SAYI 26

BİRİNCİ SAYFA

‘Hükümet binasını geri verin…’

İstanbul’un en önemli ilçesi Beşiktaş’ta yaşayanlar yıllardır derme çatma bir binada hizmet almaya çalışıyor
Vatandaşlar yıllardır atıl vaziyette bekletilen eski hükümet binasının Beşiktaşlılara geri verilmesini istiyor
Beşiktaş Kaymakamı Mehmet Emin Avcı: “Gecekondu gibi bir binada hizmet vermeye çalışıyoruz”

Beşiktaş halkı iyi bir hizmet binası istiyor. Bu binada statümüz belli değil. Bizim de değil, kiracı da değiliz. Milli Saraylar Daire Başkanlığı parseli içindeyiz. Bizi ilk binamızdan çıkarırken burada geçici olarak hizmet vereceğimizi ve daha sonra başka bir yere alacaklarını söylemişlerdi. Şimdi bizi buradan da çıkaracaklarmış.
Gecekondu gibi bir yerde kaymakamlığı temsil ediyoruz. Eski binamızı geri almak istiyoruz. Vatandaş hala bizim eski binada hizmet verdiğimizi düşünüyor.
Aslolan hizmettir. Kaymakamlık hizmetleri dağınık bir şekilde veriliyor. Sadece nüfus ve maliye işlemlerini yürütebiliyoruz. Bir de sağlık ocağımız var. En azından bünyemizde merkezi bir karakol olsaydı. Vatandaşlarımıza en iyi hizmeti verme imkanı ancak eski binamıza geçmemizle mümkün olur.
Partilerimizin milletvekillerinden İçişleri, Maliye Bakanlığı ve Meclis Başkanımız Ömer İzgi’ye bu konuyu iletmelerini ve eski hizmet binamızı bize kazandırmalarını bekliyoruz.
Şimdiki binamızı yenilemek istedik. Ancak onarmak için “ödeneği siz çıkarın” diyorlar. Ne eski binamıza geçebiliyoruz, ne de yeni binamızda hizmetlerimizi yapabiliyoruz.
Uzun yıllar Dolmabahçe Sarayı’nın devamında hazineye ait bir binada kaymakamlık hizmet veriyordu. Halkla devletin kaynaştığı bir mekandı. Altında tüm ünitelerin olduğu, Beşiktaş halkının ihtiyaçlarını görebildiği, cumhuriyetimizin temsil özelliklerine yaraşır güzel bir binaydı. Ancak kaymakamlık binası, 1990 yıllarının başlarında Hüsamettin Cindoruk’un meclis başkanı olduğu dönemde Maliye Bakanlığı tarafından İçişleri Bakanlığı’na, oradan da Milli Sarayların devamı olduğu için TBMM Başkanlığı’na tahsis edilmiş. Kaymakamlık eski binasının arkasında Devlet Malzeme Ofisi’nce depo olarak kullanılan bir binada hizmet vermeye çalışıyor. Kaymakamımız bizzat İçişleri ve Maliye Bakanlığı’na müraacatta bulunmuş. Fakat tahsis TBMM Başkanlığı’nda olduğu için onların da izni gerekiyor. Nihai kararı verecek olan arazinin ve binanın sahibi Maliye Bakanlığı. Parlementerlerimiz TBMM nezdinde takip ediyorlar. Bina boş duruyor. Duyduğumuza göre parlementerlerimiz İstanbul’a geldiğinde hizmet ofisi olarak düşünülüyormuş. Özellikle Ömer İzgi’nin bu konudaki kararı önemli. Gerekirse TBMM Başkanı’na bir heyet olarak gideceğiz ve Beşiktaş halkının samimi dileğini kendisine arz edeceğiz.

Kaymakamımız başkanlığında tüm halkın katılımıyla Beşiktaş’a yakışır bir kaymakamlık için parti olarak destek verdik. Daha önceki kaymakam zamanında da bu rahatsızlık vardı. Artık bu sorunun bir an önce çözülmesi gerekiyor.
Kaç senedir fonksiyonsuz bir şekilde duruyor. Bunun üzüntüsünü taşıyoruz. Bu kıvılcımı kaymakam yakmıştır. Ama bizler de sahip çıktık. Binanın Milli Saraylar TBMM Başkanlığı’ndan alınarak İçişleri Bakanlığı’na verilmesi ve kaymakamlık hizmet binası olarak tahsisi için dilekçe gönderdik. Beşiktaşlılar olarak hepimiz eski kaymakamlık binamızı istiyoruz.

Biz iktidar partileriyle birlikte Maliye Bakanlığı’na dilekçe yazdık.
TBMM’den Milli Saraylar Daire Başkanlığı’na cevap gönderilmiş. Bu talebin haklı olmadığı, arsanın Milli Saraylara gerekli olduğu belirtilmiş. Bu nedenle şu anki hizmet binası da boşaltılacak denmiş.
Kaymakamlık binası herkesin sorunu. Orada çalışanlar da çok küçük olduğu için hizmet üretemiyorlar. 200-250 metrekarelik bir alanı var. Yerimiz çok elverişsiz diyorlar. Kullanışlı değil.
Ayrıca Beşiktaş eski bir yerleşim birimi olduğu için yer yok. Arsa bakımından en fakir ilçe. Eğer meclisten bir yer gösterilmezse bu konuyu belediye ile işbirliğine giderek kendi içimizde çözmeliyiz. Aldığımız duyuma göre milli saraylar idari binaları sahile çekilecek. Boşalan yerler de müze haline getirilecek.
Vatandaş Ne Diyor?
Ben 60 senedir Beşiktaş’ta oturuyorum. Kaymakamlığın bahçesinde çok güzel günler geçirdim. Tarihi çınar ağaçlarının altında dinleniyorduk. Beşiktaş’ın tarihi yapısı içinde eski hizmet binasına geri dönsün istiyoruz. Eğer bir sonuç alınamazsa gerektiğinde imza kampanyası başlatabiliriz.
Mücevher Aslan (Eğitimci)
Kaymakamlık haketmediği bir binada hizmet vermeye çalışıyor. Herkesin görebileceği bir yerde olması gerekirken; küçük bir binada sarayların arasında kalmış. Beşiktaş’a yakışmadığını düşünüyorum. Bir an önce eski binasına dönmelidir. Bizlerde daha rahat işimizi yaparız.
Murat Çiftçi (Serbest Meslek)
Bence Türkiye’nin gözü İstanbul, İstanbul’unki de Beşiktaş. Ben 58 seneden beri burada yaşadığım için biliyorum. Bütün Beşiktaş halkı kaymakamlığın eski yerine geçmesini istiyor. Her gittiğimde kaymakamlığı o şekilde gördükçe üzülüyorum. Beşiktaş’a yakışmıyor.
Makbule Şen (Müteahhit)
Bu sıkıntıyı biz senelerdir yaşıyoruz. Vatandaş kaymakamlığı görünce şaşırıyor. Çalışanlar durumdan çok rahatsız. Hizmetlerin aksadıklarını söylüyorlar. Kaymakamlık geçici olarak buraya alınmıştı. Üstüne üstlük kaymakamlık şimdiki binasından da çıkarılacakmış. Olacak iş değil.
Mustafa Dil (Esnaf)
Tarihi dokunun olduğu, üç bin kişinin yaşadığı bir yerde, koskoca kaymakamlık binası içler acısı. Vatandaşa “Kaymakamlık nerede?” diye sorsan çoğu bilmiyor. Sağlık ocağı gibi bir yer. İnsan kaymakamlığa girerken kendine çeki düzen verir ama burada hiç öyle bir hava yok.
Rıza Kolenoğlu (Mimar)

30 yıllık türbe SAHTE Mİ?..

Fulya’daki Bardakçı Baba türbesinin sahte olduğu iddiaları Beşiktaş’ı karıştırdı.
Semt sakinlerinin yıllardır ziyaret ettiği türbe, resmi olarak kayıtlarda yer almasa da halkın büyük bir bölümü tarafından kutsal kabul ediliyor.
Türbenin sahte olduğunu ileri süren Diş Hekimi Hüseyin Cahit Dursun şunları söyledi: ‘Yıllar önce türbenin olduğu yer bomboş araziydi. 70’lerde oraya ders çalışmaya gidiyordum. Uyduruk bir tahta yaptık. Bardakçı Baba yazdık. Aradan yıllar geçti orası imara açıldı. Tahtayı görenler etrafını çevirip yatır yapmışlar. İnsanlar küçük yaşta yaptığımız şakaya inandılar. Şimdi de orası türbe halinde. Halbuki türbenin olduğu yerde ölü yok. İnsanlar orada boşuna dua etmesinler.’ Dursun’un açıklamalarını eleştiren Beşiktaş Müftüsü Süleyman İlhami Özden, ‘insanların inançlarıyla alay etmenin vebali ağırdır, bir nevi hırsızlıktır’ dedi.
Bardakçı Baba türbesinin kayıtlarda bulunmadığını belirten Özden, gerçekten orada yatan birinin olup olmadığını Allah’ın bileceğini, türbeler konusunda insanlarımızın çok dikkatli olması gerektiğini belirtti. Özden, sözlerine şöyle devam etti: “Türbelerde yatanların hiçbir şeyi almaya vermeye güçleri yetmez. Verecek de alacak da olan Allah’tır. Adetle ibadeti karıştırıyoruz. Biz adetleri ibadet şekline getirmişiz.”
Ortaya atılan iddia nedeniyle semt sakinleri ikiye ayrılmış olsalar da Bardakçı Baba türbesi, inananlar tarafından ziyaret edilmeye devam ediyor.
Vatandaş Ne Diyor?
“Türbe olduğuna
inanmıyorum”
Doğma büyüme Beşiktaşlı olan Fulya mahallesi muhtarı 68 yaşındaki Hüsamettin Barut da türbenin sahte olduğuna inananlardan. Barut, ‘O mezarlık benim çocukluğumdan beri orada duruyor. Eskiden o yol dereydi. Sonra orayı türbe haline getirdiler. Ben türbe olduğuna inanmıyorum. Çünkü müslüman mezarı gibi yüzü kıbleye bakmıyor. Tersine yatıyor. Sahte olduğu buradan belli’ diye konuştu.
“Türbe olduğuna inanıyorum”
Bir başka semt sakini 73 yaşındaki Sami Öztürk ise türbenin gerçek olduğunu söyleyerek “oraya yol açılacağı zaman dozerin dişleri kırıldı. Ondan sonra orada mezar olduğu kabul edildi” dedi.
“Türbe gerçek”
25 yıldır Beşiktaş’ta yaşayan Mehmet Yalçın Ünsal iddialı bir dille “Allah’a nasıl inanıyorsam bu türbenin de gerçek olduğuna o kadar inanıyorum. Eğer sahteyse belediye gelsin kaldırsın” dedi.
“Türbe gerçek değil”
Semt sakinlerinden Salih Ayar da arsa sahibinin oradaki ağaçların kesilmesini engellemek için türbe yaptığını iddia etti.

İKİNCİ SAYFA

Okuyucu Köşesi

Kaza kaza bitiremediler
BEŞİKTAŞ-Çarşı içinde sürdürülen kazının bir an önce bitirilmesini arzu etmekteyiz. Aylardır kazı yapılıyor, bir türlü bitiremediler. Çarşı içinde yürüyecek yer kalmadı. Biten yerlerin de bir an önce eski haline getirilmesini istiyoruz. Her gün toz toprak içinde kalmaktan bıktık.
Sermet Aslan
Beton delinmiş haberleri yok
BEBEK-Arnavutköy ile Bebek arasında kalan Çamlıbahçe mevkiinde arabaların park edilip denizin seyredildiği bir alan var. Sahil şeridinde oldukça büyük bir bölümde beton komple delinmiş. Bu çöküntü mutlaka araçların ağırlığından olmuştur. Yetkililerin bir an önce bu betonun onarımını yapması gerekir. Karanlıkta insan düşüp sakatlanabilir, hatta ölür. Bu bölgede hiç denetim yapılmıyor mu?
Deniz Soner
Kablolu tv’yi izleyemiyoruz
GAYRETTEPE-Yıldız Posta Caddesi’nde oturan kişilerin tamamı kablolu tvden bazı kanalları izleyemediklerini söylüyor. İzledikleri kanalların da bozuk olduğunu söylüyorlar. Hatların kontrolünün yapılmasını istiyoruz.
Sabri Alkan

Tüketici Köşesi

İki ayda deforme oldu
Fadime Avcı, Leydi markalı ütü masası iki ay sonra deforme olduğu için şirkete şikayette bulundu. Tükoder’in aracı olmasıyla ürün beş ay sonra yenisiyle değiştirildi.

İlçe Kulisi

Fotoğrafını çekmişler haberin olsun!..
Gazete BEŞİKTAŞ üç yaşına girdi. Bu zaman zarfında bu güne kadar aksatmadığımız ender konulardan biri muhtarlardan bilgi almak olmuştur. Mahallelerdeki sorun ve şikayetleri en iyi muhtarların bildiğini herkes tahmin edebilir. Bu nedenle de her ay muhabir arkadaşlarımız muhtarlarla aksatmadan temas kurar. Aldıklarını gazeteye yazarlar. Seslerini duyurmaya çalışırlar. Bu haberler sayesinde mahallelerin bir çok sorunu da giderilmiştir. Bu nedenlede hiçbir zaman muhtarlar bize bilgi vermekten çekinmediler, hatta kendileri dahi arayıp, yardım isterler. Fotograf çektirir, sorunlarını aktarırlar.
Ancak iki yıl içinde fotograf çekme isteğimize karşı bir muhtar azimle direniyor. Dikilitaş Muhtarı Şeref Boyacı, nedense fotograf çektirmiyor ve muhabir arkadaşlara “benim fotografımı kimse çekemez” diyormuş. Bende bu kişinin isteğine saygı gösterilmesi gereğini arkadaşlara söylüyordum. Gizli kamerayla çekim yapacak halimiz yok. Ayrıca, çok önemli bir konu ve haber olsa çekmesini de biliriz. Fotografınıda buluruz, merak etmeyin. Ancak ortada böyle önemli bir durumda yok. Belki bilmediğimiz bir durum var, çekiniyor filan diyorduk. Ancak bir de baktık Beşiktaş Belediyesinin internet sitesinde bu muhtar arkadaşın fotografı var. Hemde sırıtarak, bir güzel poz vermiş… Bizde önemli bir belge bulmuş gibi, burdan alıp, gazeteye bastık.
Ama, gerçekten merak edilyoruz. Ya kendi, ya da bir bilen Dikilitaş Muhtarı Şeref Boyacı’nın neden fotograf çektirmediğini bize anlatsın. İsterse haber yapmayız, ama gerçekten hepimiz çok merak ediyoruz. İnanın meraktan çatlayacağız!.. Umarım bize karşı bir tavır değildir.

ÜÇÜNCÜ SAYFA

HİZMET OFİSLERİ hayatı kolaylaştırdı

Modern, çağdaş ve süratli bir hizmet için her mahalleye mini bir belediye ofisi açılıyor. Bunlardan ikisi geçtiğimiz ay içinde Gayrettepe ile Ortaköy-Mecidiye Mahalleleri’nde açıldı.
Gayrettepe Mahallesi belediye hizmet binasının açılış törenine, İlçe Kaymakamı Mehmet Emin Avcı, Beşiktaş Belediye Başkanı Yusuf Namoğlu, İstanbul Muhtarlar Birliği Başkanı Akif Ak ve mahalle sakinleri katıldı. Törende açılış konuşması yapan muhtar Özden Gönül, mahallelilerin hizmet binasına sahip çıkmasını istedi. Beşiktaş Belediye Başkanı Yusuf Namoğlu ise, “Deprem öncesi önlem almalıyız. Hizmet binasının içinde Mahalle Afet Kriz Merkezi’nin bulunması bunun için yapılan çalışmaların bir örneğidir” dedi.
Öte yandan aynı ay içinde Ortaköy’deki belediye hizmet ofisinin açılışı da yapıldı. Açılışı Beşiktaş’ta asırlardır birarada yaşayan dini temsilciler gerçekleştirdi.
Törene Başkan Namoğlu ve Beşiktaş Kaymakamı Mehmet Emin Avcı’nın yanısıra Beşiktaş Müftüsü adına Hüseyin Çelik, Ortaköy Ayospolos Kilisesi Vakıf Başkan Yardımcısı Strato Dolçinyadis ve Alp Öztürk, Surp Asdvadzazin kilisesi Yönetim Kurulu Başkanı Markor Aslanyan, Ermeni Cemaati Yönetim Kurulu Üyesi İskender Şahingöz, Surp Krikor Lusavoriç Kilisesi Papazı Kaspar Vartabet, Etz-ha Hayım Sinegogu hahamı Mois Kohen ve çok sayıda mahalleli katıldı.
Hizmet ofisinin içinde sağlık ocağı, muhtarlık, zabıta, temizlik ve gelirler müdürlüğü bulunduğu açıklandı.

Müjdat Gezen Beşiktaş’ta

Beşiktaş geçtiğimiz ay kültür ve sanat faaliyetlerine doydu. “İdealimdeki Beşiktaş” kültür ve sanat etkinlikleri kapsamında düzenlenen “Türkiye Tiyatro Öğrencileri Buluşması” 20-23 Nisan tarihleri arasında Akatlar Kültür Merkezi’nde gerçekleşti. Bu etkinlik çerçevesinde Beşiktaş Belediyesi ve Müjdat Gezen Sanat Merkezi işbirliği ile yapılan “Tiyatro Okulları Oyun Yarışması” 20 Nisan’da Akatlar Kültür Merkezi’nde verilen kokteylle başladı. Beşiktaş Belediye Başkanı Yusuf Namoğlu ve Müjdat Gezen’in yanı sıra birçok ünlünün ve tiyatro sanatçısının katıldığı kokteyl sırasında tören yapıldı. 6 ilden davet edilen tiyatro öğrencileri 21 Nisan’da Yusuf Namoğlu’yla birlikte Beşiktaş Meydanı’ndaki Cumhuriyet Anıtı’na çelenk koydular. Erzurum, Ankara, İstanbul, Mersin, Eskişehir ve Isparta Üniversiteleri tiyatro bölümü öğrencilerinin katıldığı yarışmaların seçmeleri 21-22 Nisan’da yapıldı. Refik Erduran, Tuncer Cücenoğlu, Savaş Dinçel, Göksel Kortay ve Sevda Tosun (Halk Temsilcisi)’dan oluşan jüri karşısında yarışan öğrenciler ödüllerini 23 Nisan’da Beşiktaş Motor İskelesi’nden başlayan boğaz gezisi sırasında aldılar. Yarışmada; Erzurum Atatürk Üniversitesi En İyi Yardımcı Kız Oyuncu (Ece Can Gümeci) ve En İyi Kostüm, Ankara Hacettepe Üniversitesi En İyi Kız Oyuncu (Berna Adıgüzel), Mersin Üniversitesi En İyi Dekor ve En İyi Ekip, Eskişehir Anadolu Üniversitesi En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu (Mustafa Kırantepe) ve En İyi Oyun (Sandalım Kıyıya Bağlı), Isparta Süleyman Demirel Üniversitesi En İyi Erkek Oyuncu (Onur Dağyar) ve En İyi Çalışma ödüllerini aldılar.

Şöhretlerin fiyakası bozuldu

Havaların ısınması ve baharın gelmesiyle birlikte sosyal etkinlikler ve birbirinden önemli aktiviteler de hızlanmaya başladı. Geçtiğimiz ay içinde şöhretler karmasıyla bir maç yapan BJK Koleji futbol takımı şöhretlere 11 gol atarak ünlü isimlerin adeta fiyakalarını bozdu. Lale Orta’nın yönettiği gösteri maçında BJK Koleji’nin antrenörlüğünü Yılmaz Vural yaptı. 11-1 biten maçta 11 gol yiyen ünlüler takımında Gani Müjde, Toprak Sergen, Murat Evgin, Demir Demirkan, Athena gurubundan Gökhan ve Ozan ve gazeteci Mithat Bereket vardı. Gösteri maçının başlama vuruşunu Beşiktaş Belediye Başkanı Yusuf Namoğlu yaparken toplam 7 gol atan menejer Sinan Engin’in oğlu Oğulcan ünlülerin hüsrana uğramasında büyük pay sahibi oldu.

Yirmibeş milyara tarihi çeşme!..

Beşiktaş Yıldız’daki 400’lü (Ali Bey) adlı tarihi çeşme 25 milyar liraya restore edildi. Çeşmenin açılışını İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı ve Beşiktaş Belediye Başkanı Yusuf Namoğlu birlikte yaptı. Dünya Anıtlar Günü nedeniyle geçtiğimiz ay Beşikaş Yıldız’da düzenelenen bir törenle açılan Alibey Çeşmesi’yle birlikte toplam 74 tarihi çeşmenin daha restorasyon planı içinde olduğu İSKİ Genel Müdürü Veysel Eroğlu tarafından açıklandı.

Her yer karanlık

Beşiktaş’ın hemen hemen tüm mahallelerinde sokak lambalarının yanmadığı yönündeki şikayetler artmaya başladı. Mahalle muhtarları ve mahalle sakinleri sokak lambaları yanmadığı için hırsızlık ve kapkaç olaylarının arttığını söylüyor
Muhtarlar isyan ediyor
Altı aydır sokak lambası sıkıntımız var. Özellikle semt sakinlerinden hırsızlık ve kapkaççılık şikayetleri alıyoruz. TEK “Ampul sıkıntımız var. Bu sıkıntımızı çözersek göndereceğiz” diyor, ama bir türlü gün alamıyoruz.
Akatlar Mahallesi Murat Kirmanlı
TEK’i 15 gündür arıyorum. Cevap alamıyorum. Rebap, Cedidiye, Yıldız Bostan ve Nardenk sokaklarında lambalarımız yanmıyor. Rebap Sokak’ta arabaları soyuyorlar. TEK’i aradığımızda “Sizde lamba var mı” diyor.
Abbasağa Mahallesi Yüksel Ağat
Senelerden beri hepimiz bu sıkıntıyı yaşıyoruz. Son bir senedir TEK’ten lamba almak daha zorlaştı. Mahallemizde 7-8 lamba eksiğimiz var. TEK’i arayıp gün aldık. Anlaştığımız gün gelip takacaklardı. Hala gelmediler.
Bebek Mahallesi Aydın Onar
İki ay önce çok eksiğimiz vardı. Lambalarımız bozulduğunda yenilerini getirtmek için çok beklemiştik. Ama şu anda böyle büyük bir sıkıntımız yok. Yine de zaman zaman şikayetler alıyoruz. İlgililer köklü tedbir almalı.
Balmumcu Mahallesi Cüneyt Doğan
Ben TEK’ten emekliyim. Eğer ben lamba getirtemiyorsam kimse getirtemez diye düşünüyorum. Diğer muhtar arkadaşlar ve mahallelerde bu tür sıkıntıların son zamanlarda daha da arttığını ben de gözlemlemekteyim.
Dikilitaş Mahallesi Şeref Boyacı
Bizim de sokaklarımızda birkaç lamba yanmıyor. Bu ampuller her sene ihaleyle alınıyor. Ucuz ampul aldıkları için dayanmıyor. Yenisi alınıncaya kadar da vatandaş karanlıkta kalıyor. İnsanlar her türlü tehlikeye açık yaşıyor.
Gayrettepe Mahallesi Özden Gönül
Bugüne kadar böyle bir sorunla karşılaşmamıştım. Bu ampuller ithal ediliyormuş. Bu yüzden zorlanıyorlarmış. Mecidiye Mahallesi’nde 77 sokağımız var, bunun 30-40’ında sokak lambası yok. Gelmesini bekliyoruz.
Mecidiye Mahallesi Sabit Akgün
Her mahallede olduğu gibi bizim mahallemizde de lamba sıkıntımız var. Neyse ki TEK’ten gün alabildik. Önümüzdeki günlerde ampul takmak için ekip yollayacaklar. Gerçekten şikayetler artmıştı. Zor durumdaydık.
Muradiye Mahallesi Cengiz Hacıömeroğlu
İki aydır “ekip yok, lamba yok” diyerek oyalıyorlardı. Sonra gelip taktılar. Geçen hafta Emniyet Müdürlüğü bütün mahalle muhtarlarıyla bir toplantı yaptı. Orada bütün muhtarların ortak şikayeti sokak lambaları oldu.
Nispetiye Mahallesi
Edip Umar
Bizim mahallemizde 9 lambamız yoktu. Bir ay TEK’ten gün almak için bekledik. Sonunda TEK ekibi gelip sokak lambalarımızı taktı. Biz herhalde şanslı mahallelerden biriyiz. Aylardır karanlıkta kalınca ışığın kıymetini anladık.
Türkali Mahallesi Ahmet Bayraktar
Şu anda TEK’in elinde lamba yokmuş. İhalenin verilmesini bekliyoruz. Ne zaman verilirse bizim de lamba sıkıntımız ortadan kalkacak. TEK’i her aradığımızda söylenen sözler aynı. Beklemekten bıktık. Vatandaş sabırsız.
Vişnezade Mahallesi Mustafa Erdoğan
Biz iki aydır bekledik; TEK’ten haber aldık lamba sıkıntısı giderilmiş. Dağıtıma başlayacaklarmış. Birşeyler yapılıyor ama nedense hep yavaş oluyor. Ancak lamba sıkıntısının giderilmiş olması da sevindirici.
Yıldız Mahallesi Şevki Yıldırım

Okuma yazma seferberliği

“Ulusal Eğitime Destek Kampanyası” Beşiktaş’ta ilk mezunlarını verdi. Kampanya sonucu okuma yazma öğrenen Beşiktaşlı kadınlar, Akatlar Kültür Merkezi’nde yapılan bir törenle diplomalarını aldılar. Kaymakam Mehmet Emin Avcı tarafından Beşiktaş’ta başlatılan kampanya ile ilçede okuma yazma bilmeyen kimse kalmaması hedefleniyor.
Sunuculuğunu Savaş Karakaş ve Toprak Sergen’in yaptığı törende, kampanyaya öncülük eden Cumhurbaşkanı’nın eşi Semra Sezer’e teşekkür edildi. Ardından diploma törenine geçildi. Diplomalarını alan hanımların çok heyecanlı olduğu dikkat çekti. Diplomalı kadınlar, bugüne kadar okuma-yazma öğrenemedikleri için çok ezildiklerini söyleyince salonda duygulu anlar yaşandı. Hanımlar kendilerine okuma yazma öğreten öğretmenlerine teşekkür ettiler.
Belge dağıtım törenine İl Milli Eğitim Müdürü Ömer Balıbey, Kaymakam Mehmet Emin Avcı, Belediye Başkanı Yusuf Namoğlu, ilçe eğitim müdürleri ve ilk kadın öğretmen Rafet Angın katıldı.
Törende söz alan Mehmet Emin Avcı, kampanyaya destek veren kamu kurum ve kuruluşlarıyla sivil toplum örgütlerine teşekkür ederek, “İlk başta meslek edineceklere öncelik tanıdık ama amacımız herkese eğitim fırsatı sunmaktır. İlçemizde okuma yazma öğrenmeyen bir kişi bile kalmayana kadar kurs vereceğiz” dedi. Avcı, diploma alanlara “Siz okudunuz, öğrendiniz. Şimdi siz de okuma yazma bilmeyenleri buraya getirin” çağrısında bulundu.
Diploma törenine sanatçı olarak katılan Kibariye ve Kubat şarkılarıyla salondakileri coşturdu. Kibariye, diplomalı hanımları çok iyi anladığını çünkü kendisinin de okuma yazma bilmediğini ve yeni öğrendiğini söyledi. Daha sonra sahneye çıkan Atalay Demirci yaptığı stand-up gösterisiyle davetlileri kahkahaya boğdu. Demirci’den sonra tango ve vals gösterileri yapan görme özürlüler, salondakilerce uzun süre alkışlandı.
Akatlar Kültür Merkezi’nde, okuma yazma kurslarında 84 bayan ve 2 erkek olmak üzere toplam 86 kişiye diplomaları verildi.

Bravo polise

Levent İş Bankası şubesini soyan 4 kişiyle, kendilerine yardım ve yataklık eden 5 kişiyi yakalayan polis, şeriat düzenini hedefleyen bir örgütün kurulmasını da engelledi.
Geçtiğimiz ay gerçekleşen soygunun ardından, polis, geniş çaplı bir araştırma başlattı. Olayı, bir yıl önceki İş Bankası Bolvadin Şubesi soygunuyla karşılaştıran polis, Afyon’daki soygunun firari zanlısı Hakan İnce ismine ulaştı. İnce, sorgusunda herşeyi itiraf etti ve soygundan önce eşiyle bankaya giderek keşif yaptığını söyledi. Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde öğrenciyken radikal dinci gruplara mensup bir çok kişiyle tanıştığını belirten İnce, bir süre sonra kendisine yol gösteren tarikatların hiçbirini beğenmemeye başladığını söyleyerek rejimi değiştirecek bir örgüt kurmaya karar verdiğini ifade etti.
Zanlıların yakalanmasından sonra bir açıklama yapan İstanbul Emniyet Müdürü Hasan Özdemir, Hakan İnce’nin, radikal bir düşünceye sahip olduğunu söylediğini belirterek, “Hedefine ulaşmak için para ve silaha ihtiyaç duyduğunu söyledi.
Hakan İnce’nin ifadeleri doğrultusunda eşi Fadime İnce, kardeşi Gültekin İnce, Celal Çiftçi, Zafer Şahin, bacanağı Mehmet Boz, kardeşi Seydi Boz, diğer bacanağı Bahtiyar Gönen ve Fatih Meclis yakalandı. Hakan İnce ile Mehmet Boz, Seydi Boz ve Bahtiyar Gönen’in soygunu bizzat gerçekleştirdikleri ifade edildi.

Bayram yaptılar

Türk Polis Teşkilatı’nın 157. kuruluş yıldönümü kutlanırken İstanbul’da Emniyet Müdürlüğü hızla kalite yönetimine geçiyor. Emniyet Müdürü Hasan Özdemir, tüm dünyada önemsenen uluslararası kalite güvence sistemi olan ISO 9000 kalite belgesinin 07.03. 2002 tarihinde resmen onaylandığı belirtti.
Emniyet Müdürü Hasan Özdemir, kalite yönetimine geçiş ile ilgili İstanbul Emniyet Müdürlüğü bünyesinde kurulan kalite grubu ile oluşturulan programın safhalarından sonra toplumca ve mensuplarımızca şikayet edilen pek çok aksaklığın çözüleceğini, etkin kurulacak olan ISO 9000 sistemi ile belirsiz hiçbir noktanın kalmayacağını söyledi.
Bu arada geçen ay içinde bir açıklama yapan İstanbul Emniyet Müdürü Hasan Özdemir, açıklamasında “İstanbul Emniyet Teşkilatı, her kademede görev yapan yaklaşık 32 bin personeli ile, ilimizde kamu düzeninin muhafazası, vatandaşlarımızın can, mal ve ırz güvenliğinin sağlanması, suç işlemeye yönelik davranışların önlenmesi gibi ağır sorumluluk gerektiren görevlerini azimle ve kararlılıkla canı ve kanı pahasına yürütmektedir.” dedi.

McDonald’s’ı soydu

İstanbul 4. Levent’teki McDonald’s’tan, bıçak zoruyla 2 milyar lira gasp edip kaçan Mehmet Veysel Doğan, olaydan bir gün sonra soyduğu yerin karşısında metroya binmeye kalkışınca yakalandı.
Asayiş Şube Müdürlüğü’nde yapılan sorgusunda suçunu itiraf eden Mehmet Veysel Doğan, “Kız arkadaşımın borçları vardı. Onları ödeyemediği için üzülüyordu. Onun için soydum” dedi.

Satanistlere ceza yağdı

Ortaköy Mezarlığı’nda Şehriban Coşkunfırat (19) adlı genç kızı “şeytana kurban” etmek için öldüren Engin Arslan, Ömer Çelik ve Zinnur Gülşah Dinçer’e verilen 25’er yıl hapis cezası, Yargıtay tarafından bozuldu. Yargıtay 1. Ceza Dairesi tarafından verilen bozma kararında Satanizm tehlikesine dikkat çekildi ve sanıkların idamla yarılanması gerektiği belirtildi.
Tam 11 sayfalık bozma kararında, yerel mahkemenin, olayı Satanizm tehlikesini gözönüne almadan sıradan bir cinayet gibi değerlendirmesinin yasaya aykırı olduğu vurgulandı. Yargıtay, genç kızın öldürülmesinin asıl amacının “şeytana kurban verilmesi” olduğunu ve cinayete nitelik verme açısından düşüncenin önem taşıdığını ifade etti.

Yalı soygunu

Vepa Plastik Ürünleri AŞ’nin sahibi Özer Öztarhan’ın Bebek’teki yalı dairesine giren kar maskeli, silahlı iki soyguncu, dehşet saçtı. Özer Öztarhan ve eşi Jale Öztarhan’ı etkisiz hale getiren kimliği belirsiz soyguncular, evde bulunan para ve değerli ziynet eşyalarını alıp kayıplara karıştı. Polisten alınan bilgiye göre olay şöyle gelişti: Önceki gece işadamı Özer Öztarhan’ın Bebek Vezirköşkü sokaktaki yalı dairesine, kar maskeli iki kişi girdi. Soyguncular, Özer Öztarhan ve eşini etkisiz hale getirdikten sonra evdeki tüm para ile mücevherleri aldılar ve olay yerinden yaya olarak uzaklaştılar.

BEŞİKTAŞ GAZETESİ

BİRİNCİ SAYFA

ISTANBUL depreme hazır mı?

İstanbul’da olası bir depreme karşı valiliğin aldığı önlemler milletvekillerini ve deprem uzmanlarını sevindirdi. Geçtiğimiz ay içinde Başbakan Yardımcısı Mesut Yılmaz ve ANAP’lı milletvekillerine geçtiğimiz ay içinde bir brifing veren İstanbul Valisi Erol Çakır olası depremin zararlarını minimuma indirmek üzere aldıkları önlemleri tek tek detaylarıyla açıkladı.
Kat mülkiyeti kanunu, imar kanunu, yapı denetimle ilgili işlemlerin sağlıklı bir hale getirileceği kaydedilirken ruhsat alacak yapılara da zorunlu deprem sigortasının şart olduğu bir kez daha hatırlatıldı. Ayrıca uluslararası kuruluşlardan temin edilecek kredinin, konutların güçlendirilmesi için düşük faizle vatandaşlara kaynak olarak kullandırılacağı da bildirildi.
İstanbul Valisi Erol Çakır başkanlığındaki heyetin İstanbul Afet, Acil ve Kurtarma Planı’nın süratle uygulandığı açıklandı. Plan çerçevesinde okulların güçlendirildiği, viyadük ve köprülerin onarımına başlandığı, hastanelerin, kamu binalarının hasarlarının tamir edildiği, uydu haberleşmesine geçilerek coğrafi bilgi sistemiyle altyapıya ait tüm bilgilerin harita sistemine aktarıldığı bildirildi.
Öte yandan İstanbul ilinin tüm sağlık envanterinin çıkarıldığı da kaydedilen brifingde olası bir depremde toplam 410 bin ambulansın görev yapacağı, günlük 26 milyon ekmek ve 60 bin kişilik yemek organizasyonunun anında gerçekleştirilebileceği açıklandı. Diğer yandan 100 tankerlik su dağıtım filosu kurulduğu, 20 adet de sondaj kuyusu açıldığı bilgisi verildi.
100 milyon euro!
Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Ahmet Mete Işıkara, İstanbul’da güçlendirilmesi gereken devlet hastaneleri için Avrupa’dan 100 milyon euro (yaklaşık 117 trilyon) kaynak sağlandığını söyledi. İstanbul Polis Hastanesi’nde düzenlenen, “Hastanelerin Afete Hazırlanması” konulu toplantıya katılan Işıkara, İstanbul’da 26 devlet hastanesinin 323 binasının depreme dayanıklılığının ölçüldüğünü belirtti.

Ürünler görücüye çıktı!..

İstanbul’un yeni yüzü Mayıs ayı içinde düzenlenecek olan fuarla tanıtılacak. 1-5 Mayıs tarihlerinde TÜYAP’taki “Yapı 2002 İstanbul” fuarında İSTON ürün ve hizmetlerinin yanısıra, yeni tasarladığı akbil, sandviç, gazete ve halk ekmek büfeleri vatandaşlarla buluşuyor.
Fuarlara ağırlık verildi
Öte yandan İSTON’un 1-4 Mayıs 2002 -17. Uluslararası Prefabrike Beton Kongresi & Expobim Fuarı etkinliğine de evsahipliği yapacağı bildirildi. Teknik gezinin Tuzla Tesislerin’de gerçekleştiıriyeceği açıklandı.
İSTON Genel Müdürü Mehmet Dündar” Prefabrik birliği’nin de üyesi olan İSTON, sanayi tipi prefabrike yapılarda bugüne kadar kamuya ve özel sektöre 50.000 metrekare kapalı alanda prefabrike yapı elemanları üreterek, tam işler halde teslim edilirken, bu faaliyetler çerçevesinde Tuzla’daki 230.000 metrekare açık alan üzerinde kurulu 20.000 metrekare kapalı alanlı tesisin tüm prefabrike yapı elemanlarınında İSTON tarafından üretildiği kaydedildi.
İhracata ağırlık verilecek
İSTON Genel Müdürü Mehmet Dündar “gelecek dönemde kalitenin devamı koşulu ile ihracata ağırlık verileceğini bildirdi. Dündar “İSTON olarak, yurtiçinde özel sektöre satışları da arttırma kararı aldık”dedi.

Doğalgaz faturası bir tıkla evinizde

Artık doğalgaz faturaları tek bir tıkla karşınızda. İGDAŞ’ın başlattığı yeni fatura uygulamasıyla isteyen doğalgaz abonesi e-mail yoluyla fatura bililerine ulaşabiliyor. İGDAş Genel Müdürü Süreyya Polat, kaliteli ve süratli hizmet verebilmek için bir dizi çalışma içinde olduklarını belirtirken www.igdas.com.tr adresinden abonelerin istedikleri hizmeti rahatlıkla alabildiğini de söyledi.
İGDAŞ A.Ş’den edinilen bilgiye göre geçtiğimiz aydan itibaren başlatılan e-fatura uygulamasına vatandaşlar büyük ilgi gösteriyor. Uygulama sonucu aboneler, İGDAŞ’tan fatura bilgilerini e-mail yoluyla alabiliyorlar. Kullanıcılar site üzerindeki formu doldurarak kişisel bilgilerini gönderiyor ve bu bilgiler İGDAŞ Beyaz Masa çalışanları tarafından telefonla onaylanarak e-fatura aktif hale getiriliyor. Öte yandan yeni uygulama sonucu faturamatik ile aboneler istedikleri zaman mevcut doğalgaz kullanımları ile fatura tutarlarının ne olabileceğini önceden görebilecekleri de belirtildi. Diğer bir yeniliğin ise fatura bilgilerini sorgulama ekranında beliren son bir yılın doğalgaz tüketim tablosunun olacağı bildirildi. Buna göre aboneler hangi ay ne kadar doğalgaz tükettiklerini görebilecek ve mevsim değişikliklerine göre değişen tüketimlerini inceleyebilecekler.

Yaz temizliği!..

Hamidiye suları yetkilileri vatandaşları uyararak “işyeri ve evlerinizdeki su depolarınızı mutlaka temizletin çağrısı yaptı. İstanbul yapılan bir araştırmada depoların yüzde 98 gibi yüksek bir oranda mikroplu su olduğunu tespit ettiklerini belirten Hamidiye Genel Müdürü Arif Dağlar” sağlıklı bir toplum için dezenfekte işlemini mutlaka yaptırmalıyız” dedi.
Hamidiye’nin bu hizmeti kar amaçı gütmeden yapktığını söyleyen Dağlar, vatandaşları biran önce su depolarını temizletmek için uyardı.
Bu konuda birde duyuru yayınlayan Hamidiye, dağıttığı duyurularda konuyu şöyle özetledi:
“İ.S.K.İ dünyanın en ileri teknolojik sistemi ile sizlere dünya standarlarında kaliteli ve temiz su sunuyor. Öyleyse niçin musluklarınızdan hala kirli ve mikroplu su akıyor. Çünkü Hamidiye A.Ş’nin İ.S.K.İ ile ortaklaşa yaptığı kontroller korkunç bir tabloyu gözler önüne serdi. İstanbul’daki ev, apartman, okul, hastene ve iş yerlerine ait su depolarının yüzde 90’ı sağlığınızı tehtid edecek boyutta kir ve mikrop barındırıyor. Musluklarınızdan akan kirli ve mikroplu suyu içmeyerek sağlığınızı korumuş olmuyorsunuz. Çünkü musluk suyu ile sebze ve meyvelerinizi yıkıyor, dişlerinizi fırçalıyor, banyo yapıyorsunuz. Deponuzdaki kirece ve tortuya karşı fiziksel temizlikle kokuya ve mikroplara karşı biyolojik dezenfekteyle sağlığınızı koruyor. Sağlıklı ve temiz bir toplum için vakit kaybetmeden Hamidiye dezenfekte birimleriyle irtibata geçiniz. Hamidiye “Yaz temizliği” kapsamında depolarınızı maliyetine dezenfekte etmektedir.”

Anahtar teslim konut

KİPTAŞ Genel Müdürü İsmet Yıldırım krize rağmen hızla yatırımlara ve çalışmalara devam ettiklerini bildirerek, İstanbulluları ev sahibi yapmaktan mutluluk duyduğunu kaydetti. Yıldırım, “Başakşehir’de yapılan konutların 4 etap, ikinci kısmınında bitirildiğini söyledi. KİPTAŞ Genel Müdürü İsmet Yıldırım yaptığı açıklamada “Başakşehir 4.Etap ikinci kısımdaki inşaatları tamamlanan evlerin teslim almaya başladı. Konut sahibi olanlar anahtarlarını istediklerini alabilir”dedi. KİPTAŞ Genel Müdürü İsmet Yıldırım önem verilen en büyük konunun sağlam konut ve ödeme kolaylığı olduğunu öne sürdü.
4.Etap ikinci kısımda 2500 konutun builunduğu bildirilirken, bu alandaki inşaatların yapımına geçen yıl Haziran ayında başlandığı ve 20 ay gibi kısa bir sürede bitirildiği kaydedildi.
Yapılan açıklamada KİPTAŞ tarafından yapılan 48 aylık vade ve uygun ödeme koşulların halen sürdürdüğü de bildirildi.
20 bin konut yapıldı
KİPTAŞ Genel Müdürü İsmet Yıldırım, Başakşehirde birinci etap 3000, ikinci etap 2400, 4 etap 1. kısım 6500, 4.etap 2. kısımda 2500 olmak üzere 5 etapla birlikte toplam 20 bin konut yapıldığını söyledi.
Vadi projesi gündemde…
Öteyandan KİPTAŞ Genel Müdürü İsmet Yıldırım aynı bölgede yapılması düşünülen vadi projesinin maketlerininde hazırlandığını ve kısa sürede çok önemli bir projeye daha imza atacaklarını söyledi.

Yangın haritası

İstanbul Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Daire Başkanlığı, “İstanbul’un yangın risk haritası”nı çıkarttı. İtfaiye Daire Başkanı Sabri Yalın, çalışma kapsamında kentte son 10 yıldaki yangın bilgileri ile sanayi tesisleri, dar sokaklar, orman alanları, tarihi doku, yüksek gerilim hatları gibi verileri gözönüne aldıklarını dile getirdi.
İstanbul’da bugüne kadar ciddi anlamda yangın risk harita çalışmasının yapılmadığını ifade eden Yalın, itfaiye istasyonlarının yeniden konuşlandırılacağını ifade etti. İstanbulda 1370 dar sokak olduğunu belirten Yalın, girilemeyen sokakların 1. risk bölgesi, zor girilen sokakların da 2. risk bölgesi kapsamına alındığını kaydetti. Yalın, kent nüfusunun 10 milyonun üzerinde olmasına rağmen sadece 1993 itfaiyecinin görev yaptığını belirtti.

Vergi kongresi

Vergi dairelerinde otomasyona geçişin tamanlanamadığını açıklayan İstanbul Defterdarı Kadir Boy, “böyle bir topal sistemle hiçbir yere varamayız” dedi. Boy, kayıtdışı ekonomiyle etkin bir mücadele oluşturmanın şart olduğunu söyleyen Boy, geniş çaplı bir kampanya başlatılması gerektiğini öne sürdü.

YEŞİL KART gelirin aynası

Ücretsiz tedavi olanaklarından yararlanabilmek için hiçbir geliri olmayan yoksullara verilen yeşil kart sayısı İstanbul’un gelir profilini de ortaya koydu. Buna göre en fazla yeşil kart taşıyanların bulunduğu Ümraniye’yi, Gaziosmanpaşa ve Bağcılar izledi. Beşiktaş’ta ise bu sayının oldukça az olduğu vurgulandı. Beşiktaş ilçesinde yeşil kartlı sayısının 2.046 olduğu belirtilirken İstanbul İl Sağlık Müdürlüğü’nün verilerine göre 10 milyon nüfuslu İstanbul’da 591.243 kişi bu kartı taşıyor. Ümraniye 51.444 yeşil kartla ilk sırada yer alıyor.

Sarayda defile yasağı kalktı

TBMM Başkanlık Divanı kararı olmasına rağmen “Milli Saraylarda ahlaka aykırı defileler yapılamayacak” diye beyanatlar veren MHP’li İdare Amiri Ahmet Çakar, tepkiler üzerine geri adım attı. TBMM Başkanlık Divanı geçtiğimiz ay toplandı. Yapılan eleştiriler üzerine MHP’li Çakar söz aldı. Çakar, defilelerin yasaklandığına ilişkin beyanat vermediğini, sadece “Transparan kıyafetler sunulmasını doğru bulmadığını” anlattığını vurguladı.

Köprülere akıllı kart

Boğaz köprüleri ile otoyolların gişeleri önünde uzayıp giden araç kuyrukları ‘Akıllı Kart’ sayesinde tarihe karışacak. Karayolları, geliştirdiği proje, önümüzdeki günlerde uygulamaya başlayacak. Karayolları Genel Müdürü Dinçer Yiğit, köprülerde halen kullanılan Otomatik Geçiş Sistemi’nin (OGS) yetersiz kaldığını, bunun yerini ‘Akıllı Kart’ın alacağını bildirdi. Yiğit, “Gişeler kalkacak, yığılmalar sona erecek” dedi.

İKİNCİ SAYFA

Anne ve çocuk ölümlerine dikkat

Beşiktaş’ın hayırsever işadamlarından Sait Çiftçi’nin bağışıyla kurulan Sait Çiftçi Kamu Sağlığı Merkezi, 1973 yılından bu yana sağlık sektöründe hizmet veriyor. Yataksız hastane niteliğindeki sağlık merkezinde günde ortalama bin-binikiyüz hastaya ayakta teşhis ve tedavi hizmeti veriliyor.
Hastane statüsüne son yıllarda kavuşan sağlık merkezinin Başhekimi Dr. Mustafa Tanyer, hastanedeki gelişmelerle ilgili olarak,
“Üç yıldan bu yana hormon, kanser tetkik, biyokimya, hemotoloji, mikrobiyoloji laboratuvarlarımızı kurduk. Dolayısıyla bir hastanın ihtiyaçlarının spesifik olmamakla birlikte yüzde 90-95’ini karşılayabilecek laboratuar ve cihazlara sahibiz. 30 doktorumuz var. Bu arkadaşlarımız canla başla çalışarak bazen günde doksana varan hastaya bakıyorlar ve onların ihtiyaçlarını karşılamaya çalışıyorlar.” diyor.
Tanyer, hastanedeki en son gelişme olarak hastaneye bir ağrı merkezi kurulacağını belirtirken, gelişmiş bir ağrı merkezi olmasa da poliklinik bazında akut ve kronik ağrılarda hasta ihtiyaçlarına cevap verebilecek önemli bir birim oluşturduklarını söylüyor.
Hem laboratuar hem de fiziksel şartlarını iyileştirdikçe hasta sayısının arttığını belirten hastane başhekimi, “Hasta sayısı arttıkça beklentiler de artıyor. Hasta sayılarının artması hizmet kalitesinin gerilemesine sebep oluyor. Yaptığınız düzenlemeler bin hasta içinken 3 bin hasta düzenlemelerde bir aksaklığa yol açabiliyor.” diye konuşuyor.
Daha çok hastaya bakabilmek için bir proje geliştirdiklerini vurgulayan Tanyer, “İkinci vardiyaya geçmek istiyoruz. Böylece hem personel sayımız artacak hem de daha fazla zamanda hizmet verebileceğiz. Sonuç olarak hedeflediğimiz 3 bin hastaya bakabileceğiz.” diyor.
“Bir sonraki hedefimiz yatarak teşhis merkezi kurmak. Yaşlı hastalarımız çok olduğu için ne kadar çok iyi hizmet versek de sıra bekliyorlar. Bunu başarabilirsek bazı tetkikler yattığı yerde yapılabileceği için ortaya çıkan hastalık daha geniş bir ünitede tedavi gerektiriyorsa o zaman biz onu başka bir hastaneye yönlendirebileceğiz. Bu koordinasyon hasta için çok büyük kolaylık getirecektir.” diyen Tanyer, sözlerini şöyle sürdürüyor:
“Bir MR kurmayı planlıyoruz. Merkezi bir noktada bulunduğumuz için bu ihtiyacı karşılayabileceğiz. Devlet hastanesi olduğu için birçok insan bundan faydalanabilecek.”
Anne-Çocuk
Ölümlerine Dikkat
Sait Çiftçi Hastanesi başhekimi Tanyer, anne-baba ve çocukları oluşturdukları Aile Planlaması ve Aşılama Birimi’ne çağırarak, en küçük bilgilerin bile annenin ve bebeğin ölümünü engelleyebileceğini vurguladı. Tanyer, “Sağlık Bakanlığı Anne ve Çocuk Ölümlerini Önleme Projesi adıyla bir kampanya başlattı. Biz de hastanemiz bünyesinde Aile Planlaması ve Aşılama Birimi kurduk. Konuyla ilgili bilgileri duyurmak için halka yönelik seminerler yapacağız. Ayrıca broşürler ve kitapçıklar hazırlamayı ve el ilanları hazırlayarak dağıtmayı düşünüyoruz.” diye konuştu.

Ödüllerini aldılar

Kavram Dershaneleri’nin geleneksel olarak düzenlediği Kavram Olimpiyatları Yarışmas’nda dereceye girenler ödüllerini aldı.
Kavram Dershaneleri’nce Lise 1 ve Lise 2 öğrencilerine yönelik olarak düzenlenen yarışma, Matematik, Fen, Sözel ve Dil alanlarında yapıldı.
Kavram Dershaneleri kurucusu ve Genel Müdürü Bahattin Durmuş, dünya ile yarışacak Türk gençlerinin yetişmesinde öncü kurumlardan biri olmanın onurunu taşıdıklarını söyleyerek “Amacımız Atatürkçü, laik ve demokrat bir yapı içinde başarılı öğrencileri yüksek öğretim kurumlarına en iyi şekilde hazırlamaktır.” dedi. Durmuş, kazanan öğrencilere burs verileceğini de açıkladı.
Törene sinema dünyasından Hülya Koçyiğit ve Berhan Şimşek, müzik dünyasından Ege, Mirkelam, Gülşen, Tarık, Hazal ve Grup Düş’ün yanısıra manken Aysu Kayacı ve basketçi Tamer Oyguç katıldı. Ayrıca törende Cumhuriyet Dönemi’nin ilk kadın öğretmeni Rafet Angın da vardı.
Ödül töreninde İl Milli Eğitim Müdürü Ömer Balıbey de bir konuşma yaptı. Öğrencilere seslenerek “Sizler bizim geleceğimizin garantisisiniz” diyen Balıbey, Bahattin Durmuş için “Size bu imkanları sağladığı için ve eğitime katkılarından dolayı huzurlarınızda kendisine teşekkür ediyorum.” diye konuştu.
Dereceye girenler
“2002 Kavram Olimpiyatlarında,Türkiye çapında dereceye giren ilk üç öğrenci ve okul adları şöyle:
Lise 1 Matematik Bölümü: Birinci Bakırköy’den Şeyhmuz Atlı-Adnan Menderes Anadolu Lisesi. İkinci Bakırköy’den Metin Latifoğlu-Adnan Menderes Anadolu Lisesi. Üçüncü İzmir’den Caner Nar-Özel Fatih Koleji.
Lise 1 Fen Bilimleri Bölümü: Birinci Samsun’dan Faik Aras Tarhan-Özel Ar Fen Lisesi. İkinci İzmir’den Refik Özgür Emreol-Özel İzmir Fatih Fen Lisesi. Üçüncü Kayseri’den Samet Zağlı-Kayseri Fen Lisesi.
Lise 1 Sözel: Birinci Kadıköy’den Özlem Tuğlu-İstanbul Lisesi. İkinci İzmir’den Deniz Çoban-İzmir Anadolu Lisesi. Üçüncü Kadıköy’den Ahmet Tüysüzoğlu-Çağrıbey Anadolu Lisesi.
Lise 1 Yabancı Dil (İngilizce): Birinci Beşiktaş’tan Esra Beşli-Özel Oğuzkaan Lisesi. İkinci Kadıköy’den Levent Dinçel-Kadıköy Anadolu Lisesi. Üçüncü İzmir’den Hande Akyol-N.Salih İşgören Lisesi.
Lise 2 Matematik: Birinci İzmir’den Metin Barış-Özel Ege Lisesi. İkinci Beşiktaş’tan Ümit Kaçer-Nişantaşı Anadolu Lisesi. Üçüncü İzmir’den Sibel Dumlu-Turgutlu Halil Kale Fen Lisesi.
Lise 2 Fen Bilimleri: Birinci Kadıköy’den Duygu İlke Nartok-Atatürk Fen Lisesi. İkinci Antakya’dan Tahir Alper Cinli-Merkez 23 Temmuz Lisesi. Üçüncü İzmir’den Görkem Sarıyer-Özel İzmir Fatih Fen Lisesi.
Lise 2 Sözel: Birinci Beşiktaş’tan Mehmet Avcı-İstanbul Lisesi. İkinci Kadıköy’den Ertuğrul O. Koşmaz-Üsküdar Anadolu Lisesi. Üçüncü Kadıköy’den Arda Aktaş-Osmangazi Anadolu Lisesi.
Lise 2 Yabancı Dil (İngilizce): Birinci Bakırköy’den Adem Kıvanç Tos-Adnan Menderes Anadolu Lisesi. İkinci Kadıköy’den Didem İkizoğlu- Kadıköy Anadolu Lisesi. Üçüncü Bakırköy’den Melih Çelik-Adnan Menderes Anadolu Lisesi.

Hastalar hak arıyor

Hasta ve Hasta Yakını Hakları Derneği (HAYAD) Yönetim Kurulu Başkanı Leyla Ezgi ile dernek ve çalışmaları üzerine söyleştik. Ezgi, eşini hekim hatası nedeniyle kaybettiğini belirtirken, “Pek çok kimse sağlık sektöründeki haklarını bilmiyor ve mağdur oluyorlar” dedi.
HAYAD nedir?
Hasta ve hasta yakınlarının hakları konusunda toplumun bilinçlendirilmesi için bir araya gelen duyarlı insanların oluşturduğu bir derneğiz. Sağlık alanındaki haklarımızı hatırlatmak ve yanlış uygulamalara karşı hak arama yollarını göstermek amacıyla kurulduk.
Derneğinizin çalışmaları nelerdir?
Kurulduğumuzdan bu yana çok fazla hekim hatası mağduru olan ya da hastanelerde hizmet alamayan insanlar başvurdu. Elimizden geldiğince yardımcı olduk, yol gösterdik. Ayrıca eğitim çalışmalarıyla haklarını bilmeyen insanlara ulaşmaya çalışıyoruz. Bugüne kadar eğitim çalışmalarına ağırlık verdik. Bu sene ağırlıklı olarak hastanelerde eğitim çalışmaları yaptık. Başlangıçta hasta derneklerinden talep gelirken şimdi hastalıkla ilgisi olmayan sivil toplum örgütlerinden de davet alıyoruz. Görüyoruz ki hem hastalar hem de hizmeti veren kesim haklarının ne olduğunu bilmiyor.
Siz hiç mağdur oldunuz mu?
Hekim hatası yüzünden altı sene önce eşimi kaybettim. Yattığı hastane Amerikan Hastanesiydi ve mide ameliyatı geçirdi. İşini iyi bildiğini sandığımız bir hekimdi. Eşimi kaybettiğimde hem hastanede hem de hukuksal olarak çok sıkıntı yaşadım. Hala hukuk savaşı veriyorum. Bilirkişilerle, raporlarla uğraşıyorum. Avukat bulmakta çok zorlandım. Siz bu tür bir davaya başladığınız zaman bütün bilgilere ulaşma şansınız yok oluyor. Hekimler bilgi vermiyor.
O zaman yola çıkışım daha farklıydı. Benim yaşadıklarımı insanlar yaşamasın düşüncesindeydim. Ama sonra kişisel mücadelemden çıkıp toplumsal bir mücadeleye dönüştü.
Dernek kimlerden oluşuyor?
İçimizde avukatlar ve sağlık hizmeti verenlerin yanı sıra mağdur olan da sıradan insanlar da var. Derneğimiz herkese açıktır. Bu işe gönül veren, aktif olabilecek insanları bekliyoruz.

Çırağan’da aşı

İl Sağlık Müdürlüğü, “Türkiye’de Anne ve Bebek Ölümlerinin Önlenmesi Programı” adı altında bir tanıtım toplantısı düzenledi. Çırağan’da yapılan toplantıda, Sağlık Bakanlığı’nın aynı isimdeki projesine katkıda bulunmak için düzenlenen kampanya ile ilgili bilgi verildi. Ayrıca toplantıda, temsili aşı töreni de yapıldı.
Vatandaşların konuya dikkatini çekerek sağlık ihtiyaçlarını hatırlatma amacını taşıyan “Anne ve Çocuk Ölümlerini Önleme Kampanyası”, 2002-2005 yılları arasında devam edecek. Her yıl zaman zaman kampanyalar ve etkinlikler düzenlenerek konu gündeme getirilecek.
Sağlık İl Müdürlüğü, ayrıca her yıl yapılan “Ulusal Aşı Günleri”ni hatırlatarak anne ve babalara çağrıda bulundu. Ulusal Aşı Günleri’nin bu yılki bölümü, 26 Nisan-2 Mayıs ve 31 Mayıs-6 Haziran tarihleri arasında yapılacak.
Ülkemizde pek çok ilde eş zamanlı olarak başlayacak bu kampanyanın İstanbul bölümünde; sağlık ocakları, Ana Çocuk Sağlığı ve Aile Planlaması Merkezleri, resmi ve özel hastaneler ile alışveriş merkezlerinde oluşturulan 115 sabit, 719 gezici ve 65 denetim ekibi olmak üzere toplam 899 aşı ekibi görev yapacak. Her turda yaklaşık 600 bin beş yaş altı çocuğa ulaşılması planlanıyor.

Gazete BEŞİKTAŞ Komisyonda

Beşiktaş’taki öğrencilere çevre bilinci kazandırmak amacıyla Beşiktaş Kaymakamı M. Emin Avcı başkanlığında oluşturulan Çevre Eğitim Projesi Komisyonu’na Gazete BEŞİKTAŞ’tan da bir üye seçildi. Beşiktaş Kaymakamı, Sağlık Grup Başkanı, İlçe Milli Eğitim Müdürü, Çevre Koruma Ünitesi Müdürü gibi değerli üyelerin bulunduğu komisyona, gazetemiz muhabiri Neslihan Böle de katıldı. Beşiktaş Sağlık Grup Başkanı Ufuk Demiralp, “Çevre Eğitim Projesi”ne göre, öğretmen ve öğrencilerin arasından çevre gönüllüleri seçildiğini belirterek, “Bu gönüllüler, çevresinde gördükleri pislikleri tespit ediyorlar ve bizi haberdar ediyorlar. Biz de kimin sorumluluğundaysa belediye ya da İl Çevre Müdürlüğü’ne bildiriyoruz. Gerekirse para cezası kesebiliyor ya da savcılığa suç duyurusunda da bulunabiliyoruz. Her şey daha temiz bir Beşiktaş için…” dedi.

ÜÇÜNCÜ SAYFA

‘Beşiktaş’ı seviyorum’

Türk sinemasının hanımefendi sanatçısı Hülya Koçyiğit ile hem kültür-sanat ağırlıklı hem de spor dolu bir röportaj gerçekleştirdik. Röportajın konusunu ağırlıklı olarak Türk sineması oluştururken Koçyiğit’in eşi Selim Soydan nedeniyle Fenerbahçe’yi de tuttuğunu, ancak Beşiktaş’ı da çok sevdiğini öğrendik. Sinemanın ünlü yıldızı Hülya Koçyiğit, son zamanlarda peş peşe vizyona giren iyi filmlerle Türk Sinemasının iyi yolda olduğunu söyledi. Koçyiğit, tam bir İstanbul hayranı olduğunu, Boğazı ve Beşiktaş’ı çok beğendiğini, yorgun anlarında Beşiktaş sahilinde boğazı seyrederek dinlenmeye çalıştığını belirtti.
Yeni nesil pek tanımayabilir ama bundan tam 39 yıl önce evlerimizde televizyonlarımız, video, CD ve DVD olmadığı dönemlerde insanların yazlık bahçe sinemaları ve kapalı sinemalara akın ettiği dönemlerde hanımefendiliği ve sanatıyla beyaz perdede yıldızı parlayan ünlü sinema sanatçısı Hülya Koçyiğit, yaşadıklarını tüm açıklığı ile Gazete Beşiktaş’a anlattı.
Hülya hanım, hala eski güzelliğinizi ve zarafetinizi koruyorsunuz. Bunun özel bir formülü var mı?
Herhangi bir perhizim yok. Yiyeceklerime dikkat ediyorum. Sağlam kafa sağlam vücutta bulunur sözünden hareket ederek spor yapıyorum. Yol yürümeyi çok seviyorum.
Sinemayı özlüyor
musunuz?
Özlemez olur muyum, özlüyorum tabi.
Türk sineması nereye gidiyor?
Türk sineması şu aralar iyi durumda. Bir ara çökme noktasına gelmişti ama şimdilerde yavaş yavaş iyi yapımlarla kendini toplamaya başladı. “Yeşil Işık”, “Vizontele” Türk sinemasının bugün geldiği başarı noktasını gösteriyor. Ben de bir sinema sanatçısı olarak bundan mutluluk duyuyorum.
İstanbul’da ençok sevdiğiniz yer neresi?
Ben doğaya meraklı bir insanım. Tüm dünya ülkelerinin hayran olduğu İstanbul’u ve boğazı çok seviyorum. Yorgun olduğum anlarda havalar güzelde olursa kendimi hemen Beşiktaş sahiline atıyorum. Burada boğazın o eşsiz güzelliğini seyredip yorgunluk ve stresten uzaklaşıyorum. Kitap okumayı çok severim. Dışarı çıkmadığım zamanlarda evimde kitap okurum.
Film festivalleri sizi heyecanlandırıyor mu?
Tabii heyecanlandırıyor. Mesala bu yıl İstanbul Kültür ve Sanat Vakfı’nın Düzenlediği 21. Uluslararası Sinema Festivali beni bir İstanbul’lu olarak heyecanlandırıyor. Bende bir İstanbul’lu ve sinema sanatçısı olarak vakıf başkanı sayın Şakir Eczacıbaşı’na teşekkür ediyorum. Bu festivaller İstanbul’luları tüm dünya sinemacılarıyla buluşturduğu gibi izleyemediğimiz bir çok dünya sinemalarını bu festival kapsamında izleme imkanını buluyoruz.
Eşiniz Selim Soydan iyi bir Fenerbahçeli.
Siz hangi takımı
tutuyorsunuz?
Bende Fenerbahçeliyim ama Beşiktaş’ı da seviyorum ama gönlüm milli takımda…

Sanatçılar yorgunluk attı

İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları tarafından her yıl düzenlenen çocuk şenliğinin tanıtımı için düzenlenen kokteyle, sanatçılar, yazarlar ile sosyete dünyasının ünlü isimleri katıldı. Bu yıl 18. kez gerçekleşen çocuk şenliği için Kuruçeşme Divan Restorant’ta düzenlenen kokteyle İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ali Müfit Gürtuna, Şehir Tiyatroları Genel Sanat Yönetmeni Şükrü Türen, Yönetim Kurulu Üyesi Aziz Sarvan, sanatçılardan Ayşegül Devrim, Şehir Tiyatroları Müdürü Muharrem Ergül, sanatçılardan Hüseyin Köroğlu, Nurullah Tuncer olmak üzere çok sayıda sanatçı katıldı. Şenliğe sponsor olan firmalara çeşitli ödüller veren Büyükşehir Belediye Başkanı Ali Müfit Gürtuna; tüm dünya çocuklarını bu şenlikte ağırlamaktan mutlu olduklarını söyledi. Şenlik boyunca Gezici Kamyon Tiyatrosu, İstanbul’da Avcılar ve Derbent semti ile deprem bölgesinde Derince ve Adapazarı’nda çeşitli gösterilerde bulundu.

Sinemalar

Bir zamanlar askerdik
Yönetmenliğini Randall Wallace’nin yaptığı, başrollerini Mel Gıbson, Madeleıne Stowe, Greg Kınnear, Sam Ellıott, Chrıs Kleın, Kerı Russell, Barry Pepper, Don Duong, Ryan Hurst, Marc Blucas ile Josh Daugherty’in paylaştığı bu muhteşem film kaçırılmaz. Savaş filmi severlerin mutlaka izlemesi gereken bir film.”Bir zamanlar Askerdik” 10 Mayıs 2002 de sinemalarda izleyicisiyle buluşuyor.
Yeni bir yaşam
Yönetmenliğini Irwin Winkler’in yaptığı, başrollerinde Kevin Kline, Kristin Scott Thomas, Hayden Chrisensen, Jena Malone ve Marry Steenburgen’in yer aldığı “Yeni Bir Yaşam”, kaçırılmaması gereken bir film.
John Q
Yönetmenliğini Nick Cassavetes’in yaptığı, başrollerinde Denzel Washington, Robert Duvall, James Woods, Anne Heche, Kimberly Elise ve Ray Liotta’nın yer aldığı 115 dakikalık bu muhteşem film Umut Sanat Filmcilik tarafından 17 Mayıs 2002 tarihinden ittibaren sinemalarda vizyona giriyor.

Program (Mayıs 2002)

Akatlar Kültür Merkezi
13 MAYIS PAZARTESİ
21.00-23.00 ESEK “Üçüncü Türden Yakın İlişkiler”
14 MAYIS SALI
21.00-23.00 Yalçın Menteş “Zurname”
15 MAYIS ÇARŞAMBA
11.00-17.00 Etiler Lisesi Yıl Sonu Gösterisi
17 MAYIS CUMA
11.30-12.00 Tiyatro Panorama Çocuk Oyunu
18 MAYIS CUMARTESİ
11.30-12.30 Pınar Çocuk “Mavi Pullu Balık”
19.00-22.00 Halk Eğitim TSM Korosu
19 MAYIS PAZAR
11.30-12.30 Pınar Çocuk “Mavi Pullu Balık”
Gençlik Şöleni
21 MAYIS SALI
11.30-12.30 Sarıyer San. Tiy. “Aslan Kral”
21.00-23.00 Yalçın Menteş “Zurname”
22 MAYIS ÇARŞAMBA
19.00-22.00 Yesair Asım Ersoy Konseri
23 MAYIS PERŞEMBE
12.00-15.00 Beşiktaş İlköğretim Anaokulu Gösteri
24 MAYIS CUMA
11.30-12.30 Sarıyer San. Tiy. “Aslan Kral”
17.00-21.00 Fethiye Belediyesi Tanıtım Kokteyli
25 MAYIS CUMARTESİ
11.30-12.30 Pınar Çocuk “Mavi Pullu Balık”
16.00-17.00 Çağdaş Adımlar Çocuk Evi Gösteri

Ortaköy Kültür Merkezi
1 Mayıs Bir Evlenme GS Üni. Tiy. Top. 16.00
2 Mayıs Dipsiz Atölye Ty. Top. 15.30
3 Mayıs Leydi W.’nin Yelpazesi GS Üni. Tiy. Top. 14.00
4-5-18-25 Mayıs Ben Bir Kurbağayım Tobav Ç. Tiy. 11.00
4-9-11-16-18-23-25-30 Mayıs Play Alaturka 20.00
5-14 Mayıs Papaz Kaçtı Yıldız sahne 19.00
8-13 Mayıs Uçlarda Sınır Son Grup Arkhe 20.00
10-11-18-24-25 Mayıs İyi Şanslar Tobav Tiy. Top. 20.00
15 Mayıs Piyano Resitali İnci Yakar 20.00
19 Mayıs Konser Filiz Yanık 15.00
20 Mayıs Konser İstanbul Üni. 20.00
22 Mayıs İnadına Yaşamak Altan Erkekli 20.30
27 Mayıs Konser Şamil Gökberk 20.00
29 Mayıs Konser İstanbul Üni. 20.00

Levent Kültür Merkezi
03 Mayıs-09 Mayıs Mayıs Tarafsız Bölge
10 Mayıs- Elling
Seanslar: 14.15-17.10-19.30-21.30

DÖRDÜNCÜ SAYFA

Gilan ve CRM

Kurulduğu ilk günden bu yana sektörü ve şirket kültürü gereği ilişki bazlı pazarlamaya önem verdiklerini belirterek, Gilan’ın CRM konusunu sistematik bir altyapıya oturtma ve bunu kurumsal bir refleks haline getirme ile ilgili çalışmalarının Nisan 2000 yılında başladığını söyleyen Gilan Genel Müdürü Özlem Güsar müşteri memnuniyetini doğru algılayamayan şirketlerin rekabet ortamında pek fazla şansları olmadığıını söyledi.
Etiler Akmerkez’de şık bir mağazası bulunan ve mücevher konusunda önde gelen isimlerden biri olan Gilan’ın Genel Müdürü Özlem Güsar konu hakkında şöyle konuştu;
“Net bir stratejiye bağlı kalmadan, müşteri memnuniyeti ve satış arttırma hedefli çalışmaları inceleyerek ve tüm personelle konuşarak gerek süreçleri, gerekse Gilan dostlarının isteklerini belirlendi. Yapılan bu ilk çalışmalardan sonra öncelikle CRM için müşteri, personel, ürün gibi konularda hedefler doğrultusunda ana stratejileri ortaya koyarak ve buna paralel olarak görev tanımlarını ve işin başlangıç noktası olan koleksiyon konseyinden, ürün iade alış prosedürlerine kadar iş süreçlerini yeniden belirlendi. Bilindiği üzere KOBİ’lerin CRM’e geçişle ilgili yaşadığı en önemli problemlerden birini CRM yazılımları oluşturuyor; çünkü gerek yazılım gerekse danışmanlık firmalarının anlatımlarından doğan ve CRM eşittir software o da eşittir yüzbinlerce dolar gibi yanlış bir kanı oluştu. Aslında CRM tamamen bir sistem ve bunun tüm şirket tarafından anlaşılıp uygulanmasından oluşuyor. Şüphesiz yazılım bunun önemli bir bölümü ancak CRM uygulamaları için bir araç, Türkiye’de görüldüğü gibi bir amaç yada nihai son değil. Bu nedenle biz Gilan olarak süreçler ve ihtiyaçlarımızı belirledikten sonra bir yazılım firmasıyla anlaşılarak özel bir program yazdırıldı. Yazılım ile ilgili çalışmalarımız devam ederken mevcut database’in verimliliğini arttırmak amaçlı olarak belirlenen yeni kriterler doğrultusunda güncelleştirilmesi, çift kayıtların tesbiti, adres güncellemeleri ve satış danışmanlarının portföylerinin belirlenmesi çalışmalarını gerçekleştirildi. Gilan dostlarını daha iyi tanıyabilmek ve bir sonraki aşamada onlara daha iyi hizmet verebilmek için oluşturduğumuz form ihtiyaçlar doğrultusunda yenilendi”
Gilan Dostu Formu’nu yeni müşteri için doldurtulmakla birlikte, aynı zamanda değişiklikleri de kayıt edebilecek bir form haline getirildiğini söyleyen Güsar sözlerine şöyle devam etti;
” 1- Gilan dostu formu dışında tasarlanan ayrı bir bilgi formuna ise; mağazamızı ziyaret eden ve servis alan müşterimiz ile medyadan takip ettiğimiz müşterilerimizin önemli bilgilerini kaydederek veritabanımızı daha da güçlendirmeye çalışıyor.Mağazalarımızdaki satış danışmanlarımız, edinilen bu bilgi ve değişiklikleri bilgisayardaki veritabanına işleyerek bilgileri anında güncelliyor. Bu sistemle zaman içersinde girişi yapılan bilgiler çok büyük bir bilgi havuzu oluşturacak ve ihtiyaç duyduğumuz bilgileri buradan seçme olanağına sahip olunacaktır”
Her türlü raporlamanın alınabildiği bilgisayar sistemi sayesinde müşterilerle nasıl, nerede ve ne zaman iletişim kurulabileceğine karar veriliyor olduğuna dikkat çeken Özlem Güsar “doğru insana, doğru zaman ve mekanda doğru iletişimle ulaşılacak. 2- Kurum kültürümüz çerçevesinde ekibimiz iyi ve kötü günlerinde Gilan dostlarının yanında olmak, özel günleri hatırlamak ve ihtiyaçları olduğu anda yardımcı olmak gibi kesinlikle satış amaçlı olmayan değerlere sahip olup; titizlikle uygulanmaktadır.Tüm bunlardan yola çıkarak müşteri segmentasyonunu gerçekleştirme çalışmalarımız son aşamasına geldi; alım güçleri, stilleri ve mücevher tarzları, beklentileri gibi ana kriterlere göre gerekli ayrımları gerçekleştirildi. Gerek müşteri anketleri gerekse fokus grup çalışmalarımızı Mayıs 2001 itibaren başlattık. Öte yandan eksik olduğumuz konuları daha iyi belirlemek ve bu konuda kendimizi geliştirmek amacıyla tamamen kendi bünyemizde hazırlanan bir meçhul müşteri programımız var. Bizim ürünümüz çok özel olduğu için; mücevheri tanıyan kişileri seçerek ve bu konuda ne istediğimiz anlatarak hiçbir danışmanlık şirketinden alamayacağımız bir sistem kurmuş bulunmaktayız”dedi.
Güsar daha sonra sözlerine şöyle devam etti;
“CRM sistemini verimli bir şekilde uygulamak için personelimizin en önemli kaynak olduğunun bilinci içinde hareket ediyoruz. En önemli konu ekibi bu konuda eğitmek ve projenin içine çekebilmek. Bunun için ilk günden beri gerek eğitimlerle gerekse yazılı olarak projenin her aşamasını ekibimizle paylaşıp yolumuza ortak devam ediyoruz. Bu proje ile ilgili insan kaynakları konusunda aldığımız en önemli karar ise; bu konuyu tamamen ödüllendirme mantığı üzerine kurmaktı. Müşteri memnuniyeti primi uygulamak, belirlenen kriterlere göre her ay her mağazada belirlenen kişilerin bu primi hakkediyor olması ciddi bir motivasyon sağlıyor. Bu kriterlerin temelinde ise her servis sonrası Müşteri Hizmetleri Departmanımız tarafından Gilan dostu’nu arayarak servis sırasında memnun olup olmadıkları detayları belirlemek yer alıyor. Diğer yandan tüm ekip olarak hizmet verdiğimiz kişilerle aynı dili konuşabilmek için kültür etkinliklerinde bulunmak, her ay mimari, sanat, tasarım ve benzeri konularla ilgili özel konuşmacıların katıldığı sohbet toplantıları düzenlemek olayın bir diğer yönü. İletişim bölümümüz her ay kültür, sanat, trendler, moda gibi konuları içeren kendi içimize yönelik Gilanca adlı bir dergi çıkarıyor. Şu ana kadar yaptıklarımızın dışında projelerimiz arasında gündemde sık alım yapan müşterilerimiz için özel uygulamalar geliştirmek ve geçmiş yıllarda çeşitli nedenlerler kaybettiğimiz dostlarımızı geri kazanmak için; her bir müşteri için özel proje üretmek var.”

Otomobiller sahiplerini buluyor

Gima’nın “90 günde 90 Renault Megane Dynamique” kampanyasında ilk iki haftanın talihlileri arabalarına kavuştular. Gima Anadolu Hisarı Mağazası’nda gerçekleştirilen törende talihliler, arabalarının anahtarlarını Mehmet Ali Erbil’den teslim aldılar. Erbil, yaptığı esprileriyle herkesi güldürdü.
Törende bir konuşma yapan Gima Genel Müdürü Dengiz Pınar, kampanya ile ilgili olarak “Kampanyamız tüketicilerden büyük bir ilgi görüyor. Kampanya gerek satışlara, gerekse müşteri sayısına önemli katkılarda bulundu. Gima müşterileri en iyisini hakediyor ve biz de bu tür kampanyalarla müşterilerimize kazandırmaya devam edeceğiz” dedi.
Kampanyada şimdiye kadar ilk üç haftanın talihlileri belirlendi. Düzenlenen törende Dengiz Pınar, Mehmet Ali Erbil ve arabalarını alan talihliler dördüncü hafta talihlilerini de yapılan çekilişle belirlediler.
18 Mart’ta başlayan ve 16 Haziran’a kadar sürecek olan kampanya tüketicilere her gün bir araba kazanma şansı veriyor. Kampanyada Gima ve Endi mağazaları, Gima Sen-Al Market ve Alo Gima’dan Süper Card ile bir defada yapılacak her 25 milyonluk alışveriş için tüketiciler bir çekiliş hakkı kazanıyor.

Ülker kalitesini belgeledi

Ülker Gıda AŞ, dünya çapında üç kalite belgesi aldı. Ülker Grubu başkanlarından Necdet Buzbaş, Ülker Gıda Genel Müdürü Mehmet Tütüncü, Basın Müşaviri Ümit Görker ve üst düzey yetkililerin katıldığı bir basın toplantısı düzenleyen Ülker, aldığı dünya çapındaki üç kalite belgesini kamuoyuna duyurdu. Ülker Gıda AŞ’den yapılan açıklamada “Türkiye’mizde ilk kez birçok şirketin hayalini süsleyen kalite ve güvenilirlik belgelerinin yalnız birini değil, en önemli üçünü birden alarak liderliğini bir kez daha ispatlıyor” denildi. Basın tplantısında bir konuşma yapan Ülker Grubu başkanlarından Necdet Buzbaş ve Ülker Gıda Genel Müdürü Mehmet Tütüncü, Ülker’in aldığı ödüllerin İSO 9000, HACCP ve BRC belgeleri olduğunu söyledi.
Önce kahvaltı, ardından da basın toplantısı şeklinde geçen günün en önemli bölümünü gazetecilerin sorduğu sorular oluşturdu. Ülker yetkilileri soruları yanıtlarken Ülker Gıda AŞ’nin entegre kalita sistemine geçtiğini kaydettiler. Yapılan açıklamada “Ülker Gıda AŞ sektöründe öncü olmanın verdiği sorumlulukla dünyada ve ülkemizde artan kalite bilincine karşılık verebilmek, dünya pazarlarında rekabet gücünü daha da artırmak için çalışmaktadır. Kalite sisteminin geliştirmekte, kurduğu bu sistemleri dünyaca kabul görmüş bağımsız denetim firmalarına incelettirmektedir.” denildi. Öte yandan alınan bu belgelerle güvenilirliliği kanıtlanan entegre kalite sisteminin Ülker ürünlerinin üstün kalitesinde önemli bir yer tuttuğu da vurgulandı. Ayrıca Ülker yetkilileri yurtiçi ve yurtdışındaki müşterilerine kalitenin yanında hiiyenik ürünler sunmaya devam edeceklerini de bildirdiler.

Alışveriş

Annenizi unutmayın

Sony Ericcsson’dan küçüğü yok
Dünyanın en küçük ve hafif cep telefonu T66-Sony Ericsson tarafından piyasaya sunuldu. Sadece 59 gr. ağırlığındaki telefon kredi kartlarıyla aynı ebatta. T66’nın iki ayrı rengi var. Gümüş ve pembe tutku.
Pour Homme’dan bahar esintisi
Aromatik kokuyu sevenlere uygun olan Laguna Pour Homme, başlangıç noktalarında mandaline asidi, limon, bergamut ve acı cinchona ağacı karışımı, orta noktaları ise sedir ağacı, yasemin ve açık renk tütün bulunan, ferahlık hissi uyandıran odunsu, meyveli bir koku.
Hotiç’le ayaklar cıvıl cıvıl
Hotiç yeni sezona dört farklı koleksiyonla giriyor. Armoni kırmızı, kahve tonlarının armonisini yansıtırken, ritmik de folklorik detaylar ve naturellik ön plana çıkıyor. Marin ise kırmızı, beyaz-lacivert, siyah-beyaz ya da kırmızının birleşiminden oluşuyor. Metronhom parlak ve keskin tonları, özgür çizgileriyle dikkat çekiyor.
Chicco’dan fanatiklere
Chicco’nun Galatasaray ve Beşiktaş lisanslı ürünleriyle küçük fanatikler takımlarına tam destek veriyor. Önümüzdeki günlerden itibaren bu ürünlerin kapış kapış satılacağı belirtiliyor.
Nike’dan atlet ve etek
Baharla birlikte yepyeni dizaynlarda bayanların beğenisine sunuluyor. Ünlü spor markası Nike’ın atlet ve etekleri görülmeye değer…
Vakkorama’dan süet
Vakkorama, deri, püsküllü süet etekler, montlar ve pantalonlarla yaza hızlı giriyor. Deri püsküllü ve süet etekler 400-800 milyon lira, süet ve kısa boncuklu montlar 400-800 milyon lira, süet püsküllü ve tüylü pantolonlar 80-120 milyon lira, deri ve tüylü tişörtler 20-50 milyon lira.
Dolce&Cabbana’dan western modası
Ünlü marka bu yıl western modasını bayanlara tavsiye ediyor. Püsküllü ve western stili çantalar ile aksesuarlar Dolce&Cabbana’nın vitrinlerinde beğeni ile sergileniyor.
Lee ve Wrangler’den jeane yeni tasarım
Önceleri pattolonla başlayan jean salgını çanta, kemer, çizme, bikini, hatta iç çamaşırlarına kadar bulaştı. Lee’nin kış koleksiyonunda genişçe yer verdiği tozlu ve yıpranmış havalı jeanler bugünlerde minnacık görünümleri ile karşımıza çıktı. Yaza iddialı modellerle giren İspanyol paça jeanler kış aylarında boru paçalarla birlikte boy gösterecek. Lee ve Wrangler önümüzdeki aylarda jean eteklerde derin ve çok uzun yırtmaçları deneyecek. Lee’nin efsane ürünü 101-Z’yi Türkiye’de sınrlı sayıda satışa sunacak. Mavu tohların yerini yıpranmış ve yıkanmış haliyle bu sezon siyah alıyor.

SPOR

Taraftar takımını kurdu

Beşiktaş’ın 12. Adamı olan taraftarı bu sezon hayal kırıklığı yaşadı. Takım önce şampiyonluğu, arkadan Şampiyonlar Ligi’ne katılmayı kaybetti. Buna rağmen geçtiğimiz yıllarda alışagelmiş tepkisini göstermedi ve “İyi günde, kötü günde, yine seninle birlikte”diyerek umudunu gelecek sezona sarkıttı. Beşiktaş Taraftarı yönetimden gelecek sezon için istekleri bir hayli fazla. Taraftar öncelikle UEFA Kupası’nda takımlarını çok iyi yerlerde görmek istiyor. Bunun içinde yönetimden hem Avrupa’da hem Türkiye Ligi’nde başarılı olacak bir ekip istiyor. Şu andaki takımdan birkaç isimin kalmasını isteyen taraftar, öncelikle, Sergen’i takımda görmek istiyor. Pascal Nauma’yı unutmayan Siyah-Beyazlı taraftar, bu futbolcunun yeniden Beşiktaş forması giymesi için şimdiden yoğun kulüslere başladı bile. Taraftarlar ayrıca, takımın başına çok iyi bir teknik adam geçmesini, bunun kesinlikle yabancı olmasını, yardımcı antrenörün de Şifo Mehmet olmasını istiyor. Taraftarın gönlündeki 11 ise şöyle. Asper-Tolga, Ronaldo, Carlos Alberto( ona yakın bir isim)- Ümit Davala, Sergen, Tümer, (İyi bir Brezilya’lı), (İyi bir Avrupalı, Alman olabilir) İlhan Mansız. Pascal Nouma. İşte taraftarın gönlündeki Beşiktaş. Taraftar ayrıca çok iyi yedek futbolcununda transfer edilmesini istiyor. Ne demişler Gönül zevzektir umar…

Amatörler bildiğiniz gibi

Amatör takımlar yıllardır çektikleri çileye rağmen başarılı olmak için geceli gündüzlü çalışıyor ve spor yapmak için uğraş veriyor.
İşte bu takımlardan biride Yıldız…
Yıldız’ın yöneticilerine bir dokunduk, bin ah işittik…
Yıldız Başkanı Hasan Tutaş konu hakkında sorularımıza şu yanıtları verdi.
Siz ne zamandır yöneticilik yapıyorsunuz?
Ben 22 sene Beşiktaş’ın alt yapı sorumluluğunu yaptım. Yıldız’ı bırakamıyorum, kendi kulübümüz olduğu için daha doğrusu yönetici bulamıyorum. Burada bu işin bir heyecanı yok, varoşlarda olsa bu heyecan olurdu. Beşiktaş’ta bunun heyecanı kayboldu. Bir ilke edinmişiz onun peşinde gidiyoruz. Heyecanı kaybolmuş onun için de kimseye yönetici olun diyemiyoruz.
Yıldız Spor Kulübü’nün geçmişinden bahseder misiniz?
Yıldız Spor Kulübü 1951 yılında Beşiktaş ilçemizde kurulan amatör spor kulüplerinden biridir. Çok az sayıda olan Beşiktaş amatör kulüplerinin çoğunun mazileri 50 seneyi aşkındır, son senelerde federe olan birkaç kulüp hariç. O zamanlar İstanbul’un nüfusu da Beşiktaş’ın yapısı da çok farklıydı. Apartmanların olduğu yerler hep arsaydı. Evler apartman değil iki üç katlı evlerdi. Bizim de Şeref Stadımız vardı. Beşiktaşlı amatör kulüpler bu statta çalışmalarını yaparlardı. Bizim kulübümüz kuruluşundan bu yana çeşitli evreler geçirmiştir, başarılar elde etmiştir. Grup birincisi oldu, şampiyon oldu ve Beşiktaş’taki yapılaşmaların çoğalması ve eski havasının değişmesi ile bugünlere kadar geldi.
Yıldız Kulübü olarak
ilkeniz nedir?
İlkemiz gençlere spor yaptırmak ve onları kahve köşelerinden kurtarmak. İster A takım seviyesinde olsun ister genç takım seviyesinde olsun. Eğer bir genci kötü ortamlardan uzak tutabiliyorsak biz mutlu oluyoruz. Başarılı sonuçlar almak bu nedenle ikinci planda kalıyor. Gençlere spor yapma olanakları sunmak büyük fedakarlıklar istiyor. Amatör spor kulüpleri eğer bizim gibi merkez bir yerdeyse sorunları daha büyük oluyor. Varoşlarda tesis ve saha bulmak çok zor olmuyor. Beşiktaş’taki tüm amatör spor kulüpleri kalkıp başka bir yere maç yapmaya gidiyor. Çilekli’deki saha geri alındı Belediye tarafından ve Avrupai anlamda çok güzel suni bir çim saha haline getiriliyor. Burada kulüplerimiz maçlarını oynayabilecekler ama Beşiktaş’ın merkezindeki kulüpler yine oraya bir vasıta ile gidecekler.
Hangi branşlarda faaliyet gösteriyorsunuz?
Şu an sadece futbol branşından söz edebiliriz. Bizim basketbol ve voleybol branşlarımız da vardı. Basketbol kız takımımız vardı ki, İstanbul birinci liginde oynuyordu. Ama imkansızlıklar dolayısıyla kapatmak zorunda kaldık. Kızlara idman yaptıracak salon yoktu. Onları idmandan sonra eve bırakacak vasıta yoktu. Bir bölgenin takımındaki bütün oyuncular o bölgede oturursa sorun olmaz. Ama bugün Beşiktaş’ta her yer iş yeri oldu. Biz yine de çoğunluğu Beşiktaş çevresinde tutmaya çalışıyoruz. Çünkü bu semtin kulübüysek bu semtin gençlerini oynatmak zorundayız. İlla ki şampiyon olacağız diye, Kadıköy’de oturan birini de takıma transfer etmek gelip geçici bir şeydir. Mühim olan hizmettir. Biz profesyonel takımların da yer aldığı bir Türkiye Gençler Şampiyonasında 86 – 87 senesinde Türkiye dördüncüsü olduk. Gençlerle oynamak, büyüklerle oynamaktan çok daha kolay. İstanbul’da bu çok zor, özellikle de saha sorunu olan bir kulüp iseniz. Biz akşamları saat sekizden dokuzdan sonra Fulya Stadında antrenman yapıyoruz. Eskiden de Şeref Stadında sabah altıda idman yapıyorduk.
Diğer amatör kulüplerin bir lokali olmasına rağmen sizin böyle bir mekanınız yok. Bunun özel bir nedeni var mı?
Evet, ilçemizdeki tüm amatör spor kulüplerinin kendilerini barındırdığı bir yer olmasına rağmen Yıldız Kulübü’nün böyle bir yeri yok. Biz kesinlikle gelir getirici bir lokal de istemiyoruz. Bu kulübün başında olduğum sürece de buna karşı olacağım. Ama Yıldız Kulübü’nün bir yeri, merkezi olsun. Soyunma odaları, duşları, sporcuların oturup televizyon seyredeceği bir yeri olsun ama kesinlikle kahve tipli bir lokali olmasın. Benim olduğum yerde futbolcum dört masanın etrafında dört sandalyede oturamaz.
Kulübünüz oyuncularından kimler profesyonel olarak devam ediyor?
Beşiktaş’ta yıllarca oynayan Gökhan var. Şu anda İstanbulspor’da antrenör yardımcısıdır. En son iki tane oyuncumuz Galatasaray genç takımına gitti. Beşiktaş genç takımına senelerce oyuncu verdik. Anadolu’da ikini ligde çok profesyonel olan oyuncularımız da var. Bütün bunlar bizim için başarıyı simgeler.
Federasyonun amatörlere tutumunu nasıl buluyorsunuz?
Türkiye Futbol Federasyonu’nun amatörlere olan tutumu gayet iyidir. Bu sadece İstanbul içinde geçerli olan bir şey değildir. Türkiye’nin genelinde eşit davranır amatörlere. İstanbul takımıyla Anadolu takımının bir farkı yoktur. Türkiye’de altı bine yakın amatör kulüp vardır. Federasyonda elinden geldiği kadar, sahaların çiziminden, hakemlerin ücretinin ödenmesine kadar bu görevi yerine getirmektedir. Yurt dışındaki olay tamamen farklı. Müsabaka sahalarının , saha komiserlerinin, oradaki doktorların ücretini federasyon ödüyor. Bizim federasyon bunu yapsa, profesyonellere harcadığı paranın yirmi misli bütçe yapması lazımdır.
Genç takım oyuncularının hedefleri nelerdir?
Genç takım oyuncuları belirli bir yaşa geldikten sonra aşama kaydedecek ve yüksek yerlere çıkacaktır. Kendi güzüyle ve iradesiyle gerçekleşir bunlar. Biz ona en başta bir futbol terbiyesi ve eğitimi veririz gerisi ona kalmıştır. Biz ona sezon içinde ne kadar maç oynatırsak o kadar tecrübe olur onun için. Buraya gelince de elimizdeki imkanlar kısıtlanmaya başladı. Beşiktaş’ta herkes birbirinin komşusuydu şimdi herkes birbirinin yabancısı oldu. Bu benim söylediklerimi Dikilitaş, Ortaköy kulüpleri de söylerler. Çünkü onlar da eskileri bilirler. Yıldız Spor Kulübünün Beşiktaş’ın merkezinde olması dolayısıyla da diğer amatör kulüplerden farklı bir durum arzettik. Kulüp, bugünkü zor ekonomik koşullarda, benimle birlikte birkaç arkadaşın çabaları ile yürüyor. Biz de olmasak kulüp kapanır ama kapanmasına da gönlümüz razı olmuyor.
Bu sene ikinci amatör kümede oynuyoruz. Geçen sene birinci amatör kümeden düşmüştük. İkinci amatör kümede oynayan A takımımızdan, birinci amatör kümede oynayan genç takımımızın yaş ortalaması aynıdır. Çünkü gençlerle bu yol bir yere gelir. 35- 40 yaşında bir adam benim yıldız takımımda oynayamaz. 25 yaşın üstünde olanı bile pek oynatmam.
Bu işi yapıyorum diye mutlaka yerel belediyelerin ya da federasyonun katkılarını beklemek yanlış olur. Yerel yönetimler saha imkanı tanıyacak, idman yapabilme imkanı tanıyacak. Çilekli’de bizim dokuz takımımız bittiği zaman kullanacak. Orada antrenman da yapacak, maçını da oynayacak.

Spor yazarları Beşiktaş için ne dedi?

Şampiyonluğu kaybeden ve devler ligine giremeyen Beşiktaş’ı spor yazarları da oldukça eleştirdi. Bir çok ünlü spor yazarı, Siyah-Beyazlıların şampiyonluğu neden kaybedişlerini kendilerine göre yorumladılar. Bu yorumlar genellikle Daum’a, Sinan Engin’e ve başkan Serdar Bilgiliye yönelikti. Spor yazarlarının ortak görüşü ise kadrodan kaynaklanıyordu. Şampiyonluğu kaybeden kadro “Günah Keçisi” ilan edildi.

SABAH GAZETESİ
Hıncal Uluç
“Sinan Engin’in menajer olmasından bu yana, Beşiktaş’lı futbolcuların karıştığı, adli, polisiye olaylar hızla arttı. Dileriz teesadüftür, ama bir gerçek te ortada… Sinan, oyuncuları üzerinde otorite kuramıyor, onlarıolaylardan uzak tutamıyor. Devreye hatırlı kişiler girmese bugüne dek bilmem kaç Beşiktaşlı futbolcu nezaretlerde geceleyecekti, mahkemelere düşecekti kimbilir…Antep’te Ali Eren, Kocaeli’nde İlhan polislerle dalaştı. Tümer Malatya’da taraftar kovaladı. En son Erman’ın Ankara’da attığı kafa her şeyin üzerine tuz biber oldu. Sinan ne diyor”Aferin Erman’a Beşiktaş’lı böyle olur” Yok yahu.. Git te Beşiktaş Kolleji’nde çocuklara ders ver bari…Rozetinde Ayyıldız taşıyan tek takım olmanın getirdiği sorumlulukları, galiba birileri, takımın başına bir kokain kullanıcısını getiren Başkan Serdar Bilgili’den başlayarak tüm kadroya hatırlatmalı.
SABAH GAZETESİ
Erman Toroğlu
Ve siz Beşiktaş’lı yöneticiler, Hepiniz ticaretle uğraşıyorsunuz. Bu Stavrum’u kaça aldınız. Kim tavsiye etti. Ve kaça geri verebilirsiniz. Böyle bir olayı kendi iş yerinizde yapsanız iflas edermisiniz, etmezmisiniz. Kendinize yapamayacağınız bir olayı (Canımızdan çok seviyoruz)dediğiniz kulübünüze yapıyorsunuz. Ya canınızda bir hata var, yahut kulübünüzde. Arnkara’da oynanan Gençler birliği maçında Beşiktaş’ın iddiası kalmadığı için “Futbol”seyrederim diye gittim. Pişman oldum. Birde Başan Bilgiliyi göremedim. Demek ki düşenin dostu olmuyor…
HÜRRİYET GAZETESİ
Vedat Okyar
Kaybedilen bir Fenerbahçe maçı vardı. Lig, Beşiktaş için bu maçta bitti. Bitmişi oynamak çok zordur. Onu da bilirim ama anlamadığımı söylemek istiyorum. Ankara Beşiktaş’ın kalesi, Beşiktaş’ın oynadığı her maç tribünden büyük gürültü çıkarır. Beşiktaş Seyircisi bundan önce oynanan maçlara göre çok daha seyrekti. Ama o gelenlere bile B:eşitaş gibi oynamak mecburiyetti. Beşiktaş öyle bir yerde ki, son oynayacağı oyunlar önemli değil. Önemli olan öndeki sezona neler yapılacağı. Şimdi isim vermek istemiyorum. Lig bittiğinde benim aklımın erdği listeyi yapacağım Bu takımda en az 6 tane oyuncu varki Beşiktaş’ın formasını giymek değil ayakkabısını giyemezler.
MİLLİYET GAZETESİ
Ömer Üründül
Beşiktaş’ın bu seneki başarısızlığın en önemli nedeni Daum’un yanlışlarıdır. Daum geçmişiyle bizim de taktir ettiğimiz, kariyeri tartışılmayacak bir teknik direktö. Ama sezon başından beri sık sık vurguladığımız gibi hatalar zinciri sergiledi. Sistem kargaşası yaşandı. Kadro istikrarı sağlanamadı. Taşlar yanlış yere kondu. Ama daum ligin ikinci yarısında gereksiz yere üçlü defansa döndü. İnönü’deki puan kayıplarının ana nedenini bu yanlış sebep oldu. Bir de erken havaya girip Beşiktaş’ın iki kulvarda şampiyon olacağı söylendi. Bu durum takıma rahavet kazandırdı. Sonuç malum. İlhan için de Hakan Şükür’den daha iyi forvet dendi. Diğer önemli konu da futsbolcuların saha içi davranışları. Bununda başlıca sorumluları Daum ve Sinan Engindir.
SABAH GAZETESİ
Sanlı Sarıalioğlu
Beşiktaş’ta sular durulmuyor. Muhalefetin açıklamaları son derece ilginç. Ciddi suçlamalar var. Yenilir, yutulur cinsten iddialar değil. Ve bomba olay 15 yaşındaki bir çocuğun üye yapılması. Daha bir çok söylenti var. Nekadarı doğru, nekadarı yanlış bilemem. Ancak iddialar korkunç. Basın söcüsü Mete Düren “Bu konulara yanıt vermeye değer bulmuyorum”demiş. Ne demek yanıt vermeye değer bulmamak. Muhalefet “Şaibe” diyor, yetmiyor. “Sahtekarlık”diyor, en ağır şekilde suçluyor yine “Yanıt”yok diyor. Sessiz kalmak ta en büyük şaibedir.
HÜRRİYET GAZETESİ
Korkut Göze
15 – 16 yaşlarında bir taraftar elinin beş parmağını gözümün içine içine sokarak, gerekli transfer sayısını canlı canlı anlatmaya çalışıyordu. Ve diyorduki, “”Bize beş sağlam adam gerekli beş…” Yönetimden koşullar ne olursa olsun kaliteli transfer bekliyordu. Ve beklentisine bir de tehtit karırıştırıp, “İstediğimiz Beşiktaş yoksa, seneye bizde yokuz”diyorudu. Pascal Nouma’yı unutmadığını söylüyordu genç çocuk. İlhan’ın yanıda mutlaka Nouma’yı istiyordu. Ve Daum’dan farklı bir davranış bekliyordu. Beşiktaş’ı seyretmeden! Stadı terketmelerine en az onlar kadar üzülüyorum.
SABAH GAZETESİ
Haşmet Babaoğlu
Beşiktaşlı’ların şimdi Beşiktaş’lı olmaları gerekiyor. Gruplardan birinin fanatiği değil, dosdoğru Beşiktaşlı olmaları gerekiyor. Artık, kol kırılıp yen içinde kalamaz. Ne yani! Ateş olmayan yerden mi çıkıyor bunca dumanlar. Geçin Allah aşkına. Bu rezaletin altından nasıl kalcak Beşiktaş onu anlatın. Bilgili yönetimimin açık seçik tek başarısı var geçen zaman içinde:Kongre kazanmak. O halde yönetim kongre konusunda muhalefetin iddialarını yanıtlamak ve kongreyi vijdanlarda aklamak zorundadır.
HÜRRİYET GAZETESİ
Vedat Okyar
Beşiktaş seyircisi stada formanı assan seyretmeye gelir. Siz neyi seyrettiriyorsunuz? Böyle şey hakikaten olmaz. Ben bu sezon için bu işi bitirdim
Bir yazı yazdım. Kendime göre gideceklerin listesini yaptım. Seyrettiğim futbolculara haksızlık yapmadığımı gördüm. Şimdi Beşiktaş yönetimi ağır bir yükün altına girdi. Kongre kazanmak güzel. Ama bu takımı süsleyemezlerse iki seneyi dolduramazlar. Artık bıçak kemiğe dayandı. Ve bu iş de, bu kadroyla kesinlikle olmaz.
SABAH GAZETESİ
Sanlı Sarıalioğlu
İnönü’de gündüz maçı…Suçlu federasyon değil, Beşiktaş…Bir alt sınıfa düşmenin doğal sonucu. Sezon kapanmış bitmiş, tribünler yine boş değil. Helal olsun onlara. Zaten maçı değil tribündeki çilekeşleri izledim. İlginç mesajlar, ilginç sloganlar, taşlamalar ve haşlamalar. “Yenilsen de yensen de taraftarın seninle.” Bu tezahürat doğrusu çok hoşuma gidiyor. Taraftar bunu bir kez daha kanıtladı. Bu arada Erman’ın Ankara’daki o muhteşem (!) kafa vuruşu, protesto edildi. Ve Erman’a veda mektubu yazıldı. Nauma’ya, Amokachi’ye, Madida’ya, Metin, Ali Feyyaz’a sevgiler gönderildi. Artık bunları da anlamayan varsa pes doğrusu. Vah benim Karakartalım vah, ne hallere düştün. Daum gidiyor. Yönetimin kararı çok doğru. Bu çöküşe ilk imzayı bizim “Dahi” Daum attı. Yönetim sustu. Neticede beraber battılar.
HÜRRİYET GAZETESİ
Korkut Göze
Hedefsiz bir Beşiktaş’ı yazmanın sıkıntısıyla kıvranıyorum. Kalemim sanki yerinden kımıldamıyor. Ellerimde taşınmaz bir yük, kafam bomboş.
Bu Beşiktaş adamı çıldırtır…
Böyle söyleyenlere ve düşünenlere balıklama katılıyorum. Şu şampiyonluk şansını nasıl yitirdi, neden beceremedi-başaramadı ve treni kaçırdı.
İşte rakamlarla Beşiktaş: İnönü’de oynadığı 17 maçın 9’unu kazanamadı. Rakiplerine 23 puan dağıttı. Galatasaray’ın 185 gün deplasmanda maç kazanamadığı bir ligin kaymağını yiyemedi. Fenerbahçe’nin art arda oynadığı 7 maçın %’ini kaybettiği bir ortamda, gerekli patlamayı yapamayıp, lig ikinciliğini bile kopartamadı. Şimdi kepenk indiriyoruz. Beşiktaş taraftarının istekleri çok yoğun. Sesleri yönetime gidecek kadar da gür.

Küçük bütçeyle büyük başarı

Takımın Antrenörü Ata Onar başta olmak üzere tüm oyuncular geçen yıl kaçırdıkları Avrupa kupalarına katılma hakkına üzülüyor. “Beşiktaş Bayan Voleybol takımı geçen senenin dörtte biri kadar bir bütçeyle neredeyse Avrupa Kupaları’na katılacaktı”diyen Onar,” Bizim oyunumuz, voleybol otoritelerince başarı olarak görülüyor. Fakat bizim hedefimiz büyük olduğu için üzülüyoruz” dedi.
Takımdan bahseder misiniz?
Bu sene Türkiye’nin de ekonomik şartlarının etkisiyle zor bir dönem geçirdik. Tabii aynı şey kulübümüz için de geçerliydi. Geçen senenin bütçesinin yaklaşık dörtte biri kadar bir bütçe kullandık ve küçüldük. Geçen sene kullandığımız dört yüz milyar bütçe yerine bu sene yüz milyar kullandık. Fakat hedef olarak geçen senenin başarının aynısını yakalamış bulunuyoruz. Bu sene takımın geleceği açısından iki tecrübeli yabancı oyuncunun dışında genç oyuncular da aldık. Beşiktaş takımı geleceğe daha umutla bakıyor diyebilirim. Çünkü Beşiktaş alt yapısından aldığımız dört tane oyuncu ve transfer ettiğimiz iki oyuncu Beşiktaş’ın geleceği. Derya, Manolya, Tuğba, Demet, Serra ve Selda’dır bu oyuncular. Yaşları on dokuz, uzun zaman Beşiktaş spor kulübüne hizmet edebilecek kapasitedeler.
Bu çizginin nasıl devam etmesi gerekir sizce? Transfer mi yoksa alt yapıdan gelen oyuncular mı?
Geçen seneye baktığımız zaman bütçemiz çoktu ve oyunculara dolar bazında para veriliyordu. Bu sene öyle bir şey olmadı. Fiyatı kırmak zorunda kaldık. Biz sezona da çok geç başladık. Normal şartlarda Mayıs ayında transferler biter ama biz iki oyuncumuzu Ağustos ayında transfer ettik. Yönetim Kurulu buna geç karar verdiği için biz transfer kararımızda sadece piyasada kalan genç oyuncuları almak zorunda kaldık. Onlarda tecrübeli oyuncular. Sonuçta yine bir kaybımız olmadı. İki tane maçı, Yeşilyurt ve Kocaeli maçlarını, kaybettik. Eğer onları da kazansaydık, Beşiktaş’ın tarihinde bir ilki gerçekleştirerek Avrupa Kupalarına katılacaktık. Bu maçlar bizde çok üzüntü yarattı. Bizim başarımız da bütün voleybol otoritelerince de bir başarı olarak kabul ediliyor. Ama bizim hedeflerimiz daha büyük olduğu için bunlara üzüldük.
Oyuncuların performansını arttırmak için neler yapıyorsunuz?
Geçen sene çok terslikler oldu takımda. Fakat bu sene kurduğumuz takım büyükler olsun, tecrübeli oyuncular olsun tam bir kolej havasında. Bizim için beş galibiyet alamayacak diyenler ki bu yaklaşık 15 set eder, oldu. Ama biz tam 54 set aldık. Bu bizim hem arkadaşça hem de disiplinli bir şekilde çalışmamıza bağlıdır. Antrenmanlarımızı hiç aksatmadık. Sezonu da kapatmıyoruz. 11 Nisan’da biten maçlarımızdan sonra sadece 10 günlük bir aradan sonra kulübümüzde kalacak genç takım oyuncular ve transfer edeceğimiz oyuncularla sezonu yeniden açtık.
Bu sene yeni gelen oyuncularla takımın uyumu nasıl?
Takımın uyumundan gayet memnunuz. Büyükler ablalık yapıyor, küçükler onlara karşı çok saygılı davranıyor. Takımın içinde en küçük bir huzursuzluğa rastlamadım.
Kendinizden bahseder misiniz?
Ben buraya gelmeden önce Arçelik Erkek Takımı Teknik Direktörüydüm. Ondan önce ve onunla beraber Milli Takım’da da görev yaptım. A Milli Takım Antrenörüydüm. Milli Takım Antrenörlüğü ve Kulüp antrenörlüğü bir arada yürümediği için de ben kulüp antrenörlüğünü tercih ettim. İki buçuk sene Milli Takımdaydım. Spor hayatım boyunca 19 sene Eczacıbaşı’nda oynadım. On tane Türkiye Şampiyonluğu yaşadım. Voleybola Beşiktaş’ın alt yapısında başladım. Elektrik Mühendisi olmama rağmen işimle hiçbir zaman ilgilenmedim.
Bayanlarla ya da erkeklerle çalışmanın farkları var mı?
Bayanlarla çalışmak daha güzel. Hiç olmazsa bir bakışta anlıyorlar. Daha duygusallar. Zaman zaman onlara bağırdığım zamanlar onların kalplerini almak zorunda oluyorsunuz. Çünkü dediğim gibi bir kolej havası içinde olduğumuz için sıkıntılı durumlar hiç uzamıyor. İlk defa bayanlarla çalışıyorum ama çok daha zevkli. Tahmin ediyorum onlarla da devam edeceğim.
Oyuncular ne dedi?
Janitsa Rangelova- Takım Kaptanı
Bu sene transfer oldum. 27 yaşındayım. Türkiye’ye 98 yılında geldim. Daha önce İspanya’da ve Yunanistan’da oynadım. Bulgaristan’da öğrenciyim aynı zamanda. İşletmecilik okuyorum. Ama voleybol daha ağır basıyor. Bizim mesleğimiz öteki mesleklere göre daha erken bitiyor. O yüzden daha sonra ne yapacağım belli değil. Dört senedir buradayım ve buradaki gibi güzel bir arkadaşlık ortamını hiçbir yerde yakalayamadım. Gerçi yaş farkı var ama bu hiç sorun olmuyor.
Melek Kocaimamoğlu
Bu Beşiktaş takımında ikinci senem. 30 yaşındayım. Yaklaşık 17 senedir voleybol oynuyorum. Marmara Üniversitesi Beden Eğitim Fakültesi mezunuyum. İki sene ara vererek öğretmenlik yaptım. Şimdilik de Beşiktaş’ta devam ediyorum.

Amigoluk 4 kuşaktır sürüyor

Unutamadığınız bir maç var mı?
Çok maç var. Benim beynimde yer yapmış 84-85 sezonunda 2-2’lik Fenerbahçe-Beşiktaş maçı var. İlyas Tüfekçi son dakikalarda oyuna girdi ve berabere bitti maç. Biz şampiyonluktan olduk. Rahmetli Şaban’ın oynadığı Fenerbahçe’yi 1- 0 yendiğimiz bir maç var. O zaman Kemal Sunal’ın gol kralı Şaban filmi oynatılıyordu sinemalarda. Fenerbahçe taraftarları Şaban için ‘mö mö’ diye bağırıyordu. Tam o sırada Şaban topu aldı üç kişiyi geçti. Fener kalesine topu gönderdi. O maçı da unutamam. Sadece yendiğimiz değil bizi yıpratan maçlarda hafızalarımızda yer ediyor.
Futbolculara
taktığınız
lakaplar var mı?
Beşiktaş’ı da Osmanlı’nın arabacıları kurmuştur. Osmanlılarda da vardır bir Deli İbrahim. Bizde de var şimdi bir Deli İbrahim. Bunun dışında Sarı Fırtına, Psikopat Ali gibi de lakaplar var.
Taraftar olarak yaptırım gücünüz
Olduğuna inanıyor musunuz?
1903 Taraftar Derneği olarak evet. Ben amigo olarak üstüne çıkmış bir insanım. Ama benim arkamdaki insanların büyük bir desteği var. Tek başımıza hiçbir şey yapamıyoruz. Diğer tribünlerden bizi ayıran da bu. Beşiktaş tribünlerini zirveye taşıyan en büyük etken de bu. Biz jenerasyon farkını hissettirmeden büyüyoruz. Dört kuşağı bir arada yaşıyoruz.

Transfere 20 milyon dolar

Sezonu istediği şekilde tamamlayamayan Beşiktaş, önümüzde yıl şampiyonluğu yakalamak için çalışmalara hızlı başladı. Geçtiğimiz ay içinde toplanan yönetim kurulu iç ve dış transfer için kolları sıvadı. Transfer için onaylanan bütçenin 20 milyon dolar olduğu kaydedildi.

Daum’a aferin

Türk-Alman gençlik birliğinin Alman hükümetinin desteğiyle yabancı düşmanlığını önlemek için düzenlidiği gezi kapsamında Türkiye’de bulnana ırkçı 16 Alman ile Almaya’da yaşayan ybancı kökenli 16 genç geçtiğimiz ay içinde Beşiktaş kulübünün Fulya tesislerini ziyaret etti. Burada gençleri farklı dillerde “Hoşgeldiniz” diyerek karşılayan Beşiktaş Teknik Direktörü Christoph Daum, ardından da 2 saatlik konuşmasında Türk sevgisi dersi verdi.

Beşiktaş ligi üçüncü bitirdi

2001-2002 sezonunu Beşiktaş üçüncü bitirirken, Fenerbahçe ikinci, Galatasaray da birinci olarak bitirdi.
Bu sezon 15. Şampiyonluğa ulaşan Sarı-Kırmızılı ekip, formasına 3. Yıldızı da takmaya hak kazandı. Ezeli rakiplerini geride bırakan Galatasaray, şampiyonluk ipini göğüslerken, Fenerbahçe ikinciliği, Beşiktaş’ta Türkiye Süper Ligi’nde üçüncü oldu. G.Saray ve F.Bahçe Türkiye’yi Şampiyonlar Ligi’nde temsil ederken Beşiktaş UEFA Kupası’nda mücadele verecek.

Spor hattı

Süleyman Seba ameliyat oldu
Beşiktaş’ın efsane başkanı Süleyman Seba geçtiğimiz ay içinde Bursa’da başarılı bir Prostat ameliyatı geçirdi. Eski sağlığına kavuştuğunu belirten Siyah-Beyazlı camianın “Onursal Başkanı”, “Tek üzüntüm Beşiktaş’ın aldığı kötü neticeler. Bunun dışında bomba gibiyim”dedi.
UNİBJK 1 yaşında
Beşiktaşlı üniversite gençliğinin oluşturduğu ÜNİBJK geçtiğimiz ay içinde kuruluş yıldönümünü kutladı. Pierre Carden’in sponsorluğunda Hammam’da verilen yemeğe birçok üniversiteli gencin yanısıra Beşiktaşlı Şifo Mehmet, Başkan Serdar Bilgili ve bazı yöneticiler katıldı. Gecede Pierre Cardin tarafından dizayn edilen kartal amblemli mont da açık artırmayla satıldı.
İlhan Mansız’a şiir
Beşiktaş’ın hırçın futbolcusu İlhan Mansız’a, Türk şiirinin marjinal ismi Küçük İskender şiir yazdı. “Güzel bir adam ve güzel bir futbolcu” dediği İlhan Mansız’a yazdığı şiirin “Balık Burcu Hikayeleri” adlı kitabının yeni cildinde yer alacağını belirten Küçük İskender, daha önce Emre Belözoğlu’na da aşk şiiri yazmıştı.
Mahkemelik oldular
Beşiktaş-Fenerbahçe maçının hakemleri Muhittin Boşat ile Evren Dölek, Beşiktaş Kulübü Başkanı Serdar Bilgili’nin maçtan sonra yaptığı basın toplantısında kendilerine hakaret ettiğini öne sürerek kulübe ve Bilgili’ye, toplam 50 milyar liralık manevi tazminat davası açtı.
Ordu’dan ültimatom
Genelkurmay Başkanlığı 6 asker hakeme daha ikinci bir emre kadar görev verilmemesi için Futbol Federasyonu’na uyarı yolladı. Genelkurmay, şike çetesi davasına adları karıştığı gerekçesiyle hakemler; Ferhat Gündoğdu, Cafer Kuştepe, Kenan Altınsaat, Kenan Kozak, Serdar Çakıroğlu ve Volkan Aymankuy için federasyona bir yazı gönderdi. Davanın sonuçlanmasını isteyen Genelkurmay Başkanlığı, söz konusu hakemlere görev verilmemesini istedi.
Türkiye’de Formula yapılacak
Spordan Sorumlu Devlet Bakanı Fikret Ünlü, Formula 1 yarışlarının Türkiye’de yapılabilmesi için ellerinden gelen her türlü çabayı sarfedeceklerini söyledi. Ünlü yarışçı Schumacher’in geçtiğimiz ay içinde Türkiye’ye gelmesi konuyu daha da güçlendirdi.
Goller muhtaç çocuklara
Dünya kupası için tüm olanaklarını seferber eden Çin, ilginç bir girişime de sahne olacak. Tarihinde ilk kez katıldığı bu organizasyonda başarılı olmak için önce yıldız futbolcularını kontrol altına alan Çin, oyuncularına yeni bir hedef göstererek, motive etmeye çalışıyor. Finallerde milli takımın atacağı her gol için muhtaç çocuklara 18 milyar lira bağışlanacak. Çin Milli Takımı’nın, şampiyonada gol atamaması durumunda, 15 milyar lira bağışlayacak.
Baya’nın çocuğu oldu
Beşiktaş’ın Tunuslu futbolcusu Baya, Bursa Atatürk Stadı’ndaki kupa mücadelesi sırasında ikinci kez baba oldu. Farklı mağlubiyet nedeniyle adeta kahrolan Baya, minik kızı İnes ile biraz olsun teselli buldu. Tunus’ta el üstünde tutulan yıldız oyuncu, futbolu bıraktıktan sonra spor bakanlığına soyunacak.
Baba Hakkı anıldı
Beşiktaş Kulübü’nün efsanevi futbolcusu ve eski başkanlarından “baba” lakaplı Hakkı Yeten, ölümünün 13. yıl dönümünde anıldı. Törene, Beşiktaş Kulübü yöneticileri Fikret Ercan, İsmail Ünal ve Hüseyin Mican ile genel kurul üyesi Nevzat Demir, Yeten’in alesi ve yakınları katıldı.
Carlsberg, sözleşme yeniledi
UEFA Kupası, UEFA Avrupa Futbol Şampiyonası’nın resmi sponsoru olan dünya içecek devi Carlsberg, Süper Kupa sponsorluğunu yeniledi. Yapılan anlaşmaya göre Carsberg 2004 yılına kadar Süper Kupa’nın resmi sponsoru olacak.
Milli takımın kıyafetleri Sarar’dan
2002 Dünya Kupası Finalleri’ne katılacak olan A Milli Futbol Takımı’nın, giyeceği kıyafetler hazırlandı. takım elbise, spor pantolon ve tişörtleri Sarar firması hazırladı.
Üniversiteye onay çıkıyor
Beşiktaş Yönetimi Ankara’da yaptığı temaslar sonucu üniversite için devletin tüm imkanlarının seferber edileceğini açıkladı.
Beşiktaş’ta görevler paylaşıldı
Serdar Bilgili başkanlığındaki yeni yönetim kurulu geçen ay toplanarak görev bölümü yaptı. Görev dağılımı şöyle; ikinci başkan Hüsnü Güreli, asbaşkanlar Yıldırım Demirören, Fikret Orman, Kıvanç Oktay, Levent Erdoğan, Haşmet Bedii Kürüm, Muzaffer Nasıroğlu, Cengiz Kaptanoğlu, İletişim Komitesi Başkanı Mete Düren, Genel Sekreter İsmail Ünal, veznedar üye Behçet Ümitlen, pazarlama komitesi başkanı İbrahim Altınsay, basketbol komitesi başkanı Cem Bilge, Voleybol ve amatör şubeler komitesi başkanı Ahmet Kavalcı.

Eski futbolcular anlatıyor
‘Futbolcu hırslı olmalı’

Beşiktaş’ın unutulmaz oyuncularından Kahraram ile eski günleri ve bugunkü futbol anlayışını konuştuk. Kahraman oldukça ilginç anılarla röportajı zenginleştirdi. İşte Kahraman’ın anlattıkları…
Beşiktaş’taki oyunculuğunuzdan
bahseder misiniz?
Beşiktaş’a sol açık oynadım. Sonra görev adamı durumundaydım. Sahada çok hırslıydım. Bu hırsı top için kullanırdım. Beşiktaş’ta 7 sene oynayıp başka takımlara da gittim ama kendimi hep Beşiktaşlı hissettim. Jübilemi de Beşiktaş forması giyerek 1988 yılında Beşiktaş’ta yaptım.
Futboldan sonra ne ile ilgilendiniz?
Antrenörlük kursları alarak antrenörlük yaptım. Spor mağazası açtım. Ondan sonra da gıda işine girdim. Bu arada antrenörlüğüm başladı. Dört sene Beşiktaş altyapısında çalıştım. Nihatların, Yasinlerin grup hocasıydım.
Türk futbolunda değişiklikler
görüyor musunuz?
Oyun hızlandı. O zamanlar arsadan yetişen oyuncular vardı. Şimdi hemen hemen bütün oyuncular futbol okullarından yetişiyor. Oyunda artık bireysel beceri yok. İki üç oyuncunun iyi oynaması takımı kurtarmıyor.
Futboldaki ücret politikasını
nasıl buluyorsunuz?
Transferler astronomik rakamlara yükseldi. Bizim zamanımızda iki sene tutmazsan bitecek rakamlardı. Şimdi sülalelerine yetecek paralar alıyorlar. Helal olsun ama yeter ki karşılığını versinler.
Taraftara mesajınız nedir?
Beşiktaş taraftarı mükemmel bir taraftardır. Bu yaşımda ben o tribünleri gördüğümde formayı giyip oynamak geliyor içimden. Seyirciyle aram hep iyiydi. Ben kötü bile oynasam çırpınırdım. O çırpınışı seyirci görürdü. Koşmayan, oynayamayan futbolcularla uğraşırlardı genelde.

Biz inandık siz de inanın

Milli Takım Teknik Direktörü Şenol Güneş, “70 milyonun duaları ile yıkılmayız”dedi. 48 yıl aradan sonra katıldıkları Dünya Kupası’nda sürpriz bir ekip olmadıklarını belirten Güneş, “Her kes bizim tesadüfen Kore-Japonya’da yapılacak Dünya Kupası’na katıldığımızı söylüyor. Bunda en büyük pay Futbolcularımızındır. Hepsi bir birinden kaliteli olan sporcularımızın bu işe inanarak başladığını bilenlerdenim. Bir çok engele rağmen, bir çok Dünya devine rağmen bu kupaya katıldılar. Şimdi işimiz daha zor. Haziran ayında başlayacak olan bu büyük organizasyona hazırız bunun için hepimiz kenetlendik. Artık gün sayıyoruz”dedi.
Bize destek olun
Şenol Güneş bu kupaya katılana kadar bir çok eleştiri aldıklarını ancak yılmadan yollarına devam ettiklerini belirterek, “Şimdi mutlu sona ulaştık. Ama yine eleştiriler sürüyor. Yaptığımız hazırlık maçları Dünya Kupası’nda oynayacağımız maçlarda bir ayna olacak. Kötü neticeler aldık bunlar önemsiz. Geniş bir kadro kurmak için çalışıyorum. Bir çok futbolcu deniyorum. Uyumu sağladığımız an her şey tamam demektir. Alınan kötü neticelere ben de üzülüyorum ama bunlar sadece futbolcularımı daha iyi tanımak için. Önemli olan İlk maçımızda alacağımız iyi netice olacaktır”dedi.
Milli takım Teknik patronu Güneş, hiçbir futbolcunun yerinin garanti olmadığını da sözlerine ilave ederek, “Bir çok sakat futbolcu var. İlk maça kadar durumları netlik kazanır. Ancak ben onları oynamayacakmış gibi görüp yerlerine alternatif futbolcu arıyorum. Kadroya almadığım bir çok isim var. Bu yüzden de eleştiri aldım. Önümüzde fazla zamanımız yok. En iyisi yapmak için arkadaşlarımla gece gündüz çalışıyoruz. Bana (Hocam çok zayıflamışsın) diyorlar. Elbette zayıfladım. Sağlığım bozulsa da bu işi sonuna kadar götürmeye kararlıyız. Bunun için gerekirse canımı bile veririm. İyi bir şey yapmak için yalnızca ben yetmem. Bana yardımcı olunması gerekir. Artık her kes işin ehemmiyetini anladı. Yani Dünya Kupasında oynayacağımızı artık biliyorlar”diye konuştu.
İskelet tamam
Şenol Güneş, Dünya Kupası’nda mücadele edecek takımının iskeletinin tamam olduğunu da sözlerine ilave ederek, “Şu ana kadar yaptığımız çalışmalarda ilk 11 de görev alacak futbolcularını bir kısmı belli. Lig bitti. Bu ayı hazırlıklarla sürdüreceğiz. Dediğim gibi arkamızda 75 milyon var. Hepsinin de dualarına ihtiyacımız var. Allah yolumuzu açık etsin”dedi.

‘İspanya’dan dönmem’

Sezon ortasında Beşiktaş’tan İspanya’nın Real Sociedat takımına transfer olan Beşiktaş’ın yıldız futbolcusu Nihat Kahveci, “Türkiye’ye dönmem”dedi.
Beşiktaş’tan gidişim aceleye geldi
İspanya’da aradığı ortamı bulduğunu belirten genç yıldız, “Beşiktaş’tan gidişim çok aceleye geldi. Gidip gitmemek için kendimle çok mücadele ettim. Ancak kararımı zor da olsa verdim. Beşiktaş’tan kopmam beni biraz üzdü ama neticede kulübüme para kazandırdığım için mutlu oldum”diye konuştu. Gazete Beşiktaş’a içini döken Nihat, “Türkiye’ye yalnızca evlenmek için döneceğim”diyerek, “İspanya’da çok güzel kızlar var. Ancak ben yuvamı İstanbul’dan alacağım kızla kuracağım. Şu an daha evlenmek için önümde uzun bir süre var. Önce kendimi Avrupa’ya kanıtlamam gerek. Real Sociedat’ta uzun yıllar kalmak istiyorum. Ortam çok iyi. Beni çok seviyorlar. Eski hocam Toshack beni devamlı arayarak moralimi bozmamamı söylüyor. Çok çalışıyorum. İspanya’da takım arkadaşım Tayfun benim en büyük yardımcım. Diğer arkadaşlarımın da yardımı ile yabancılık çekmedim.
İspanyolca öğreniyorum
Süratlede İsponyolca’yı öğreniyorum.”şeklinde konuşuyor.
Dünya kupası büyük şans
Genç futbolcu Dünya Kupası’na katılmalarının hem ülke, hem de futbolcular için büyük bir şans olduğunu belirterek, “Bunu çok iyi değerlendirmemiz gerek. Yüz milyonlarca kişi bizi izleyecek. Türk ekibini tanımayanlar yapılacak maçlarda bizi çok iyi gözleyecek. Bir çok futbolcu arkadaşım Avrupa’da kendine kulüp bulacak. Bu büyük organizasyonda şansımız Brezilya ile eşit. Hedefimiz belli. Bu imkanı çok iyi değerlendireceğiz. Takımımızda süper futbolcu çok. Zoru başaracağız”dedi.
Kartal şanssız!
Beşiktaş’ın ligdeki durumuna çok üzüldüğünü belirten Nihat, “Ben olsaydım da netice değişmezdi. Takımda çok iyi futbolcular var. İspanya’da eski takımımı devamlı takıp ediyorum. Çok şanssız bir lig geçirdiler. Sakatlar, cezalar takımın ahengini bozdu. Düzeleceklerine eminim. Birkaç takviye ile Avrupa Kupaları’nda başarılı olacaklarından eminim” yorumunda bulundu.
Taraftarı
unutmadım
İspanyol taraftarı ile Beşiktaş taraftarının mukayesesini yapan Nihat Kahveci, “Bizim taraftarımız dünyanın hiçbir yerinde eşi bulunmaz. Öncelikle futbolu çok iyi biliyorlar. İspanyollar, yalnızca gürültü kopartıyor. Belki lisanlarını çok iyi öğrenirsem ne dediklerini bililirim. İnanın her maçta onların olumlu olumsuz tezahuratlarını özlüyorum. Hepsini çok özledim. Aracacılığınızla tüm taraftarlara sevgimi sunuyorum”diye konuştu

Süleyman Seba 76 yaşında

Bursa’da prostat ameliyatı olan Beşktaş’ın Onursal Başkanı Süleyman Seba, 76. yaşını hastanede kutladı. Sevenleri Seba’yı çiçek yağmuruna tuttu.

Şifo Mehmet yine yolcu

Beşiktaş’ın unutulmaz futbolcusu Şifo Mehmet, futbol bilgisine, bilgi katıyor. İngiltere’de teknik direktörlük kurslarına katılan, bunları başarı ile tamamlayan Siyah-Beyazlılarının efsane futbolcusu, Ağustos ayında yine bu ülkeye gidecek.

Bu haber Beşiktaş’ı üzdü

Geçtiğimiz ay içinde gazetelerde çıkan bir haber Beşiktaşlıları oldukça üzdü. Özellikle Sabah gazetesinde 20 Nisan 2002 tarihinde çıkan ve başlığı “Öztek ve Bilgili Reina’dan kovuldu” haberi Karakartalları da üzdü. Beşiktaş başkanının böyle bir habere konu olmasını doğru bulmayan Beşiktaşlılar, gazetemizi faks yağmuruna tuttular.
Başkana kapımız açık
Aradan geçen on gün içinde bu sefer aynı gazetede Reina’nın işletme müdürü Ali Ünal bir açıklama yaparak “Evet, Şefik Özdek’i kovdum. Serdar Bey’e ise kapılarımız sonuna kadar açık” dedi. Bu arada Gazete BEŞİKTAŞ’a Reina adına bir açıklama gönderen Gülşat Doğan, ” Söz konusu gecede yaşananlar Bilgili ve de Beşiktaş camiasına karşı bir tavır değildir. Keşke o olay hiç yaşnmasaydı. Artık bu konunun kapanmasını istiyoruz” dedi. Doğan, yaptığı açıklamada Reina çok iyi markaları bünyesinde topluyor ve yaz içinde müşterilerine en iyiyi vermeye çalışıyor. Her ince detay bizim için önemli. Kavga, polemik bize uzak şeylerdir. Reina’ya yakışmaz. Reina için önemli olan tek şey müşteri mutluluğudur” dedi.

Bir ailesi bir de futbol!..

Beşiktaş defansının emniyet supabı Ronaldo “Sadece Beşiktaş taraftarının değil tüm takımların taraftarlarının sevgisini görüyorum” diyor.
Kısaca spor hayatınızı anlatır mısınız?
Grönia takımında futbola başladım. 18 yaşına kadar orada devam ettim. Ondan sonra Atlehetic Milero’da devam ettim. Kulübüm Belçika’ya sattı beni. Dört buçuk sene Belçika’da oynadım.
Türkiye’ye
alışabildiniz mi,
ilk geldiğinizde
kültür çatışması yaşadınız mı?
Eşimle buraya ilk geldiğimizde bunları düşündük, çok zorluklar çekeceğiz Türkiye’de dedik. Fakat eşim de ben de çok yanıldık. Ben aynı dili konuştuğum takımın memleketinden daha çok uyum sağladım burada, çok daha rahat adapte oldum.
Türkiye’de,
İstanbul’da gezme şansınız oldu mu, en çok nereleri sevdiniz?
Çok fazla antika meraklısı değilimdir ama İstanbul öyle güzel ve otantik bir şehir ki bakmamak imkansız. Sürekli geziyorum, İstanbul’u ve tarihi mekanlarını tanımaya çalışıyorum.
Türkiye- Brezilya maçında
Türkiye’nin şansı ne olabilir sizce?
11 kişi 11 kişiye karşı olacak. Sadece Brezilya olduğu için değil ama Brezilya’yı daha şanslı buluyorum. Çünkü Brezilya bütün Dünya Kupalarına katılıyor. Türkiye bu konu da daha tecrübesiz.
Futbol hayatınız boyunca
affedemediğiniz bir hatanız oldu mu?
Pişman olacağım hiçbir şey yapmadım şimdiye kadar. Atılan adımlar eğer bilinçli, düşünülerek atılırsa hata olmaz. Bende her hareketimi organize ederek yapıyorum.
Denizlispor’da
kaçırdığınız penaltı hayatınız boyunca kaçırdığınız
ilk penaltıydı.
Neler hissettiniz?
Penaltıyı kaçırmak tabii hoş bir şey değil fakat yine de ilk kaçıran ben değilim. Üzücüydü. Arkadaşlarımdan tepki alacağımı da düşündüm ama hiçbirinden tepki almadım. Hepsi beni teselli etmeye çalıştı. Bu kaçırdığım ilk penaltıydı ve milli takımda bile bütün penaltıları ben atardım.
Türk taraftarları nasıl
buluyorsunuz?
Benim her gittiğim takımda taraftarlarla aram çok iyi olur. Burada da aram iyi taraftarlarla. Beni daha iyi tanımaya çalışıyorlar. Fakat beni en çok mutlu eden sadece Beşiktaş’ın değil diğer kulüplerin taraftarlarının da sevgilerini göstermeleri oluyor.
En beğendiğiniz oyuncular kimler?
Rivaldo ve Figo’yu, Türkiye’den de Rüştü’yü beğeniyorum.
Milli takıma, takım arkadaşlarınızdan sadece İlhan alındı. Sizce takımdan başka kimler
gidebilirdi?
Takım arkadaşlarımın içerisinde milli takıma çağrılanlar olunca ben de mutlu oluyorum. Fakat o çağrılsın ya da başka çağrılsın diye bir görüşüm yok. Bu tamamen hocanın bileceği bir iş ve onun sorunu.
Özel zevkleriniz
neler?
Antrenman dışındaki bütün vakitlerimi eşimle ve çocuklarımla geçiriyorum.
Ülkenize dair
özlemleriniz
var mı?
Hayır, burada aradığım her şeyi bulabiliyorum.
Öğrendiğiniz
Türkçe kelimeler var mı?
Arkadaşlarımla olan diyaloğumda hepsini anlıyorum. Sık kullanılan kelimeleri de biliyorum.
Türk yemeklerini nasıl
buluyorsunuz?
Burada, kulüpte çıkan yemekleri ve dışarıya yemeğe çıktığımız yaman yediğim yemekler lezzetli. Ama evde kendi yöresel yemeklerimizi pişiriyoruz.
Kişisel ve kulüp
olarak hedefleriniz neler?
Türkiye’de çok iyi bir kulüpte oynuyorum bundan dolayı da çok mutluyum. Arkadaşlarla da çok iyi anlaşıyoruz. Ben de burada kaldığım sürece, kulübe layık olan şekilde oynayacağım.

Yavru Kartallar tutulmuyor

Özel BJK Koleji erkek futbol takımı, Fox Kids’in düzenlediği Dünya Şampiyonası’ndan üçüncülüğü alarak geldiler. Hollanda, Paraguay, Peru, İtalya ve Brezilya ile mücadele eden yavru kartallar, çeyrek finalde İsrail takımına yenilerek dünya üçüncüsü oldular. “Türkiye’yi gururla temsil ettik bu yüzden de kendimizi büyümüş hissediyoruz” diyen BJK Koleji öğrencileri, şimdi başarının tadını çıkartıyorlar. Yaşları on iki olan küçük oyuncular Beşiktaş Gazetesine konuştular: Can Sucu: Oraya dünya şampiyonasına gittik. Ülkemizi gururla temsil ettiğimize inanıyorum. Üç gün maç yaptık ve dünya üçüncüsü olduk. Kaan Kurt: Hollanda, Paraguay, Peru ve İtalya ile maç yaptık. Daha sonra çeyrek finalde Brezilya ile yarı finalde İsrail ile oynadık. Rıdvan Yazıcı: Maçlara başlarken çok yorgun çıktık. Ama biz onları yendik. Bayağı başarı elde ettik ve ülkemizi başarıyla temsil ettik. Samet Yapcacık: Türkiye’yi temsil ettik, bu yüzden de kendimi büyümüş sayıyorum. Oğulcan Engin: Futbolcu ağabeylerimize özenmedik. Çünkü oraya biz gittik ve büyük bir başarı kazandık Mert Türkkan: Biz büyüklerden kadar iyi başarılar elde ettik. İnanç Atasoy: Gelecekte de futbola devam etmeyi düşünüyorum. Futbolu çok seviyorum. Ozan Can Bengi: Futbolun derslerimize hiç engeli olmuyor. Can Aksu: Çok büyük bir coşku yaşadık. Ailem de çok mutlu oldu.
Takımın koçu Mesut Kurt ise hedeflerinin gelecek sene düzenlenecek olan şampiyonada birinciliği almak olduğunu söylüyor.

‘Futbola aşık bir milletiz’

Hürriyet Gazetesi Spor Servisi Müdürü Esat Yılmaer, hem Avrupa Spor Yazarları Derneği Yönetim Kurulu üyeliği, hem de Türkiye Spor Yazarları Derneği’ndeki başarılı çalışmaları ile iki tarafın nabzını tutuyor. Basketbol kökenli Yılmaer, sadece “Futbol haberleri talep meselesi değil, tam sayfa basketbol haberleri ile de beş kez yılın gazetecisi ödülünü aldım” diyor.
Spor yazarı unvanını almanın kolay göründüğü ülkemizde, kimdir spor yazarı sizce?
Spor yazarı her şeyden önce gazetecilik eğitimini almalı ve alanında uzlaşmalı. Temelde gazeteci olmalı. Bir günde, futbolu bıraktıktan sonra spor yazarı unvanı alınmaz. Onlar için ancak spor yorumcusu unvanını kullanabiliriz. Spor yazarlığı bir uzmanlık alanıdır.
Hürriyet olarak haber politikanız nedir?
Biz öncelikle haberde objektif olmaya gayret ediyoruz. Doğru haber vermeyi hedefliyoruz. Herkese eşit mesafede durmaya çalışıyoruz. Türkiye’de futbol ağırlıkta. Popülaritesinden dolayı futbol sayfalarda daha yoğun. Ama biz Hürriyet olarak diğer spor branşlarına daha fazla yer ayırmaya çalışıyoruz. Benim belki basketbol kökenli oluşum basketbola ve voleybola daha fazla ilgi göstermemden kaynaklanıyor olabilir. Bunlar daha fazla yer alıyor. Bu da yapılaması gereken. Diğer spor dallarıyla uğraşan adamların kendilerini bir şekilde gazete sayfalarında görmek hakkı. Ben tek sütun haberlerden tam sayfa haberlere çıktım. Basketbol yazarlığı ile beş defa yılın gazetecisi oldum. Demek ki bir takım şeyleri insanlara verdiğinizde insanlar bunu istiyor.
Gazeteciliğe nasıl başladınız?
1974’te Türk Haber Ajansında başladım. Babam Türk Haber Ajansında Yazı İşleri Müdürüydü. Ben de basketbol oynuyordum. Bana basketbol maçlarının sonuçlarını geçer misin dediler. 1977’den itibaren de ajansta çalışmaya başladım. 1979’da Hürriyet’e geldim o zamandan beride buradayım.
Avrupa Spor Yazarları Derneği’nin yönetim kuruluna tekrar seçildiniz, bundan bahseder misiniz?
Altı yıldır Avrupa Spor Yazarları Derneği’nin yönetim kurulu üyeliğini yapıyordum. Geçen ay Atina’da 4 yıllık bir süreç için tekrar seçim oldu. 42 ülkenin tamamının oyunu alarak yeniden göreve seçildim. İkinci başkanlık teklif ettiler ama Türkiye Spor Yazarları Derneği başkanlığına aday olduğum için burada işimin çok olacağını düşündüm.
Hem Avrupa hem Türkiye spor yazarlarıyla berabersiniz. Türkiye penceresinden bakıldığında durum nasıl görünüyor?
Spor yazarları çok dinamik, çok çarpıcı. Eskiden spor yazarlarının bir şey bilmediği kanısı vardı. Tam tersine spor yazarlarının tamamına yakını kendi alanlarında uzmandırlar. Fenerbahçe kulübünü izleyen muhabirler o kulübün uzmanlarıdır. Çünkü onlar orada yaşıyorlar. Basın iş kolu içinde en organize durumdakiler spor yazarlarıdır. Çok organize bir dernekleri var ve çok güzel bir lokalleri var. Sürekli kendi içlerinde bir eğitim düzenine sahipler. Her yıl düzenledikleri eğitim seminerleri var. Spor yazarları hatta köşe yazarları bile bu eğitimlere katılırlar. Spor yazarı dayanışmacıdır ve mesleğine derneği aracılığıyla sahip çıkar. Bugün Türkiye’deki statlara ve spor müsabakalarına giriş kartı verme yetkisi Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü’nde ama gazetecinin, TSYD’nin onayını alması gerekir. Bir anlamda denetler. Bunun dışında belki de genç gazeteciler için çok iyi bir şey yapmaktadır. Sarı basın kartı yani 212 sayılı yasa ile çalışmalarını istemektedir. Maçlara başka türlü gönderemeyeceklerine göre patronlar spor yazarını mukavele yapıp çalıştırırlar. Bu da derneğin dayanışmasından ve yaptırımından kaynaklanıyor.
Futbola dönecek olursak, ligin arkasından yorumlarınız neler olacaktır?
Futbol çok sevilen bir dal bizim ülkemizde. Bu ülke insanı futbola aşık. Takımlarla kendilerini kişiselleştiren, kimliklerini bütünleştiren çok sayıda fanatik taraftar var. Bu bence sporun en tehlikeli yönü. Zaman zaman sahalarımızda hiç görmek istemediğimiz olaylar yaşanıyor. Bunun el birliğiyle önüne geçilmesi lazım. Bunun için de eğitim gerekiyor. İnsanlar daha sağlıklı düşünecek biz daha eğitici mesajlar vereceğiz, kulüp yöneticileri ortalığı germeyecek. Ülke insanının eğitim düzeyi yükseldikçe, futbolda kalite yükseldikçe biz de bunları aşacağız.
Yabancı oyunculara bakış acınız ve transferler konusunda düşünceleriniz?
Spor bir ekonomi ve show, bu showun üzerinden para kazanmak için takımların yıldızlara ihtiyacı var. Bireysel yıldızlarla bütünleşen bir takım daha fazla ilgi görür. Bu yıldız yoksa transfer yapılacak. Belli sayıda transfer yapılmasına karşı değilim ama sayıda kısıtlama yapılmalı. Alt yapılara da önem vermeli. O sistem içinde yetişip bir takım olarak bir arada oynatıp uzun süre sonra bir üst seviyeye çıkarttığınızda sistem devam eder ve oturmuş bir sistem, Galatasaray’da olduğu gibi mutlaka hedefe ulaşır. Transfer döneminde yöneticiler çok araştırmacı davranmalı. Alacakları oyuncuyu çok uzun süreli izleyip karar vermeliler yoksa bu ülkenin verdiği paralar heba olup gidiyor.
Son günlerde hakemler hakkında yapılan eleştirilere nasıl bakıyorsunuz?
Bir oyuncu gol kaçırıp hata yapıyorsa, hakemde hata yapacaktır. Anında karar vermek zorunda. Fakat hakem hatalarını bu denli öne çıkarıp onları tartışmayı, onlar için idam sehpaları kurmayı hiç doğru bulmuyorum. Hakem eleştirileri spor maçının önüne geçmemeli. Onları da koruma altına almalıyız, yoksa bu gidişle maç yönetecek hakem bulamayacağız. Ama hakemlerde ciddi eğitim altında olmalı. Dünya Kupasına futbol takımımızı gönderiyoruz ama bir hakemimizi gönderemiyoruz. Onu yetiştirmek için de bu tür baskıların ortadan kaldırılması gerekir.
Beşiktaş hakkındaki yorumlarınız neler?
Çok sevdiğim ve değer verdiğim kulüplerden biri… Nedeni de basketbol hayatımın bir kısmının Beşiktaş’ta geçmesi. Türkiye’nin önder kulüplerinden biri. Birçok şeyde örnek olmuştur bunun başında da alt yapı gelir. Ben Beşiktaş’ın birkaç yıl içinde Türkiye’nin örnek kulüplerden biri olduğuna inanıyorum. Bütün çalışmalarını çok iyi götürüyor. Futbol takımının bir talihsizliği vardı, çok genç bir takımdı. O gençliğin getirdiği bir takım sıkıntıları yaşadılar. İç sahada çok maç kaybettiler. Bunun nedeni de; seyircinin maçı kazanma baskısını getirmeleri olmuştur. Bu gerilim sonucu futbolcular hatalar yaptılar. Ama şunu herkes kabul etmeli ki Beşiktaş bu senenin en iyi futbol oynayan takımlarındandı. Ama deneyim uzun maratonlarda çok önemli, Beşiktaş’ın da eksiği buydu.

Spor kulisi

Kartal’da geçtiğimiz ay birbirinden ilginç olaylar yaşandı.
Beşiktaş’ta Nisan ayı çok kaoslu geçti. Takım Şampiyonlar Ligi vizesini kaptırınca, muhalefet tarafından yönetime eleştiri okları gelmeye başladı. Futbol takımının başarısızlığını ikinci planda bırakan diğer unsur da Mart ayında yapılan seçimdi.
Hasan Arat bombaladı
Beşiktaş Başkanlığı’nı Serdar Bilgili’ye kaptıran Hasan arat kongreye şaibe karıştırıldığını ileri sürerek, genel kurulun iptalini istedi. Gerekçe olarak 14-17 yaşında kişilerin oy kullanmasıydı.
F.Bahçe ve G.Saraylı var
Arat son iki yıl içinde kulübe Fener ve Galatasaraylı kişilerin üye yapıldığını, üyelerin adreslerinde olmadığını söyledi.
Bilgili karşılık verdi
Başkan Bilgili Arat’ın bu suçlamalarına sert bir yanıt verdi. Serdar Bilgili Arat’ı Beşiktaş’ın değerlerini ezerek, hiçe sayarak, küçük düşürmek istediğini söyledi. Beşiktaş başkanı, “Sayın Arat, Kişisel sansasyon yaratmak için asılsız iddialar ortaya atıyor. Bu iddiaları kanun yollarına başvurarak ispatlaşmaya çalışsın”dedi.
Ayhan Türemen vefat etti
Beşiktaşlı eski yönetici Ayhan Türemen geçtiğimiz ayın sonunda vefat etti. Süleyman Seba yönetiminde iki yıl yöneticilik yapan Ayhan Türemen’in ölümü Camiayı oldukça üzdü. İki çocuk babası olan Türemen, Zincirlikuyu Mezarlığı’nda toprağa verildi. Gazete Beşiktaş kederli ailesine ve Beşiktaş Camiası’na baş sağlığı diler.
Pilot takım Yeniköy oldu
Beşiktaş, Yeniköyspor’u kendine “Pilot Takım” olarak seçti. İstanbul’un köklü amatör takımlarından olan, Türk futboluna sayısız yıldız kazandıran Yeniköyspor başkanı Ali Düşmez “Beşiktaş bizi seçtiği için şanslıyız. Tesis ve altyapı olarak daha da güçlendik.”dedi.
Kartal’da transfer atağı
Beşiktaş’ta Teknik Direktör Daum’un ayrılmaüsından sonra Siyah-Beyazlı kulüpte teknik adam arayışı sürüyor. Sürpriz bir şekilde görevinden ayrılan Alman hoca Chiristoph Daum’un yerine ilk düşünülen isim eski hocaları olan Galli John Benjamin Toshack oldu. Yerli hoca istemediklerini belirten Başkan Serdar Bilgili, Samet Aybaba’yı beğendiklerini ancak yabancı hoca ile çalışmak istediklerini söyledi.
Murat muamması
Beşiktaş’ın listesinde bulunan İstanbulspor’un başarılı defans oyuncusu Murat’ın transferinde pürüz çıktı. Galatasaray’ın, “Murat ile protokol yaptık. Bizim malımız”demelerine rağmen Siyah-Beyazlılar bu transferden vaz geçmeyeceklerini söylediler. Gençlerbirliği’den Tolga ile kesin anlaştıkmlarını belirten Siyah-Beyazlılar, Üç yabancı alaceaklarını ancak isimlerini açıklamanın sakıncalı olduğunu söylediler.
Nouma gündemde
Öte yandan Beşiktaş’ta yeniden Nouma sesleri yükseliyor. Geçtiğimiz sezon Beşiktaş’ta top koşturan Fransız futbolcunun Türkiye’de yalnızca Beşiktaş’ta oynamak istediğini belirten yöneticiler, “Sorunları nedeniyle Beşiktaş’tan kopmuştu. Ancak taraftarımızı ve bizleri unutmadığını söyleyen Nouma ile temastayız. Yakında bu olay netleşir”diye konuştular.

‘Beşiktaş’a yakışmıyor’

Beşiktaş’ın ağır toplarından ve eski yönetici Ahmet Hamoğlu “son zamanlarda kongre olaylarına hiç girmedim ama, yaşanan olayları çok çirkin buluyorum “dedi. “Her iki tarafın yaptıkları da çok çirkin” diyen Hamoğlu, “Bunlar Beşiktaş’a zarar verir”şeklinde konuştu. Arat’a hitaben, “Bende o zaman, kongredeyken neredeydin derim. Her şey bittikten sonra karmaşa yaşanıyor. Oysa hakem çoktan düdüğü çalıp maçı bitirmiş. Hakkınızı korursunuz, ama geçmişle ilgili yapacağınız bir şey yoktur. O zaman sen de başkan adayıydın. Beşiktaş’ın tarafsız bir divanı vardır. Zamanında önlemini alsaydı”derken, Bilgili’ye hitaben de, “eğer söylenenler doğruysa, çocuk yaştakiler üye yapıldıysa tabi yanlış olay bunlar” dedi… Hamoğlu Beşiktaş’a zarar vermemek için önlem alınmasını istedi ve başarı için, Beşiktaşlılık ruhunu ortaya çıkarmak gerektiği savundu.
Başkanlığı
düşünüyorum
Hamoğlu ” bundan sonra gelirsem başkan olarak gelmeyi düşünüyorum, başka türlü yönetimde bulunmam. Ben şimdi geldiğim zaman benim anladığım anlamda hizmet verebilmem için vaktimin yeterli olması lazım. Ben işimin arasında koşturarak onu yapmak istemem. Ben o noktaya gelebildimse artık zamanım olacaktır demektir. Sağlığım yerinde olursa, bir daha ki seçime varım”dedi.
Daum bu kafayla başarılı
olabilir mi?
Görev yaptığı süre içinde ne söylediyse çıktığını söyleyen Hamoğlu”bugün bile o zamanki düşüncelerin sancısı yaşanıyor”şeklinde konuştu
Hamoğlu konu hakkında şunları söyledi:
“Görevdeyken, ikinci aydan itibaren Scala’nın iyi bir antrönör olduğunu, ama iyi bir yönetici olmadığını söyledim. İyi bir motivasyonist değil, lider değil. Görevini yapar iyi bir antrönör olabilir. Halbuki İyi bir teknik direktörün hem iyi bir teknik direktör, hem iyi bir psikolog, hem iyi bir yönetici olması gerekiyor. Daum’un da kafasındaki sorunlarla başarılı olması zaten beklenemezdi… Siz mahkemelere çıksanız, bırakın hapis yatma riskini, kafanız rahat olabilir mi?… Kendinizi işinize verebilirmisiniz?… Beşiktaş bu konumuyla bu sene de başarılı olamaz. Olmasını en çok ben istiyorum. Beşiktaşlıyım, her maçta yenildiğimiz de, her beraberlikte çok ızdırap çeken bir insanım. ”
Teknik Direktör Türk olmalı
Hamoğlu daha sonra konuşmasını şöyle sürdürdü;
“Bir takımı ayakta tutmak motivasyonla olur. Yoksa hepsi koşuyor. Kondüsyoner çocuk çok iyi, zaten takımı o götürüyor. Teknik direktör yerli olmalı. Ama Beşiktaş’ın teknik direktörlüğü yerli bir kişiye bırakılması yönetim açısından sorumluluk ister. Beşiktaş için riskli olabilir. Başarılı olur, ama o noktaya kadar geçen süreçteki yaraları atlatmak lazım. Bunun önlemi iyi bir yabancı danışmandır. Belli yaşa gelmiş olayları izleyen ve gözlemleyen önemli ve otorite bir ismin teknik direktörle birlikte çalışılması gerekir”
Ersun Yanal
kabul etmedi
Böyle bir teklifle Ersun Yenal’a gidildiğini söyleyen Hamoğlu,” Ankara Gücünü 4. yapan Ersun Yanal’la o zamanlar, 2 sene önce, 3 kere Beşiktaş için görüşme yaptım. Teknik direktörlük altında antrenörlüğü kabul etmedi.”dedi.
Sinan Engin
kendini yetiştirdi
Hamoğlu” Sinan’ı asla değiştirmemeli, doğru bir yerde ve doğru noktada duruyor. O kendi kendini yetiştirdi. Böyle adamlar yetiştirmek lazım. Baştaki Sinan ile bugünkü Sinan arasında fark var. Teknik direktörle ve yönetimle doğru bir anlayış içerisinde çalışıyor. Beşiktaş ruhu çerçevesinde gidilirse başarıyı yakalamamak için hiçbir sebep yok”şeklinde konuştu.
Takımda lider yok
Hamoğlu takımda bir lider eksikliği olduğunu kaydederken,” Bir Hagi bulacaksanız ayrıcalıklı olur. Çünkü takıma bir lider lazım. Artık, an alttaki takım, en üstteki takımı kendi sahasında yenebiliyor. Tabii ki transfer gerekir. Beşiktaş’ın kadrosunda iyi çocuklar var. Sadece takviye istiyor. Kulübeyle oynayanların dengesini doğru bulmalısınız. Beşiktaş’ın kadrosu dar ama iyi adamlar da var” dedi.

Şampiyon biziz

Beşiktaş’ın kaptanı Tayfur ve yıldızı İlhan Mansız Gazete BEŞİKTAŞ Yazı İşleri Müdürü İsmail Baştuğ’a önümüzdeki yılla ilgili değerlendirme-ler yaparak “taraftarımıza şimdiden müjdeyi verelim, 2002-2003 sezonu şampiyonu biziz” dedi. Beşiktaş’ın bu yıl şampiyonluğu tecrübesizliklerden kaybettiğini belirten Tayfur, “genç ve dinamik bir takımız. Aynı hataları önümüzdeki yılda yapmayız” dedi. Beşiktaş’ın golcü futbolcusu İlhan ise hırçınlığının kazanma hırsından kaynaklandığını belirterek “her maçta adeta dayak yiyorum” dedi.

Çobanoğlu: ‘Başarılı olduk dolar düşmeye başladı’
A Milli Takım İdari Sorumlusu Can Çobanoğlu ilginç bir söylemde bulundu ve biz Avusturya maçını kazandık. Dolar düşmeye başladı”dedi. Çobanoğlu “inanmayan tarihe bakabilir” şeklinde konuştu. Ülkenin birlik ve beraberliğe vede morala ihtiyaçı olduğunu kaydeden Çobanoğlu; Milli Takımımız bu misyon içinde hareket etmektedir” dedi.
Çobanoğlu bu konuyu şöyle anlattı; “Avusturya maçını aldıktan sonra stadın önünde ben bir demeç vermiştim. Türkiye’ye güven ve heyecan gerekiyor. Türk A Milli Takımı bunu yapmıştır. Bu ülkeye yaptığı en iyi hizmet yarından itibaren dolar da düşecek, borsa da çıkacak. Her türlü dert unutulacak demiştim. Gazeteci arkadaşlar bana amma da abarttın dediler. İnanın ki o günden sonra dolar artışı , borsaya çıkışına bakın. Ülke heyecan ve aydınlık istiyor. Dolar 1milyon 600 bine çıktığı zaman üzülmeyin, Türkiye iyi yerlere gidecek dedim. Hala aynı şeyleri söylüyorum”
21.yüzyılın en önemli ülkesiyiz
“Türkiye 21.yy’ın çok önemli bir ülkesi olacak”diyen Çobanoğlu sözlerini şöyle sürdürdü;
“Ben gençlere çok güveniyorum. Gençleri de çok seviyorum. Çünkü onlar çok iyi yetişiyorlar. Yetişmeyenlere de kavgayı, gürültüyü dedikoduyu bırakmalarını tavsiye ediyorum. Kendilerini yetiştirsinler. Türkiye bir paronaya çılgınlığı yaşıyor. Herkes komplo üretiyor, herkes şüpheci. Bir süre sonra iş yapan insanlar da şüphe altında kaldığı için iş yapmamaya başlıyor. Yani bir ülkeyi siz sabote etmeye kalksanız fikren ancak bu kadar yıkarsınız. Milli takım oyuncuları arasında futbolcu olarak, verdiği hizmet olarak fark yoktur. Biri takımda yüzde 70 değerliyken, biri yüzde 20 değerlidir. Ama yüzde bir değer bile size takımda maç kazandırır. Yüzde bir değeri olan bir insan bile değerlidir. Önemli olan arkadaşlık ve takım olabilmektir”

Süper Gençlerin hedefi Türkiye Şampiyonluğu

Beşiktaş’ta A Futbol Takımı, Türkiye Kupası’ndan elenmesinin ve ligde de 3. Sıraya düşmesinin ardından hayal kırıklığı yaşarken, Alt yapıda mücadele eden gençler ağabeylerinin tersine kendi liglerinde fırtına gibi esiyorlar. Süper Gençler Ligi’nde Marmara Grup Birinciliği’ni yakalayan Siyah-Beyazlı “Süper” gençlerin hedefi bu ay yapılacak Türkiye Şampiyonluğu… Amaçlarının A takımına futbolcu yetiştirmek olduğunu belirten yılların deneyimli hocası, Siyah-Beyazlı takımda yıllarca top koşturan Bahattin Baydar ile gecesini gündüzüne katarak Türk futboluna yıldız yetiştirmeye çalışan antrenör Ufuk Pak “Süper Gençlerin”, mutlaka ülke çapında başarı kazanacaklarına eminler. “Amacımız hem Türk futboluna, hem de Beşiktaş’ımıza yetenekli gençler yetiştirmek. Avrupa’da örnek aldığımız kulüpler var. Ajax ve M.United modelini uygulamaya çalışıyoruz. Yönetimin devamlı desteğini görüyoruz. 1983 doğumlu olan bu süper gençler 10-11 yaşlarından beri birlikteler. Bu yüzden başarı grafikleri yüksek”dedi.
Alt Yapı Teknik Direktörü Ufuk Pak ise, “Bu gençleri yetiştirmek bir hayli zor ama ayni zamanda müthiş keyifli bir iş. Bizde amaç şampiyonluktan ziyade A takımına futbolcu yetiştirmektir. Şu an elimizdeki futbolcularımızın hepsi kıymetlidir. Bu gençler Beşiktaş’ın geleceğini kurtaracaktır. Biz her sezon 2-3 futbolcu verebilirsek mutlu oluruz”diye konuştu.
Durmak yok
Marmara Bölge Şampiyonu olduktan sonra tüm dikkatleri üzerlerine çektiklerini belirten Beşiktaş Alt Yapı hocaları, “Herkesin gözü üstümüzde. Şimdi daha çok çalışmak zorundayız. Bu gençler yılların çalışmasının meyvelerini toplamak üzereler. 14 takımın katılacağı Türkiye Şampiyonluğuna ulaşmak için var gücümüzle hazırlanıyoruz. Antalya’dan Şampiyon olarak döneceğiz”diye konuşuyorlar.

Sadece paylaşmak için...Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+

Yorum yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*