön eleme maçı oynayacak. Son derece faydası olan bir olay. Gelir açısından da önemli bir faydası var. Transferlerini yapmış kulüplerin paraya ihtiyacı var. O sırada şampiyonlar ligine giderken takımların transfer yaparken TSYD kupasından kulüp başına, naklen yayın ücretleri dahil 250-300 bin dolar kadar bir gelir kalıyor. Bu da acil ihtiyaçların karşılanmasında da çok büyük faydası olacaktır. Spor Yazarları Derneği kupası futbolumuzun çiçeği süsüdür. Herkes bunu bekler. Spor yazarlarından çok seyirciler bana soruyor, kupa oynanacak mı? diye. Futbolcular da heyecanla bekliyor ama yöneticilerinden çekindikleri için bir şey söyleyemiyorlar. Bu bir süs ve bu çiçeği koparmasınlar.
Herkes sizi Beşiktaşlı biliyordu ama siz Fenerbahçeliydiniz değil mi?
Hürriyet’te bulunduğum sürece Beşiktaş muhabirliği yaptım. Beşiktaş ile içli dışlı olduk. Çok iyi dostluklarım da var. Sayın Süleyman Seba’yı manevi babam bilirdim.

Yirmi yıldır siyah-beyazlı takımla içiçe bir yaşam

Yirmi senedir siyah beyazlı takımla iç içe olan Bilal Meşe, Beşiktaş’ın mali sıkıntılarına dikkati çekerek “Onu ancak Fulya’ya yapılacak bir iş merkezi kurtarır” diyor.
Spor yazarlığına nasıl başladınız?
Tamamıyla tesadüf oldu. Ankara’da lise eğitimimi biraz devamsızlık biraz fakirlik yüzünden tamamlayamadım. İstanbul’a geldim. Gazeteciler Lokali’nin çay ocağını işleten kişi ağabeyimin kayınpederiydi. Onun yanında otururken biri geldi. Aramızda geçen bir diyalogdan sonra o kişinin Türk Haber Ajansında personel müdürü olduğunu öğrendim. Bana “Çalışır mısın?” dedi. Anlamam bu işlerden desem de, çalışmaya başladım. Altı ay sonra İstihbarat muhabiri olarak başladım. Fotoğrafım çok iyiydi. Sonra kameramanlığa da merak sardım. Ali Özgentürk’ün asistanlığını yaptım. Ankara’ya tayin olarak parlamento muhabirliği yaptım. Derken spor muhabirliği başladı. Galatasaraylıydım ama Beşiktaş’ı tercih ettim. Faik Gürses, Faik Çetiner, İslam Çupi gibi isimler benim için çok özeldir. Onların yanında yetiştim diyebilirim. 84 yılında ajans kapandı. 86 yılında Milliyet’e geldim. Buradan da emekli oldum.
Beşiktaş’ı seçme
nedeniniz ne idi?
Beşiktaşlılığım 1973 yılında Şeref Stadı’nda Süleyman Ağabeyle başladı. 1977’den sonra spor yazarlığım başladı. Daha önce Galatasaraylıydım. Beşiktaş halk takımıydı garip takımdı ben de takım değiştirdim. Fanatik Beşiktaşlı değilim ama seviyorum.
Her iki dönemi de gören bir muhabir olarak Seba ve Bilgili yönetimlerini kıyaslayabilir misiniz?
Süleyman ağabey 1973’lü yıllarda genel kaptandı. Ben, Kazım Kanat, İlker Ateş, Faik Gürses beş altı tane gazeteci vardı çevresinde. On üç yıl boyunca onu seçimlere hazırladık. Onu kimseyle kıyaslamak mümkün değil. Kıyaslanması da tarihi yanlış olur. O eşi olmayan bir adam ve iyi bir liderdi. Holding yönetmekle kulüp yönetmek arasında çok büyük farklar vardır. İhsan Kalkavan bile bunu anlayıp, holding yönetirim ama kulüp yönetemem demişti. Alınmış şampiyonluklar ve kupalar var. O bizim için bir idoldür. Serdar bey onun yanında çalıştı. Genç ve tecrübe kazanması gereken bir arkadaşımız. Her zaman genç beyinlerin yanında olmuşumdur isterim ama bu iş biraz da tecrübe ister. Kulüp yönetiminde insanların cebine bakıyor her şey. Serdar bey en büyük sıkıntıyı parasızlıktan çekmiştir. Yapılan bir çok şey Süleymen Seba sayesinde yapılmıştır. O bir tarihti. Serdar bey farklı, kafa yapısı çok değişik. Biraz kinci. Çabuk küsen fevri davranan biri. İki senedir Beşiktaş şampiyon da olamadı. Tarihinde Avrupa kupalarına gidemedi. Beşiktaş için ligde üçüncülük de başarıdır. O malzemeyle ancak bu yemek çıkabilirdi.
Sinan Engin’in
takıma katkıları?
Çok büyük katkıları var. Paranın olmadığı bir ortamda iş yapmak çok zordur. Bu işler parayla yürüyor. Sinan’ın en büyük katkısı takıma birlik beraberlik ve dayanışmayı getirmesidir. Gruplaşmaları önlemiştir. Hem ağabey hem arkadaş hem de otoriter bir yapısı vardır. Fulya’daki birçok olayı örtbas eden adam Sinan’dır.
Beşiktaş’ın ihtiyacı
olan nedir?
Önce paraya ihtiyacı vardır. Sonra çok iyi bir teknik direktöre ve kaliteli oyunculara. Beşiktaş yıllardır istenilen yabancıyı almamıştır.

Branşların sesi

Branşların da artık bir köşesi olacak

Gazete BEŞİKTAŞ, bundan böyle her ay ilgisizlikten yakınan ve gazete sayfalarında istediği gibi yer bulamayan futbolun dışındaki diğer tüm branşlara da yer verecek. Artık branşların da Gazete BEŞİKTAŞ’TA bir köşesi olacak

Federasyon ilgisiz kalıyor
Boks sporu yeterince önemsenmediğinden kendi içinde tükeniyor. Bu konuda başkan ve yönetiminden şikayetimiz yok, ancak federasyonun ilgisizliğinden sıkıntılıyız. Boksta başarı, federasyon hizmeti ile olacak. Türkiye Cumhuriyeti’nde müsabaka yapamıyoruz, peki boksörleri nasıl yetiştireceğiz? Gerekli ödenek sağlanamıyor. Boks müsabakalarının büyük şehirlerde yapılmaması seyircisizliğe yol açıyor. Hatta, oyuncularımıza Beşiktaş forması giydirip oynatacak bir müsabakamız bile yok. Federasyonun ilgisiz kalışını, eksiklerini, basından ve kendisinden bu şekilde uzaklaşarak çözümlemeye çalışmasından kaynaklandığını sanıyorum. Bu şekilde devam edilirse, boks sporunun önü kapanacak.
Yurdakul Güleren (Boks Antrenörü)
Yeni kadro oluşturuyoruz
Geçmiş sezonda 4 – 5 kiralık oyuncumuzla birlikte çalışmalarımızı sürdürdük. Onların takımlarına geri dönmesiyle yeni bir kadro oluşturmak için kolları sıvadık. Yabancı oyuncu sayımız bu sezon da en fazla 2 olacak. Kadronun durumu, Yönetim Kurulu’ndan çıkacak ödenekle net olarak belirlenecek. Önümüzdeki sezonda ortalama durumumuzu sezon boyunca korumaya çalışacağız.
Ata Onar (Voleybol Antrenörü)
Ekonomik kriz bizi de etkiledi
Önceki sezonu büyük başarıyla kapattık. Ancak bu dönem var olan ekonomik kriz bizi de etkiledi. Türkiye’nin bir gerçeği… Hedeflediğimiz üçüncülüktü, dördüncülükte bitirdik. Gelecek sezonda genç, yetenekli, disipline oyuncularımızla ilk üçü zorlayacağız.
Cengiz Akın (Hentbol Antrenörü)
Başarı kalıcı olmalı
Bizim hedefimiz, sağlam adımlarla başarısını kalıcı kılacak bir takımı oluşturmaktı. Oyuncularımızın bireysel gelişimi önemli. Bu açıdan çalışmalarımız uzun vadeli ve transferi engelleyecek şekilde. Kendi yıldızımızı kendi oyuncumuzu yaratıyoruz.
Ahmet Kandemir (Basketbol Ant.)

Taraftarın sesi

Tribüne kulak veriyoruz

Gazete BEŞİKTAŞ bundan böyle her ay taraftarın sesine kulak verecek. Bu ay Beşiktaş’ın Çarşı grubu, Siyah-Beyaz grubu ve BJK Futbol grubunun görüşlerini aldık. Her üç grupta diğer taraftarlarla ağız birliği etmişcesine 100. yılda şampiyonluk istiyoruz dediler. İşte taraftarın sesi…

Hayal kırıklığı yaşamayalım
Transferler ve teknik direktör için bir şey söylemek erken. Alınan futbolcular ve Lucescu’nun takıma uyum sağlanması, ağabey-kardeş ilişkisi halinde işlerin yürümesi durumunda başarı sağlanır. Lucescu’nun bunu başarması lazım. Biz taraftar olarak, tribünlerde, elimizden geleni yapacağız. Destek, tam destek… Yönetimden de, Beşiktaş camiası adına, Beşiktaş’ın şanına şerefine yakışır bir yüzüncü yıl kutlaması istiyoruz. Futbol dünyasında ilklerin takımı olmamız bunu gerektiriyor. Ama her şeyden önce şampiyonluk yaşanması lazımdır. Şampiyon olmazsak kutlamalar yaşanamaz. Hayal kırıklığı yaşamak istemiyoruz.
Alen (Çarşı Grubu)
Şampiyonluk istiyorum
Benim gözüm teknik direktörü, yapılan transferi görmüyor. Böyle bir lüksüm de yok zaten. Söyleyebileceğim tek bir şey var: Şampiyonluk, şampiyonluk, şampiyonluk… Beşiktaş’ta siyah-beyaz tezahürat yapan altı-yedi yaşlarında çocuklar var. Ama hiçbiri Beşiktaş şampiyonluğuna şahit olamadı. Artık şampiyonluk diyorum. Şampiyon olamazsak mücadelemiz illegal boyutlara taşınacak.
Ankaralı Ayhan (Çarşı Grubu)
Taraftar tek yumruk olmalı
Yönetim, futbolcu ve taraftar olarak yüzüncü yılda kenetlenmeliyiz ve emin adımlarla hedeflerimize ulaşmalıyız. Takım iskeletinin oturması lazım. Yönetimin de yaptıkları hatalardan ders alması lazım. Taraftar da gruplaşacağına, tek yumruk halinde birleşmeli. Beşiktaş’ı kötü eleştirmek bir fayda getirmez, bir an evvel toparlanmalıyız.
Selim Akyıldız (Çarşı Grubu)
100. yılda mutlu olalım
Yüzüncü yılda hem taraftardan hem de yedi sene şampiyon olamamaktan dolayı yönetimde bir baskı var. Bu baskıdan dolayı takıma hazır yani yaşlı ama tecrübeli ve takımı etkileyecek futbolcular alındı. Alınan oyuncular ile sadece bir yıllık başarı kazanılabilir. Ama ileriye dönük başarı yakalanacağını sanmıyorum. Lucescu’nun Türk takımlarını tanıması ve Galatasaray’dan uzaklaşma şekli, onun Galatasaray’a karşı daha hırslı ve başarılı olacağını düşünüyorum.
Emre Özücoşkun (Siyah-Beyaz Grubu)
Yerli antrenörü tercih ederdim
Yabancı bir teknik direktörden çok yerli birini tercih ederdim. Aklımdaki isim Ersun Yanal’dı. O olmadığına göre Lucescu iyi bir seçim. Yüzüncü senenin baskısı bu sene şampiyonluğu getirecektir. Serdar ve Sergen’in tekrar yuvaya dönmesi umut verici. Başarıyı yakalayan futbolcular Beşiktaş’ı da başarıya ulaştıracaklardır. Futbolcu transferlerinde bir yabancı isim Beşiktaş’ı marka yapacaktır. Kaleye Fevzi’yi getirmelerini istiyorum. İki yabancı hakkını kalede kullanmamalılar. Hüsnü Güreli bu politikada devam ederse ileride başarı yakalanacaktır.
Şükrü Askan (BJK Futbol Grubu)
Camiamız heyecan içinde
Yüzüncü sene ve yedi sene şampiyon olamadıktan sonra bu sene şampiyonluk beklentisi var. Yönetimin transferleri iyi ama takımda, orta sahaya beyin olacak biri gerekiyor. Sergen’in dönmesi herkes gibi beni de çok mutlu etti. Umuyorum ki Beşiktaş eski günlerine dönecek. Ve bizler de Beşiktaş camiası olarak hem şampiyonluğu hem de yüzüncü yılı coşku ile kutlayacağız.
Hakkı Ulusoy (BJK Futbol Grubu)
Taraftar her zaman yanında
BJK Futbol grubu olarak bu sene 300 kişi numaralı tribüne geçtik. Ve gördük ki ilk sene gerek tezahürat açısından gerekse görsel olarak çok başarılı olduk. Bizler numaralı tribündeki sosyete tribünü imajını yıkacağız. Tribünlerin geneli gibi coşku numaralıya da taşınacak. Rakip yedek kulübesinin arkasındayız ve böylece rakip takımın evinde gibi hissetmesine engel oluyoruz. Her zaman Beşiktaş’ın arkasındayız. Asil Renkleriyle iftihar ediyoruz.
Burak Usmangil (BJK Futbol Grubu)

Spor hattı

Transfer doludizgin

100. yılda mutlak şampiyonluk bekleyen Beşiktaş, işe teknik direktörünü değiştirmekle başladı. Takımın başına Galatasaray’ı şampiyon yapan Rumen hoca Lucescu’yu getiren siyah-beyazlılar ilk bomba transferi Sergen’le yaptı. Ardından daha önce takımdan ayrılmış olan Serdar’ı aldılar. Daha sonsa sırasıyla Kaan Dobra, Tolga ve Zafer’i kadroya kattılar. Sergen ve Serdar tekrar yuvaya döndükleri için çok mutlu olduklarını belirtirken Kaan Dobra, Tolga ve Zafer büyük bir takımda oynamanın heyecanını şimdiden duyduklarını söyledi. Bu arada yabancı transferine de ağırlık veren siyah-beyazlı yönetim Mondragon’da yaşadığı hayal kırıklığını üzerinden atmaya çalışıyor. Taraftarın gönlünü almak için uğraş veren yönetim yabancı transferini bitirdiğini, ancak dünya kupasının sonunu beklediğini vurguluyor. Öte yandan edinilen bilgiye göre Romalı Zago, Fiorentinalı Amaral, Kolombiyalı kaleci Cordoba ve de eski yıldızı Nouma ile söz kesildiği öğrenildi. Bu arada yönetim yepyeni ve kaliteli isimleri de açıklayabileceğini vurguladı.

Klassis’te golf turnuvası

“Türkiye Engel Atlama Şampiyonası” 2-7 Temmuz tarihleri arasında Klassis Golf&Country Club’da yapılacak. Klassis Golf&Country Club, şampiyona öncesi Goldaş’ın sponsorluğunda hazırlık parkuru düzenledi. Geçen ay gerçekleşen hazırlık parkurunda aralarında Armağan Özgörbey, Osman Yarsuvat ve Ayşe And’ın da bulunduğu biniciler, 90 cm, 100 cm, 110 cm ve 120 cm engellide mücadele ettiler.
Birçok turnuvaya ve aktiviteye ev sahipliği yapan Klassis Golf&Country Club, yine geçen ay “Nokia Evli Çiftler Golf Turnuvası” düzenledi. Aynur-Nuri Egeli, Elif-Aybey Aksu gibi ünlü isimlerde katıldığı turnuvada birinci olan çiftler Nokia 8910 ile ödüllendirildi.

ONÜÇÜNCÜ SAYFA

‘Döneceğim demiştim’

Üç senelik bir aradan sonra tekrar Beşiktaş’a dönen Serdar Topraktepe, bugünlerde taşınma telaşında… Kocaeli’nden İstanbul’a taşınan Serdar’ın en büyük isteği bir an önce düzenini kurup tatile gitmek. Bütün sezonun yorgunluğunu yapacağı 10-15 günlük bir tatilde atmayı düşlediğini söyleyen futbolcu, “Bu yeni halimle Beşiktaş’a çok daha yararlı olacağım” dedi. Beşiktaş’a geldiği zaman 17 yaşında olan Serdar, “O günlerde daha çocuksuyduk. Hatalarımız da oldu elbette. Ama şimdi futbol dünyası için tam yaşımdayım. En verimli dönemimi Beşiktaş’ta geçireceğim” şeklinde konuştu. Kocaelispor’da kendini geliştirdiğini belirten Topraktepe, “Benimki bir anlamda yuvaya dönüş, hiçbir sorun yaşayacağımı düşünmüyorum. Sergen’de Beşiktaş’a döndü. Elbirliği ile takımımızı şampiyonluğa götüreceğiz. Beşiktaş’a ilk geldiğim sezon, 17 yaşımdayken şampiyonluk yaşamıştık. Şimdi bu dönüşümün ilk sezonunda bir şampiyonluk daha yaşayacağım. Kopmak çok zor olmuştu. Ama giderken de geleceğim demiştim. Öylede oldu. Bütün kötü günler geride kaldı. En kötü günlerimde bana yardımcı oldukları için de Kocaelispor’daki arkadaşlarıma ve yöneticilere teşekkür ederim” diye ekledi.

Rüzgarın oğlu!..

Beşiktaş’a geldiği günlerden beri mütevazi bir hayatı tercik eden İbrahim, Milli Takım’a seçilmemesini biraz da kırgın bir şekilde Gazete BEŞİKTAŞ’a anlattı.
Sahalardaki İbrahim’im özel bir tarzı var mıdır?
Sahada her zaman en iyisini yapmaya çalışan bir yapıya sahibim. Beşiktaş’a gelmeden önce de bir hedefim vardı, Bu takımdaki değişmezler arasında olmaktı. Onu gerçekleştirdim. Kimseye ve hiçbir şeye taviz vermeden çalışarak gerçekleştirdim bunu. Tabii ki eksikliklerim var bunu kabul ediyorum. Maç sırasında her şeyimle kendimi kaybederim. İlhan kadar olmasa da asabi olabiliyorum. Mücadeleleri kaybettiğim zaman kendi kendime kızıyorum.
Yenilgilerin üzerinizdeki etkisi nasıl oluyor?
Yenilgilerde tabii ki bütün Beşiktaş camiası üzülüyordur ama herkes emin olsun ki taraftar ne kadar üzülüyorsa futbolcu da en az onun kadar üzülüyordur. Zannetmesinler ki yenilgilerde futbolcular önemsemiyor. Çünkü futbolcuda çok şey kaybediyor.
Taraftarla aranız nasıl?
Şahsi olarak taraftarla bir problemim olmadı. Görevini en iyi şekilde yapmaya çalışan bir yapıya sahibim. O yüzden sorun yaşamıyoruz.
Taraftarın taktığı
lakaplar konusunda
düşünceleriniz neler?
Evet, birçok futbolcuya taktıkları lakaplar oluyor. Bana da ‘Deli’ diyorlar. Bunu nereye çekerseniz gidebilir. Sanırım bunu sahadaki yapımdan dolayı diyorlar. İkili mücadelelerde çok hırslı olduğum ve elimi daha çok kullandığım için olabilir.
Hayatınızı değiştirecek kararlar aldınız mı?
Benim hayatımda çok büyük değişiklikler olmadı. Ben İzmit’in köyündenim. Köydeki İbrahim ile şimdiki İbrahim’in arasında bir fark yok. Belki maddi olarak biraz rahatlamış olabilirim ama kişiliğimden hiç taviz vermedim.
İlk kazandığınız para ile ne yaptınız?
Kazandığım parayı yeni yeni değerlendiriyorum. Ev olsun, arsa olsun almaya çalışıyorum. Altı tane kardeşim var, onlara bakmaya çalışıyorum.
Genç ve bekar olmanıza rağmen kimi
futbolcunun aksine
gece hayatında görünmüyorsunuz. Bunun
nedeni nedir?
Gece hayatı türünden eğlenceler benim kişiliğime aykırı şeyler. Bunu yapan arkadaşlarımı kınıyor değilim ama ben böyle olamıyorum, gürültülü ortamlarda olmaktan hoşlanmıyorum. Benim yaşantım bellidir. İdman biter, sonra bir yerlerde bir şeyler yerim, sonra eve gidip televizyon seyrederim. İki senedir bu takımdayım ama hiç gece çıkmadım.
İdealinizde bir insan var mı?
Beğendiğim bir futbolcu olarak Barcelano’dan Overmars var.
Hedefleriniz neler?
Tabii ki herkesin bir hedefi olması gerekir. Hedefim Milli Takım desem yalan olur. Çünkü iki senedir burada oynuyorum. Mutlaka iyi oynadığım oldu ve hala çağrılmadım. Beşiktaş’ta bu performansı devam ettirip daha iyi noktalara getirmek.
Milli Takım için bir
kırgınlığınız var mı?
Mutlaka vardır bir kırgınlık. Hazır olduğumu hissettiğim zamanlarda da çağrılmadım. İki senede yüze yakın maç oynadım ama yinede çağırmadılar
Hayatınızda olmazsa
olmaz bir şey var mı?
Pek bir şey yok ama idman olabilir. İdman olmadığı zamanlar kendimi boş ve kötü hissediyorum. İdmana çıkmayı seviyorum.
Futbolcu olmasaydınız ne ile ilgilenirdiniz?
İzmit’te fabrikaya girmeye çalışırdım, onu da yapamazsam köyde hayvancılıkla uğraşırdım sanırım.
Yeni sezon için neler söyleyebilirsiniz?
Beşiktaş büyük ve hedefleri olan bir camia. Belki herkes eleştirebilir bir şeyler söyleyebilir ama şu andaki kadro iyi bir kadro. Bu kadroya birkaç tane oyuncu takviye ile çok iyi yerlere gelinebilir.

‘Beşiktaş’tan ayrıldım hayatım bitti’

Oynadığı dokuz yıldan sonra, Beşiktaş’a buruk veda eden Fikret Demirer, “Beşiktaş’tan ayrıldığım zaman hayatım bitmişti” diyor. Demirer bugün, Beşiktaş camiasının sevdiği bir isim olarak sporculara, yanlışlarıyla doğrularıyla kendi deneyimlerini aktarıyor.
Orta sahanın Fikret’inden bahseder misiniz?
Mütevazı bir şekilde kendimi yorumlamam gerekirse, dokuz yıl Beşiktaş’ta oynadığım sürece teknik kapasitemin çok etkin olduğunu, bir futbolcunun teknik açıdan sahip olabileceği tüm özelliklere sahip olduğumu düşünüyorum. İki ayağını eşit kullanan, futbol adına ne varsa onları yapabilecek kapasitedeydim.
Beşiktaş’ta geçirdiğiniz dokuz yıla dönecek olursanız, neler yaşadınız?
1979-1982 yılları arasında yedi ameliyat yaşadım. Arka adalelerde lif atması denilen bir sakatlık oldu. İki ayağımın arkasında tam elli dört tane dikiş vardır. 1983’ten sonra düzeldim ve 1987 yılında yine talihsiz bir şekilde Beşiktaş’tan ayrılmak zorunda kaldım. Dört sene Sarıyer’de oynadım. 30 bin seyirciye oynayan, 17 milyon taraftarı olan bir camiadan, 300 400 seyirciye oynayan bir Sarıyer’de oynuyorsunuz. Bu benim için bir gurur oldu. Futbolculuğu ispatlamak değil, yaşamak için oynadım. Son iki sene de Ankaragücü’nde devam ettim. Samet Aybaba beni aldı, Sinan ile birlikte oynadık. İki sene sonra futbolu bıraktım. Sonlara geldiğimi hissettim. Çünkü tribün ve camiayı dolu dolu yaşamıştım. Beşiktaş’tan ayrıldıktan sonra altı sene dayanabildim. Sessiz sedasız bir bırakış oldu. Beşiktaş takımında futbolu bırakan bir Fikret olamadıktan sonra, jübile yapıp yapmamak pek de önemli değildi. Ben 1987’de Beşiktaş’tan ayrıldığım zaman hayatım bitti. Bu mesajı da anlayan anlar. Başka takımlarda bile Beşiktaş için çalıştım.
O günlerden bu yana futbolda neler değişti?
Benim oynadığım döneme kadar futbolcu kalitesi çok üst düzeydeydi. Yetenekli futbolcular çok fazlaydı ama eksikler de çoktu. Tesis en büyük eksikti. Futbol anlayışı değişti. Biz iki senelik transfer ücretini aldığımızda bir ev alabilirdik maaş primle geçiniyorduk. Bugün dolarlardan bahsediliyor. Ben dokuz sene Beşiktaş’ta çim sahada çalışmadım. Bugün odalarda klimalar, salonlarda büyük ekran televizyonlar, duşlar. Adidas ayakkabıyı ancak kendi paranızla alabilirdiniz. Şimdi kulüpler sponsor buluyor.
Futbolu bıraktıktan sonra ne ile ilgilendiniz?
Bir sene spor yazarlığı yaptım. Sonrasında bir karar aldım: Spordan ayrı kalmalıydım. Ama dayanamadım sanırım. Antrenör kursuna gittim. Bir sene Sapanca Spor da teknik adamlık yaptım. Çok zor şartlar altında çok güzel şeyler yaptık. İki seneden beri de hem Eski Sporcular Dayanışma Derneğinde hem de kulüpte aktif olarak görev yapıyorum. Tekrar Beşiktaş’a döndüğüm, Beşiktaş bünyesinde hem hizmet yaptığım hem de nefes aldığım için çok mutluyum. Artık bir hoca bir ağabey bir futbol adamı olmak istiyorum.
Taraftarın sizin hayatınızdaki yeri nedir?
Seyirci benim yaşam tarzımdı. Ölürken de aynı şeyi söyleyeceğim, ben Beşiktaş seyircisinin özel olduğuna inanıyorum. Beni 15 yaşında Baba Hakkı getirdi. Beni yaşatan o taraftar coşkusu ve sevgisi ben her şeyimi onlara borçluyum.
Gençlere tavsiyeleriniz neler?
Tek başlarına hiçbir zaman hareket etmesinler. Mutlaka sporun içinde olan bilgili deneyimli büyükleri ile fikir alışverişinde olsunlar. Genelde sporcuların yaşamlarındaki iyi ve kötü tarafları iyi analiz etsinler.

Amatörün sesi

Amatörler konuşuyor

Büyük kulüplerde hayranlıkla seyrettiğimiz birçok sporcunun yetiştiği amatör kulüpler zor şartlar altında faaliyetlerine devam ediyor. Amatör kulüplerin sorunlarını ve dertlerini her ay bu köşeden duyuracağız

Özkaynakları değerlendirelim
Amatörlüğün gerçek manasını uygulamaya ve yaşatmaya çalıştığımız kulübümüzde, bugüne kadar gerçekleştirdiğimiz programlarımızla spor yaptırabilmenin yanı sıra eğitim, yardımlaşma ve ahlak konularına da titizlikle eğiliyoruz. Bizim amacımız ve ilk görevimiz Türk sporuna zeki, çevik ve ahlaklı oyuncular yetiştirmek. Türk takımları ve futbolu kendi öz kaynaklarına dönerek takımlarını geliştirmeliler. Bizim de çalışmalarımız da alt yapı büyük önem taşımaktadır.
Ahmet Çınar (Muradiye SK Bşk.)
Bizler futbolcu tarlasıyız
On yedi yıl amatör ve profesyonel futbol liglerinde milli hakem olarak görev yaptıktan ve Boğaziçi Spor Kulübünde uzun yıllar futbol ve basketbol oynadıktan sonra şimdi kulübün başkanlığındayım. Boğaziçi Spor Kulübüne elimden geldiğince faydalı olacağım. Bugün milli takımımızda oynayan Abdullah ve Arif gibi isimler İstanbul amatör kümesinin tozlu, topraklı, çamurlu sahalarından çıkmıştır. Beşiktaş’ minik takımında oynayan kaptan Rıdvan Boğaziçi’nin 500 metre karelik minik sahasında futbolla tanışmıştır. Kendi ellerimizle onu Beşiktaş’a getirdik. Anlatmak istediğim amatör kulüpler olarak bizler futbolcu tarlasıyızdır.
Fahrettin Kahveci (Boğaziçi SK Bşk.)
Büyük kulüpler destek olmalı
Tüm amatör spor kulüpleri kendi imkanlarıyla ayakta kalma savaşı veriyorlar. Bizde Dikilitaş halkı ve esnafıyla birlikte bu mücadeleyi veriyoruz. Futbol ve basketbol branşlarında faaliyet gösteren 200 oyuncumuz bulunuyor. Türkiye’de amatör kulüpler için çok şey yapılabilir. En büyük desteği büyük kulüplerimizden bekliyoruz. Sayın Serdar Bilgili’nin ilk dönemde Feriköy’ü ikinci dönemde Yalova’yı pilot bölge olarak göstermesi Beşiktaş’ın amatör kulübü olarak bizleri çok üzmüştür.
Abdullah Sızmaz (Dikilitaş SK Bşk.)
Engelli sporun vitriniyiz
Türkiye’de Engelliler Spor Kulübü 1982 yılında başlamış ve bugün çok iyi yerlere gelmiştir. Türkiye’de 56 Bedensel Engelli Kulüp bulunmaktadır. En son Beşiktaş Jimnastik Kulübü ve Beşiktaş Belediyesi’nin desteği ile kurulan Beşiktaş Engelliler Spor Kulübü’nün başarıları tüm ülkeyi sarmıştır. Artık hedefimiz Avrupa’dır. Türk Milli Engelliler Olimpiyat Komitesi’nin kurulması da bu işin ciddi boyutlarını daha da büyütmüştür. Gerek Serdar Bilgili gerekse Yusuf Namoğlu gereken her şeyi yapmaktadır. Bu desteklerden dolayı da, kulübümüz, engelli sporun vitrini haline gelmiştir.
İstikrarlı başarı gerekli
Kulübümüz A Takımı 2001-2002 sezonunda, maddi ve manevi çok zor şartlar altında şampiyonluğu yakaladı. Takımımızın bir sene küme düşüp bir diğer sene şampiyon olma alışkanlığını değiştirerek istikrarlı bir başarı yakalamak en büyük hedefimiz. Alt yapıdan gelen kalecimiz ümit vaadedici. Gelecek sezona takıma yapacağımız birkaç takviye ile tekrar başarılı olacağımızı umut ediyoruz. Taraftarlarımıza Kuruçeşme Spor Kulübüne sahip çıktıkları için çok teşekkür ediyoruz.
Özkan Yılmaz (Kuruçeşme SK Bşk.)
Amatör fedakar olmalı
Levent Spor Kulübü olarak, başarıyı temelde görüyoruz. Bu nedenle de alt yapı çalışmalarının, bir kulübün can damarı olduğunu düşünüyoruz. Gerek antrenörlerimiz gerekse yönetim kurulu üyelerimizle birlikte, zor koşullarda büyük fedakarlıklar yaparak ve çıkar ilişkisi gözetmeden büyük hizmetler veriyoruz. Ve verdiğimiz hizmetle de gurur duyuyoruz. Levent Spor Kulübü Başkanı olarak en büyük dileğim Beşiktaş ilçesinde bir amatör kulüpler birliği kurulmasıdır.
Mehmet Şenozan (Levent SK Bşk.)
Altyapıya hız verdik
Ortaköy Spor Kulübü 2001-2002 sezonunda sportif, sosyal ve tesis alanında başarılar elde etmiştir. 1. Amatör kümede olan takımımız, grubunu üçüncü olarak tamamlamıştır. Alt yapı takımlarımız genç takım, 12-14 yaş grubu branşlarında şampiyon olmuşlardır. 10-12, 14-16 yaş grupları ikinci olmuştur. Bunlar O.S.K. için özlemi duyulan başarılardır. Türk basketbolunda yerimizi tekrar almak için altyapı çalışmalarımıza başladık.
Sinan Kasımoğlu (Ortaköy SK Bşk.)
Eğitim bizim işimiz
Akatlar Spor Kulübü 1990 yılı faaliyetlerini sürdürmektedir. Kulübümüz Minik, Yıldız, B Genç, A Genç ve A Takım olarak beş kategoride liglere katılmıştır. 2000 yılı itibariyle minik ve genç sporcu yetiştirmeyi kendine ilke edinen kulüp yönetimi bu tarih itibariyle yaptığı alt yapı çalışmaları ile eski milli futbolculardan Teknik Direktör Behçet Arkun ve Antrenör Orhan Pekkoç’u göreve getirerek, çalışmalarına futbol ve gençleri eğitimli birey olarak yetiştirmek üzere yön vermiştir. Kulübümüzde 150 lisanslı sporcu bulunmaktadır. Bu sporcular arasında 25 kişilik minik ve yıldız grubuna futbol eğitimi yanında İngilizce öğretmeni Altan Eplek yönetiminde haftada 2 saat İngilizce dersi vermektedir. Yine uzman hocalarımız tarafından Beslenme Seminerleri ve Sigarayla Savaş Vakfı ile bağlantılı Sigaraya Hayır seminerleri düzenlemekteyiz.
Necati Avcılar (Akatlar SK Bşk.)
Centilmence mücadele ettik
2001-2002 futbol sezonunun sonuna geldiğimiz bu günlerde ilçenin tüm amatör takımlarının başkan, yönetici ve sporcularını sezon içerisinde yapmış oldukları centilmen mücadelelerinden dolayı tebrik ederim. Yeni sezonda senelerdir özlemini duyduğumuz, idealimizdeki spor tesisinin, Sayın Belediye Başkanımız Yusuf Namoğlu tarafından ilçemize kazandırılmasıyla, tüm amatör spor kulüplerimiz maçlarını burada oynayacaklardır. Bu da ilçemizdeki spor kulüplerimizin daha da güçlenmesine olanak sağlayacaktır. 2002-2003 sezonunda herkese başarılar dilerim.
Hasan Tutaş (Yıldız SK Bşk.)

ONDÖNDÜNCÜ SAYFA

Amatörler yaşadı

Altı aydır yapımı devam eden Beşiktaş Belediyesi Çilekli Spor Tesisi, geçen ay yapılan bir törenle açıldı. Tesisin açılışını, Başbakan Yardımcısı Mesut Yılmaz, Beşiktaş Belediye Başkanı Yusuf Namoğlu ve İstanbul Valisi Erol Çakır yaptı. Törende Beşiktaş Jimnastik Kulübü Başkanı Serdar Bilgili, İstanbul Emniyet Müdü rü Hasan Özdemir ve kulüp üyelerinin bir çoğu, Futbol Federasyonu Amatör Kulüpler Başkanı Orhan Saka ve Beşiktaş Amatör Spor Kulüpleri de bulundu. Açılıştan sonra, FİFA kokartlı hakem Lale Orta’nın yönettiği ilk maç, sanatçılar ve şöhretler arsında oynandı. Yılmaz Erdoğan, Kerem Alışık, Ege, Hakan Ural gibi ünlü isimlerden oluşan Sanatçılar takımı, Şifo Mehmet, Tanju Çolak, Rıdvan Dilmen, Feyyaz Uçar, Ziya Doğan gibi futbol dünyasının ünlü isimleriyle karşılaştı. Beşiktaş Belediye Başkanı Yusuf Namoğlu yaptığı açılış konuşmasında, Türkiye’deki ilk suni çim sahayı Beşiktaş ilçesine kazandırmanın mutluluğunu yaşadığını söyledi. 850 milyara mal olan Çilekli Spor Tesisi amatör kulüpler için de ayrı bir önem taşıyor. Beşiktaş Jimnastik Kulübü’ne, vatandaşlara hizmet verecek olan tesiste, Beşiktaş ilçesindeki amatör spor kulüplerinin resmi müsabakaları oynanacak. Beşiktaş Engelli Spor Kulübü’nün de idmanlarını gerçekleştireceği tesiste, bin kişilik bir tribün, üç atletizm pisti, soyunma odaları, kafe ve sosyal tesisler bulunuyor.

‘Jübilem Beşiktaş’ta’

Ve Sergen resmen tekrar Beşiktaşlı oldu. Siirt Jetpa Spor ile bonservis problemi 1 milyon 300 bin dolar karşılığında çözülen Sergen, olaylı bir şekilde ayrıldığı Beşiktaş’a 6 yıl aradan sonra tekrar geri döndü ve iki yıllık sözleşme imzaladı. Sergen “bir hata yaptımsa büyüklerimden özür dilerim” derken, 10 numaralı formanın bir krize yol açmayacağını da vurguladı. Yeni sezonda 30 numaralı formayı giyeceğini belirten Sergen, “30 yaşında Beşiktaş’a geri döndüm. Adeta yeniden doğdum” dedi. Beşiktaşlı taraftarların ilk maçta kendisini nasıl karşılayacağını merak ettiğini ve şimdiye kadar hiç duymadığı bir heyecan içinde olduğunu söyleyen Sergen, “jübilemi de Beşiktaş’ta yapacağım” dedi. Öte yandan edinilen bilgiye göre 100. yılda mutlak şampiyon olmak isteyen Beşiktaş’ın yöneticileri Sergen’e transfer nedeniyle son model bir Range Rover jip aldıkları, boş mukaveleye imza atan futbolcuya maç başına da 50 milyar lira ödeneceği öğrenildi. Beşiktaş’ta futbola başlayan ve adını Siyah-Beyazlı kulüpte duyuran Sergen sırasıyla Beşiktaş, İstanbulspor, Fenerbahçe, Trabzonspor ve Galatasaray’da forma giydi. Tüm büyük kulüplerde forma giyerek kırılması zor bir rekora da imza atan Sergen Yalçın, “bundan sonra sahada konuşacağım. Sahada herkesin benim nasıl bir performans sergleyeceğimi merak ettiğini biliyorum. Beşiktaşlılar rahat etsin. 100. yılda mutlu sona ulaşmak için elimizden geleni yapacağız” şeklinde konuştu.

ONBEŞİNCİ SAYFA

‘Beşiktaş’ı özledim’

Beşiktaş’ın efsane futbolcusu Şifo Mehmet Teknik Direktörlük kursu için gittiği İngiltere’den döner dönmez ayağının tozuyla Gazete BEŞİKTAŞ’ın konuğu oldu. Siyah-Beyazlı takımın unutulmaz kaptanı Mehmet, sorularımıza içtenlikle cevaplar verdi.
İngiltere’de yaşadıklarınızdan bahseder misiniz?
Orada futboldan önce ki hayatımı tekrar yaşadım. Otobüse bindim, yolda yürüdüm, sırada bekledim. Sporculuk hayatıma nasıl dipten başladıysam, hayatımın diğer evrelerinde de alttan başlamayı tercih ettiğim için gittim İngiltere’ye. İşin kolayına kaçmadım. Önce dil dedim ve yedi ayda İngilizcem çok iyi bir seviyeye geldi. Zamanı çok iyi değerlendirdiğime inanıyorum. Sporun için de kaldığım için herhangi bir yerden başlayabilirdim. Ben futboldan sonra yeni bir hayatın başladığına inanıyorum.
Bir İngiliz gibi düşünmekle, Türk gibi düşünmek arasında ne gibi fark var?
Sadece spor olarak değil, yaşam olarak da bakmak gerekir. Normal kültür yapısında bile bir sistem var orada. Bu sistemde Kişiler hiç önemli değil. Bizim aramızda ki tek fark bu. Sistemi delemiyorsun. Zaten delmene de kimse izin vermiyor.
İngiltere’de futbolla ilgili görüşmeleriniz ve çalışmalarınız nasıl gidiyor?
Üç buçuk ay boyunca kimseyle irtibat kurmadım. Orada ayaklarım üstüne kimsenin yardımı olmadan basmak istiyordum. Hatta Gordon Milne bile benim oraya geldiğimi 4 ay sonra öğrendi. Bu zaman sonrasında Gordon ile görüştüm. Newcastle United’e gittim. Orası da benim için çok büyük bir tecrübe oldu. Gordon oranın futbol direktörü. Gordon hala Türkiye’yi ,İstanbul’u, Beşiktaş’ı unutmayan Türk dostu bir adam. Onun benim için yaptıklarını da hiçbir zaman unutamam. Manchester United’da bir buçuk ay Newcastle United ile çalıştım. Boby Robson beni Beşiktaş’tan tanıyor. Onun takımına karşı oynamıştım. Gordon’dan dolayı beni yakından tanıma imkanı oldu. Bir buçuk ay zorla bana Newcastle eşofmanı giydirdi. Biraz tedirginlik vardı ama Boby, “burası senin kulübün” dedi. Kulübün bütün futbolcularıyla aynı soyunma odalarında soyunduk, aynı yerde duş aldım. Bir buçuk ay boyunca biz Boby Rabson ile aynı yerde idmanı seyrettik. İdmanla ve takımın yapısıyla ilgili bilgiler verdi.
İngiltere’deki kulüp sistemiyle bizdeki kulüp sistemini karşılaştırmanız mümkün mü?
Oradaki sistemle buradaki sistem arasında çok fark var. Orada bir tane başkan var ve altında yönetim kurulu yok. Altında Boby Robson var. Onun altında da Gordon. Herkes menajere, Boby Robson’e danışıyor. Şirket gibi yönetiyorlar. Bir şirketi paralı insanlar yönetir. Dört tane antrenörü var birinci, ikinci antrenörleri, kondisyoncuları, masörleri, kaleci antrenörleri ayrı.
Basınla nasıl bir diyalogları var?
Basın idmana giremiyor. Büyük bir basın salonu var. Cuma günleri basına açık genel bir toplantı yapılıyor.
Teknik Direktör olsanız bu sistemi Türkiye’de de uygular mısınız?
Uygulamak isterim ama geldiğimde “kesin bunu yaparım” gibi bir yorum yapamam. Türk futbolunun şu anda bir yapılanmaya ihtiyacı var. Bir ekip çalışmasıyla sistemi oturtmamız gerekir. Ekibini sağlam tutarsan başarıyı yakalaman daha kolay olur. Bir buçuk ay boyunca İngiliz futbolunu çok iyi takip ettim Newcastle’nin her maçını takip ettim ve 30 -32 kişiyle idmana çıkıyorlar tabi bunun 16-18 kişi kadroya giriyor geri kalanı dışarıda kalıyor onun için de oyuncular çarşambaları gidip farklı kulüpler de oynuyorlar böylelikle futbolcuları her zaman hazır tutuyor. Türkiye’deki gibi futbolcu kafasını önüne eğmiyor.
Başarılarımız yetersiz mi geliyor sizce?
Burada ki başarılar burada kalacak. Önemli olan UEFA kupasını, Şampiyonlar kupasını almak. Türkiye’nin yerini bilmeyen çocuklar Galatasaray’ı biliyorlar. Türkiye trilyonlar harcasa bu reklamı yapamaz .
Beşiktaş’a dönecek olursak, geçen sezonki Beşiktaş’ı nasıl buldunuz?
Beşiktaş’ın iki tane maçını seyrettim; biri gitmeden İstanbul spor maçı, biri de geldikten sonra ki Göztepe maçı. Sadece internetten neticeleri alıyorum. Bir ara iyi bir performans yakaladı. Son 7-8 haftaya avantajlı da girdi ,içerde ki maçları çevirebilseydi belki şampiyon olabilirdi. Şampiyonlukları belirleyen maçlar, büyük takımların kendi aralarında oynadığı maçlar değildir hep Anadolu takımlarıyla yapılan maçlardır.
Beşiktaş’ın kendi sahasındaki yenilgileri hakkında söyleyecekleriniz, futbolcunun üzerinde taraftar baskısı var mıydı sizce?
Bu sene Beşiktaş’ta bir değişiklik oldu ama iyi futbolcu nereye giderse oynamalı baskıda da oynamayı öğrenmeli. Üç-beş maç baskıdır, istediğini yapamaz. Takımda da bir sistemini oturtmak lazım. Biz başarıları yakaladığımız zamanlarda gözü kapalı oynardık. Ali’nin Feyyaz’ın Rıza’nın ne yapacagını, beş maç sonra nasıl oynayacağını bilirdik.
Teknik direktör belgesini ne zaman alıyorsunuz?
Ona daha var. Ağustosta bir aylığına gideceğim, İngilizce sınavına gireceğim. Ondan sonra Türkiye’ye döneceğim orada Gordon’la görüşeceğim. Ondan sonra belli olacak.
Bundan sonraki planlarınız neler?
Ekime kadar hiçbir yerde olmayacağım. Planladığım şeyler var onları yapmam gerekiyor ondan sonrasının planlarını yapmadım. Arada görüşeceğim kişiler var.

Sadece paylaşmak için...Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+

Yorum yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*