SAYI 39

HAZIRAN 2003 SAYI: 39

SAYFA 1

Helal olsun size

Bir yıl boyunca varını yoğunu ortaya koyarak mücadele eden Beşiktaş, mutlu sona ulaştı. Siyah-beyazlılar bu şampiyonlukla 100. yıla damgasını vururken taraftarını da sevince boğdu.
Beşiktaş, yedi yıl aradan sonra şampiyon olunca taraftar sahaya indi. Türkiye’nin dört bir yanı siyah-beyaz bayraklarla donatıldı. Kutlamaların yıl sonuna kadar süreceği açıklandı.
11-12-13-14-15-16’da

DEPREMİ HATIRLADIK

Bingöl’de geçen ay meydana gelen deprem, acı gerçeği bir kez daha bizlere hatırlattı. İstanbul’un olası bir deprem karşısında ne hale geleceği tekrar tartışılmaya başlandı.
İstanbul’da Marmara Denizi’nden patlak verecek bir depremin bilançosunu İstanbul Büyükşehir Belediyesi Zemin ve Deprem İnceleme Müdürü Mahmut Baş ve Prof. Dr. Ahmet Ercan’dan öğrendik. Olası bir deprem sonrası İstanbul’da ölü sayısının, 70 bin kişiye ulaşacağı bekleniyor.

SAYFA 2

Okuyucu Mektupları

Boğaz istila edildi!…
Neredeyse Bebekten başlayıp,Hisar üstüne kadar giden tekne restaurantlar bu yaz yine başımızı ağrıtacak. Denizi bir beton yığını gibi kapatan,çöplerini denize döken, bangır bangır müzik çalan bu tekne restaurantları kimse denetlemiyor mu? Ayrıca bunların sayısı niye bu kadar arttı. Ve bunlara nasıl müsaade ediliyor. Bu iş bu kadar kolaysa, herkes işyerini kapasın, bir tekne alsın, restaurant açsın. Bu keşmekeşlik hiç bir ülkede yoktur. Bunların varlığı devam edecekse, bir yer tespit edilebilir. Burası özel bir yer olur, bu tekneler burada hizmet verebilir. İsteyende istediğini yapar. Ancak kamuya açık yerlerde bu tür çirkinlikler görmek istemiyoruz. Bir tek Boğazın güzelliği vardı. Bunlar sayesinde o da yok oluyor.
Nadir K. Atmaca
Üçünçü köprüyü istemiyoruz
Arnavutköylüler olarak boğaza yapılacak olan üçüncü köprüyü istemiyoruz. Başbakan üçüncü köprünün Arnavutköyden geçmeyeceğini söylüyor ama üçüncü köprü lafı dahi bizim sinirlerimizi bozuyor. Tüp geçit projesi hazırlanmıştı,neden bu proje çöpe atıldı. üçüncü köprü de bu israr niye anlamıyoruz.
Sabiha Doruk

Yazın Yayınlayalım

Aydınlığa kavuştuk
Bebek Parkı’nın ışıkları artık yanıyor. Ancak Büyükşehir Belediyesinin verdiği taşeron firmanın çektiği kablolarda bir problem yaşanıyordu, artık bir sorun yok. Yeni hat çekildi. Sokak lambalarımız ise kısmen yanıyor. Bu konuda gerekli çalışmaların yapılmasını bekliyoruz. Öte yandan iskelemiz tıkır tıkır çalışıyor ve çok memnunuz.
Bebek Mahallesi Muhtarı Aydın Onar
Halkımız duyarlı
Her sene düzenlenen “3. Köprüye Hayır” adını taşıyan etkinliğimiz Arnavutköy’de gerçekleşti. Panayırımız bizim için çok önemlidir. Bu nedenle dört koldan çalıştık. Gelenekselleşmiş panayırımıza belediye başkanlarımızın milletvekilleri ve sanatçılarımızın katılması bizi memnun etti. Tüm halkımız da bu konuda duyarlı davrandı.
Arnavutköy Mahallesi Muhtarı Sedef İrteş
Sinyalizasyon istiyoruz
Bizim için en önemlisi Nüzhetiye Caddesi ile Doğadil sokağı Kızılay İl Müdürlüğü’nün bulunduğu kavşağa ve Hüsrev Gerede ile Nüzhetiye Caddesinin kesiştiği noktaya sinyalizasyon çalışmasının gerçekleşmesini bekliyoruz. 2001 yılından bu yana bu talebimizin hayata geçirilmesini beklemekteyiz. Can kaybının da yaşandığı bu alana sinyalizasyon istiyoruz. Öte yandan hava hatları yer altına alındı. Yapılacak pazarın ihalesi de bitmek üzere. Temizlik çalışmaları başta olmak üzere belediyenin tüm çalışmalarından gayet memnunuz.
Muradiye Mahallesi Muhtarı Cengiz Hacıömeroğlu
Sıkıntılarımız hafifliyor
Merkezi bir yerde ve kalabalık bir ortamdayız. Bunun sıkıntısını yakın zamanda yaşadık. Mc Donalds’ın önünde gasp olayları yaşanıyordu. Beşiktaş Emniyeti bu konuda gereken duyarlılığı gösteriyor. Ayrıca İstanbul’un her yerinde olan kazı çalışmalarından bir nebze olsun sıyrıldık. Zaman içinde düzene gireceğini umuyoruz. Bu arada mahalle sakinleri ve esnaf yeni dikilen kartal heykelinin daha iyisinin yapılabileceğini ve heykelle ilgili olarak hayal kırıklığı yaşadıklarını belirtiyorlar.
Sinanpaşa Mahallesi Muhtarı Zeki Bölükbaşı

Tüketici Köşesi

Cep telefonu değiştirildi
Ortaköy’ den aldığı Samsung marka cep telefonunun 5 defa arızalanması üzerine servise gönderen Onur Uzel bir aydır bekletiliyordu. TükoDer’e yaptığı şikayet sonrası ise yeni bir cep telefonuna kavuştu.
İstikbal, bakımını yaptırdı
4. Levent İstikbal’den aldığı koltukların kısa bir sürede deforme olması üzerine Emine Yılmaz şikayette bulundu. Bunun üzerine İstikbal, koltukların bakımını kısa sürede yaptırtarak mağduriyeti giderdi.
Sözleşmesini feshettirdi
4. Levent’te Prestij İnşaat ve Turizm Sanayi ile devre tatil sözleşmesi yapan Gülçin İlçi TükoDer’e gelerek 7 bin dolarlık sözleşmesinin feshini istedi. Bunun üzerine yapılan görüşmelerle sözleşmesi feshedildi.

SAYFA 3

Nikah salonu gelin gibi

İstanbul ve Beşiktaş yepyeni bir nikah salonu kazandı. Açılışı yapan Beşiktaş Belediye Başkanı Yusuf Namoğlu, önce Sevgi Parkı’nda bir konuşma yaptı. Evlenecek çiftlerin mutluluklarını temsil eden heykelin açılışını, Hülya Koçyiğit ve yeni evlenecek olan sanatçı çift ile birlikte Yusuf Namoğlu gerçekleştirdi. Parkın açılışının ardından nikah salonuna geçen konuklar, Yılmaz Erdoğan’ın yazdığı ve Sümer Tilmaç ile Pelinsu Pir’in oynadığı “Haybeden Gerçeküstü Konuşmalar” adlı oyunu izlediler. Halkın yoğun katılımının gözlendiği nikah salonunda oyunun ardından ilk nikah kıyıldı. Sanatçı Betigül Atabeyoğlu-Serhat Soydan çiftinin nikahını Hülya Koçyiğit ve Erkan Can’ın şahitliğinde Beşiktaş Belediye Başkanı Yusuf Namoğlu kıydı.

SAYFA 4

Depremi hatırladık

İstanbul’da Marmara Denizi’nden patlak verecek bir depremin bilançosunu İstanbul Büyükşehir Belediyesi Zemin ve Deprem İnceleme Müdürü Mahmut Baş ve Prof. Dr. Ahmet Ercan’dan öğrendik. Olası bir deprem sonrası İstanbul’da ölü sayısının, 70 bin kişiye ulaşması bekleniyor. Uzmanlar, binaların kalitesinden zemin özelliklerine kadar İstanbul Depremi’nin Beşiktaş’ta yaratacağı tahribatı ve kayıpları masaya yatırdı.
Zemin ve Deprem İnceleme Müdürü Mahmut Baş, bina durumundan zemin bilgisine kadar ulaşım ağından itfaiye giriş-çıkış imkanlarına kadar tüm birimlerle gerekli diyalogları oluşturarak gerekli verileri topladıklarını belirtiyor. Mahmut Baş, sistemli bir araştırmanın yapıldığını, jeolojik çalışmalardan elde edilen verilere gerek Harita Müdürlüğü’nün çalışmalarından gerek Devlet İstatistik Enstitüsü’nden elde edilen bilgiler ışığında bir tablo oluşturduklarını söylüyor. Bu uygulamanın gerçekleştiği merkezlerden biri de Beşiktaş.
Bu konuda Mahmut Baş, 7.5 büyüklüğünde bir deprem olması halinde, 2001-2002 yılı sayım ve istatistik bilgilerinin doğrultusunda tahmini riskleri şöyle aktarıyor: “Beşiktaş’ta dolgu zemin 51 hektar alan, alüvyonlu zemin ise 100 hektar alanı kaplıyor. Buna göre, risk faktörü içeren dolgu zemin Beşiktaş’ın ancak yüzde 2.8’ini kaplıyor. Beşiktaş’ta sıvılaşma potansiyeli ise yüzde 10 civarında. Sıvılaşmanın nedeni, dere yatakları olduğundan en çok bu bölgelerdeki yerleşim birimleri olası bir depremden daha fazla etkilenecek. Beşiktaş ilçesinde 15.000 bina var, yapılan çalışmalar sonucu 500 ile 600 arasında ağır hasarlı bina olması bekleniyor. Ağır, orta ve az hasarlı binaların toplamı ise, yaklaşık 4000 civarında. Yapılaşma süreci hızlı veya yavaş işlerken bu sürecin içinde yer alan yapılar kaliteli ise, sıkıntı en az şekilde yaşanacaktır. Bataklıkta bile bina yaparsınız ama binanın ne derece kaliteli, yapısının nasıl olduğu, depreme dayanıklılığı önem teşkil ediyor.” İstanbul’un geneli düşünüldüğünde, 70 bine yakın ölü beklendiğini söyleyen Baş, 190 bin kişilik bir nüfusu barındıran Beşiktaş’ta 7.5 büyüklüğünde bir depremin olması halinde ölü sayısının 900 ile 2000 arasında olacağını söylüyor.
Hasar görmeyecek bina yok gibi!
İstanbul depremi gerçekleşirse Mahmut Baş, hasar görmeyecek bina olmadığını dile getiriyor. İstanbul’daki 900 bin binadan 725 binini kapsayan çalışma sonucu, 50 binanın ağır hasar göreceği belirtiliyor. İstanbul’da yer alan alt-üst geçitler viyadükler ve köprüler risk alanlarından bir tanesi. 650 civarında bulunan bu yapıların sadece 18’inin hasar göreceği bekleniyor. Yüzdelik bir dilimle ifade edilirse, %3, %4 civarında bir oran.
Depremden kaçış yok
1900 yılından bu yana ülkemizde 5.3’ten büyük 100’ü aşkın deprem yaşandığını söyleyen Baş, İstanbul’da 300, 150, 100 yıllık periyotlarla büyük depremlerin meydana geldiğini ifade ediyor. Mahmut Baş, çalışmalarını şöyle dile getiriyor:
“Deprem ne zaman olacak, fay nereden geçiyor şeklindeki konular bizim sahamızdan çıkıyor. Marmara Denizi’nde meydana gelecek bir kırılma sonucu 7.5 üreten bir depremi araştırıyoruz. Binaların yapısı, yaşı, kalitesi, depremin ivmesi, yıkıcılığı gibi bir çok faktör ile birlikte jeolojik verileri değerlendirerek insan tahribatlarından doğan sonuçlar üzerinden hesaplama yapıyoruz. Jeolojik etütleri, 40 mühendisten oluşan 70 kişilik kadroyla gerçekleştiriyoruz. Amacımız, enkaz altında insan kalmaması için gerekli araştırmaları gerçekleştirmek ve belirgin rakamlarla bunu sunabilmek, uyarıcı olmak.”
Reçetenizi Alın, Az Risk Taşıyın
İstanbul Büyükşehir Belediyesi; Boğaziçi Üniversitesi, ODTÜ, İTÜ ve Yıldız Teknik Üniversitesi’nden 50 bilim adamıyla “İstanbul Deprem Master Planı” hazırlıyor. Olası depremin en az hasarla atlatılabilmesi için hazırlanan planın en kısa sürede tamamlanması bekleniyor. Projenin, Kontrol Teşkilat Başkanlığı’nı İstanbul Belediyesi Zemin ve Deprem İnceleme Müdürü Mahmut Baş yürütüyor. İstanbul’u rehabilite etmenin reçetesini hazırladıklarını belirten Baş, “Deprem Master Planı bitince önümüze yol haritası çıkacak. Güvenli mahalleler yaratmalıyız. Bu amaçla master plan ve yasal mevzuata göre belli bölgeler taşınıp yıkılan binalar yeniden inşa edilebilir. Plan kapsamında Zeytinburnu pilot bölge haline getirilecek.” dedi. Kanuni altyapı hazırlanınca faaliyete geçecek olan proje, uzun vadede İstanbul’u, 8-10 yılda depreme hazır hale getirecek.
PROF. DR AHMET ERCAN
1999 Depremi sonrası Prof. Dr. Ahmet Ercan, yaşanması beklenilen yıkıcı depremin Beşiktaş’ın durumunu nasıl etkileyeceğini açıkladı. Ercan, çarşı içi, iskele ve Deniz Müzesi kesimlerinden başlayarak Ihlamur’a kadar uzanan alandaki yapılaşmaya dikkat çekti ve olmaması gerekirdi, diye altını çizdi. Ortaköy-Dereboyu’ndaki yapıların dayanıksız olduğunu belirten Ercan, dere yataklarındaki yapılaşmanın büyük bir risk taşıdığını söylüyor. “Gevşek alüvyonal çökeller var. Üstteki yapılar için uyumsuz. Buralarda sıvılaşma olur mu olmaz mı bunu söylemek için biraz ek bilgiye ihtiyaç var, yeraltı sularının sığlığını biliyoruz. Yeraltı sularının sığ olduğu bir yerde eğer kumlu birimler yer alıyorsa ilk 20 metrede burada sıvılaşma yükselebilir. Buraları, kısmen yapay dolgu ile tamamlanmış durumda. Sıvılaşmanın beklendiği bu bölümler çok küçük bir alanı kapsamasına rağmen risk faktörü oluşturmaktadır. Bir kişi dahi ölse ciddidir.”
Jeolojik haritaların milyonlarca yıl geçse de değişmeyeceğini söyleyen Ercan, değişenin jeofizik olduğunu belirtiyor. Gevşek ve sıkı birimlerin çatlak yüzdelerinin oranı ve depreme karşı davranış özellikleri ve değişiminin önemlilik teşkil ettiğini söyleyen Ercan, yapılarda da benzer bir durum olduğunu vurguluyor. “Üçüncü raunda girmiş bir boksörle daha maça yeni başlayan bir boksör aynı olmaz. Dolayısıyla 1999 depreminde Beşiktaş’taki yapılar yorulduğu ve bunların içinde mikro kırıkçıklar oluştuğu için gelecek depremi daha güvensiz karşılayacaklardır. Beşiktaş’taki bazı konutlar 4 raunttan çıkmış boksör gibidir, çarşı içi konutlar ise 7 raundu bitirmiş durumdadır. Raundun sonucu, 12’dir. Her yapı geçmiş depremden yorulmuş durumdadır.”
Beşiktaş’taki sağlam zemine sahip yerleri Ercan şöyle sıraladı: “Zincirlikuyu, Barbaros-Maslak ekseni oldukça iyi gözüküyor. Maçka, Valideçeşme dolayları, Muradiye Mahallesi, İnönü Stadyumu, Yıldız, Gayrettepe- Ertuğrul Mahallesi, Levent’te plazaların olduğu yerler ile Bebek’in üst kesimleri oldukça sağlam. Sahil yolları dolgunun bulunduğu kesimler olduğu için, koşullara göre değerlendirilmesi gerekiyor.”
Ne yapmak lazım?
Yeni her yapının beton niteliğine birkaç yöntemle bakılması gerektiğini vurgulayan Ercan, elde edilecek bu kayıtların deprem öncesi ve deprem sonrası durum tespitinde büyük bir kolaylık sağlayacağını belirtiyor. Bu konuda Yapı İnceleme Yöntemleri adı altında bir kitap çıkaran Ercan, alınması gereken önlemlerden bazılarını şöyle sıralıyor: “Beşiktaş’ta her ne kadar az olsa da çatıların kapanması gerekiyor, çünkü çatıdan su alan binalarda tepeden paslanma gelişiyor. Bina cepheleri iyi yalıtılmamışsa paslanma ve benzeri vakalar görülüyor. Özellikle binaların dış sıvaları eğer yok ise bina çürümeye başlıyor. Belediye olarak yapılacak yaptırım binaların tamamının sıvanması, üstleri çekme kat bile olsa çatılı olması gerekiyor. Bina içinde paslanma gelişmiş ise bunu depremden korumak zordur ama kesinlikle hiç yapılmamasından daha iyidir. Depremde binanın dayanıklılığını sağlayan betonarme binalarda betonun içindeki donatılar, demirlerdir. Beton hiçbir zaman deprem yüklerine karşı direnç göstermez. Eğer bir binada beton niteliği iyi olsa dahi içindeki demir erimiş ise, o depreme karşı dayanıksızdır, yığma bina gibi davranış gösterir. Betonarme binalarda hem demir niteliği hem yaşı iyi olması gerekiyor. Özellikle bu dere çukurlarında yapılan yerlerde nemlilik oranı çok yüksek olması sebebiyle, binaların çoğunda temel kurutma dizgisinin olmaması sonucunda sünger gibi bina temelinden su çekiyor. Bu sebeple, binaların 4 tarafına sokaklara 6’şar metre aralıklarla suyu sever ağaçların dikilmesi çözümlerden bir tanesi. Yer altındaki su dengesinin sağlanması ve suyun ağaç tarafından emilmesi ile yakınında yer alan binanın süresi uzayacaktır.”
Ercan, enkaz altından adam almak değil, enkaz altına adam sokmamak için akılcı davranmak gerektiğini belirterek sözlerini tamamlıyor.
Öte yandan Beşiktaş Belediyesi, 1999 yılı Marmara Depremi’nden bu yana deprem öncesi hazırlık ve deprem sonrası müdahale konusunda çalışmalarını sürdürüyor. Deprem Parkı ve bileşik tesislerinin yapımı ile yeşil, açık alanların korunması düşüncesine sahip çıkarak bir çok proje hayata geçirildi. İstanbul Teknik Üniversitesi ile birlikte yürütülen çalışmada, Beşiktaş’ın zemin etüdü raporları alındı. İstanbul’un bir çok yerine göre sağlam bir zemine sahip olan Beşiktaş’ta, yapı ve zemin durumları ele alınarak hareket ediliyor. Şu anda 10 hizmet ofisi, gerek deprem öncesi hazırlık çalışmaları gerek deprem sonrası müdahalede gerekli donanıma sahip. Ofiste, sivil savunma ekiplerince kullanılan araç ve gereçler de bulunuyor. Beşiktaş’ta, hayata geçirilen projelerden bir diğeri ise Aykut Barka Afet Dönüşümlü Deprem Parkı. Beşiktaş Belediyesi, depremin konusunda bilinçli olmanın ne denli önemli olduğuna ilişkin çeşitli panellere de ev sahipliği yapıyor. Bunlardan biri, Akatlar Kültür Merkezi’nde düzenlenen ‘Depremin Öğrettikleri’ adlı paneldi.

SAYFA 5

Kan ver hayat kurtar

Kızılay İstiklal Şubesi’nin Beşiktaş’taki kan bağışı kampanyası büyük ilgi gördü. Her sene gerçekleşen kampanya, bu yıl da mayıs ayında düzenlendi. Yaklaşık bin kişinin kan vermesi beklenilen kampanyaya, önümüzdeki sene katılımın daha çok olması hedefleniyor.
Kampanya süresince Çapa Tıp Merkezi’nden doktorlar ve hemşireler hazır bulundu. Gençlerin yoğun ilgi gösterdiği kan bağışı kampanyasında, talebin çok olduğu belirtildi. Kısa süre içinde 40 kişinin kan bağışında bulunduğunu söyleyen Kızılay İstiklal Şubesi Başkanı Necla Özsoy, bir sonraki Kızılay Kan Bağışı Kampanyası’nda katılımın bin kişiyi aşmasını beklediklerini ifade etti. Özsoy, halkın özellikle gençlerin duyarlı davranışlarından dolayı memnun olduklarını belirtti.
Hijyenik ortamda kan bağışının gerçekleştiğini ifade eden Özsoy, bağışta bulunacak kişilerin, sağlık sorunlarının olmadıkları tespit edildikten sonra, bağışın gerçekleştiğini vurguluyor.
Her yıl olduğu gibi bu yıl da Hamidiye Kaynak Suları, kan bağışı kampanyasına su göndererek katkıda bulundu. Katkıda bulunan diğer firmalar ise, Pınar ve Ülker. Belediyenin de destek olduğu kampanyada, kan veren herkese Kızılay İstiklal Şubesi tarafından birer saat ve bardak hediye edildi.
Kızılay İstiklal Şubesi
Tel: 0212 249 92 91

Yavru Kartallar coştu

Beşiktaş Koleji, Anneler Günü’ne özel bir organizasyona ev sahipliği yaptı. Beşiktaş Koleji tarafından il kez gerçekleştirilen Anneler Günü Özel Ödül Töreni’nde, ünlü isimler yer aldı. Okul Müdürü Meziyet Çetin’in açılış konuşmasını yaptığı törende, öğrencilerin hazırladığı jimnastik gösterileri beğeniyle izlendi.
Kendi adını taşıyan görme engelliler okulunda yüzlerce çocuğu topluma kazandırdığı için Türkan Sabancı’ya yılın annesi ödülü verildi. Annelikle ilgili konuşma yapan Türkan Sabancı, heyecanını gizleyemedi. Yılın annesine ödül plaketini, İl Milli Eğitim Müdürü Ömer Balıbey verdi.
Türkiye Eğitim Gönüllüleri Vakfı Genel Müdürü Günseli Tarhan’a plaketini, BJK Divan Kurulu Başkanı Şeref Nasır verdi. Beşiktaş Belediye Başkanı Yusuf Namoğlu’nun da katıldığı törende, Çağdaş Eğitim Vakfı Başkanı Gülseven Yaşer plaketini, Namoğlu’nun elinden aldı.
Beşiktaş İlçe Milli Eğitim Şube Müdürü Serpil Çakmak, Mor Çatı Kadın Sığınağı Vakfı adına Nurperi Sancak’a plaket verdi. Törende yer alan Yasemin Bozkurt, ödülünü Milli Eğitim Müdürü Ömer Balıbey’in eşi Handan Balıbey’in elinden aldı.
Kısa süre önce anne olan İclal Aydın’a ödülünü, Beşiktaş Koleji Okul Müdürü Meziyet Çetin verdi. ‘Kadınlıkta terfi ettim’ diyerek annelik olgusunu vurgulayan İclal Aydın, yaptığı konuşmayla tüm öğrenci annelerini duygulandırdı.
Beşiktaş Koleji’nin düzenlediği Anneler Günü özel ödül töreninde ödül alan isimlerden biri de Derya Tuna’ydı. Tuna, ödülünü kolej öğrencisinin elinden teslim aldı. Memnuniyet duyduğunu dile getiren Derya Tuna, minik öğrenciyle hatıra fotoğrafı çektirdi. Tören, ponpon kızların gösterisiyle son buldu.

Umut çocukları

Beşiktaş Koleji ve Umut Çocukları Derneği’nin birlikte düzenlediği resim sergisi törenle Akmerkez’de açıldı. Beşiktaş Koleji öğrencilerinin ve Umut Çocukları Derneği çocuklarının yaptığı resimlerin yer aldığı sergi büyük ilgi gördü. Resimlerin ortak temasının umut olduğu sergide, kolej öğrencileri ve sokak çocukları biraraya geldi. İl Milli Eğitim Müdürü Ömer Balıbey ve Umut Çocukları Derneği Başkanı Yusuf Kolca’nın birer konuşma yaptığı açılışta böylesine anlamlı bir etkinliğin gelenekselleşmesinin gerektiği ve birlikte yapılan güzel işlerin devam edeceği vurgulandı. Dernek Başkanı Kolca, geçen ay Taksim’de, bir sokak çocuğunun sebebiyet verdiği olayı hatırlatarak, “Bu olay bizim onlara kötü gözle bakmamıza, ön yargılı davranmamıza neden olmamalı. Onlara böyle güzel etkinliklerle destek olmalıyız. Buna ihtiyaçları var” dedi.

Toplum gönüllüleri atakta

Toplum Gönüllüleri Vakfı, geçen ay Beşiktaş Kültür Merkezi’nde bir tanıtım toplantısı düzenledi.
2002 yılından bu yana 94 üyesi ile faaliyet gösteren Toplum Gönüllüleri Vakfı, bugüne kadar üniversite öğrencilerinin katılımı ile köy okullarının onarımından, kitap kampanyalarına kadar birçok aktivite düzenledi. Vakıf, son olarak Bingöl depreminde, yaraların sarılması için yapılan çalışmalarda üniversite öğrencilerinin dahil olması ile etkin rol aldı. Vakfın Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Betil, Garanti Bankası’nın da desteği ile 500 milyarlık sermayeye sahip olduklarını ve bu sermayeyi gençliğin öncülüğünde toplumsal barışı sağlamada kullanacaklarını söyledi.
Betil, sivil toplum çalışmalarının 1999’dan bu yana gelişmekte olan ve kimi zamanda yadırganan bir anlayış olarak görüldüğünü dile getirdi. Vakfın genç yönetim kurulu üyelerinden Demet Yezgi ise Kalifornia’daki eğitiminin yarıda kalması uğruna, borç para bularak Bingöl’deki yardım çalışmalarına katıldığını ve bununla gurur duyduğunu belirtti. Toplum Gönüllüleri Vakfı’nın önemli olan faaliyetleri arasında şunlar yer alıyor: “Gençlere rehberlik, staj olanakları, ortopedik engelliler okuluna sosyal destek, eğitim kullanılmış giysi kampanyası, orman ağaçlandırma, büyüklere okuma yazma kampanyası, çeşitli yerlerde kütüphaneler, köy okulları çevre düzenlemesi.”

Denizleri kirletme

Beşiktaş Belediyesi’nin düzenlediği deniz temizliği kampanyası çerçevesinde denizden çöp toplama yarışması yapıldı. Beşiktaş Belediye Başkanı Yusuf Namoğlu da fileyle çöp toplayarak kampanyaya katıldı. Yarışma sonucunda Görkem Teknesi’nin sahibi Yaşar Şakak denizden 59 kilo çöp toplayarak birinci oldu. 35 kilo çöple ikinciliği Ahmet Şahin, 25 kilo çöple üçüncülüğü de Yücel Aydın kazandı. İstanbul Boğazı’nda yapılan çöp toplama yarışmasında tonlarca çöp çıkması herkesi fazlasıyla üzdü.

SAYFA 6

Beşiktaş, barter pazarında

Turk Barter’a üye olan spor kulüpleri, sistemi bir finansman modeli olarak kullanıyor ve sistemi kullandığı oranda nakit tasarrufu sağlıyor. Spor kulüpleri, ihtiyaçlarının genel giderlerini oluşturan kalemlerini barter pazarından karşılayabiliyor. Ayrıca barter pazarına üye olan futbol takımları sisteme futbolcu arzlarını da yapabiliyor.
Kulüplere ekonomik rahatlama sağlayacak yeni bir projeye start veren Turk Barter’a, Türkiye’nin önde gelen spor kulüplerinden Beşiktaş da üye oldu. Dünyada 600 binden fazla şirketin kullandığı barter sisteminin Türkiye’deki temsilcisi Turk Barter, bünyesinde bulunan Barter Spor yapılanmasıyla da özellikle spor kulüplerine yönelik barter çözümleri geliştiriyor.
Turk Barter tarafından geliştirilen, Beşiktaş’ın da içinde bulunduğu spor kulüplerine yönelik barter projesi, spor camiasına risksiz finansman modeli sunuyor. Proje, kulüplerin futbolculara olan borçlarının tümünün barter havuzundan ödenebilmesine, kulüp arayan futbolcuların barter karşılığı istediği takıma gitmelerine ve takımların kamp, konaklama, yemek ve büro malzemeleri gibi her türlü ihtiyaçlarını barter sistemi ile karşılamalarına olanak sağlıyor. Turk Barter üyeleri, 1000’in üzerindeki şirketten mal ve hizmet alabiliyor.
Turk Barter’a üye olan spor kulüpleri, sistemi bir finansman modeli olarak kullanıyor ve sistemi kullandığı oranda nakit tasarrufu sağlıyor. Spor kulüpleri, ihtiyaçlarının genel giderlerini oluşturan kalemlerini barter pazarından karşılayabiliyor. Ayrıca barter pazarına üye olan futbol takımları sisteme futbolcu arzlarını da yapabiliyor. Böylece ortaya, birebir takas usulü ile transfer edilebilen futbolcuların daha geniş bir yelpazeden yararlanabilecekleri bir pazar çıkıyor.
Beşiktaş sisteme
neler arz ediyor?
100. yılını kutlayan Türkiye’nin en köklü kulübü Beşiktaş, sisteme öncelikli olarak futbolcu, maç bileti, forma reklamı, kombine bilet, saha içi reklam gibi arzlar gerçekleştiriyor. Bunun karşılığında ise projelendirilmiş genel ve özel taleplerini yine barter sistemi ile en hızlı ve risksiz olarak satın alabiliyor. Barter Ortak Pazarı dahilinde, Beşiktaş Spor Kulübü’nün hazırlık maçlarının televizyon yayın hakkını TGRT’ye ve TB$ ile satması örnek olarak satması örnek olarak gösteriliyor.
Sistemin spor
kulüplerine faydaları
Spor kulüpleri barter sisteminden öncelikli olarak futbolcu (transfer), inşaat (spor tesisi), gayrimenkul (daire, arsa), turizm otelcilik (konaklama), nakliye (ulaşım, uçak bileti), tekstil (eşofman, forma, ayakkabı vb.) sektörlerine ilişkin talep gerçekleştiriyor. Barter sistemine, Beşiktaş Spor Kulübü’nun yanısıra Fenerbahçe ve Ankaragücü de üye.
Turk Barter Yönetim Kurulu Başkanı M. Sırrı Şimşek, Beşiktaş’ın barter sistemine üye olmasıyla ilgili “Türkiye’de en çok sevilen spor dalı olan futbol son dönemlerde dünya ve Türkiye ekonomisinde yaşanan krizlerden oldukça etkilendi. Barter sisteminin avantajlarından Beşiktaş’ın yanı sıra diğer tüm spor kulüplerimizin yararlanmasını diliyoruz. Nakitsiz finansman modeli barterın Türk spor camiasında da yaygınlaşması başlıca hedeflerimiz dahilindedir” şeklinde konuştu.

Akmerkez’e rakip geldi

Metro City Levent’te açıldı. Açıldığından bu yana da büyük ilgi görüyor. Metro City Genel Müdürü henüz 31 yaşında… Ve genç yaşına rağmen Metro City Genel Müdürü Yurdaer Kahraman gençlere yol açmanın gerektiğine inananlardan… “ben bile bu iş için yaşlı sayılırım. Görevimi benden daha gençlere terketmem gerekir” diyor. Kahraman bu nedenle daha şimdiden bir çok genç insan yetiştirmekte olduğunu söylüyor.
Yurdaer Kahraman MetroCity ile ilgili ise şu bilgileri verdi: “Metro city alışveriş merkezi yaklaşık 60 bin metrekare üzerine kurulmuştur. 130 mağazamız bulunmaktadır. En büyük özelliğimiz metro bağlantılı olmamızdır. Dünyada hiçbir alış veriş merkezinin içerisinde metro bağlantısı olduğunu bugüne kadar duymadık. Alışveriş merkezimizin 2500 araçlık dev bir otoparkı bulunmaktadır ve alışveriş merkezin bir özelliği de gün ışığı alıyor olmasıdır. Bu nedenle çok ferahtır. “
Metro City Genel Müdürü Yurdaer Kahraman “Biz her zaman buraya gelen insanlarımızı ziyaretçi olarak görüyoruz”derken konu hakkında daha sonra şöyle konuştu:
Bizim alışveriş merkezimizin yapılışında da önemli özellikle bulunmaktadır. Örneğin diğer alış veriş merkezlerinde sütunlar görüşü kapatmaktadır. Tabanlar ve yan koridorlar vardır. Bunlar bizde yok. Katlar arasındaki görüşler açıktır. 4 kat üzerindeyiz ve siz zemin kattasınız, eşiniz veya çocuğunuz 1 ya da 2. katta alış veriş yaparken görebiliyorsunuz. Çok güçlü lokomotif mağazalarımız Alışveriş merkezimizdedir. Örneğin, zemin katta Zara ve Lacoste mağazası var. Karşısında hemen Mark&Spencer bulunmaktadır. 1 katta içinde kafeteryası ile Koton var. Onun karşısında ve 2. katta Çarşı Büyük Mağazacılık yer açtı. Ayrıca bir kat restraurant cafe ve benzeri çok kaliteli mekanlarla karşılaşacaksınız. Bay bayan çocuk kıyafetleri, ayakkabı ve çantanın yanı sıra, kitapevi, parfümeri, elektronik eşya satan dükkanlar Metrocity içinde yer almaktadır. Oldukça büyük bir de çocuk oyuncakları satan bir dükkan alışveriş merkezimizde yer alacaktır.

Yeni bir su, yeni bir tat

Su piyasası yepyeni bir marka ile tanışıyor. Beltaş A.Ş tarafından pazarlanan Akpınar doğal kaynak suyunun yakın zamanda kalite ve fiyat avantajı ile sektörde söz sahibi olacağı bildirildi.
Akpınar doğal kaynak suyunun, Şile’nin Bıçkıdere köyünde yerleşim alanından uzak, tamamen ormanlık alan içerisindeki modern tesislerinde dünya standartlarına ve Sağlık Bakanlığı’nın hazırladığı tekniklerine uygun olarak üretilmekte olduğunu söyleyen Beltaş A.Ş Genel Müdürü Cemal Temelli konu hakkında şu bilgileri verdi:
“Kalite ve fiyatta iddialıyız. Şeffaf ve her türlü denetime açığız. Suyumuz her ay kendi laboratuarımızın yanı sıra, Sağlık Müdürlüğü ve Hıfzısıhha Enstitüsü tarafından da bakteriolojik yönden denetlenmektedir. Dileyen herkes, bayilerimizden sonuçları alabilir.”
Tel: 0212 351 85 36

Çevre gönüllüleri toplandı

Beşiktaş Kaymakamlığı Sağlık Grup Başkanlığı’nda gerçekleşen Çevre Gönüllüleri toplantısı etkinliklerin habercisi oldu. Çevre sağlığından bireysel sorumlulukların aşılanmasına kadar bir çok konu ele alındı. Greenpeace, Tema gibi kuruluşlarının temsilcilerinin de katıldığı toplantıda, Sağlık Grup Başkanı Ufuk Demiralp, İlçe Milli Eğitim Müdürü Şeref Çalışır, Çevre Koruma Müdürü Burhan Erdemoğlu yer aldı. Deniz Temiz Turmepa adı altında denizi koruma ve temiz tutma çalışmalarının önemine değinen Çevre Koruma Müdürü Erdemoğlu, etkinliklerin devam edeceğini duyurdu.
Dünya Çevre Günü ile ilgili olarak Beşiktaş’ta okullarda düzenlenecek etkinlikler konusunda bilgi veren İlçe Milli Eğitim Müdürü Şeref Çalışır, yaşadığımız çevreye değer verilmesi ve korunması konusunda ‘duyarlı olalım’ çağrısında bulundu.

Halk Eğitim’de renkli günler

Beşiktaş Halk Eğitim Merkezi’nin 2002-2003 eğitim-öğretim yılına ait yıl sonu etkinlikleri sürüyor. Ulusal eğitime destek kampanyası projesiyle ilgili yapılan çalışmalar, yıl sonu etkinlikleri kapsamında yer alıyor.
Etiler’de Emekli Sandığı Dinlenme ve Bakımevi’nde, usta öğretici olarak hazır bulunan Ayşe Akdağ ve Huriye Güdül’ün öğrencilerinin yaptığı resimler sergilendi. Merkezin Akatlar Şube Binası’nda makine nakışları, el sanatları, resim sergisi görücüye çıktı. Beşiktaş Belediyesi Akatlar Kültür Merkezi gösteri salonunda Türk Halk Müziği Halk Oyunları Ekibi, ilgiyle izlendi.
Haziran ayında ise, Anne-Çocuk Eğitimi Belge Töreni Beşiktaş Halk Eğitimi Merkezi Müdürlüğü’nde gerçekleştirilecek. Dikilitaş Halk Eğitimi Merkezi’nde düzenlenecek olan genel toplu sergi gezilebilir.
Halk Eğitim Merkezi bünyesinde yer alan kurslar şöyle sıralanabilir: “Anne-Çocuk Eğitimi, İlkyardım, Aşçılık, Basketbol, Bilgisayar, Doğal Afetlere Karşı Önlem, El Sanatları (batik, ev aksesuarı, süsleyici ve desen hazırlama), Bağlama, Gitar, Nefesli sazlar, Org Kursları, Futbol, Gönüllü Okuma-Yazma Öğreticisi Yetiştirme, Tenis, ilk ve orta kademede yabancı dil dersleri…”
Salon Dansları, Halk Oyunları, Halk Oyunları Öğretici Yetiştirme, Türk Sanat Müziği adı altında çeşitli kurslar da, Beşiktaş Halk Eğitimi Merkezi’nde yer alıyor.

SAYFA 7

Üniversiteliden sanata katkı

Işık Üniversitesi’nde yapılan tiyatro çalışmaları tiyatroseverleri bir araya getiriyor. Üniversitede mühendislik okurken kalbini tiyatroya kaptıranlar, Uğur Babürhan ile birlikte uzun ve yorucu bir yol almışlar. Sahne tozunu yutmanın ötesinde doyurucu tiyatro oyunları sergileyen Işık Üniversitesi tiyatro ekibinin yönetmeni Uğur Babürhan, bugüne kadarki çalışmalarını ve hedeflerini bizimle paylaştı.
Bize tiyatro yaşamınızdan söz eder misiniz?
İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuarı Opera Bölümü’nden sonra Bilgi Üniversitesi Görsel Sanatlar Yöneticiliği’nden mezun oldum. Ticari anlamda bir yöneticilik, ki bu Türkiye’de ilk defa açılan bir bölümdü. Yurtdışında son derece yaygın bir bölüm. Üstelik Broadway ve Londra’da gösteri sanatları çok büyük bir ticari başarı sağlıyor ve sanayileşmiş konumda. Türkiye’de henüz bu başarıya ulaşamadı dolayısıyla eğitimleri yeni verilmeye başladı. Mezun olduktan bir süre sonra aynı okulda öğretmen olarak göreve başladım. Müzikal konusunda bu işi hakkıyla yapan tiyatrocu Haldun Dormen ile adını taşıyan tiyatrosunda 9 sene oynadım ve rejisörlük yaptım. Öncesinde, Şehir Tiyatroları’nda ve belediye tiyatroları oyunlarında ve çocuk oyunlarında rol aldım. Geçtiğimiz yıl ise Amerika’da, Amerikan Tiyatro Yazarları Vakfı’nın en iyi oyun seçtiği oyunu yönetme şerefine nail oldum. Broadway’den bir teklif aldım; 2004 yılında Broadway’de bir müzikalde reji asistanlığı yapacağım. Charlie Chaplin’in “Altına Hücum” filminin müzikal olarak düzenlenmiş hali. İsmi “The Gold” diye geçiyor. Eylül ayında provaları başlayacak. Provalar bittikten sonra ekim, kasım, aralık aylarında Washington DC, Chicago ve Los Angeles’da turneleri var. Broadway’de bir oyun başlamadan önce ülke dolaşılıyor ve bir halk araştırması yapılıyor; seyirci nelerden hoşlanmıyor, nelere tepki veriyor şeklinde. Oyun, hatalardan arınarak Broadway’de dörtdörtlük bir şekilde seyirciyle buluşuyor.
Ülkemizde sanata bakış açısını nasıl değerlendiriyorsunuz?
Broadway’de oyun bütçeleri 25 milyon dolar civarında. Dünyada, Türkiye sanattan vergi alan tek ülke. Amerika’da ise her şirketin vergisinin % 3’ü sanata aktarılmak zorunda. O yüzden Londra’da Broadway’da bütçeleri 25- 100 milyon dolarlık oyunlar seyrediliyor. Bu oyunlarda sahneye helikopterler iniyor, Titanik’ler batırılıyor vs… Bunları biz de hayal edebiliyoruz. Oysa Türk insanına imkan verilse, oyun gücü veya yetenek olarak onlardan bir eksiğimiz yok. Sadece imkan doğrultusunda bir takım eksiklerimiz var.
Işık Üniversitesi’yle ne zamandır çalışıyorsunuz ve birlikte ne gibi işlere imza attınız?
Işık Üniversitesi ile yaklaşık üç senedir çalışıyorum. İlk sene İstanbul Devlet Konservatuarı öğrencilerimle burada Broadway müzikallerinden müzikal kolaj yaptık.. Herkesin en çok bildiği parçalardan bir kolajdı bu. Işık Üniversitesi ile İstanbul Devlet Konservatuarı’nın çok güzel bir gönül birliği var. Halkla İlişkiler Müdüresi Asuman Şeker, bu konuda ilk adımı attı. Rektörümüz Sıddık Yarman’ın da, çalışmalarımıza büyük destekleri oldu. 50 kişilik bir ekiple, bunların hepsi üniversite öğrencisiydi, Lüküs Hayat operetini sergiledik. Tam 3 saat 50 dakika sahnede kaldılar, şarkılar söylediler, dans ettiler. Şehir Tiyatrolarında 19 senedir birebir oynanan Lüküs Hayat’ın hiç bir satırı atlanmadan eksiksiz bir şekilde oynandı. Bir çok eleştirmen çok beğendi. Okul oyununun dışında bir oyun olmuş denildi. Mydanosse’da bir gösterimiz oldu. Ardından Konservatuardaki öğrencilerimle Işık Üniversitesinin ortak öğrencilerinden oluşan Müzikal La Turka diye bir proje gerçekleştirdik. Oyun, Türk müzikallerinin en güzel ve halkın en sevdiği sahnelerinin 1900’den başlayıp bugüne kadar yapılan tüm Türk müzikallerinin en iyi sahnelerinden oluşuyordu. Bu proje, Mydanosse Show Land’ de Sultans Of The Dans gibi bir proje haline gelme yolunda ilerliyor. Sponsor anlaşmaları filan görüşülüyor. İlk oynandığı evi, Işık Üniversitesi oldu.
Sizi zorlayan bir oyun oldu mu?
Şu an sahnelediğimiz Yaşar Ne Yaşar Ne Yaşamaz adlı oyun diyebilirim. Türkiye’nin yapılması oynanması en zor müzikallerinden bir tanesi. 23 ayrı mekan, 93 ayrı karakteri var. Müthiş bir aksiyon, macera filminin tiyatro versiyonu. Lüküs Hayat’ta yakaladığımız başarının testi bu oyunla sonuçlanacak. Geçen sene ki kadro kısmen değişti, 30 kişilik yeni tiyatro tutkunlarını aramıza aldık. En az haftada iki saat çalışıyoruz ve bu zorlu bir maraton. Bütün projelerin müzik direktörlüğünü İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuarı Müzikal bölümünden Serpil Günseli ile hayat buldu. Kendisi aynı zamanda bir piyanisttir. Işık Üniversite öğrencileri ile Şahları da vururlar adlı Ferhan Şensoy’un bir oyununu sergiledik.
Ayrıca, Haziranda Yaşar Ne Yaşar Ne Yaşamaz adlı oyunumuzu yeni açılacak olan 1200 kişilik açık hava tiyatrosundan tiyatroseverlerle buluşacak. Işık Üniversite ile özel bir gala gecesi düzenleyeceğiz.
Müzikallere duyulan ilgiyi yeterli buluyor musunuz?
Türkiye’de çok müzikal yapıldı özellikle, 70’lerin sonu ve 80’li yıllarda. 95li yıllara gelinceye kadar Türkiye müzikaller ülkesiydi. Halk kapılarda kuyruklar oluşturuyordu. Orada her zaman, yeni bir müzikal seyrediliyordu. Yedi Kocalı Hürmüz, Resimli Osmanlı Tarihi, Keşanlı Ali Destanı, Gözlerimi Kaparım Vazifemi Yaparım… Zeki Alasya Metin Akpınar’ ın zamanı ise, bir altın çağ yaşattılar. Hem üretiyor hem sunuyorlardı. Şan Tiyatrosunda arka sırada 80 kişilik yer satılmamışsa oyun ortadan kaldırılıyormuş. Şu anada tiyatro, seyirci bulamıyor. Devekuşu Kabare, her zaman yepyeni şeylerle ortaya çıktı. Tüketmediler. Şu anda televizyonlar da onlardan besleniyor: Gani Müjde, Kandemir Konduk gibi isimler Devekuşu Kabare Tiyatrosu’ndan gelme. Yazık ki yeni yazarlar göremiyoruz. En son, Üçüncü Türden Yakın İlişkileri seyrettim ve oyunu çok başarılı buldum. Bir başka isim Yılmaz Erdoğan ama üçüncü bir isim söyleyemiyoruz.
Tiyatroda ‘popülizm’ sizin için ne ifade ediyor?
Seyirci yapılan işten hoşlanmıyorsa, hoş vakit geçirmiyorsa yapılanı sorgulamak lazım. Bu popülist düşünce ise, ben son derece popülist bakıyorum. Halkın anlayabileceği sanat yapmayı tercih ediyorum. Türk halkına elma şekeri gibi bir şey yapmanız lazım. Dışı kırmızı içi de faydalı bir meyve olması gerek. Şekeri yerken iki üç vitamin verebiliyorsak ne mutlu bize. Bu halk içi mesaj dolu bir şeyi almaz, Akdeniz halklarında, İtalyanlarda İspanyollarda da bu yok.
Sizin için ‘kaliteli iş’ nedir?
Örneğin, Sultans Of The Dans bunu başardı. İyi bir iş çıkardı ve iyi bir iş yaparsanız Türk halkı her türlü fedakarlığı yaparak gelir. Ben senede 5 okul ve 350 gençle çalışıyorum. Onlar artık biz ne zaman Türkiye’de sahnede teknolojiyi göreceğiz diye soruyor.
Biz Müzikal La Türko projemizin amacı da bu soruya bir anlamda yanıt halinde. 1900 yılından bu yana yazılmış tüm Türk eserleri 2003- 2004 yılında Broadway’de teknolojiyle sergilenseydi ne halde olurdu’yu şimdiye kadar çalıştığımız genç arkadaşlarımızla gerçekleştireceğiz. Hologram kullanarak Adile Naşit ile de gençler sahnede yer alabilecekler.

SAYFA 8

Piyasa cıvıl cıvıl

Havaların ısınmasıyla birlikte İstanbul’daki gece hayatı da biranda canlandı. Bu aydan itibaren Etiler, Levent, Bebek başta olmak üzere İstanbulun diğer bölgelerdeki eğlence hayatını ve kim nerede ne yapmış herşeyi sizlere aktarmaya çalışacağım.
Fedon’un oğlu
bahçe açtı
Grek müziğinin başarılı temsilcisi Fedo’nun oğlu Teo’nun sahibi olduğu, “Theo Camponella” adlı yazlık bahçe İş, Sanat ve Sosyetenin ünlü simalarının katılımıyla hizmete açıldı. Sosyetenin tanınmış çifti Hasan-Gülsen Güleşçi’nin ortanca kızları Piril Arıkonmaz, uzun bir süredir sahibi olduğu PG Art Gallery’de ünlü ressamların eserlerini sergiliyor.
Sürpriz nişan evlilikle noktalandı
Ergin-Esin Demirören çiftinin oğlu Erdoğan ile Süleyman Düvenci-Ayşe Gönül çiftinin kızları Zeynep’in, Esma Sultan Yalısı’nda nişan törenleri vardı. Davetlileri nişan kıyafetleriyle karşılayan gençler, bir ara ortadan kayboldular. Bir süre sonra kız tarafından bir davetli, sahneye gelerek eline mikrofonu aldı ve herkesi şok eden “ Kızımız Zeynep nişandan vazgeçti” anonsunu yaptı. Bir anda salondaki davetliler arasında buz gibi bir havanın esmesine sebep oldu. Davetliler bu şok anonsun etkisinden kurtulmaya çalışırken Erdoğan Demirören damatlığı, Zeynep Düvenci de gelinliği ile alkışlar arasında salona girerek nikah defterini imzaladılar. Bu soğuk şakanın ardından derin bir oohh çeken davetliler, gecenin tadını geç saatlere kadar eğlenerek çıkardılar.
Hitit’te muhteşem gala
Geçtiğimiz ay içinde İstanbul sosyetesi başta olmak üzere sanat ve iş dünyası Lütfi Kırdar Kongre Merkezindeki “Hititler” filminin galasına katıldılar. Vizyona girdiği günden bu yana Türk sinema severlerin büyük beğenisini toplayan “Hititler” filmi için düzenlenen gala, adeta ünlülerin akınına uğradı. Türk Yönetmen Tolga Örnek’in büyük bir özveri ile üç ayda çekimlerini gerçekleştirdiği bu muhteşem film, ayrıca Kültür Bakanlığı tarafından da ödüle layık görüldü.
Halük Bilginer, Sanem Çelik, Burak Sergen, Cüneyt Türel, Yeşim Alıç ve Fikret Kuşkan’ın başlıca rollerini paylaştığı “Hititler” filmi, Lütfi Kırdar Kongre merkezini dolduran binlerce davetliden tam not aldı. Eski başbakanlardan Erdal İnönü, Türk Sinemasının hanımefendi yıldızı Filiz Akın, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ali Müfit Gürtuna, başta olmak üzere çok sayıda ünlü simanın katıldığı gecede, genç yönetmen Tolga Örnek, salonu dolduran binlerce davetli tarafından tebrik yağmuruna tutuldu.

Baharı sanatçılarla karşıladılar

Beşiktaş Engelliler Spor Kulübü ve İstinye Rotaract Kulübü Derneği işbirliği ile gerçekleştirilen 2. Bahar Şenliği geçen ay Dilek Sabancı Engelliler Parkı’nda gerçekleştirildi. Beşiktaş Belediyesi’nin katkıları ile düzenlenen, ‘Engelleri Kaldırıyoruz’ adlı şenliğe, çok sayıda sanatçı ile dans toplulukları katıldı.
Beşiktaş Engelliler Spor Kulübü Başkanı Erdem Göksel’in açılış konuşmasının ardından, Beşiktaş Belediye Başkanı Yusuf Namoğlu engelliler için hizmetlerinin bitmeyeceğini yeni bir yüzme havuzu yapacaklarını müjdeledi. Devam eden etkinlikte, organizasyona destek veren sanatçı ve kuruluşlara İstinye Rotaract Derneği tarafından teşekkür plaketleri sunuldu. Engelli vatandaşlar Beşiktaş Belediye Başkanı Yusuf Namoğlu’na teşekkürlerini sunmak için çiçek verdi. Geleneksel hale gelen Bahar Şenliği’nde konser ve dans gösterilerinin yanı sıra Beşiktaş Engelliler Spor Takımı ile Neşe Erberk Ajans mankenleri basketbol şovu yaptılar. Gökhan Tepe, Melih, Şahan gibi şarkıcıların konserlerinin ardından; Bakırköy Belediye Bandosu, tango gösterisi yapan Arjantinli çift ve BJK Özel Lisesi Modern Dans Topluluğu’nun sunumuyla şenlik sona erdi.

SAYFA 9

Rengarenk giyineceksiniz

Fırfır, ipek, şifon, zincir, büzgü, dar paça, batik, halhal, mini etek, metal, sarı, yeşil, dekolte, elbise, mayo, transparan.. Bu yaz biraz ‘asi’ geçecek. Pantolonlarımızdan zincirler sarkıtıp, zırh gibi kemerlere dolanacağız. Arada bir ‘romantik’ takılacağız. Şifon eteklerimiz uçuşacak, ipek şallarımız ılık meltemlerle havalanacak. Seksapel de taşıyacağız tabii. Mini eteklerimizi en özel akşamlar için saklayacak, dekoltenin V yakalısını tercih edeceğiz. Klasiklerden asla vazgeçmeyeceğiz. Ne giyeceğimizi bilemediğimiz anlarda rengarenk tek parça elbiseler yine hayatımızı kurtaracak.
BAYAN
BENETTON: Yine cıvıl cıvıl. Gökkuşağının tüm renklerini raflarına taşıyan markada bu sezon da rahatlık ana tema. Straples baskılı bluzlar,mini şort ve etekler,geniş çantalar,büyük cepli pantolonlar,parmak arası terliklerle şehir hayatının keyfine varın. Benetton body 29 milyon lira, Benetton şort 60 Milyon lira.
KOTON: Yaz koleksiyonu Marin, Sportmex, Punk ve Black&White temaları üzerine kurulu. Çizgili efektlerin,çiçekli saten kumaşların fermuarlı modellerin ağırlık olduğu koleksiyonda siyah ve beyazdan yine vazgeçilmemiş. Koton elbise 60 milyon lira, Nine West ayakkabı 185 milyon lira.
LACOSTE: 2003 yaz koleksiyonu marjinal ve vücudun tüm hatlarını ortaya çıkaran kıyafetlerle dolu. Şifon etekler,boyundan bağlı bluzlar,dar kesim pantolon ve gömlekler Lacoste’un cesur tasarımlarla birleşen spor tarzını yansıtıyor. Bunun yanı sıra marka;her sezon koleksiyonunda yer verdiği tişört,triko ve sweat shirt’leri timsah tutkunlarına sunuyor. Bluz 165 milyon lira, Lacoste tenis etek 152 milyon lira, ayakkabı 78 milyon lira.
İPEKYOL: Yaz koleksiyonunda etnik temelar ağır basıyor. İşlemeli bluzları kalın kemerlerle tamamlayan marka,detaya önem vermiş. Marka yerel kumaşlarda tasarladığı çantalarla,yazın sizlere etnik giyimin ayrıcalığını yaşatacak İpekyol’da military çizgisi de koleksiyona damgasını vurmuş. Network bluz 165 milyon lira, pantolon 175 milyon lira, Hotiç ayakkabı 135 milyon lira.
BAY
KİĞILI: Koleksiyonunda erkek takımlarının içine pembe,kırmızı gibi göz alıcı renkteki gömlekleri kombinledi. Vitrinlerde lacivert ceket,kırmızı gömlek ve bej pantolondan oluşturulmuş takım elbiseler görürseniz şaşırmayın. Ceket 195 milyon lira, arma 25 milyon lira, gömlek 44 milyon 500 bin lira.
LACOSTE: Uçuk maviden uçuk yeşile, kırmızıdan toprak renklerine kadar geniş bir renk yelpazesiyle hazırladığı koleksiyonunda, kendine özgü tişört ve sweat-shirt’lerle yine farklılığı yakalıyor. Lacoste mont 425 milyon lira, Lacoste gömlek 178 milyon , Lacoste pantolon 158 milyon Lira.
EFOR: Koleksiyonundaki belirleyici etken keten. Bej ve tonlarının ön planda olduğu koleksiyonda, klasik renkler de ağırlığını koruyor. Koleksiyonda düz renk kravat ve kemerler de tamamlayıcı olarak yer alıyor. Bu sezon da Efor şık erkeğin adresi olacak. Efor kemer 47 milyon 500 bin lira.
ÇOCUK
Çocuk markalarından sizler için seçtiğimiz kıyafetleri görünce çocukluk günlerinize ah edeceksiniz. Düşünün bir kere sizin hiç zımbalı pantolonunuz, Tiger tişörtünüz, Hawai gömleğiniz oldu mu! Şimdiki çocuklarda ne ararsanız var. Trendleri onlar için belirleyen markalar, bu yaza yine cıvıl cıvıl giriyor. Küçük hanımlar içi uçuşan tüm elbiseler, baskılı jean’ler, büzgülü body’ler ve dar kesim pantolonlar tasarlanırken, küçük adamlar içinse keten takımlar, çizgi kahraman baskılı tişörtler satışa sunuluyor.
Benetton bluz 46 milyon lira, pantolon 53 milyon lira, Havai gömlek 40 milyon lira, Benetton pantolon 56 milyon lira, Benetton kazak 53 milyon lira, Benetton pantolon 48 milyon lira, Benetton ayakkabı 80 milyon lira, Mavi Jeans tişört 20 milyon lira, Mavi Jens etek 50 milyon lira.

Açık parfüm alırken dikkat

Yaz aylarında, güzel kokmak isteyenlerin yeni adresi, açık parfüm satan dükkanlar. Ünlü markaların yüzde 99 benzerlerini, çok ucuz fiyata bulabileceğiniz bu yerlerden alışveriş yaparken nelere dikkat etmeniz gerektiğini biliyor musunuz?
Bu konuda Beşiktaş’ta Le Parfume dükkanının sahibi Kadir Molla’ya, dikkat edilmesi gereken unsurları sorduk. Molla’ya göre, sentetik ürünlerin kıyafetlere ve tene zararı var. Bunu anlamanın yolu, sentetik ürünler kullanıldığı zaman tende yağlı tabaka gibi bir tabaka bırakması. Doğal özlü esansların böyle bir etki bırakmayacağının altını çiziyor. Parfümün kalıcılığı konusunda, kokunun denendikten sonra alınmasını uygun görüyor. Ayrıca parfüm ile ten uyumunun önemliliğine dikkat çeken Kadir Molla, parfümün denenmesinden bir gün sonra alınmasını öneriyor.
Molla, Sağlık Bakanlığı onayının olması gerektiğini vurguluyor. Cilde zarar verici maddeler olabilme ihtimali nedeniyle onay belgesinin aranması gerektiğini belirtiyor. İthal ise, ithalat belgesi sorulabilir. Şişenin arkasında üretim yerinin yazılması gerektiğini söyleyen Molla, böylelikle ürün hakkında bir çok bilgi edinebileceğini ifade ediyor.
Yüzü aşkın parfüm barındıran Le Parfume, esansları Fransa’dan getiriyor. Çoğu, Avrupa’da kullanılan esanslar. Molla, kalıcılık yönünden bir çok parfümü arkada bıraktıklarını söylüyor ve sözlerine şöyle devam ediyor: “Avrupa’da kullanılan esanslar ve bildik markaların yüzde 99 benzeri kokularla, kalıcılık yönünden bazı parfümleri geçmiş durumdayız. Örneğin, bizde yer alan parfümler, orijinal Armani parfümlerinden daha kalıcı.”
Maden Mühendisi 29 yaşındaki Kadir Molla, esans ile parfüm arasında fark olduğunu belirterek şunları aktarıyor:
“Esans bitki ve çiçek özlerinden yapılan koku karışımıdır. Bunların kalıcılığı, mayalanması ve sonrasında alkolle karıştırılıp saf su elde edilip parfüm haline getiriliyor. Esans hali, kokuyu veren maddedir. Bunun parfüm haline getirilmesi gerekli işlemlerden geçtikten sonraki haline denk gelir. Sadece esansı sürerseniz yarım saat ile bir saat arasında bu esans uçar ama bunun gerekli alkol karışımlarını yaparsanız bu koku bir günden fazla kalabilir.”
Orijinali 50 Euro’dan başlayan aynı parfümlerin Le Parfume’de 6 buçuk milyondan başlıyor. Tüm çeşitler için bu fiyat değişmiyor.

Araziye uyduk

Dünyada lüks off-road araçlar büyük ilgi görüyor. 2004 yılına kadar 400 bin adede ulaşması beklenen bu segmentin 2002 yılında Türkiye’deki büyüklüğü ise 1200 adet oldu. SUV olarak adlandırılan bu araçların en önemli özelliği lüks bir otomobilin özelliklerini, off-road aracının arazi kabiliyetiyle birleştirebilmesi… Daha çok şehir kullanımına uygun olan ve bir yaşam tarzını simgeleyen SUV’lar her türlü yol koşuluna adapte olabilme özelliğine sahipler.
Düne kadar bu segmentte ürünü olmayan otomotiv firmaları, yeni modelleriyle “moda” olan bu segmente adım atıyorlar. Buna son örnek Volkswagen… Phaeton’la lüks segmente adım atan VW, Touareg modeliyle de SUV sınıfına girdi. VW’nin 4 Motion adlı sürekli dört tekerlekten çekiş sistemine sahip olan Touareg, 45 derece tırmanma kabiliyetine ve maksimum 580 mm sığ sulardan geçebilme özelliğine sahip. Ayrıca dizel motorlu araçlarında standart olarak yol şartlarına göre havalı süspansiyon ve sürekli amortisör sertlik ayarı bulunuyor. Touareg, tüm bu özelliklerinin yanı sıra detaylı güvenlik önlemleri ile de şehir lüksünü arazi ortamında yaşatıyor.
Prado’ya yoğun ilgi
Toyota’nın güçlü arazi gurubundaki yeni temsilcisi Land Cruiser Prado Türkiye yollarında… Güney Fransa’daki Avrupa tasarım merkezinde tepeden tırnağa yenilenen ve 4.0 litre hacminde yeni bir V6, 249 beygir gücünde bir motora kavuşan yeni Land Cruiser Prado Türkiye’ye geldi.
Volvo XC90
Türk pazarında
Volvo’nun ilk arazi aracı olan XC90, ilk etapta 2.9 litrelik 272 beygir gücündeki motorla ithal edilmeye başlandı. XC90’ın 2.5 litrelik versiyonu ise bu yılın sonunda Türkiye’ye gelecek. Fabrika Kuzey Amerika pazarından gelen yoğun talep nedeniyle Türkiye’den gelen istekleri karşılamakta zorlanıyor. Volvo’nun arazi aracı Mercedes ML serisi, BMW X5 ve Jeep Cherokee ile rekabet ediyor.

Sanal gözlükle anında görüntü

Teknolojik gelişmeler tüm hızıyla sürüyor. Yeni geliştirilen sanal gözlük bisikletçilere, koşuculara ve yüzücülere performanslarıyla ile ilgili bilgileri anında aktarıyor. Ürün aynı zamanda sporcuların hızlarını da ölçebiliyor. Gözlük camına yansıyan ekran sayesinde istenilen tüm veriler sporcu tarafından görülebiliyor. Sporcu da buna göre performansını ayarlıyor. Sanal gözlük vasıtasıyla aktarılan bilgiler şunlar: Hız, sıcaklık, yükseklik, uzaklık, yakılan kaloru miktarı, kalp atış hızı.

SAYFA 10

Mizah-Fıkra

Bu soruyu geç
Öğrencinin biri sınavda soruları yanıtlamak için zar atıyormuş. 1 gelirse A, iki gelirse B… 5 gelirse E vs. 6 geldiği zaman tekrar zar atıyormuş. Bir atmış altı gelmiş, bir daha atmış yine altı gelmiş, birkaç defa daha atmış, yine altı gelince:
Bu soru çok zor, bu soruyu geçeyim, demiş.

Harfin adı
Birinci sınıf öğretmeni öğrencilerden birine sordu:
– Bu harfin adı ne?
Üzülerek karşılık verdi çocuk:
Harfi tanıyorum da adını çıkartamadım öğretmenim şimdi…

Tarihte bu ay

16 HAZİRAN 1963-UZAYDA İLK KADIN
Valantino Tereşkova adındaki 26 yaşındaki genç kız, Sovyetler Birliği’nin Baykonur üssünden fırlatılan Vostok 6 füzesiyle uzayda ilk kadın olma onuruna sahip oldu. İlk uzay kadını Tereşkova, dünyanın etrafında 49 defa döndü; 71 saat uzayda kaldı.

23 HAZİRAN 1789-BÜYÜK DEVRİM
1789’da Fransa halkı arasında genel bir hoşnutsuzluk vardı. Köylü ağır vergilerden bıkmıştı. İşçiler çok çalışmalarına karşılık az kazandıklarından şikayet ediyor, şehirliler soyluları çekemiyordu. Henry XVI, bazı reformlar yapmak üzere Etats Generaux Meclisi’ni topladı. Bu meclis, soyluların, ruhban sınıfının ve alelade halk tabakasının seçtiği üyelerden meydana geliyordu. Halk temsilcileri oylarını, şimdiye kadar yapıldığı gibi emirle verilmemesini, herkesin istediği şekilde oy kullanmasını teklif etti. Bunu reddeden kral, her üç gruba da salondan çıkmalarını ve ayrı salonlarda toplanmalarını emretti. Soylular ve din adamları bu emre uydu. Ama halkın temsilcileri kralın emrini yerine getirmedi. Saray teşrifatçısının “Kralın emrini duymadınız mı?” diye bağırması üzerine, soylu olduğu halde fakir halkın temsilcilerinden olan Marquis de Mirabeau “Çıkın dışarıya! Biz buraya halkın iradesiyle geldik ve buradan ancak süngü zoruyla çıkarız. Sizi gönderenlere böyle söyleyin!” diyerek teşrifatçının üzerine yürüdü. Büyük devrim başlamıştı.

SPOR

SAYFA 16

En büyük taraftar

Gazete BEŞİKTAŞ tarafından her ay internet üzerinden düzenlenen anket yine büyük ilgi gördü. www.gazetebesiktas.com veya www.besiktasgazetesi.com sitesine giren 3200 kişiden 2190 kişi ankete katılarak oy verdi. İnternet sitesindeki ziyaretçi sayımız ise 112.500 oldu.
Anketin bu ayki sorusu “başarıda en büyük pay kimin” şeklindeydi. Sporseverlerin verdiği oylar neredeyse birbirine eşitti. Taraftarın oyları kıl payı önde çıktı. Sonuçlar şöyle; taraftar 657 oy (%30), teknik kadro 525 oy (%24), futbolcu 504 oy (%23), yönetici 504 oy (%23).

Hasret bitti

Yıllar sonra gelen şampiyonluk, Karakartalları coşturdu. Başkan Serdar Bilgili ve yönetim taraftarlarla birlikte şampiyonluk turu atarak tribünleri ayağa kaldırdı. Galatasaray maçı siyah-beyazlılar için mutluluğun doruk noktası oldu. Bu yıl, tüm derbileri kazanan Beşiktaş, Lucescu ile Avrupa’da da iyi işler yapacağının sinyallerini verdi.

SAYFA 14

Şampiyonluk hepimizin eseri

B eşiktaş kaptanı Tayfur Havutçu “şampiyonluk ekibin başarısıdır” dedi. Siyah beyazlı takımın tecrübeli kaptanı Tayfur Havutçu, Gazete Beşiktaş’a önemli açıklamalarda bulundu. Kaptan, Şampiyonluğun bütün camianın emeği ile geldiğini belirterek, “Bu bir ekibin eseri. Bu sene taraftar, yönetim, futbolcular kenetlenerek şampiyonluğa inandık. Herkesin eseridir. İşi bitiren sahadaki oyuncular. Oyuncuların emeği biraz daha fazla olacaktır ama herkesin bu şampiyonlukta bir payı var” dedi.
Lazio ve Gençlerbirliği maçına üzüldük
Bu sezon onları üzen en büyük tatsızlığın Lazio’ya karşı oynadıkları UEFA maçı ve Türkiye Kupası’nda elendikleri Gençlerbirliği maçları olduğunu belirten başarılı oyuncu, “Eleyebileceğimiz bir takıma Çeyrek Finale gelmişken, bir ilki başarmışken, Lazio’ya yenildik. Daha ileriye de gidebilirdik, buna canı gönülden inanıyoruz. Ama maalesef elendik. Kupada elendiğimiz Gençler maçı vardı. Onda da şanssızca, Pascal’ın çıkışından sonra 9 kişi ile mücadele ettik. Üzüldüğümüz maçlar vardı. Ama sevindiğimiz maçların sayısı daha fazlaydı. En büyük sevincimiz ise, şampiyonluk turunu atarken oldu “ dedi. Sezon boyunca takım arkadaşları ile tüm kritik maçların sonrasında genel bir değerlendirme yaptıklarını ve özeleştiriye kendi aralarında her zaman yer verdiklerini söyleyen Havutçu, “Ne yanlış yapılıyor ya da gidişat nasıl, neyi düzeltebiliriz artılarımız ve eksilerimiz nelerdir diye hep konuştuk. Ama şampiyonluktan sonra ne yapacağımızı hiç konuşmadık. İnşallah onu da yakın bir zamanda konuşacağız” dedi.
Beşiktaş’ta kalacağım
Sezon bitiminde transfer görüşmeleri hız kazanırken, Tayfur Beşiktaş’ta kalacağını ve hedefinin futbolu burada bırakmak olduğunu söyleyerek, dana önceki senelerde transfer teklifleri aldığını ama bunları uygun bulmadığını ifade etti.
Asılsız sözlerden etkilenmedik
Beşiktaş, Galatasaray’ı yenerek, şampiyon olduktan sonra ses seda kesildi. Tayfun bu konuda pek fikir yürütmemekle birlikte son haftalarda ortaya atılan şike konularının kendilerini etkilemediğini belirtti. Tayfur, bu konudaki görüşlerini “Bu tartışmalar Türkiye’de her sene yaşanıyor. Ligin bitmesine az haftalar kala hakemler biraz basında yöneticiler tarafından baskı altına alınıyor. Neticede kamuoyu oluşturuluyor. Onlarda çok gergin ortamlarda maç yönetmek zorunda kalıyor. Neticede onlarda insan onlar da hata yapabilir ama bir ligi, uzun bir maratonu düşündüğünüzde sizin aleyhinize ya da lehinize verilmiş kararların toplamı denktir. Yapılmış hatalar oluyor ama maçlarda da size karşı rakip takıma verilmeyen kartlar veya penaltılar olabiliyor. Bunu bir iki maç için düşünmemek gerek. Uzun bir maraton olarak düşünürseniz eşitlik sağlanıyor” şeklinde ifade etti.
Sinan Engin herşeyimizle ilgileniyor
Beşiktaş Menajeri Sinan Engin’in içinde konuşan Tayfur, “Sinan Abi, menajerlikten önce hepimizin abisi. Bir problemimiz olduğu zaman gerek özel gerekse kulüple ilgili her şeyimizi söyleyebileceğimiz biridir. Her şeyimize yardımcı olmaya çalışıyor. Ayrıca, menajerliği iyi yürütüyor, biz ondan çok memnunuz. Başta da söylediğim gibi yöneticilerimiz, teknik diirektörümüz, futbolcu arkadaşlarımız ve taraftarımız tek yumruk olduk. Ve de şampiyonluğu yakaladık. Şampiyonluk ligin başından beri hakkımızdı. Hakkımızı aldık” dedi.

Derbilerin kralı

İki yıl içinde önce Galatasaray’ı ardından Beşiktaş’ı şampiyon yapan Lucescu bu yıl tüm derbileri kazanarak inanılması güç bir işi de başarmış oldu.

SAYFA 13

Amerikan futbolu

Üniversiteler arası yaygın bir spor dalı olan Amerikan Futboluna gençlerin ilgisi her geçen gün artıyor. Bu sene lig şampiyonu olan Boğaziçi Üniversitesi Amerikan Futbol Takımı, bu sporun inceliklerini ve başarılarının sırlarını bizlerle paylaştılar.
Ligden ve şampiyonluğunuzdan bahseder misiniz?
Lig, üniversiteler arası olan bir kurul olan Amerikan Futbolu Kurulu tarafından idare ediliyor. Deplasmanların çok masraflı olması nedeniyle bu sene lig Doğu ve Batı grupları olmak üzere ikiye ayrıldı. Doğu tarafında 7 takım var; Hacettepe, Ankara, Başkent, Gazi, Odtü, Bilkent ve Çankaya. Batı grubunda da Ege Üniversitesi, Boğaziçi Üniversitesi, İtü ve Yeditepe. Bu sene, Batı Grubundan biz, hiç yenilmeden birinci çıktık. Doğu Grubundan da Hacettepe birinci çıktı. Final maçında, Hacettepe ile karşılaşacaktık, fakat onlar gelmeyince biz şampiyon olduk. Geçen sene de aynı durumu yaşamıştık. Onların gelmesi gerekirken biz gitmiştik. Bu sene bunu yapmadık. Hacettepe’ye Kurul tarafından ceza verilecek. Çünkü çok tepki aldılar. Ama lig geçen seneye göre çok daha yolunda işledi. Her maç zamanında yapıldı.
Bu sporla ilgilenmek için, belli fiziksel özelliklere sahip olmak gerekiyor mu?
Tabii ki, ama yeni bir sporcuysanız. Genelde sporla uğraşan insanlar geliyor. Daha önce spor yapmamış insanlara bu sporu öğretiyoruz.
Bütçenizi nasıl sağlıyorsunuz?
Okulun bu konuda çok yardımını görüyoruz. Ekipmanlarımızı onlar bize sağladılar. 60’a yakın ekipmanımız var.
Amerikan futbolu genel olarak şiddet içeren bir spor dalı olarak bilinir, bu doğru mu?
Özünde en çok taktik içeren spor dallarından biridir. Futbol ya da basketbol gibi değil. Oyunculara bırakılmaz. Her oyundan önce Playbook’ta bulunan 20-30 oyundan seçilerek, herkese ne yapacağı söylenir ve herkes oyun başladıktan sonra işini yapar. Bu bölüm, çok taktik içerir. Ama sporun özü gereğince bir çarpma var, bu genelde şiddet olarak görünür. İnsanı durdurup indirme gibi. Bu vahşet değil, sakatlıklara yol açmayacak şekilde çok büyük kurallarla korunur.
Ne gibi sakatlıklar yaşanabilir?
Herhangi bir spor dalında yaşanabilecek sakatlıkların hepsi yaşanabilir. Bilek burkulması, parmak çıkması. Onlar da biri tutup bileğinizi burkarak meydana gelmez. Düşerken ya da yanlış basarak sakatlanabilirsiniz. Düşerken kolunuzu uzatırsanız kolunuz da kırılabilir. Amerikan Futbolu spor kuralları içinde oyuncuları korur. Çelme, başlığınızın önünden tutup çekmek, dizden aşağı vurmak yoktur. Bunu yaparsanız karşıdaki boyun kırılması dahi yaşayabilir. Kıyafetlerimiz omuzları, boynu ve yüzü koruyor. Her tarafı korumalı olan pantolonlarımız var. En büyük zararı, birine çarptığınız zaman karşıdakinin biraz sersemlemesidir.
Öğrenmek ne kadar zaman alır?
Kişiye göre değişebiliyor ama öncesinde spor yapılmamışsa, bu süre biraz daha uzun olur. Ama spor mantelitesinde olan insanlar, yeni bir spor olduğu için çalışmayla orantılı 3-4 ayda, bütün oyunları oynayabilecek kapasiteye gelir. Çok iyi bir oyuncu olmaz ama en azından çok rahat oynayabilir. Ayrıca bu sporu öğrenmek isteyenler için, her sene yaz aylarında kurs düzenliyoruz. Bu kurs için yurt dışından 6 tane koç geliyor. 3 gün süreyle bütün gün çalışıyoruz. Öğrenmek isteyen kişilere Amerika’dan gelen koçların yaptığı bir hizmet. Bu çalışmadan önce bizler pas tutma, nasıl durulması gerektiği gibi temel kuralları öğretiyoruz.

GEÇEN AY GÖZE ÇARPANLAR

100. yıl bereketi
Beşiktaş Kulübü 100. yılını kutladığı 2003-2004 sezonunda futbolda başarıdan başarıya koşuyr. Siyah-beyazlılara bu sene ilk kupayı Süper Genç Takımı kazandırdı. Ardından PAF Takımı şampiyonluğunu ilan etti.

Beşiktaş Kupası Oğuzhan Too’nun
Beşiktaş ve Ataköy Marina Yat Kulübü tarafından organize edilen Beşiktaş 100. yıl kupası yelken yarışı İstanbul’da yapıldı. Yarışı İRC yarış sınıfından Oğuzhan Too isimli yat kazandı.

Ahmed ve Sinan Beşiktaş’ta
Yeni sezonun ilk transferleri Altaylı Sinan ve Gençlerbirliği’nden Ahmed Hassan oldu. Sinan’ın gol yollarında etkili olacağı belirtilirken, Ahmed Hassan’ın orta sahanın dışında golcü özelliğiyle de Beşiktaş’a faydalı olacağı açıklandı.

SAYFA 12

Rıza sonunda patladı

Denizlispor’dan ayrılan eski Beşiktaşlı Rıza Çalımbay, kulüpten neden ayrıldığını, bundan sonra teknik hayatına nasıl bir yön vereceğini Gazete BEŞİKTAŞ’a anlattı.
Bu sezon Uefa’daki başarıları ile dikkatleri üzerine çeken Denizlispor’un başarılı Teknik Direktörü Rıza Çalımbay görevinden ayrıldı. İki sezondur Denizli ile çalışan Çalımbay, “Önümüzdeki yıl onlarla çalışmayı düşünmüyordum. Kendi önümü açmak istiyordum. Erken ayrılmanın daha iyi olacağını düşündüm” şeklinde konuştu. Denizlispor’un bu sene hiçbir iddiası kalmadığını belirten Rıza Çalımbay, “En mantıklısının ve doğrusunun böyle olacağına inanıyorum. Çünkü orada imkansızlıklar olmasına rağmen, çok iyi başarılar yakaladım. Bana göre, bu sene Türkiye’nin en başarılı takımlarından birisi de Denizli. Çünkü bir ilki başardı. Avrupa Kupalarına gitmeseydik ligde 4. ya da 5.’ydik. Hedefimiz, bu sene Avrupa’ydı. Ligi ortalarda bitirsek de sorun olmazdı. Bunu da gerçekleştirdim. Şimdi tekrar aynı başarı bekleniyor. Ama ortada verecekleri bir şey yok. Şu anda bütün takımlar, oyuncuları transfer listesine aldı. Önümüzdeki senenin zor olacağına inandım. Oradaki taraftar da çok duyarsızdı. Maçlara dahi çok az geliyorlardı. Hedefe ulaşmanın zor olacağını düşündüm. Futbolcu, yönetim ve taraftarla da hiçbir sorunum olmadı” dedi.
“Hedefi olan bir kulüp istiyorum”
Denizlispor’u küme düşerken alarak ligde beşinci durumuna getirdiğini, ardından da UEFA’da çok iyi başarılar aldığını belirten Çalımbay, “Hedefi olan, iyi çalışma ortamı olan bir kulübe gitmek istiyorum. Çünkü Denizli’de çalışma ortamı bakımından zor günler geçirdik. Tesis açısından istediğimiz doğru dürüst hiçbir şey yoktu. Aynı sıkıntıları tekrar yaşamak istemiyorum. Her açıdan büyük bir kulüp bulursam oraya gideceğim” dedi. Beşiktaş’tan şu an için bir teklif gelmediğini, Lucescu’nun iyi bir hoca olduğunu ve o nedenle böyle bir teklif almayabileceğini düşünen tecrübeli teknik hoca, buna rağmen taraftarların onu gördükleri zaman “ne zaman geleceksin, seni görmek istiyoruz” dediklerini de sözlerine ekledi.
“Transfer görüşmeleri performansı düşürdü”
Ligin son haftalarında yapılan transfer görüşmeleri konusuna da değinen başarılı teknik direktör şunları söyledi, “Transfer görüşmelerinin basına yansıması kötü bir olay. Denizlispor’da bir düşüş yaşanmışsa, bunun en büyük nedeni transferdir. Gerçlerbirliği’nde ve Trabzon’da da bu olaylar yaşandı. Oyuncuları isteyenler var istemeyenler var. O söylentilerin lig giderken konuşulması ister istemez oyuncuların formunu düşürüyor. Maçlara konsantre olamıyorlar. Bizim en büyük sorunumuz oydu. Sinan Engin’in Servet’le görüştüğü ise yalandı. Sinan, Servet’le konuşmamıştı. Ne Servet, ne de Sinan böyle bir şey söyledi. Bu basının kendine göre çıkardığı bir haberdi”. Transfer görüşmeleri ile aynı anda gündeme gelen, hakemlerin taraf tutuğu konusundaki tartışmalar hakkında da şu yorumu yaptı: “Bunlar her zaman çıkarılan şeyler. Ligin sonu yaklaştığı zaman şike söylentisi çıkar, teşvik primi olur, ‘hakemler bir tarafı tutuyor bir tarafı tutmuyor, onların şampiyon olmasını istiyor’ denir. Bu her zaman her yerde söylenmiştir. Biz de çok yaşadık. Bir kere, son maçta oynarken Gençlerbirliği’ni 2-1 yendik, Galatasaray Ankaragücü’nü 8-0 yendi. O yüzden alışık olmak gerekiyor. Bunlar her zaman söyleniyor.”

Kıyasıya yarıştılar

Türkiye Spor Yazarları Derneği’nin (TSYD) 40. kuruluş yıldönümü kutlamaları çerçevesinde, düzenlenen yüzme yarışları büyük ilgi gördü. Derneğin İstanbul merkez tesislerinde gerçekleştirilen yarışmalarda 265 sporcu yer aldı. TSYD yüzme takımının da bulunduğu yarışlara, ayrıca Ege Üniversitesi, Kocaeli Yıldızlar, ENKA ve Fenerbahçe takımları da katıldı.
50-100-200-400 metre serbest, 50-100 metre kurbağa, 200 metre karışık, 50-100 metre sırt, 50-100 metre kelebek branşlarında düzenlenen yarışmaların genel sonucu şöyle: Birincilik ödülünü TSYD, ikincilik ödülünü Kocaeli Yıldızlar, üçüncülüğü Ege Üniversitesi, dördüncülüğü ENKA, beşincilik ödülünü de Fenerbahçe aldı. Yarışmalar ferdi başarıların yanı sıra Grand Prix yarışları çerçevesinde de değerlendirildi.

GEÇEN AY GÖZE ÇARPANLAR

Hep sahada konuştuk
Beşiktaş Başkanı Serdar Bilgili ve Teknik Direktör Lucescu, “rakiplerimizin verdiği hiçbir demece aldırmadan sözümüzü sahada söyledik. Başarımızdaki sır burada” dedi.

Görünmez kahraman
Süper ligdeki tüm takımlar borç içinde yüzerken Beşiktaş’ın mali yönden çok iyi durumda olması ikinci başkan Hüsnü Güreli’nin bu işi iyi bilmesine ve sistemli çalışmasına bağlanıyor.

Giunti’yi bırakmıyorlar
Beşiktaş sezon ortasında Milan’dan kiraladığı Giunti’yi bırakmıyor. Tekhik heyet ve futbolcular tarafından da çok sevilen Giunti’nin karakter olarak da mükemmel bir insan olduğu belirtiliyor.

BJK, yıldızlarını arıyor
Beşiktaş’ın 100. yıl kutlamaları kapsamında gerekleştirilen “BJK Geleceğin Yıldızlarını Yaratmaya Hazırlanıyor” projesi başlatıldı. Ataköy Marina’da gerçekleştirilen törenle start alan proje çerçevesinde, 8 araçlık bir konvoy 30 ili dolaşacak. Futbol, basketbol ve atletizm turnuvalarının yanı sıra konser ve şovların düzenleneceği projede, sporcu yetenek taraması da yapılacak.

SAYFA 11

100. yıla yeni Kartal

Beşiktaş Kulübü’nün 100. Yıl etkinlikleri arasında yer alan kartal heykeli açıldı. Çarşının merkezinde yer alan 100. Yıl BJK Anıtı Mimar Sinan Üniversitesi’nden Neslihan Pala tarafından metalden yapıldı. Bildiğimiz ve alışagelen kartal heykelinden farklı bir sunum ortaya koyan Pala, açılan yarışmada jüri tarafından birinci seçilmişti. Belediye tarafından yaptırılan heykelin dizaynına karar veren jüride ise Mimar Sinan ve Yıldız Teknik Üniversitesi öğretim üyeleri, Beşiktaş Jimnastik Kulübü ve Beşiktaş esnafından temsilciler yer almıştı.

Dertlere tercüman oluyor

Beşiktaş Jimnastik Kulübü’nde tercümanlık görevini sürdüren Fikret Kaldı 24 saatini futbolcularla beraber geçiriyor. Kulüple futbolcuların arasında bir köprü görevini gören Kaldı, adeta kulübün sahne arkasındaki kahramanı. Ronaldo, Cordoba, Zago, Giunti gibi futbolcuların kulüp bağlantılarından, özel isteklerine, çocuklarının rahatsızlıklarından eşlerinin tekne gezintilerine kadar birçok işle ilgileniyor. Onun için futbolcular arasından kaleci Cordoba her zaman öncelik taşıyor.
Beşiktaş’a nasıl geldiniz?
Buraya gelmeden önce yurt dışındaydım. Sayın Cenk Koray’ın beni tavsiyesi ve Spor Direktörümüz Erdil Arpacı’nın teklifi ile bu göreve geldim. Geldiğimde Ronaldo vardı. Sonra Baya geldi. Şimdi kadromuzda yabancı futbolcular arttı.
Takımdaki yabancı futbolculara hangi konularda yardımcı oluyorsunuz?
Sinan Engin’le 24 saat diyalog halindeyiz. Onun yardımıyla bütün futbolcuların isteğini kulüp menajeri Sinan Engin’e iletiyorum. Erdil Arpacı ve Yıldırım Demirören’le bütün isteklerini yerine getiriyoruz. Bunun içinde; haftalık programları, çocuklarının okul durumları, ufak bile olsa rahatsızlıkları, futbolcuların kendi özel talepleri yer alıyor. Her türlü kulüp bağlantıları, röportajları, eşlerinin istekleri organizasyonları bunun yanında kendilerini birbirleriyle kaynaştırmak, kulüp yöneticilerinin eşleriyle buluşturmak, çeşitli aktiviteler yapmak da benim görevim. İzin günlerinde onlara İstanbul’u tanıtıyoruz. Türk örf ve adetlerini anlatıyoruz. Türkiye’ye ilk geldiklerinde üç dört gün onlarla beraber yaşıyorum. Türkiye’nin nasıl bir ülke olduğunu, nasıl davranılması gerektiğini öğretiyorum ve hemen akabinde saha içinde konuşulan futbol terimlerini ezberletiyorum. Bunun dışında eşlerine İngilizce öğretiyorum. Her antrenmandan önce de birkaç kelime de olsa Türkçe öğretiyorum.
Haklarında yazılan kötü bir şey varsa, onları da aktarıyor musunuz?
Yazılan her haberi aktaramıyorsunuz, iyi olan haberi aktarıyorsunuz. Çünkü o burada bir yabancı ve her zaman benim bir ilkem var, çok uzun zaman yurt dışında kaldığım için kendimi onların yerine koyabiliyorum. Belki de bu onlarla olan ilişkimde baş etken.
Genelde ne tür sıkıntıları oluyor?
Mesela bir gün, gece bir buçukta Ronaldo’nun oğlu gece lavaboya giderken düşüp ayağını kesmiş. Hemen beni çağırdı. Zamanla öyle bir yakınlık doğuyor ki aranızda aileden biri gibi oluyorsunuz. Yine bir gün eve gittiğimizde, Ronaldo’nun, Zago’nun çocukları, dede ve amca diyerek yanıma koşup, kucağıma atladılar. Yıldırım Bey şaşırdı. “Babalarıyla girdik içeriye onlara değil sana koştular” dedi.
Türkçe’yi iyi konuşabiliyorlar mı?
Türkçeleri çok iyi mesela Ronaldo daha başarılı, fakat Ronaldo’nun bir huyu var, diğerlerine göre daha çekingen, rahatlıkla derdini anlatabiliyor Türkçe olarak.
Kendi aralarındaki arkadaşlıkta sizin nasıl bir etkiniz oluyor?
Başlarda maçlardan sonra herkes evine gidiyordu. Onların maçtan sonra da beraber olmasını istedim. Ronaldo’ya, ‘Zago yemeğe gidelim diyor’ dedim. Zago’ya da Ronaldo’nun bu teklifi yaptığını söyledim. Sonra da Cordoba’ya Zago’nun ve Ronaldo’nun yemeğe gidelim dediğini söyledim. Ondan beri de maçlardan sonra hep beraber yemeğe gidiyoruz. Orada maç kritiğini, yorumlarını, kimin nerede ne hata yaptığını, gelecek maçta daha dikkatli davranması gerektiğini konuşuyorlar.
İki futbolcu aynı anda sizi çağırırsa tercihinizi hangisinden yana kullanırsınız?
O durumlarda tercihim her zaman Cordoba’dan yana çünkü hepsi iyi ama Cordoba’nın apayrı bir yeri var. Ronaldo da geldiği gün nasılsa hala öyle. Çok terbiyeli ve saygılı bir insan. Malzemecisinden, garsonundan, çaycısından güvenlik elemanına hepsinin ortak görüşü bu. Halkın da öyle, kimseyi geri çeviremezler. Geçen gün yemeğe gittik, Cordoba’ya senin yerin şurası sen şuraya oturacaksın dedim hayır dedi sporcu arkadaşlarımı her gün görüyorum ama bu insanlar bizi sayıp seviyorsa onların yanında oturmalıyım dedi.
Hepsi Türkiye’de kalmak istiyor. Federico Giunti kiralık ama “Bu kadar güzel bir yerde, her imkanın sunulduğu bir kulüpte ve bu kadar büyük bir taraftarı olan bir camiada kalmak istiyorum” dedi. Cordoba için de aynısı geçerli. Gitmesi gibi bir durum söz konusu değil. Yönetim her türlü fedakarlığı Cordoba için yapacak.

Sadece paylaşmak için...Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+

Yorum yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*